zaman tüneli
resulullahla benim aramdaki farklar
(bkz: kıyaslanamazlık)
devamını gör...
bodyguard
yazmaya bir yerlerden başlamam gerekiyor ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. klasik bir tanımla başlamak en doğrusu. vikipedi'nin tanımına göre;
bodyguard, jed mercurio tarafından yaratılıp yazılan ve bbc için itv stüdyoları'nın bir parçası olarak world yapımları tarafından üretilen bir ingiliz polisiye, siyasi-gerilim televizyon dizisidir.
yolun bundan sonrasına katırlarla devam edeceğiz.
ingiltere'nin trt'si* ingiliz polisini, istihbaratını, politikacılarını itin bir taraflarına sokan bir kurmaca eserin yapımını üstleniyor. her şeyden evvel bu noktaya kallavi bir vay anasını çektim. takdir edersiniz ki politikayı, bürokrasiyi merkeze alan ve bu çürümüşlüğe çat çut girişen bir dizi/filmi yazmak, çekmek ülkemizde epey zor. şafak vakti koçbaşıyla kapınızı kırarlar, ansızın fethullahçı, pkk'lı oluverirsiniz.
dizi, film, oyun özeti yapmayı sevmiyorum ancak birkaç cümle kurmak gerekiyor sanırım. ülkenin iç işleri bakanı, başbakanlık koltuğuna gözünü dikmişken istihbarat biriminden de mühim bir destek alır. bu desteğin karşılığı ise hazırlanan yasa tasarısının bakanın propagandasıyla kanunlaşmasıdır. istihbarat birimi bu sayede epey güç kazanacaktır. bakanı bir tehdit ve kendi ajandalarına düşman belleyen kimi bürokrat ve politikacılar onu yok ederler. bu operasyonda organize suç çetesi, çihatçı teröristler ve polis şefleri kullanılır. işte dizinin meselesi bunu çözmektir. dizinin ilk ve tek sezonunda konu güzelce işlendi, piyonlar yakalandı ancak soruşturma emir verenlere kadar gidemedi. aradan beş yıl geçmeseydi ikinci sezonun da gelebileceğine dair bir mesaj teşkil edebilirmiş. bodyguard, ikinci sezonu asla gelmeyecek efsane diziler arasına adını yazdırdı diyebiliriz. messiah ve bodyguard'ı içerimde bir sızı olarak yaşatmaya devam edeceğim.
*öyle güzel geriyor ki final bölümünü izlerken birkaç saat dying light oynamış gibi hissettim.
*budd, kafasına sıktığı an yine mi red wedding lan dedim. robb stark'ı, hatta başta ned stark olmak üzere tüm stark'ları rahmetle anıyorum.
*müzikte, komedide, polisiyede ingiliz'den şaşmayacaksın.
*bizde kaymakam götünde bir sürü müdür gezer, yalamaktan dilleri renk atar. heriflere bakıyorsun hiç öyle şeyler görmüyorsun. kafa tutmalar, yer yer fuck you'lamalar bile olabiliyor.
*amirin-memurun ayağını kaydırmak bizde ata sporudur. batının güzel yanlarını da almışız be.
bodyguard, jed mercurio tarafından yaratılıp yazılan ve bbc için itv stüdyoları'nın bir parçası olarak world yapımları tarafından üretilen bir ingiliz polisiye, siyasi-gerilim televizyon dizisidir.
yolun bundan sonrasına katırlarla devam edeceğiz.
ingiltere'nin trt'si* ingiliz polisini, istihbaratını, politikacılarını itin bir taraflarına sokan bir kurmaca eserin yapımını üstleniyor. her şeyden evvel bu noktaya kallavi bir vay anasını çektim. takdir edersiniz ki politikayı, bürokrasiyi merkeze alan ve bu çürümüşlüğe çat çut girişen bir dizi/filmi yazmak, çekmek ülkemizde epey zor. şafak vakti koçbaşıyla kapınızı kırarlar, ansızın fethullahçı, pkk'lı oluverirsiniz.
dizi, film, oyun özeti yapmayı sevmiyorum ancak birkaç cümle kurmak gerekiyor sanırım. ülkenin iç işleri bakanı, başbakanlık koltuğuna gözünü dikmişken istihbarat biriminden de mühim bir destek alır. bu desteğin karşılığı ise hazırlanan yasa tasarısının bakanın propagandasıyla kanunlaşmasıdır. istihbarat birimi bu sayede epey güç kazanacaktır. bakanı bir tehdit ve kendi ajandalarına düşman belleyen kimi bürokrat ve politikacılar onu yok ederler. bu operasyonda organize suç çetesi, çihatçı teröristler ve polis şefleri kullanılır. işte dizinin meselesi bunu çözmektir. dizinin ilk ve tek sezonunda konu güzelce işlendi, piyonlar yakalandı ancak soruşturma emir verenlere kadar gidemedi. aradan beş yıl geçmeseydi ikinci sezonun da gelebileceğine dair bir mesaj teşkil edebilirmiş. bodyguard, ikinci sezonu asla gelmeyecek efsane diziler arasına adını yazdırdı diyebiliriz. messiah ve bodyguard'ı içerimde bir sızı olarak yaşatmaya devam edeceğim.
*öyle güzel geriyor ki final bölümünü izlerken birkaç saat dying light oynamış gibi hissettim.
*budd, kafasına sıktığı an yine mi red wedding lan dedim. robb stark'ı, hatta başta ned stark olmak üzere tüm stark'ları rahmetle anıyorum.
*müzikte, komedide, polisiyede ingiliz'den şaşmayacaksın.
*bizde kaymakam götünde bir sürü müdür gezer, yalamaktan dilleri renk atar. heriflere bakıyorsun hiç öyle şeyler görmüyorsun. kafa tutmalar, yer yer fuck you'lamalar bile olabiliyor.
*amirin-memurun ayağını kaydırmak bizde ata sporudur. batının güzel yanlarını da almışız be.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
muhtemel günler isimli musiki
devamını gör...
at hırsızı
bazıları kendini jön zanneder.aynaya baksa anlayacak tipinin at hırsızı olduğunu.
devamını gör...
sidney poitier
1927-2022 yılları arasında yaşamış ve hollywood tarihinde oscar ödülü alan ilk siyahi oyuncudur, oscar ödülünü aldığı film 1963 yapımı çayırdaki zambaklar filmidir, kişisel yorumun adam oynadığı bu rolle gerçekten ödül hak ediyor sidney potter hakkında birkaç şey söylemek gerekirse bu adamın gençlik ve orta yaş dönemi amerika'da ırkçılığın hat safhalarda olduğu dönemdir ancak sidney poitter'da bu da benim kendi kişisel yorumumdur karşısındaki insanı tehdit etmeyen çocuksu ürkek ve yumuşak bir ifade vardır, bu ifade ile oynadığı çayırdaki zambaklar filminde 5 kadın rahibeye tek başına kilise yapımı için yardım eden siyahi gezgin delikanlı rolü büyük beğeni toplamış, o dönemin beyaz ya da siyah tüm izleyicileri tarafından kabul görmüştür, bu profilin ve poitier'ın yüzündeki bu masum tehdit içermeyen yumuşak ılımlı dindar hümanist ifadenin tuttuğunu gören yapımcılar onun oscar aldığı filmden gelen popüler testinde kullanarak ardışık olarak birbirine yakın rollerde onu oynatmışlardır, seninle potter hiçbir zaman jön olmamıştır o haksızlığa uğrayan, kendisine yönelen ırkçılıkla mücadele eden cesur ama saldırgan olmayan türkçede efendi çocuk tabir edilen rollerde zirve yapmıştır bu nedenle izleyicilerin sempatisini ve takdirini kazanmıştır, 40'lı yaşları geçtikten sonra yüzündeki bu çocuksa ifade ve masum duruş olgun oturaklı yaşlı kişiye dönüşmeye başladığında bu kalıptan çıkarak karakter rollere geçmiştir özetlersek sidney potter'a sidney potter yapan o masum yakışıklı uzun zayıf efendi çocuk karşısındakine tehdit oluşturmayan yumuşak yüz hatlarıdır ve kocaman gözleri
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
hepsini toplasan bir adam etmiyor.
yani fotolar yarım, çeyrek falan diye dedim.
yani fotolar yarım, çeyrek falan diye dedim.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
.
devamını gör...
okuryazar06
görüşmeyeli, konuşmayalı 1 seneyi geçmiş ama hâlâ bir umut bir yerlerden çıkar da yazarsın diye bekliyor olduğumu yeni fark ettim. zeze seni özledi..
devamını gör...
çorapla uyurken çorabın birinin kendi kendine çıkması
havalar hala soğumamışken çorapsız uyumak muhteşem bir şey.
kedim de sol kolumun üstüne yatıp kafasını yanağıma koyarak uyuyor. canım oğlum lan.
kedim de sol kolumun üstüne yatıp kafasını yanağıma koyarak uyuyor. canım oğlum lan.
devamını gör...
yazarların bu akşamki alkol tercihleri
eyüp sabri tuncer.
devamını gör...
yazarların bu akşamki alkol tercihleri
kanım.
devamını gör...
yazarların bu akşamki alkol tercihleri
rakı-kavun
1 kadeh daha içip attaya gideriz ufaktan. yorulduk çocuklar.
1 kadeh daha içip attaya gideriz ufaktan. yorulduk çocuklar.
devamını gör...
cumhuriyet halk partisi
atatürk'ü temsil etmeyen bir parti.
devamını gör...
israil
haber kanallarını, canlı yayınlarını gün içinde takip ettiğiniz zaman tanımını sizin akıl ve vicdanınızın yapacağı başlıktır.
devamını gör...
tcmb rezervlerinin 128 milyar dolara yükselmesi
hortumlanacak kıvama gelmiş o zaman. ikinci dalga yakındır.
olması durumunda malum parti kendi rekorunu tekrarlayacaktır.
olması durumunda malum parti kendi rekorunu tekrarlayacaktır.
devamını gör...
saçma olan bir şey söyle
mutluluk çok yakın.
devamını gör...
saçma olan bir şey söyle
insanların genel tavırları
devamını gör...
geceye bir arabesk şarkı bırak
suçlamıyorum onu.
gel demedi, umut vermedi bana allah'ı var.
biz kapıldık sevdasına, gözlerime görme diyemem ki, yüreğime sevme diyemem ki...
gel demedi, umut vermedi bana allah'ı var.
biz kapıldık sevdasına, gözlerime görme diyemem ki, yüreğime sevme diyemem ki...
devamını gör...
william butler yeats
her gidiş bir ayrılık değildir.
çünkü bazen ne kadar uzağa gidersen git;
yüreğin hep bıraktığın yerdedir *
çünkü bazen ne kadar uzağa gidersen git;
yüreğin hep bıraktığın yerdedir *
devamını gör...
cumhuriyet halk partisi
keşke atatürk'ün partisi olarak kalsaymis. bı hayrını göremedik.
devamını gör...