zaman tüneli
bu feat kim ya herkesle şarkısı var
bu "vs" kim ya herkesin arasına giriyor, tam adı ne bunun veysel mi
t: soğuk esprilere örnektir.
t: soğuk esprilere örnektir.
devamını gör...
ilkokulda sıralara zorla kız erkek birlikte oturtulmak
çocukken en utandigim şeydi. sanki yanıma oturunca o çocukla evlenmiş gibi hissederdim. öyle bir içsellestirme.:d ödevlerine yardım etmeye başlardım, sohbet konusu açardım (hangi renk favorin- ilkokulda yaratıcı flörtöz sorular beklemeyin siz de yahu-) şimdi dönüp baktığımda yüzümde kocaman bir gülümseme olmasının sebebi. öğretmenlik stajı yaparken aynı olayların başka jenerasyonlarin da başından geçtiğini görmek çok eğlenceliydi bu arada.
devamını gör...
ilkokulda sıralara zorla kız erkek birlikte oturtulmak
o zaman sinir olsam da şu an güzel bakıyorum. cinsiyetçiliği ortadan kaldırmak amacıyla.
orada kız ve erkek olmaktan çok öğrencisin/çocuksun.
biz 16 ya 16 idik. öğretmen kızları kısadan uzuna dizdi sonra erkekler için de aynısını yaptı ve öyle yerleştirmişti. o zaman itiraz edenler olmuştu ama "çocuklar aynı mahalleden olsanız da birbirinizi tanımanız için güzel fırsat. birbirinizden çekinmenize gerek yok. ve bu eşleştirme olayını her ay değiştireceğiz. kendiniz ev, sizin haricinizde kalanlar size yakın evler yani komşularınız. güzelce anlaşın." tarzında bir şeyler demişti.
sırayı bölmüştüm masadan oturağa kadar (kalem koyarak) ve "ikimize eşit böldüm. öbür tarafa taşmak yok." demiştim. herkesin kendine ait bir alanı olmasını ve ona göre davranılmasını severim. biraz rahatsız edilmemeyi de seviyor olabilirim...
ilklerde uyum sağlamıştı. sonralarda sorun çıkardı. ben duvar tarafında otururken ayaklarımdan destek alıp onu düşürmüştüm. "eşitliği bilerek bozduğun için bu. çantanı arkana alarak otur ya da yere koy demiştim. sen ise alanıma girip beni sıkıştırıyorsun." derken o kalkıyordu sonra çantamı temiz olduğumu bildiği hâlde yere attı. ben de gidip onunkiyi ayak altına atıp bastım. "çanta nasıl kirletilir gördün mü pasaklı?! bir daha çantamı yere atarsan senin de üstüne basacağım!" deyince gerçekten yapacağımı anladığı için sessizce çantamı aldı yerine koydu. ben de ona onunkiyi verdim "silkelenmesi lazım, çöpün orada yapabilirsin." demiştim. kendi başlatmışken silkelemem.
çok yaramazdı ve derste başkalarıyla konuştuğu için hep azar yiyordu. beni sinir edip konuşmak zorunda bırakıyordu çoğu zaman ben de azar yiyordum. hiç haz etmemiştim bu yüzden.
2-3' e gidiyordum sanırım. beni delirttiği hatırlıyorum. resmen inadına yapıyordu ilklerde kalemi geçti, alıp onunkiye koydum sonra kalemliği, kitabın açılmış hâli en son kendi rahat oturuyor çantasını ittiriyor? benim de bir sabrım var. sınıfın gözde çocuğu (ortaokulda okulun olmuştu.) ama aklından değildi tipindendi. onun yüzünden sıranın çevresi kalabalık olurdu bundan nefret ederdim. her teneffüse çıkardım. oyun oynuyorum diye sevinirdim sonra sınıfa gelince yerimi görüp üzülürdüm. ona hep ters ters bakar yerime otururdum. bazen kalkmazdı bile gıcık etmek için, böyle yaptığı zamanlarda sırada yan dönüyor ya bilerek ayağına basıp geçerdim. "pardon ya görmedim (!)." dişlerini sıkarak "önemli değil." derdi erkeklik gururu var ya ağrıdığını dese ölür.
o dönem çok atıştık. öğretmene yalvardığım zamanlar bile olmuştu ama kendisi "yeriniz değişmeyecek. şikayet etmek yerine sorunlarınızı çözün. her zaman anlaşacağınız insanlara denk gelmeyeceksiniz." deyip savıyordu. haklıydı ama sinir bozucu.
nadiren insanca anlaşabiliyordu. kalem açmaya gideceğim de kendi kalemlerini biriktirip arada benimkileri de açardı. teşekkür eder, saçma sapan yaptığı ödevlerini düzeltmesini sağlardım.
derse göre bazen kitaplarımı kendi çıkarırdı ben teneffüsteyken "oo insanlık yapası tutmuş." diye düşünüp "sağ ol ama kendim yapabilirim." deyince "zeki kızsın az yardım edeyim." dediğinde kahkaha atmıştım. "çok komikti bu." dedim hâlâ gülerken. "aslında aptal değilsin ama ilgin farklı yönlerde. herkesle anlaşmak zorunda değilsin." deyince "zaten senle anlaşamıyorum." demişti. "çünkü insan olasın çok az. iyi olunca kötülük mü görüyorsun da hep sinir ediyorsun?"
"görmüyorum. sorunluyken bile her zaman abur cubur ikram ediyorsun. değişiksin."
"değişik değilim sen salaksın. biri yerken diğeri bakmaz annen öğretmedi mi? kişinin canı çekebilir diye ikram edilir. yemekler kavgaya dahil edilmez."
"doğru söylüyorsun. arada sana ikram etmediğim için özür dilerim. barış ilan edelim ne dersin?" deyip elini uzatmıştı "el sıkışmadan da ilan edilebilir. doğru düzgün davranmazsan bir barışma olmaz ve hiç konuşmam anladın mı?"
"evet." deyince en azından ikinci dönem doğru düzgün denilebilecek şekilde geçti...
orada kız ve erkek olmaktan çok öğrencisin/çocuksun.
biz 16 ya 16 idik. öğretmen kızları kısadan uzuna dizdi sonra erkekler için de aynısını yaptı ve öyle yerleştirmişti. o zaman itiraz edenler olmuştu ama "çocuklar aynı mahalleden olsanız da birbirinizi tanımanız için güzel fırsat. birbirinizden çekinmenize gerek yok. ve bu eşleştirme olayını her ay değiştireceğiz. kendiniz ev, sizin haricinizde kalanlar size yakın evler yani komşularınız. güzelce anlaşın." tarzında bir şeyler demişti.
sırayı bölmüştüm masadan oturağa kadar (kalem koyarak) ve "ikimize eşit böldüm. öbür tarafa taşmak yok." demiştim. herkesin kendine ait bir alanı olmasını ve ona göre davranılmasını severim. biraz rahatsız edilmemeyi de seviyor olabilirim...
ilklerde uyum sağlamıştı. sonralarda sorun çıkardı. ben duvar tarafında otururken ayaklarımdan destek alıp onu düşürmüştüm. "eşitliği bilerek bozduğun için bu. çantanı arkana alarak otur ya da yere koy demiştim. sen ise alanıma girip beni sıkıştırıyorsun." derken o kalkıyordu sonra çantamı temiz olduğumu bildiği hâlde yere attı. ben de gidip onunkiyi ayak altına atıp bastım. "çanta nasıl kirletilir gördün mü pasaklı?! bir daha çantamı yere atarsan senin de üstüne basacağım!" deyince gerçekten yapacağımı anladığı için sessizce çantamı aldı yerine koydu. ben de ona onunkiyi verdim "silkelenmesi lazım, çöpün orada yapabilirsin." demiştim. kendi başlatmışken silkelemem.
çok yaramazdı ve derste başkalarıyla konuştuğu için hep azar yiyordu. beni sinir edip konuşmak zorunda bırakıyordu çoğu zaman ben de azar yiyordum. hiç haz etmemiştim bu yüzden.
2-3' e gidiyordum sanırım. beni delirttiği hatırlıyorum. resmen inadına yapıyordu ilklerde kalemi geçti, alıp onunkiye koydum sonra kalemliği, kitabın açılmış hâli en son kendi rahat oturuyor çantasını ittiriyor? benim de bir sabrım var. sınıfın gözde çocuğu (ortaokulda okulun olmuştu.) ama aklından değildi tipindendi. onun yüzünden sıranın çevresi kalabalık olurdu bundan nefret ederdim. her teneffüse çıkardım. oyun oynuyorum diye sevinirdim sonra sınıfa gelince yerimi görüp üzülürdüm. ona hep ters ters bakar yerime otururdum. bazen kalkmazdı bile gıcık etmek için, böyle yaptığı zamanlarda sırada yan dönüyor ya bilerek ayağına basıp geçerdim. "pardon ya görmedim (!)." dişlerini sıkarak "önemli değil." derdi erkeklik gururu var ya ağrıdığını dese ölür.
o dönem çok atıştık. öğretmene yalvardığım zamanlar bile olmuştu ama kendisi "yeriniz değişmeyecek. şikayet etmek yerine sorunlarınızı çözün. her zaman anlaşacağınız insanlara denk gelmeyeceksiniz." deyip savıyordu. haklıydı ama sinir bozucu.
nadiren insanca anlaşabiliyordu. kalem açmaya gideceğim de kendi kalemlerini biriktirip arada benimkileri de açardı. teşekkür eder, saçma sapan yaptığı ödevlerini düzeltmesini sağlardım.
derse göre bazen kitaplarımı kendi çıkarırdı ben teneffüsteyken "oo insanlık yapası tutmuş." diye düşünüp "sağ ol ama kendim yapabilirim." deyince "zeki kızsın az yardım edeyim." dediğinde kahkaha atmıştım. "çok komikti bu." dedim hâlâ gülerken. "aslında aptal değilsin ama ilgin farklı yönlerde. herkesle anlaşmak zorunda değilsin." deyince "zaten senle anlaşamıyorum." demişti. "çünkü insan olasın çok az. iyi olunca kötülük mü görüyorsun da hep sinir ediyorsun?"
"görmüyorum. sorunluyken bile her zaman abur cubur ikram ediyorsun. değişiksin."
"değişik değilim sen salaksın. biri yerken diğeri bakmaz annen öğretmedi mi? kişinin canı çekebilir diye ikram edilir. yemekler kavgaya dahil edilmez."
"doğru söylüyorsun. arada sana ikram etmediğim için özür dilerim. barış ilan edelim ne dersin?" deyip elini uzatmıştı "el sıkışmadan da ilan edilebilir. doğru düzgün davranmazsan bir barışma olmaz ve hiç konuşmam anladın mı?"
"evet." deyince en azından ikinci dönem doğru düzgün denilebilecek şekilde geçti...
devamını gör...
nazar
halk arasında olan çoğu batıl inanca ben inanmam. ama bu nazar olayına inanıyorum ya. birinin bir eşyasında bir kıyafetinde başarısında vs gözün kalıyor ve bir süre sonra o güzel şeylere bir zarar geliyor.
not: ben burada nazara gelenim, nazar eden değil.
not: ben burada nazara gelenim, nazar eden değil.
devamını gör...
türk gençlerinin bir hobisi olmaması
benim var. etrafımda hobi edinen insanlar da çok. ama hiçbiri ben de dahil o hobilerde ilerleyemiyoruz. ilerlemek için kursa gitmek, kursa gitmek için de para lazım. para da işte bu ülkede... zor...
devamını gör...
basılmamış karlara basmak
çocukluğumdan beri yapmaya devam ettiğim nadir şeylerden.
