zaman tüneli
sinemada ne kadar bayat olursa olsun tutulan konular
kötü adama bulastiniz temalı filmler.
genelde bu kişi artık emekli olmuş bir suikastçı falan olur ve insan oldurmemek için yemin etmiştir. ta ki bir mafya ya da çete sevdiklerini öldürüp yeminini bozdurana kadar.
genelde bu kişi artık emekli olmuş bir suikastçı falan olur ve insan oldurmemek için yemin etmiştir. ta ki bir mafya ya da çete sevdiklerini öldürüp yeminini bozdurana kadar.
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
dinin gereklerini yerine getirmek nefislerine zor geldiği için dini işine geldiği gibi anlayıp öyle anlatanlar.
siyasal islamcılar.
sahtekar dinciler(!).
dini kullanarak insanları sömürenler.
din adı altına gizlenen düzenbazlar.
siyasal islamcılar.
sahtekar dinciler(!).
dini kullanarak insanları sömürenler.
din adı altına gizlenen düzenbazlar.
devamını gör...
yazarlara yapılan en son iyilik
ütülediklerimden oluşmuş dağı yerlerine yerleştirmek.
teşekkürler ev halkı, bugün beni sevdiğinizi söylemeseniz de olur.
teşekkürler ev halkı, bugün beni sevdiğinizi söylemeseniz de olur.
devamını gör...
çöpçüyken takdir görmek için gözlerini çekikleştirmek
çöpçülerin bir düşünmesi gereken cerrahi operasyon. şimdi efendim bilirsiniz, çöpçüler çoğu kesim tarafından pek saygı görmez. meslekleri aşağılanır, hâkir görülür. zengininden fakirine, küçüğünden büyüğüne çok kişi vardır çöpçülükle dalga geçen. çöpçülüğü hoş gören sözler söylerken bile farkında olmadan küçümseriz ve bundan hiç de gocunmayız.
''ben seni çöpçü de olsan desteklerim.''
bu söz aracılığıyla çocuğumuzu çöpçü dahi olsa kabulleneceğimizi ve mesleğine saygı duyacağımızı belirtirken bir yandan da bu işi küçük gördüğümüzü kanıtlamış oluyoruz. adeta ''karıncayı bile incitmem deme, bileden incinir karınca.'' sözünü hayata geçirmiş oluyoruz. hiç şöyle bir söze denk geldiniz mi mesela?
''ben seni uzay mühendisliği yapsan da desteklerim.''
denk gelmezsiniz çünkü uzay mühendisliği zaten herkesçe desteklenecek ve takdir edilecek bir meslektir :) küçümsenmez, eskaza küçümsenince de yeniden büyüksenmeye ihtiyaç duymaz. çünkü büyüktür zaten. algılarda, beyinlerde, fikirlerde öyledir. çöpçülük öyle midir? hayır.
fakat bu milletten millete de değişir. başlıkta konu edindiğim çekik gözlülerin çöp toplayıcılığı hep göze hoş gelmiştir mesela :) sık sık duymuşsunuzdur; maçlarda, olimpiyatlarda, uluslararası organizasyonlarda japon izleyiciler bitişte hep çöp toplarlar. sonra bir güzel takdir görürler, ''ya japonlar çok farklı millet canım'', ''yüz yıl ilerimizdeler'', "bizimkiler olsa öylece bırakırlar'' temalı övgü fasılları... e bunu bizim çöpçüler yapınca niye küçümsüyorsunuz da japonlara gelince öve öve bitiremiyorsunuz mübarekler :) illa gözümüzü çekikleştirip, yüzümüze botoks yapıp, dudaklarımızı kalınlaştırıp anime mi izleyelim çöp toplayıcılığımız methedilmeye mazhar olsun diye? hepimiz topluyoruz işte çöpleri. toplarken aynı gemideyiz de övülme işinde mi yan çizildi? yapmayın dostlar, her milletin çöp atma eylemine eşit derecede karşılık verin ki barış sağlansın, gönüller hoşgörülsün.
''yaşasın çöpçümüz, japonya'ya bedel üçümüz!
yolları, binaları arındırmakla yükümlüyüz
akıllı olun ha, bizi yerip övmeyin elin japonunu!
ücret mücret dinlemeyiz, başlar japonya'ya göçümüz
siz akşamın dokuzunda serkeş serkeş dolaşırken
önünüze çıkmıyorsa çöpün, kirin zerresi
bizdendir, bizim emeğimizden, bizim gönlümüzden
şimdi küçümseyenlerinizin belki kesilir sesi
türk-kürt, japon-çinli, portekizli-brezilyalı...
fark etmez temizlemek için gecekondu, ev, yalı
emek emektir, yere düşürmeden emekçilerin yüzünü
millet fark etmeksizin hepsine saygı duymalı''
''ben seni çöpçü de olsan desteklerim.''
bu söz aracılığıyla çocuğumuzu çöpçü dahi olsa kabulleneceğimizi ve mesleğine saygı duyacağımızı belirtirken bir yandan da bu işi küçük gördüğümüzü kanıtlamış oluyoruz. adeta ''karıncayı bile incitmem deme, bileden incinir karınca.'' sözünü hayata geçirmiş oluyoruz. hiç şöyle bir söze denk geldiniz mi mesela?
''ben seni uzay mühendisliği yapsan da desteklerim.''
denk gelmezsiniz çünkü uzay mühendisliği zaten herkesçe desteklenecek ve takdir edilecek bir meslektir :) küçümsenmez, eskaza küçümsenince de yeniden büyüksenmeye ihtiyaç duymaz. çünkü büyüktür zaten. algılarda, beyinlerde, fikirlerde öyledir. çöpçülük öyle midir? hayır.
fakat bu milletten millete de değişir. başlıkta konu edindiğim çekik gözlülerin çöp toplayıcılığı hep göze hoş gelmiştir mesela :) sık sık duymuşsunuzdur; maçlarda, olimpiyatlarda, uluslararası organizasyonlarda japon izleyiciler bitişte hep çöp toplarlar. sonra bir güzel takdir görürler, ''ya japonlar çok farklı millet canım'', ''yüz yıl ilerimizdeler'', "bizimkiler olsa öylece bırakırlar'' temalı övgü fasılları... e bunu bizim çöpçüler yapınca niye küçümsüyorsunuz da japonlara gelince öve öve bitiremiyorsunuz mübarekler :) illa gözümüzü çekikleştirip, yüzümüze botoks yapıp, dudaklarımızı kalınlaştırıp anime mi izleyelim çöp toplayıcılığımız methedilmeye mazhar olsun diye? hepimiz topluyoruz işte çöpleri. toplarken aynı gemideyiz de övülme işinde mi yan çizildi? yapmayın dostlar, her milletin çöp atma eylemine eşit derecede karşılık verin ki barış sağlansın, gönüller hoşgörülsün.
''yaşasın çöpçümüz, japonya'ya bedel üçümüz!
yolları, binaları arındırmakla yükümlüyüz
akıllı olun ha, bizi yerip övmeyin elin japonunu!
ücret mücret dinlemeyiz, başlar japonya'ya göçümüz
siz akşamın dokuzunda serkeş serkeş dolaşırken
önünüze çıkmıyorsa çöpün, kirin zerresi
bizdendir, bizim emeğimizden, bizim gönlümüzden
şimdi küçümseyenlerinizin belki kesilir sesi
türk-kürt, japon-çinli, portekizli-brezilyalı...
fark etmez temizlemek için gecekondu, ev, yalı
emek emektir, yere düşürmeden emekçilerin yüzünü
millet fark etmeksizin hepsine saygı duymalı''
devamını gör...
the office
izleyince şimdiye kadar neden izlememişim dedirten dizidir.
devamını gör...
intihar etmeyi düşünmek
mutlu bir insanın en mutlu anı uykuya daldığı andır, mutsuz bir insanın ise en mutsuz anı uykudan uyandığı andır. yaşam bir çeşit hata olmalı.
-schopenhauer.
-schopenhauer.
devamını gör...
iş yerindeki olumsuzlukları sevgiliye anlatıp durmak
" sevgili" demek " hayatı sansürsüz paylaşabildiğin insan " demektir. eğer sevgilinize karşı her şeyinizi içinizden geldiği gibi anlatacak kadar samimiyet ve rahatlık taşımıyorsanız, bağınız üzerine düşünmeniz gerekir. gerçek bir bağ tolerans, sevgi, sadakat, problem çözme isteği ve yetisi gerektirir. karşınızdaki sizi bunların herhangi birinden ya da hepsinden mahrum bırakıyorsa, o bağ sağlıklı değildir ya da çıkar odaklıdır. ne olursa olsun uzaklaşın.
benim erkek arkadaşım her şeyimle ilgilenir. ben anlatmak istemesemde zorlar ve öğrenir. bana zarar gelmesinden korktuğu için ( birinin bunu denemeye çalışmasından), her zaman hayatımda olan şeylerden haberdar olmak ister ve aksi durumlarda ( gerektiğinde ) müdahale eder. koruyucu olmasına bayılıyorum. her ne kadar güçlü bir kadın olsam da, kendim dışında birinin benim alanımı koruması inanılmaz iyi hissettiriyor. sevgilime sabaha kadar konuşsamda bıkmaz, dinler.
yani yapan yapıyor, yapmayanda sorun var.
benim erkek arkadaşım her şeyimle ilgilenir. ben anlatmak istemesemde zorlar ve öğrenir. bana zarar gelmesinden korktuğu için ( birinin bunu denemeye çalışmasından), her zaman hayatımda olan şeylerden haberdar olmak ister ve aksi durumlarda ( gerektiğinde ) müdahale eder. koruyucu olmasına bayılıyorum. her ne kadar güçlü bir kadın olsam da, kendim dışında birinin benim alanımı koruması inanılmaz iyi hissettiriyor. sevgilime sabaha kadar konuşsamda bıkmaz, dinler.
yani yapan yapıyor, yapmayanda sorun var.
devamını gör...
normal sözlük'te o trollü dövdüreceğim
yedirmeyiz.
devamını gör...
intihar etmeyi düşünmek
samimiyetle söylüyorum. o kadar çok o kadar çok düşündüm ki. düşünmekle kalmak ve hala hayatta olmak güzel.
tek seçenek ölmek değilmiş bunu anlıyor insan sonradan. bulutların dağıldığı zamanların hatırına yaşamak lazım. zor zamanların içinden hırpalanarak olsa da sağ salim çıkabilmek ve devam edebilmek mümkün. kendini tanıdıkça, anladıkça teselli bulmayı da, mutlu olmayı da çözersin bence.
tek seçenek ölmek değilmiş bunu anlıyor insan sonradan. bulutların dağıldığı zamanların hatırına yaşamak lazım. zor zamanların içinden hırpalanarak olsa da sağ salim çıkabilmek ve devam edebilmek mümkün. kendini tanıdıkça, anladıkça teselli bulmayı da, mutlu olmayı da çözersin bence.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
“dip sos getirsenize ve şu ağır aşkın üzerine çeşni niyetine biraz kendini bilmezlik katayım.” böyle bir cümleyi haykıran adamın çektiği acının zamansal düzlemde bir karşılığı olsa bile dışarıdan bakan pek tabi bunu algılamayacaktır. “empati” ise menfaatin yumuşatılmış ve nazik halidir. o yüzden itibar etmemek gerekir ne fazla empati kuranlara ne de kıyıya vurmuş kulağı kesik köpekbalıklarına. ama çok arzu ediyorsanız aşkına dip sos isteyen adamın öyküsünü bir kısa film olarak izleyebilirsiniz. harcadığınız zamanın göreceliğinin hesabını kimse vermeyecek size. adam ise kendi zamanının peşinden giden emekli bir dedektif, biraz yorgun, biraz öfkeli ve bıkkın.
devamını gör...
13 kasım 2023 özel mesaj yoluyla tehdit edilmem
çok vahim olay.
lucifer'ı biliyoruz, son singapur vapurunu da...
ama kusura bakmayın.
ruchy kim awm?
ciddi ciddi soruyorum.
lucifer'ı biliyoruz, son singapur vapurunu da...
ama kusura bakmayın.
ruchy kim awm?
ciddi ciddi soruyorum.
devamını gör...
normal sözlük'te o trollü dövdüreceğim
yerini öğrenmek isteyen her kimsen tarlabaşı'daki seks şopun üst katında oturuyor. kapı komşusu pornocu hıdır emmidir.
devamını gör...
normal sözlük'te o trollü dövdüreceğim
allah rahmet eylesin iyi adamdı
devamını gör...
yazarlara gelen son mesaj
"bu arada çok güzelsiniz."
ulan bir de bunun amacını biliyorum. lanet gibi yalan olduğunu da biliyorum. püh sıfatınıza gerçekten ya... bir yandan böyle tiplere "bana kadar mı düştün gerçekten? allah seni bildiği gibi etsin" diye acıyorum, yandan da zaten yalan söylediğini bilip sinirleniyorum. hiçbir şekilde tutulacak yeri yok gerçekten bu tip erkeklerin. sinirlendim durduk yere yine.
ulan bir de bunun amacını biliyorum. lanet gibi yalan olduğunu da biliyorum. püh sıfatınıza gerçekten ya... bir yandan böyle tiplere "bana kadar mı düştün gerçekten? allah seni bildiği gibi etsin" diye acıyorum, yandan da zaten yalan söylediğini bilip sinirleniyorum. hiçbir şekilde tutulacak yeri yok gerçekten bu tip erkeklerin. sinirlendim durduk yere yine.
devamını gör...
iş yerindeki olumsuzlukları sevgiliye anlatıp durmak
hatun bana da anlatır. ben de dinlerim. sonra gerekli görürsek konu üzerinde istişare ederiz. konuyu bir yere bağlarız. birbirimizin dertlerine derman olmayacaksak biz niye sevgiliyiz?..
devamını gör...
normal sözlük'te o trollü dövdüreceğim
o değilde takıldığın mekanları değiştir luci bey kardeşim. üç aşağı beş yukarı nerelerde gezdiğini bilen biliyor. ya da uzun bir süre evden dışarı çıkma. çıkacaksan da yanına adam al öyle dolaş. yanında da mutlaka emanet bulundur.
bir dost tavsiyesi benden sana. normal sözlük eşkiyalarının affı olmazmış. ben de yeni öğrendim.
bir dost tavsiyesi benden sana. normal sözlük eşkiyalarının affı olmazmış. ben de yeni öğrendim.
devamını gör...
iş yerindeki olumsuzlukları sevgiliye anlatıp durmak
bi yandan sözlükteki manyak çocuğun özel mesajdan küfürlerini okuyorum diğer yanda 44 milyonluk bir alışverişinin gerçekleşmesi için uğraşıyorum sısıısısıs
neyini anlatayım manitişe?
neyini anlatayım manitişe?
devamını gör...
türk evlerindeki en gereksiz eşya
türk insanında dünyanın en gereksiz algısı var. adı " çeyiz".
hepimizin ailesinin evinde asla kullanılmayan ama büyük bir cam akvaryumun içerisinde sergilenen tabak- çanak fincan ve bardak grupları var hatta bu akvaryuma sofistike bir ad takılmış " vitrin" deniyor. düzenli olarak bunun tozu alınır, içindeki her şey yıkanır- geri koyulur ama asla içindeki eşyalar kıyılıp kullanılmaz. evinizin içerisinde boşuna hacim kaplayan, asla kullanılmayan bir eşya kalabalığı yorar hatta bıktırır sizi.
mantığıda çok saçmadır. ben neden kendi çocuğuma doğduğu yıldan 40 yıl öncesinin eşyalarını biriktirip vereyim? modası geçmiş- asla kullanılmayan bir ton eşyayı niye kullansın? ya da niye kullanmasını bekleyeyim? tamam hatıra olarak küçük bir şeyler saklanır ve verilir. ne bileyim antika bir fincan takımı, özel seri tabak seti vb anlarım ama kutu kutu , bin ton eşya nedir?
