zaman tüneli

oruç nefsi terbiye etmek için vardır. insanların sadece kendi yaptıklarına empati beklemeleri saçma, kendi rızaları ile bir şeyler yapan insanların da başkalarının hayatlarını onlar için düzenlemelerini kati suretle beklemeleri saçma. isteyen istediğini yapar, belki sınava girecektir, belki bir özrü vsrdır, belki doktor kontrolünde olan bir hastadır. belki de sadece canı çekmiştir. ben de oruç tutuyorum fakat çok da umurumda değil kimin ne yediği. en fazla canım çeker onu da iftara imkanım varsa alırım.

ek olarak şu an sosyal medya varken ve herkes yemek tarifi paylaşırken kıçı kırık bir simidi yiyen adama da onun bunun çocuğu demezsin be abi
devamını gör...

tek kelimeyle yobazlıktır.
devamını gör...

(bkz: kadere bak ne yazık ki kimler kimlerle beraber)

bir ben kimseyle beraber olamadım. dönek olmadığımdan olsa gerek.
devamını gör...

koyun sayın ise yarıyor
devamını gör...

deprem, asansör, karanlık az ötede oynayın. siz gelmeden ben gitmiş olayım.
devamını gör...

buna inanan kaldı mı acaba bu devirde? sanmıyorum.
devamını gör...

bu adam yüzünden abimle görüşmemeyi düşünüyorum. peşinden giden kişiler bence akp kırması ne yapacağını bilmeyen zavallılar…
devamını gör...

sabah simit yiyen vatandaş diyabetten muzdarip olup günde üç sefer kendine insülin vurması ve bunu tok karnına yapması gerekiyor olabilir.
hatta geçim derdiyle sabahın köründe işe yetişmeye çalışırken kahvaltısını bir simitle geçiştiriyor olabilir.
mesela bunu onun bunun çocukluğu olarak niteleyebilen bazı -en hafif tabirle- densizler çıkıp sağda solda atıp tutabilir.
bu durumda kendi vicdanlarını başkasına küfrederek temizleme yolunu seçmişken, tuttuklarını ima ettikleri oruç ile kibre düşmüş ve orucu akşama kadar aç kalmaktan ibaret bir eyleme de dönüştürebilirler.
çünkü onların tuttuğu oruç veya yerine getirdiklerini düşündükleri ibadetlerin toplamından nasıl yabancı hiç kimse nasiplenemiyorsa, başkasının işlediği iddiasında oldukları günahlar da onları cehennemlik etmiyor.
hasılı, ne zaman ki kimin eli kimin neresinde ilgilenmeyi bıraktığınızda yani başkasının inanç özgürlüğünü sınırlamayı kendi inanç özgürlüğünüz saymayı bıraktığınızda, eskilerin tabiriyle cacık olmayı bıraktığınızda hayat sizin için daha rahat hale gelecek ama acaba bunları anlayacak kapasite var mıdır?
insanları hor görmek ne zamandır dinde var?
edit: kime ne anlatıyorsak... sen başkasına küfretmeyi din saymaya devam et kardeş. benim şirinleri görme ihtimalim senin görmeyi umduklarını görme ihtimalinden fazla.*
devamını gör...

elalem ne der mantığı ile yapılanı insanı delirtir ama empatimsi şekilde, bana yapılsa nasıl hissederlerdi ya da bu yaptığıma benim tepkim nasıl olurdu diye bakışırsa dadından yenmez.
devamını gör...

ya yalan söylüyor ya şerefsiz.
devamını gör...

yine hayallerine ulaşamadın be hürgenarliye.
devamını gör...

yalan beyandır inanmayınız
yalandan kim ölmüş, ölseydi bunu diyen ölürdü
devamını gör...

engellediklerimizin yazdıklarını portakalda da görmesek, kendileri bizim için tamamen yok olsa keşke. bir hayal sanırım :')
devamını gör...

victor hugonun tabiriyle "şeylerin anankesi"nin ortaya konduğu roman. (ananke: yunan mitolojisinde ihtiyaç, zorunluluk ve kader tanrıçası.)

sefiller ve notre dame'ın kamburunda bolca yüzümüze çarpan batıl inanç konusu burada da var. batıl inançlar dolayısıyla toplumdan dışlanan bir eve yerleşen, bu evde oturduğuna göre kesin bi işler var denerek yine toplumdan dışlanan bir adam: gilliat.
buharlı geminin icadıyla bu alana kariyer yapmayı kendine hedef edinen, en değerli varlığı abisinin kızı ve gemisi olan, ahlaklı, çalışkan bir üstat: lethierry
lethierry'nin kızı gibi baktığı, prensesler gibi yetiştirdiği biricik yeğeni: deruchette
bir de aklımda sadece adı kalan ebenezer. (bazen zihnim 5 yaşında bir erkek çocuğu tarafından ele geçiriliyor)

lethierry ustanın gemisi clubin'in kaptanlığında ticaret için yola çıkmışken başına beklenmedik olaylar geliyor. tüm mürettebat geri dönüyor ama clubin efkarlı, bir kaptan asla gemisini terk etmez diyor. ben gemimle batarım. çok garip düşünceleri var bu clubin'in.