hatta sırf yol kenarındaki basılmamış karlara basa basa yürürken kapısı açık eski bir pikapi görmemiş ve demirden bagaj kapısına burnumu bodoslama carpmistim. ağrısından gözümden yaş gelmişti.
hatta sırf yol kenarındaki basılmamış karlara basa basa yürürken kapısı açık eski bir pikapi görmemiş ve demirden bagaj kapısına burnumu bodoslama carpmistim. ağrısından gözümden yaş gelmişti.
devamını gör...
türk gençlerinin bir hobisi olmaması
hobi para ile var olabilir. insanlar parkta bedava bank, resmi dairelerde bedava tuvalet arıyor, evde suyu buz yapıp yolda bulduğu çeşmede ilave yapıyor ve az içiyor çünkü suyun vücuttan tahliyesi sudan daha pahalı olabiliyor.
devamını gör...
yakışıklı olmanın yararları
yakışıklı olmak aşırı ozguven sağlar. etrafınızdaki bakışları hissettiğiniz an on kaplan gücünde olursunuz. zararı da vardır. hemcinsleriniz kıskanır, kavga için bahane ararlar sizi küçük düşürmek isterler. karşı cins sizden red alırsa iftira atar bana asıldı taciz etti der. bu yüzden yakışıklı olmak tek başına yeterli değildir, aynı zamanda zeki ve çevik olmak gerekir.
devamını gör...
solak olmanın yararları
futbol ve boksta avantaj sağlar. gitar çalmak biraz çaba gerektirir. sofrada sollari boş kalır. zarari da, sol elle yemek yenmez diyenlerle gereksiz muhabbete girerler ne yapsin adam yaksın mi sol elini kessin mi.
devamını gör...
ayetullah sümer
devamını gör...
zorla tesettüre sokulan kız çocukları
bebekleri tesettüre sokuyorlar. peygamber 40 yaşında müslüman olmuş aceleniz ne.
devamını gör...
egzistansiyalizm
varoluş özden gelir sloganını benimsemiş akımdır. bir yanıyla da nihilizmden ayrılır. biri her şey hiçtir derken diğeri varoluşu savunur.
öncüsü jean paul sartre kabul edilir. ancak kendisi bulantı adlı kitabında hem hiçliği, hem de varoluşun verdiği sıkıntıyı yazar.
öncüsü jean paul sartre kabul edilir. ancak kendisi bulantı adlı kitabında hem hiçliği, hem de varoluşun verdiği sıkıntıyı yazar.
devamını gör...
ölmenin saçmalığı
yani doğmak sanki çok anlamlıydı da ölmekten korkuyoruz. bunlar baştan sona saçma şeyler.
devamını gör...
crop top modası
sonbaharda hasta eder.
devamını gör...
zorla tesettüre sokulan kız çocukları
olm tesettürlü şeriat isteyen doktor var bu dünyada. hakimler var dindar. bunların tarafsız yargı dağıtma veya işini tarafsız yapa ihtimali yok. dinler insanların kanseri. tek hücreden bu güne virüsüz. ölüp gideceğiz.
devamını gör...
ölmenin saçmalığı
filozofi kasmaya gerek yok. biyolojik olarak doğduk ve öleceğiz. başka mitolojik hayatlar da yok. öleceksin ve herşey bitecek cennet cehennem vs. yalan ulan anlayın artık.
devamını gör...
güzel
kendimize yakın bulduğumuz her şey ve yanımızda olsun istediğimiz herkestir.
devamını gör...
kaybedenler kulübü yolda
ilk filmden sonra hüsran oldu benim için. alkolsüz izledim ondan olabilir. alkollü bir şekilde belki tekrar izlerim.
devamını gör...
çirkin
kendimize uzak bulduğumuz, kendimizden uzaklaştırdığımız her şey ve herkestir.
güzel birini engellemek zordur da çirkin olanı engellemek saniye sürmez.
güzel birini engellemek zordur da çirkin olanı engellemek saniye sürmez.
devamını gör...
solak olmanın yararları
hiç bir yararı olmamasının dışında yazılarının çok kötü olması.
devamını gör...
