zaman tüneli
yazarların yaşamak isteyeceği ülkeler
ıtalya benim çok ilgimi çekiyor, yaşamak galiba olmayacak ama en azından şöyle bir iki hafta dolaşmak güzel olurdu.
devamını gör...
kitap okuma alışkanlığı edinmek için öneriler
ilgi alanı,
az az ama düzenli okumak,
sürekli kitap taşımak,
evin bazı köşelerine kitaplar konulabilir.
az az ama düzenli okumak,
sürekli kitap taşımak,
evin bazı köşelerine kitaplar konulabilir.
devamını gör...
nevşin mengü'nün hayırsız evlat olması
illa armut dibine düşsün isteyenleri memnun edemeyen televizyoncu kızımız.
siyasi hoşgörüsüzlüğünüzü * * sevsinler izin.
siyasi hoşgörüsüzlüğünüzü * * sevsinler izin.
devamını gör...
olgunluk
nezaket öğretilen çocukluktur.
devamını gör...
nevşin mengü'nün ağrı'daki sahura yorumu
nevşin mengü daha doğrusu fonşin fongü; gizli akp'li, rte hayranı bir sarı gazetecidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
gri asfalt, ıslak banklar,
yeşil yaprak, ıslak otlar,
sokak, kapısını kapattı bize bu gece,
selam mutsuz hane,
selam tozlu çekyatlar.
yeşil yaprak, ıslak otlar,
sokak, kapısını kapattı bize bu gece,
selam mutsuz hane,
selam tozlu çekyatlar.
devamını gör...
27 yaş
bu 27 yaş bunalımı meselesi gerçekmiş arkadaşlar. girdiğim günden bu yana, en zor zamanlarda bile pozitif olan ben haftanın en az üç günü intiharı düşünüyorum. ergenlik ve yetişkinlik arasında kısılıp kalan ve kişiyi içten içe yiyip bitiren bir yaş. daha bitmesine çok var, geç kalmışlık hissi, geçen zamanda hayatımızı heba ettiğimiz kişiler, harcanan potansiyellerimiz, boşa giden emeklerimiz vs düşündükçe deli ediyor insanı. düşünüyorum neden bu haldeyim diye, mantıklı bir açıklaması yok. benim için çok zor geçiyor.
devamını gör...
nevşin mengü’nün ortaya çıkan eski mülteci tivitleri
nevşin mengü, yiğit bulutun dişi versiyonudur. yiğit bulut da bir zamanlar akp'ye neler diyordu şimdi napıyor? akp'nin gizli ortağı sarı muhalefetin sarı gazetecisi, karaktersiz dönek fonşin fongü... arşiv unutmaz, internet affetmez!..
devamını gör...
yazarların yakaladığı fırsatlar
ınsan oğluna şans surekli gulmez ama o frekansa girdiysen ust üste şans kapıyı tekme tokat çalar. yazarlarımız yakaladığı fırsatlar
ben bu yıl tercüman olma şansı kapımı çaldı ve şükürler olsun aldım belgemi .allah is konusundada şansımı tekmelesin inşallah. ;))))
ben bu yıl tercüman olma şansı kapımı çaldı ve şükürler olsun aldım belgemi .allah is konusundada şansımı tekmelesin inşallah. ;))))
devamını gör...
nevşin mengü'nün hayırsız evlat olması
yadsınamaz acı bir gerçektir. nevşin mengü daha doğrusu fonşin fongü, biz ulusalcılara düşman satılık bir mültecisevicidir. hayret, şahin mengü gibi vatansever bir kemalist'ten nasıl nevşin mengü gibi bir liboş çıkmış akıl alır gibi değil? babası rahmetli şahin mengü'nün kemikleri sızlıyor...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
biz çok düşünürdük,
hatta öyle çok düşünürdük ki,düşünce bizden kendini esirger,saklanırdı
,bizde düşerdik peşine,bir düşünce, bir düşünce daha,
en çok geceleri bazı ızdaraplarımız çekilmez olurdu,
bir sevgili düş’ünde,
bir kardeş özleminde,
bir yanlış anlaşılma tümcesinde,düşünüp dururduk!
sadece kalplerin gerçekten sağır olduğunu anlardık kulaklardan öte,
her şeyi görerek kavrarız sandık
bir hayat sahnesinde,hissederdik özlemi nakkaşede..,
yanılıyoruz deme şimdi,
biz hiç yanmazdık çocukken körebelerde,sobelenmedik ummadık viranelerde.
bomboş bir ruhun sahnesinde,
doyurulması güç bedenler bıraktık!
hep çok hissettiğin,
en çok hissettiğin,
adını bulamadığın,
başkalarının da hissedip hissetmediğini merak ettiğin,
belki biri bulmuştur dediğin
‘bir tanımsız’ olduk biz,ben,içim.
kapılar açılsın diye önünde yattığımız da çok oldu,
gün olup açılınca girmeden çekip gittiğimiz,
gurur değil hevesi kalmayan,
bahanesi olmayan aşk gibi gittik,
kapıdan,
kapılardan,yaralardan,
şimdi bir kez daha kapatıyorum,
aşk’a değil ruhun çıkmazına içiyorum düşünce şarabından,
düşüyorum,
bir uyku boyu uzanıyor,birileri uyuyor,ölüyor,doğuyor,saatler çalıyor…
ve bırakıyorum kendi ellerimi,
ya ben ölüyorum!
ya dünya öldürüyor…
gökyüzü hala var......
hatta öyle çok düşünürdük ki,düşünce bizden kendini esirger,saklanırdı
,bizde düşerdik peşine,bir düşünce, bir düşünce daha,
en çok geceleri bazı ızdaraplarımız çekilmez olurdu,
bir sevgili düş’ünde,
bir kardeş özleminde,
bir yanlış anlaşılma tümcesinde,düşünüp dururduk!
sadece kalplerin gerçekten sağır olduğunu anlardık kulaklardan öte,
her şeyi görerek kavrarız sandık
bir hayat sahnesinde,hissederdik özlemi nakkaşede..,
yanılıyoruz deme şimdi,
biz hiç yanmazdık çocukken körebelerde,sobelenmedik ummadık viranelerde.
bomboş bir ruhun sahnesinde,
doyurulması güç bedenler bıraktık!
hep çok hissettiğin,
en çok hissettiğin,
adını bulamadığın,
başkalarının da hissedip hissetmediğini merak ettiğin,
belki biri bulmuştur dediğin
‘bir tanımsız’ olduk biz,ben,içim.
kapılar açılsın diye önünde yattığımız da çok oldu,
gün olup açılınca girmeden çekip gittiğimiz,
gurur değil hevesi kalmayan,
bahanesi olmayan aşk gibi gittik,
kapıdan,
kapılardan,yaralardan,
şimdi bir kez daha kapatıyorum,
aşk’a değil ruhun çıkmazına içiyorum düşünce şarabından,
düşüyorum,
bir uyku boyu uzanıyor,birileri uyuyor,ölüyor,doğuyor,saatler çalıyor…
ve bırakıyorum kendi ellerimi,
ya ben ölüyorum!
ya dünya öldürüyor…
gökyüzü hala var......
devamını gör...
babaanniş
babaanneme böyle seslenmeyi bıraktığımdan beri bir şeyler yolundan çıkmaya başladı iyice
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
canım öylesine tekila çekiyor ki anlatamam.
please don't let me be misunderstood
please don't let me be misunderstood
devamını gör...
anın fotoğrafı
ortamlarda sade soda;

bir de şimdi babamla turuncu sek (benim tercihim) rakı. hazırlık babama ait, bana çerez soyuyor ya da kırıyor yoksa ikna olmam. (sade sodayla eşlik etmeyeyim diye girdiği çaba.) tek içmeyi sevmiyor ve bugün piyango bana vurdu.
o sıvı sınırıyla yetiniyorum. yoksa eti canga reklamındaki dönüşüme uğruyorum. bir de baya yavaş içiyor ben yavaş içemiyorum. o yüzden çerezle ya da meyveyle zaman kazandırmaya çalışıyor. bir de beyaz pek güzel değil. (içmenin adabına uymasa (evet babam olsa bile) sade sodayla bile eşlik etmezdim. bunda çizgim net.)

bir de şimdi babamla turuncu sek (benim tercihim) rakı. hazırlık babama ait, bana çerez soyuyor ya da kırıyor yoksa ikna olmam. (sade sodayla eşlik etmeyeyim diye girdiği çaba.) tek içmeyi sevmiyor ve bugün piyango bana vurdu.
o sıvı sınırıyla yetiniyorum. yoksa eti canga reklamındaki dönüşüme uğruyorum. bir de baya yavaş içiyor ben yavaş içemiyorum. o yüzden çerezle ya da meyveyle zaman kazandırmaya çalışıyor. bir de beyaz pek güzel değil. (içmenin adabına uymasa (evet babam olsa bile) sade sodayla bile eşlik etmezdim. bunda çizgim net.)
devamını gör...
politik bir hareketin kendi içine çöküşü
konsolosluk önünden havalimanına göstermelik bir mitingle çekildiler, incirlik'te kendi liderleri eyleme çağırıp kitleyi terketti oradan da püskürtüldüler, en son gelip starbucks masa ve sandalyelerinin arasına sıkıştılar. bir politik hareketin kendi içine çöküşü...
neden?
çünkü müslümanların başında dindar işçiler değil, en az starbucks'takilerin bir kısmı kadar "hali vakti yerinde" orta-burjuva beyleri var.
kapitalist sınıfı rahatsız etmeyen her muhalif hareket kimden gelirse gelsin gericileşir, toplumsal çoğunlukların yerine azınlıkların çıkar ve ihtiraslarını koyar çünkü. müslümanlar kimin ordusu olacaklarına karar vermeli evvel. yoksa starbucks'a bir şey olmaz.
siyonizmle uğraştıklarını zannedip orada oturup kahve içen çocukla uğraşanlara meyledersen senin sınıfsal bilincine, iradene, aklına çok şey olur ama. önce kendi burjuvazinle hesaplaşabilir duruma geleceksin,
bunun için starbucks'ın masa sandalyeleri arasında kaybolmak yerine, orada kahve içen çocukları düşmanlaştırmak yerine, o şirketin emek yapısından ve emekçilerin örgütlenme sorunlarından yola çıkarsın, oradan işçi sınıfının yakın ve uzak kurtuluş görevlerine pencereler açarsın, bu şekilde bir azınlıkla değil, toplumsal çoğunluklarla aranı iyi tutmaya yönelmiş olursun, onların güçlerini açığa çıkarmaya odaklanabilmiş olursun. burjuvazinin şu veya bu kesimiyle yürüyen baştan kaybeder....
neden?
çünkü müslümanların başında dindar işçiler değil, en az starbucks'takilerin bir kısmı kadar "hali vakti yerinde" orta-burjuva beyleri var.
kapitalist sınıfı rahatsız etmeyen her muhalif hareket kimden gelirse gelsin gericileşir, toplumsal çoğunlukların yerine azınlıkların çıkar ve ihtiraslarını koyar çünkü. müslümanlar kimin ordusu olacaklarına karar vermeli evvel. yoksa starbucks'a bir şey olmaz.
siyonizmle uğraştıklarını zannedip orada oturup kahve içen çocukla uğraşanlara meyledersen senin sınıfsal bilincine, iradene, aklına çok şey olur ama. önce kendi burjuvazinle hesaplaşabilir duruma geleceksin,
bunun için starbucks'ın masa sandalyeleri arasında kaybolmak yerine, orada kahve içen çocukları düşmanlaştırmak yerine, o şirketin emek yapısından ve emekçilerin örgütlenme sorunlarından yola çıkarsın, oradan işçi sınıfının yakın ve uzak kurtuluş görevlerine pencereler açarsın, bu şekilde bir azınlıkla değil, toplumsal çoğunluklarla aranı iyi tutmaya yönelmiş olursun, onların güçlerini açığa çıkarmaya odaklanabilmiş olursun. burjuvazinin şu veya bu kesimiyle yürüyen baştan kaybeder....
devamını gör...
olgunluk
hamdım, piştim, yandım.
devamını gör...
yazarlara yapılan en son iyilik
dün evde nescafe kalmadığı için marketten aldığımı gören komşumuzun bugün 2 avuç nescafe ile gelmesi..
devamını gör...
kitap okuma alışkanlığı edinmek için öneriler
kitap araştırması yaparak okunacak kitaplar listesi oluşturmak. kitaplarda sevilen yerlerin altını çizmek* ve ya bunları paylaşabileceğin bir mecrada paylaşmak. bitirdiğin kitapların listesini tutmak. vs vs
devamını gör...
kolej sahibi öğretmenlere saldırdı
kadıköy'deki kandilli koleji sahibi ismail şilan yasa dışı çalıştırılmaya karşı mücadele yürüten özel sektör öğretmenleri sendikası üyelerine saldırmış.

''insanlar sizden uzaklaştığı zaman bırakın gitsinler, kaderiniz asla onlara bağlı değildir'' diye de twitlemiş.
buradan
butik okul adını verdikleri merdivenaltı atelye gibi okullarda az sayıda öğretmeni, düşük ücretlerle, iş kanunlarını da tasfiye ederek, sözleşme kazıkları atarak, ağır iş yüküyle çalıştırarak birikim sağlıyorlar. üstelik öğretmenlik
artık sadece kapitalist için müşteri çeken, para toplayan bir teknisyene çevriliyor. yani eğitim süreci üretim sürecine dönüştükçe, öğretmen emeği de basit bir üretim girdisine dönüşsün isteniyor.
okul adı altında açılmış ticarethanelere son!
kimi ne kadar sömürürüm,
kimin sırtına ne kadar basıp yükselirim,
kimden ne koparırım hesabıyla girilen kapıların efendileri altında eğitilmeye son!

buradan

''insanlar sizden uzaklaştığı zaman bırakın gitsinler, kaderiniz asla onlara bağlı değildir'' diye de twitlemiş.
buradan
butik okul adını verdikleri merdivenaltı atelye gibi okullarda az sayıda öğretmeni, düşük ücretlerle, iş kanunlarını da tasfiye ederek, sözleşme kazıkları atarak, ağır iş yüküyle çalıştırarak birikim sağlıyorlar. üstelik öğretmenlik
artık sadece kapitalist için müşteri çeken, para toplayan bir teknisyene çevriliyor. yani eğitim süreci üretim sürecine dönüştükçe, öğretmen emeği de basit bir üretim girdisine dönüşsün isteniyor.
okul adı altında açılmış ticarethanelere son!
kimi ne kadar sömürürüm,
kimin sırtına ne kadar basıp yükselirim,
kimden ne koparırım hesabıyla girilen kapıların efendileri altında eğitilmeye son!

buradan
devamını gör...