şahsen kendi anneme sık sık söylediğim durumdur bu. bana asla çeyiz biriktirmemesi gerektiğini, evleneceğim zaman kendi zevkime göre ihtiyacım olan her şeyi " az ve öz" alacağımı söylüyorum. annemin çeyize olan takıntısı ve evimizin eşya dolu olması sebebiyle
" aşırı eşya" fobim oluştu. minimal bir yaşam destekliyorum. kullanacağım kadar eşya alacağım ve ötesi olmayacak. kırıldıkça, her şeyin yerine yenisi konur. aynı şeyden 263737 adet alıp evde biriktirmeye gerek yok. kimse farkında değil ama evlerin gereksiz eşya doldurulması hem insanı yoruyor hemde insanın pozitif duygu alanına müdahale ediyor. evde baktığınız her yerin dolu olması inanılmaz sıkışmışlık hissi verir insana. şahsen bizim evin içi ruhumu daraltıyor. annem sağ olsun evin her yeri gömme dolap, evin her yeri tabak- çanak dolu. üstelik kendisi hala almaya devam ediyor.
kendi evimde eşya kıtlığı oluşturacağım bu sebeple. erkek arkadaşımada aynı şeyi söyledim. allahtan benimle benzer düşüncede. ikimizde içi eşya dolu, tıkış tıkış evlerden nefret ediyoruz.
minimal eşya, maksimal alan. bu kadar.
hepimizin ailesinin evinde asla kullanılmayan ama büyük bir cam akvaryumun içerisinde sergilenen tabak- çanak fincan ve bardak grupları var hatta bu akvaryuma sofistike bir ad takılmış " vitrin" deniyor. düzenli olarak bunun tozu alınır, içindeki her şey yıkanır- geri koyulur ama asla içindeki eşyalar kıyılıp kullanılmaz. evinizin içerisinde boşuna hacim kaplayan, asla kullanılmayan bir eşya kalabalığı yorar hatta bıktırır sizi.
mantığıda çok saçmadır. ben neden kendi çocuğuma doğduğu yıldan 40 yıl öncesinin eşyalarını biriktirip vereyim? modası geçmiş- asla kullanılmayan bir ton eşyayı niye kullansın? ya da niye kullanmasını bekleyeyim? tamam hatıra olarak küçük bir şeyler saklanır ve verilir. ne bileyim antika bir fincan takımı, özel seri tabak seti vb anlarım ama kutu kutu , bin ton eşya nedir?
şahsen kendi anneme sık sık söylediğim durumdur bu. bana asla çeyiz biriktirmemesi gerektiğini, evleneceğim zaman kendi zevkime göre ihtiyacım olan her şeyi " az ve öz" alacağımı söylüyorum. annemin çeyize olan takıntısı ve evimizin eşya dolu olması sebebiyle
" aşırı eşya" fobim oluştu. minimal bir yaşam destekliyorum. kullanacağım kadar eşya alacağım ve ötesi olmayacak. kırıldıkça, her şeyin yerine yenisi konur. aynı şeyden 263737 adet alıp evde biriktirmeye gerek yok. kimse farkında değil ama evlerin gereksiz eşya doldurulması hem insanı yoruyor hemde insanın pozitif duygu alanına müdahale ediyor. evde baktığınız her yerin dolu olması inanılmaz sıkışmışlık hissi verir insana. şahsen bizim evin içi ruhumu daraltıyor. annem sağ olsun evin her yeri gömme dolap, evin her yeri tabak- çanak dolu. üstelik kendisi hala almaya devam ediyor.