özünde kötü bir adammış. kötü davranmak istiyormmuş. hayatındaki herkes clubin'i iyi zannediyormuş, bu nedenle iyi gibi davranmak zorunda kalmış bu zamana dek. ona iyi davranan ve dolayısıyla onun da iyi davranmak zorunda kaldığı herkesten nefret ediyor, hepsinden intikam almak istiyor. böyle bir ruh hastası adam. diyor ki: maskenin düşürülmesi mağlubiyettir, ama kendi maskeni kendin çıkarırsan, işte bu zaferdir.

bu beklenmedik olaylardan sonra üstat lethierry çöküyor tabii, ne zenginliği kalıyor ne itibarı. buharlı gemiye olan inanç da sarsılıyor. onun gibi deruchette de üzgün. napsak netsek derken ağızlarından bir söz çıkıyor: gemi kalıntısından makinayı alıp gelenle evlenirim.

kim koşuyor bu göreve? bizim gilliat.
ahh gilliat ah. gidiyor ama ne maceralar, acılar, ne gözyaşları... ahh ahh. yaktın beni gilliat bebeğim. istersen şahidin olurum senin.
devamını gör...

gereğinden fazla düşünenlere verilen sıfat.
devamını gör...

okurken o bulantıyı size yaşatan eserdir. sartre'ın anlatımının hem sadeliği hem de çarpıcılığı kitabı bitirdikten sonra anlatmak istediklerinin bir süre daha ruhunda kalmasına ve seni sıkıştırmasına yol açar. o bulantı hissi bir türlü geçmez.
devamını gör...

overthinking'i bir meslek, spor, yaşam şekli bellemiş; istemeden hayatı kendilerine zindan eden insanlara verilen sıfat.
devamını gör...

2019-2020 senelerinde gösterilmiş olan abd ve kanada ortak yapımı dizidir. j. allen hynek isimli astronom, profesör ve ufologun abd hava kuvvetleri için, ufolarla ilgili yaptığı araştırmalar dizileştirilmiş burada. yani bu dizide gördüğümüz şeyler gerçeklerden temel alınmış. bu ne derecede ve ne kadar doğru bilemiyorum zira dizide olan bazı şeyler son derece "olası" iken, kimisi de sınırları biraz sorluyor. son bölümde olan şeyler gerçekten olduysa vay anasını sayın seyirciler demek istiyorum hatta.

dr. hynek kadar michael quinn karakteri de dizide önemli bir rol oynuyor. zaten yapımın neredeyse hepsinde bu ikili beraber çözmeye çalışıyorlar bu gizemleri. ufo ve gizem deyince aklınıza hemen the x-files geldi değil mi? gelmese de olur tabii. neyse, öhm. bu dizi, o klasiği sevenler için biçilmiş kaftan diyebilirim. baştan sona gizemlerle dolu ve bu gizemler bir bir çözülüyorlar veya kimisi ikircikli kalıyor. aklınıza şimdi de abd hava kuvvetleri ve ikircikli deyince incirlik hava üssü geldi değil mi? eminim ki değil. kimin aklına gelsin şimdi bu durup dururken...

dizide başka önemli karakterler de var. örneğin dr. hynek'in güzel ve biraz saf karısı mimi hynek ve kurnaz mı kurnaz bir kgb ajanı olan susie miller. kgb deyince de kulak-burun-boğaz... gelmedi elbette ki aklınıza. neyse bu geyik nereden çıktı hiçbir fikrim yok ama çıktı işte. hahehah. dizide diğer önemli roller ise general hugh valentine ve general james harding diyebilirim. aslında hynek çifti dışında dizideki önemli rollerin hepsi askeriyede iş yapan kişiler diye de ekleyebilirim.

burada, "uzaylılar var mıymış?" sorusunun cevabı veriliyor mu verilmiyor mu bundan bahsetmeyeceğim zira bu devasa bir spoiler olur. devasa deyince aklınıza asası olan bir dev... tamam, kestim bunu burada.

bu yapımın en güzel tarafı izlenebilirliğinin hayli yüksek/keyifli olması ve 2 sezon ve 20 bölüm boyunca bunun hiç düşmemesi bence. ayrıca tüm o hangar 18'lerle, roswell hadisesiyle, 51. bölge ile ilgili falan birçok bilgiyi eğlenirken edinebiliyorsunuz bu diziyi izlerken. dizinin drama boyutu da var ama daha ziyade bir gizem eseri project blue book. ayrıca, bir dönem dizisi de elbette zira bu "proje" dedelerimizin zamanında gerçekleşmiş/yürütülmüş. yönetmenlik, oyunculuklar, kostümler gibi unsurlarda/detaylarda büyülemiyor belki dizi ama görevini de yerine getiriyor. özel efektler de bolca kullanılıyor tahmin edilebileceği üzere ve bu konuda da 7/10 ile sınıfı geçer.

diziye öyle aşırı bayılmadım ama keşfedip izlediğim için de memnunum. asla zaman kaybı değildi benim için. siz de bu konulara ilgi duyuyorsanız bu işe bir göz atın derim naçizane.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

merhaba sevgili overthinker, tanıştığımıza memnun oldum.
devamını gör...

gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan;
gülüşünü as, intihar koğuşlarına!…
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim