zaman tüneli
sevilen tişörtün temizlik bezi yapıldığını görmek
büyük ihtimalle o tişört eskimiştir ve sevdiğim için giymeye devam etmişimdir.son çare annem temizlik bezi yapar ve o an tişörtle vedalaşıldığı andır.
devamını gör...
güney marlen
cenazesinde toplam üç kişi vardı
biri allah’ın emri zaten imamdı
biri ben diğeri de bakkaldı
bakkal dedi ki bana remzi’nin borcu vardı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının kapak fotoğrafları
montréal'den kalma. eski bir sinemanın girişinde yazdığını görüp fotoğrafını çekmiştim.
çevirisi : baştan aşağı titanyumla kaplıyım, beni hiçbir şey durduramaz.
çevirisi : baştan aşağı titanyumla kaplıyım, beni hiçbir şey durduramaz.
devamını gör...
en güzel dizi şarkıları
devamını gör...
dönüşüm
kısa ama vurucu bir kitaptır.içinde geçen her cümle etkileyicidir.kafka okunacaksa dönüşüm okunmalıdır. şu cümle favorimdir : " şimdi bazı şeyleri suskunlukla geçiştireceğim."
devamını gör...
stefan zweig
karısı ile uyku ilacı alıp hayattan sessizce gitmiş; 1881/1942 yılları arasında yaşamış avusturyalı/ macaristanlı yazardır.
yazdıkları yakılarak imha edilmiştir aslında bu bile gerçeği yazdığını göstermektedir.

bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızıllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.
bazı kitapları
olağanüstü bir gece
satranç
amok koşucusu
yazdıkları yakılarak imha edilmiştir aslında bu bile gerçeği yazdığını göstermektedir.

bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızıllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.
bazı kitapları
olağanüstü bir gece
satranç
amok koşucusu
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
akşamın türk sanat musikisi eseri
nihavend şarkı.
devamını gör...
bugün öğrendiğin bir şey bırak
özel hastanede tedavi ile doğmuşum. tedavi ile olduğumu biliyordum da annem her zaman bunu saklama ihtiyacı duyuyor. tedavi ile doğduğunu öğrenince intihar eden bir çocuk mu ne varmış zamanında. özel hastane olayı beni bayağı şaşırttı. durumumuz iyi değildi çünkü düğündeki bilezikler sayesinde karşılamışlar masrafları.
benim bu hayatın kıymetini bilmem lazım ya. üzmeyin beni
benim bu hayatın kıymetini bilmem lazım ya. üzmeyin beni
devamını gör...
sevilen tişörtün temizlik bezi yapıldığını görmek
annelerin klasik temizlik aracı için çözüm yoludur.
devamını gör...
bir hayat nasıl yaşanır sorunsalı
sizi bilmem ben seyit onbaşı gibi sırtlandığım hayatı prenses gibi yaşamaya çalışıyorum.
devamını gör...
sevilen tişörtün temizlik bezi yapıldığını görmek
yıkım olan şeylerdendir.*
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
birgün yaşlanacaksın.
genç ve güzel olduğun günler fotoğraf karelerinde kalacak..
yüzün eskise de içinde ki çocuk hep öyle kalsın...
genç ve güzel olduğun günler fotoğraf karelerinde kalacak..
yüzün eskise de içinde ki çocuk hep öyle kalsın...
devamını gör...
soba kurma zamanı
daha birkaç hafta var gibi duruyor. her yıl kurulmasına rağmen bazen ilk kez kuruluyormuş gibi bakış ve tavırlar beni benden alıyor. o düzlerin boyları o anları beklerken kısalmış uzamış gibi davranıyorlar ve bunlar hep bana komik geliyor. ama onlar daha farkında bile değil. :)
başı direkt düz ve uzun koyuluyor ya ben onları koyuyorum. sonra en uzunluğu 2-2.5m ve üstten ağırlığı desteklesin diye tel var. ondan geçirip ayarlamak en uğraştırıcı yeri. o kısımdan herkes nefret ediyor. özellikle de ben, çünkü abim üstten geçirmeye çalışırken ben koltuğa çıkıp alttan desteklediğimde geçirdiğini ve bırakmam gerektiğini söylemişti. ben de bıraktım ve kafama düşmüştü biraz. ben yüzümü buruşturup elimi kafama koyarken hepsi kahkaha atmıştı. ben de sinirlenmiştim "seni döverim çocuk! sen gülemezsin. geçirip bağlaman gerekiyordu hainnn." deyince daha çok gülmüş ve "bilerek unutmadım. çok acıdı mı?" deyip bilerek yaptığını bildiren ifadesiyle bakmıştı. "bakalım senin kelleni alırken ne kadar acıyacak?" deyip ikili uzun boruyla kafasına indireceğimde sandalyeden koltuğa kaçmış ve 3 koltuktan sonra kafasına yemişti. "çizgi filmlerde küçük dağ oluyordu gel bakayım çıktı mı?" deyip kahkaha atarken yeri gören annem sinir çığlığı atmıştı. ne var yani koşarken koltuğu ve yerleri biraz siyah toz olmuşsa? (: elimdeki suç aletinden kurtulmam 2 saniyemi almıştı. koltukta eliyle kafasını ovuşturan ve çığlığın anlamından bir haber abimin kucağına atıp mesafeyi açmıştım. ve işaret parmağımla onu gösterip "o yaptı ve baksana nasıl duymazdan geliyor. tipe bak sanki benim peşimden o koşmamış gibi. koşarken ayağı kaydı ve duvara yapıştı o yüzden durdu. yoksa ohoo kafamda çoktan birkaç dağ çıkarmıştı." deyince abim bana bakarken girdiği şoktan kafasını hedef alan terliği görmedi. neyse ki ben gördüm ve annemi durdurdum. "ben onu biraz kovalamış olabilirim. sonra şey olmuş olabilir. olan şeyle şey yapıp sonra ona şey yapmış olabilirim." deyip suçlu duruşu ve bakışına girerken abim siniri söndürsün mü harlasın mı emin olamadı bir süre. sonrasında annem terliği popoma indirecekken annemi durdurup birlikte temizleyeceğimizi söylemişti.
şoka girme sebebini dememe gerek yoktur. dayak yiyecek olsam da kimseyi satmam, haksız da olsam ne yaptığımı hep söylerim. bir de o suçsuzken tüm suçu ona yıkmıştım. kanıtı da yok. benim dediğim daha inandırıcıydı ama yalandı. annem de aslında bunu bilir ama sinirden fark edemedi. dürüstlükten dolayı sözlerime güveni çok. o yüzden abimi dinlemedi bile. amacım sadece abimi gıcık etmekti dayak yemesine neden olmak değil. o yüzden hemen açıklamaya girmiştim.
yıl olarak 2 ama ay olarak neredeyse tam 1.5 yıl yaş farkıyla hep kedi köpek gibiyiz. çok benzeyip bir o kadar benzemiyoruz. o yüzden en küçük veya en kısa olaylarda bile saçma sapan dayak yediğimiz veya güldüğümüz anılarımız var. nefret mi ediyoruz yoksa seviyor muyuz belli değil gibi dursa da anlaşma şeklimiz bu; birbirimizin kuyusunu kazmak ama atmamak. etrafına çekmek ya da koşturmak. sonra hiç kazmamış gibi kuyuyu kapatmak...
başı direkt düz ve uzun koyuluyor ya ben onları koyuyorum. sonra en uzunluğu 2-2.5m ve üstten ağırlığı desteklesin diye tel var. ondan geçirip ayarlamak en uğraştırıcı yeri. o kısımdan herkes nefret ediyor. özellikle de ben, çünkü abim üstten geçirmeye çalışırken ben koltuğa çıkıp alttan desteklediğimde geçirdiğini ve bırakmam gerektiğini söylemişti. ben de bıraktım ve kafama düşmüştü biraz. ben yüzümü buruşturup elimi kafama koyarken hepsi kahkaha atmıştı. ben de sinirlenmiştim "seni döverim çocuk! sen gülemezsin. geçirip bağlaman gerekiyordu hainnn." deyince daha çok gülmüş ve "bilerek unutmadım. çok acıdı mı?" deyip bilerek yaptığını bildiren ifadesiyle bakmıştı. "bakalım senin kelleni alırken ne kadar acıyacak?" deyip ikili uzun boruyla kafasına indireceğimde sandalyeden koltuğa kaçmış ve 3 koltuktan sonra kafasına yemişti. "çizgi filmlerde küçük dağ oluyordu gel bakayım çıktı mı?" deyip kahkaha atarken yeri gören annem sinir çığlığı atmıştı. ne var yani koşarken koltuğu ve yerleri biraz siyah toz olmuşsa? (: elimdeki suç aletinden kurtulmam 2 saniyemi almıştı. koltukta eliyle kafasını ovuşturan ve çığlığın anlamından bir haber abimin kucağına atıp mesafeyi açmıştım. ve işaret parmağımla onu gösterip "o yaptı ve baksana nasıl duymazdan geliyor. tipe bak sanki benim peşimden o koşmamış gibi. koşarken ayağı kaydı ve duvara yapıştı o yüzden durdu. yoksa ohoo kafamda çoktan birkaç dağ çıkarmıştı." deyince abim bana bakarken girdiği şoktan kafasını hedef alan terliği görmedi. neyse ki ben gördüm ve annemi durdurdum. "ben onu biraz kovalamış olabilirim. sonra şey olmuş olabilir. olan şeyle şey yapıp sonra ona şey yapmış olabilirim." deyip suçlu duruşu ve bakışına girerken abim siniri söndürsün mü harlasın mı emin olamadı bir süre. sonrasında annem terliği popoma indirecekken annemi durdurup birlikte temizleyeceğimizi söylemişti.
şoka girme sebebini dememe gerek yoktur. dayak yiyecek olsam da kimseyi satmam, haksız da olsam ne yaptığımı hep söylerim. bir de o suçsuzken tüm suçu ona yıkmıştım. kanıtı da yok. benim dediğim daha inandırıcıydı ama yalandı. annem de aslında bunu bilir ama sinirden fark edemedi. dürüstlükten dolayı sözlerime güveni çok. o yüzden abimi dinlemedi bile. amacım sadece abimi gıcık etmekti dayak yemesine neden olmak değil. o yüzden hemen açıklamaya girmiştim.
yıl olarak 2 ama ay olarak neredeyse tam 1.5 yıl yaş farkıyla hep kedi köpek gibiyiz. çok benzeyip bir o kadar benzemiyoruz. o yüzden en küçük veya en kısa olaylarda bile saçma sapan dayak yediğimiz veya güldüğümüz anılarımız var. nefret mi ediyoruz yoksa seviyor muyuz belli değil gibi dursa da anlaşma şeklimiz bu; birbirimizin kuyusunu kazmak ama atmamak. etrafına çekmek ya da koşturmak. sonra hiç kazmamış gibi kuyuyu kapatmak...
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
bazı şeyler olmuyor bazı sevgiler gibi. bu dünyada olmayacak şeylerin de olduğunu kabullenince daha mutlu bir insan olabiliyorsun.
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
dünya senin etrafında dönmüyor , herşey seninle alakalı değil , hatta hiç bişey seninle alakalı değil.
devamını gör...
eksi butonunun yokluğunun olumlu etkileri
yazarları demoralize etmek isteyen, bir anlamda sözlüğü provoke etmek isteyen böylece eline kırmızı kalem alıp duvarı boydan boya çizen çocuk misali sabahtan akşama kadar bütün yazarlara eksi veren diğer sözlüklerde gördüğüm" tip" ya da" tipleri" engellemiş ve bu tiplere fırsat vermemiş olması dır, beğenmediğiniz yazarı oylamazsınız beğendiğiniz yazarı artı oylarsınız çok beğendiyseniz favllarsınız tarzı sözlük anlayışını çok isabetli bulduğumu belirtmek isterim konsepti kim hazırladıysa teşekkürler
devamını gör...