kendi evimde eşya kıtlığı oluşturacağım bu sebeple. erkek arkadaşımada aynı şeyi söyledim. allahtan benimle benzer düşüncede. ikimizde içi eşya dolu, tıkış tıkış evlerden nefret ediyoruz.
minimal eşya, maksimal alan. bu kadar.
devamını gör...
normal sözlük'te o trollü dövdüreceğim
sonum yaklaşıyor gibi... işten eve nasıl geldim bilmiyorum.. sokakta yürürken arkamdan lambalar söndü hep.. kız arkadaşım varmış gibi telefonda konuşma numarası yaptım.... tanrımmm sonum böyle mi olacaktı? kızın birine duyduğu saplantı sebebiyle bir ev dombilisinin beni dövdürmek için tutacağı bir iki takım elbiselinin ellerinde can mı verecektim...
fiziki olaylarda her zaman şiddetin karşısında duran, durduğunu ifade eden solcu yazarların sessiz kalması daha da sarstı beni.. küfürün yasak olduğu bu yüce makamda.. sırf kadınları çok seviyorum diye, olur olmadık küfürlere maruz kaldım.. kadınların anlattığı taciz hikayelerine sayfa sayfa moral mesajı atan erkek yazarların, aynı taciz karşısında sessiz kalmaları karşısında bir kere daha solculuğa olan inancım derinden sarsıldı..
insan hakları, cinsiyetçilik diye sabaha kadar kafa açan solcular, resmenn olup bitene alkış tuttu. lanet gelsin size de solculuğa da. adilerrrr.
peki ya muhafazakar hanımlar? değerli akpliler? hangi birinizi bugüne kadar solcu kadınlardan ayırdım? hangii birinizi solcuların memeleri daha iri olur diye ötekileştirdim? her birinizi ayrı ayrı çok sevdim. bunu biliyordunuz.. hani filistin kardeşliği? hani rabia forever? ayıp beee.
yakamda bir gül, takım elbisemi giyeceğim gün geldi işte.. hissediyorum.. dıkşınnnn kan içinde yerdeyim..
o an bile... son bi defa daha bir sözlük kızıyla cilveleşeyim isterim kesin...
huyum kurusun.
son bir duduş..
son bir meme.
pattt öldüm ya lan işte.
fiziki olaylarda her zaman şiddetin karşısında duran, durduğunu ifade eden solcu yazarların sessiz kalması daha da sarstı beni.. küfürün yasak olduğu bu yüce makamda.. sırf kadınları çok seviyorum diye, olur olmadık küfürlere maruz kaldım.. kadınların anlattığı taciz hikayelerine sayfa sayfa moral mesajı atan erkek yazarların, aynı taciz karşısında sessiz kalmaları karşısında bir kere daha solculuğa olan inancım derinden sarsıldı..
insan hakları, cinsiyetçilik diye sabaha kadar kafa açan solcular, resmenn olup bitene alkış tuttu. lanet gelsin size de solculuğa da. adilerrrr.
peki ya muhafazakar hanımlar? değerli akpliler? hangi birinizi bugüne kadar solcu kadınlardan ayırdım? hangii birinizi solcuların memeleri daha iri olur diye ötekileştirdim? her birinizi ayrı ayrı çok sevdim. bunu biliyordunuz.. hani filistin kardeşliği? hani rabia forever? ayıp beee.
yakamda bir gül, takım elbisemi giyeceğim gün geldi işte.. hissediyorum.. dıkşınnnn kan içinde yerdeyim..
o an bile... son bi defa daha bir sözlük kızıyla cilveleşeyim isterim kesin...
huyum kurusun.
son bir duduş..
son bir meme.
pattt öldüm ya lan işte.
devamını gör...
beşiktaş
devamını gör...
