zaman tüneli

domatesi rezil edecek olan kızlardır.

yeni nesil kızların neredeyse tümü ne patates soyabiliyor ne domates...

vallahi cinnet geçirebilirim.
o domatesi adam gibi soymayı öğreneceksin kızım!
başka yolu yok. makfederiz yoksa adamı biz.

öyle sözlükten tanım girmeye benzemez bu işler. elin oğlu domatesin kabuğunu nasıl soyduğuna bakar...
icabında çöpe attığın kabuğa bakarım yeterince ince soyabilmişmisin diye.

soyamamışsan yandın evlaaaadım..
devamını gör...

panda tam bir stratejist çıktı...
mejaaaa koşşşşş geçiliyorsun....
devamını gör...

yürümek;
yürümeyenleri
arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
bir mavzer gözü gibi
karanlığın gözüne bakarak
yürümek.
yürümek;
dost omuz başlarını
omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup
yürümek.
yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını
bilerek
yürümek.
yürümek;
yürekten
gülerekten
yürümek.

(bkz: nazım hikmet)
devamını gör...

otobüs bileti. ayyyyyh heyecandan böbreğimi yiceemmmmm ama otobüs bileti. ( ruhumun en temel ihtiyacı)
devamını gör...

öküzgözü üzüm aldım...ama baya aldım...niye aldım? yemek için tabiii.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eli bıçak tutuyorsa, soğanları ince doğrayabiliyorsa, elmanın, domatesin kabuğunu incecik soyabiliyirsa yeterlidir benim için.

yani eli mutfak malzemelerine yakışan biri kolay öğrenir..

lakin eli ayağı hiçbir şeye yakışmıyorsa anlayın ki ondan kendine bile fayda yoktur.
ben kızdan yemek beklemem ama mutfağa girdiğinde de soyunduğu işe yakışsın isterim.

öyle konunun yabancısı, beceriksiz kıza asla tahammül edemem.
elin yaptığın işe yakışacak kızım!

yoksa cehennemin olurum!
tabii biraz abarttım hehe.
devamını gör...

kombi bakımı.*
devamını gör...

çiğköfte.
devamını gör...

şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
o mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız
gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
o mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız

bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı

bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
geceler uzar hazırlık sonbahara *
devamını gör...

olsa da biz de rahatlasak.
devamını gör...

(bkz: son singapur vapuru) biraz daha uğraşırsa mejadan 1.liği alacak gibi, 500 karmadan az kalmış fark.
devamını gör...

sonra çıkar bir sivaslı yiğido der ki:

"nöğğrüyon amuğaoim!?"

işte.

tam bir destansı "merhaba poğaçacı" anı.
devamını gör...

gerçek bir yaşam öyküsünün anlatıldığı 2008 yapımı bir filmdir.
19 yaşında çabuk öfkelenen genç, dünyada kalıcı olmak istediğinden bir soygun vakası yapmak ister. 7 yıl olan hapis daha sonrasında içerdeki davranışlarından dolayı 34 seneye dönüşür. bu süre zarfında charles bronson adında yeni bir kişilik oluşturur. tom hardy her zamanki gibi güzel bir oyunculuk sergilemiş.
devamını gör...

sevdiğimiz biriyle sarıldığımızda vücudumuz “oksitosin” salgılamaya başlar. demiş tanım. benim tanımımsa şöyle huzur,güven ve sevgi depoluyor bünyem.
devamını gör...

yürekli bir beyefendi. kendisinin savaşa en önde girebilecek mertlikte olduğundan şüphemiz yok. ben olsam şüphe duyanlara inat onlara ne kadar mert bir birey olduğumu kanıtlamak için söylemimi uygulamaya dökerdim.
devamını gör...

michael govier ve will mccormack'ın birlikte yazıp yönettiği 12 dakikalık kısa film. kızlarını kaybetmiş bir anne babanın devamında gelişen depresyon dönemi ve bu depresyonda nasıl çıktıkları anlatılıyor. ama bu nasıl bir filmdi. diyalog yok, oyuncu yok. sadece çizimler ile çekilmiş bir kısa film. buna rağmen ağla ağla bir hal oldum. belki anneler ve babalar daha fazla etkileniyor olabilir ama izleyen herkes eminim ki çok acı çekecek izlerken.

büyük acılarda sevdiğin insanın bile bir süre sana teselli olamaması, yemek yerken bile utanma hissi, dinmeyen özlem, yalnızlaştıkça ağırlaşan depresyon ve bunun bir kısır döngüye girmesi. hepsi çok iyi anlatılmıştı. iyileşme ise hiçbir zaman mümkün değil. sadece acılarımızı beraber yaşayarak ve geçmişte kalan güzel anılara sıkı sıkı tutunarak hayata devam edebiliriz. filme ismini veren o kısa mesaj, sonundaki o sesler, çığlıklar. ulan bitirdin beni lanet film. öylesine açtığım bir filmin beni bu kadar etkileyeceğini düşünmezdim. lütfen izleyin.

şimdi bu kısa film her aklıma geldiğinde ağlayacağım. lanet olsun. püü.
devamını gör...

"haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden..."

devamını gör...

üstteki yazar sağ olsun evimdeki dev gibi bir ayının eksikliği yüreğimi dağladı.
devamını gör...

görme yolları hastalıkları ve cerrahisiyle ilgilenen tıp dalı olarak tanımlanır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kelimenin kökeni 
yunanca ophthalmos (göz) ve logos (kelime)'den gelmektedir. ayrıca bir disiplin olarak hayvan gözlerini de içerir çünkü insan gözüyle aralarında son derece az fark vardır.

bu farklar ise sadece prevelans ve anatomiye bağlıdır, hastalıklara bağlı değildir. oftalmolog ise sadece tıbbi yeterliliklerini almış uzmanlara verilen unvandır ve göz operasyonları yapabildikleri için cerrah olarak sınıflandırılırlar.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim