zaman tüneli

nejat işler ve yiğit özşener'in başrolde olduğu 2011 yapımlı türk komedi/ dram filmi.
mete ve kaan adında iki radyocunun kent fm'de kaybedenler kulübü adında radyo programı yapıp dinleyenler (kaybedenler) ile birlik olmayı, yalnızlığı, küçücük bir radyodan gelen iki ses sayesinde yalnız olmadığını hissetmeyi anlatıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

+naber?
-standart.
+allah standarttan ayırmasın.


iyi geceler sayın dinleyenler ve böyle bir şey mümkün
devamını gör...

okurken iğrendim. hele de yönetimin bu kadar sorumsuz davranması da ayrı mesele. tamam yazarlar o görselleri paylaşmamalı diyelim, sadece şikayet etselerdi ben yönetimin müdahale edeceklerine pek inanmıyorum açıkçası. hiç ekşi sözlüğe girmedim yazmadım, okumadım da ama bu başlığa girilen tanımlara bakarak bile bu çıkarımı yapabiliyorsam ekşi artık bitmiş demektir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
neden bana tatlından vermiyorsun der gibi bir bakışı var. çok mu çok şeker.
devamını gör...

pardon duyamadım bir daha söyler misin ?

çünkü inanırım. *
devamını gör...

güneşli mahmutbey'de bulunan, bağcılar'a bağlı olmasına rağmen başakşehir'e daha yakın oluşundan dolayı çoğunlukla ikitelli'de (küçükçekmece) sanılan, ulaşımı sıkıntılı, sıkıcı ve boğucu bir alışveriş merkezi. mahmutbey metro istasyonundan servisleri de var. tek iyi yanı içinde outlet mağazalarının olması.
devamını gör...

"türk kızı" ile başlayan cümleleri hiç sevmiyorum keza hepimiz farklı kişilikleriz. şahsen o günkü haleti ruhiyeme göre hatta kimden bu iltifat geldiğine göre bile vereceğim cevap değişir. mesela çok sevdiğim biri ise genelde "yaa öyle mi" diyerek kendi etrafımda bir tur atarım (neden bilmiyorum anlık coşkuyla) ama samimi bulamadığım biriyse soğuk bir teşekkür ile yetinebilirim.
devamını gör...

yalana konu olan olayı anımsayalım:
onedio.com/haber/gozyaslari...

internette aynı hikayeyi, özü aynı ayrıntıları eksik değişik şekillerde okuyabilirsiniz. özet geçecek olursak istanbul sokaklarında başıboş dolaşan 80bin it toplanıp marmara’daki sivriada’ya götürülmüş, orada ölüme terk edilmiş.
bunun neresi yalan?
birincisi ortada 80bin it yoktur. sürgüne muhatap olan it sayısı bin, azami iki bindir; fazlası değil. çünkü 1910 yılında istanbul’un nüfusu 800bin. o günkü yüzölçümü bugünkü yüzölçümün onda birinden küçük. böyle bir nüfusa 80 bin it, her beş yetişkin insan başına bir it düşmesi demektir ki, bu mümkün değil. yüz ölçümünü de düşünürseniz her yerin kum gibi it kaynıyor olması gerek. tabi itlerin hepsinin toplanamadığını da dikkate almak gerek.
bu itler toplanıp tophane’ye götürülüyor. uyuşturucu iğne, uyuşturucu yem yok. nasıl toplanıyor? kementle, ağla. güldürmeyin. 80 bin it diyoruz. osmanlı ordusu mu seferber oldu? hem de çok kısa zamanda toplanmış.
sonra bunları tophane’ye götürüp o günün itperestleri saldırıp serbest bırakmasın diye başlarına asker diziyorlar. tophane’yi ve 80bin iti düşünün. ve tabi bekleyen gariban askeri. hadi tophane yeteri kadar büyük bir yer diyelim, değil ama öyle olsun, kaç asker dizdiniz, itlerin çevresini neyle çevirdiniz? itlerin çevresine duvar örmüş olmaları gerek. yoksa kaçarlar. örmüşler midir? hadi canım.
sonra bunları gemiye doldurup sivriada’ya götürmüşler.
ne kadar ararsanız arayın adaya kaç gemi gittiğinin bilgisi yok. bir gemi değil bir dolu tekne ya da istimbot olmalı. boru değil 80bin it her biri otuz kilodan 2400 ton gemi değil çünkü adada rıhtım yok. (şimdi de yok). dediğim gibi adaya nasıl götürüldüklerine dair tek bilgi yok. tıpkı kedi kısırlaştırmanın zararlarını anlatan makale bulamamanız gibi. yahu kısır olmamak zararlıysa doğa ana bu hayvanları neden kısır yaratmadı sorusuna ıslık çalıp gökyüzüne bakarak cevap vermiyor kediperestler. neyse ben buldum ve her ihtimale karşı bebek gibi saklıyorum.

80bin it. 80 bin...
sivriada 45bin metre kare. böl 45bini 80bine. 0.56 metre kareye bir it düşmüş olmalı. bu adanın yarısı ayakta durulmayacak şekilde dik tepe. sivri adı da oradan geliyor. ama bu itler orada dik durmayı biliyorlar diyelim. yarım metre kareye bir it sığar mı? ha 80 bin it aşağı yukarı aynı zamanda adaya götürülmüş, laga luga yapmayalım. yani adada 80 bin it durmuş bir süre. sığar mı?
sığmaz. (ayrıca yukarıdaki linkteki fotoğrafta itlerin bayağı bir seyrek durdukları görülüyor. kombiyen jö tem)
sonuç: adaya götürülen itlerin sayısı 80bin değildir. azami sayı 2bindir, fazlası değil. ben 800 olduğunu tahmin ediyorum. 800 sayısının sonuna iki sıfır koymak kolaydır.
ayrıca:
diyorlar ki itlerin feryadı istanbul’dan duyulmuş. insanlar geceleri feryatlardan inlemelerden uyuyamamış.
vah zavallı hassas ruhlar.
adanın istanbul’a en yakın yeri, anadolu yakasındaki fener burnu 11 km mesafede. sizce 11 km mesafeden ses duyulur mu? 11 km’yi anlatayım size. ankara eryaman göksu parkı – ankara şehir hastanesi kuş uçuşu mesafe. istanbul taksim anıtı bakırköy cumhuriyet meydanı arası kuş uçuşu mesafe. çankaya'dan sıhhıye meydanına ses duyurabilmek için gerekli amplifikatörün gücü 1000w olmalı. denemiştik. sizce bir it bu kadar ses çıkartabilir mi? (sesler toplanıp daha güçlü ses haline gelmez, bunu demeyin bana) mümkün değil.
2) iki yıl sonra deprem olmuş, halk bunu itlerin lanetine bağlamış.
bizim halk he mi? iki yıl sonra aklına bile gelmez halkın. aha deprem oldu 10 ay önce. kaç kişi hatırlıyor? üç beş itperestin uydurmasıdır bu lanet. pek severler böyle lanet okumayı.

peki neden böyle bir yalana ihtiyaç duydular? basit. sadece 2022 yılında, it saldırıları sonucunda 28 insan ölüp, onlarcası ağır yaralanınca, sağlık bakanlığı sayıları açıklamaktan kaçınsa da aynı yıl içinde 300bin ısırılma vakası olunca itlerin sokaklardan toplanma ihtimaline karşı duyarlı(!) hâlkimizin duyarını kaşımak için. "bak itleri topladılar başımıza deprem felaketi geldi, yaaa. dokunmayın allaaan dilsiz kullarına, sokak canlarına diyebilmek için. bence trablusgarp ve balkan savaşları da o yüzden kaybedilmiştir.
devamını gör...

kendimle vakit geçirmek için kitabımı alıp kahve içmeye gitmek olacaktı. giyindim, hatta fazla fazla hazırlandım süslendim. sonra dışarı çıktığımda istanbul yine beni fırtına ile karşıladığı için mahalleyi abartı kıyafetlerimle turlayıp geri döndüm. dolayısıyla bugün mutluluk sebebim gerçekleşmedi maalesef, istanbul'da kışın doyasıya yaşanmıyor.
devamını gör...

diyot, redresör.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ekşi sözlük, olayı duyuran yazarları neden çaylak yaptığını açıkladı ama buna rağmen hala anlamayanlar var.

biz bir konuda savcılığa şikayette bulunmaya giderken savcının karşısına bir vatandaşı daha zorla çıkarıp "sayın savcım aha bakın ben bu adamı karşınızda nasıl dövüyorsam beni de öyle dövdüler," demiyoruz. yoksa ne olur, biz de nasıl suc islenmiş onu göstermek icin aynısını işleriz değil mi? ekşi sözlük üzerinde çocuk istismarına dair bir resim paylaşan kişinin paylaştığı resmi de yeniden paylaşarak "bu kişi istismar resmi paylaşıyor" demek bununla aynı mantık dahilindedir. formül çok açık ama günlerdir insanlar okuduğunu anlamıyor, mantık kuramıyor, ne algısız toplum olduk çıktık ya. mantığı, hukuk bilmiyorsak haydi belki kuramadık diyelim ki bence hukuk bilmeden de kurulabilir. ama sonra yapılan açıklamayı okuyunca onu da anlayamamak bence gerçekten sıkıntılı bir durum. ortalığı velveleye vermekten başka bir şey değil. bir sapık var o sözlükte, alenen suç işliyor. sözlük de o sapığın eylemlerini daha görünür hale getirmeden ve suçu daha da yaygın bir şekilde paylaşmadan konuyla ilgili aksiyon alıyor. yok efendim sözlük suçu gizlemeye mi çalışıyor, yok olayı paylaşanlar neden çaylak yapılıyor. olayı paylaşanların izanı yok efendim, olay öyle paylaşılmaz. suça konu fotoğrafların daha da yayılması ve suça konu eylemin doğru adlandırılmaması da sakıncalıdır çünkü. olayı anlık refleksle duyurmak isterken daha da tüm ülkeye sapkın eylemi yaymış olursunuz ki oldu da paylaşanlar, pek çok kişi söz konusu fotoğrafları görmüş oldu ve bu başlı başına sakıncalı idi. ortalığı velveleye verip öküz altında buzağı aramazsak neden o yazarların çaylak edildiği anlaşılır elbet.
devamını gör...

oyuncu listesinde alban lenoir, stéfi celma, nicolas devauchelle, lino lenoir, rod paradot, anne serra, ramzy bedia, sébastien lalanne, pascale arbillot, alexandre philip, thibaut evrard, patrick médioni, arthur aspaturian ve mike c. manning gibi oyuncuların olduğu 2020 yapımı aksiyon/gerilim türündeki bu filmin yönetmenliğini ise guillaume pierret yapmıştır.

başarısız bir soygun işinden hapse giren bir adamı bir polis başarısız olduğu soygunda kullandığı yöntemden dolayı onu polis arabalarını geliştirmesi için hapisten belli günlerde çıkarma teklifinde bulunuyor. arabaları iyileştiren ve polislere çok faydası olan bu adam iyi bir polisin öldürülmesinde sonra kaçar ama çok uzaklaşmadan yakalanır. kötü polisler suçu onun üstüne yıkmak isterler ama adam dişlidir ve olayı çözmede şansıda yanındadır. kötü polislerin öldürdüğü polisin arabasını kötü adamlar şantaj için saklamış ve benzer bir aracı yakmışlar. bunu gören adamımız arabalardan anlamanın avantajı ile aynı araba olmadığını görür ve bunu kullanarak kötü polisleri ele vermek için diğer arabanın saklandığı yeri bulur ve arabayı kötü polisler ona engel olmak istese de üst düzey polislere götürür ve suçsuzluğunu kanıtlar. film ilginç bir film her şey resmen bir anda gerçekleşiyor çünkü kendimizi bir anda olayların içinde buluyoruz.

film olarak kalitesi düşük bir film ama hikaye olarak kendine hikaye oluşturmuş ve onun üzerinden bir şeyler anlatmış. başarmış da denebilir. iyi seyirler.
devamını gör...

yazmak, en güzeli yazmak. yazıyorsun yazıyorsun, yazdıkça açılıyorsun. içini dökmüş gibi oluyorsun.
en güzeli de ne biliyor musunuz?

yazı bitince bakıyorsunuz, yazım yanlışı varsa düzeltiyorsunuz ya işte en keyiflisi bu.

akıl çemberi sınırlarında, yazım yanlışı olmayan, tertemiz bir yazı. adeta tertemiz bir zihinden çıkmış gibi hissettiriyor.

negatif enerji yayan yaratıklar, ışık görmüş tavşan gibi kalıyorlar ya, en keyiflisi bu dostlar.
devamını gör...

konfor alanına dönüş yapmak. çok sevdiğin ve defalarca izlediğin bir filmi ya da diziyi izlemek, sevdiğin insanlarla konuşmak ve tercihen kedi sevmek. ben bunları uyguluyorum genelde.
devamını gör...

açıyorsun camı, kapıyı, alıyorsun çayını, kahveni, bunun gibi bir gerizekalı varlık olmadığım için çok şükür deyip, tertemiz derin bir nefes ile bitiriyorsun.
devamını gör...

bir aşk-nefret ilişkimiz olan eklercidir. eve siparişte en az 5 tane ekler almanız gerekiyor sanırım ve bu durum da tatlı krizi geçirdiğimde hepsini bir günde bitirmemle sonlanıyor. o yüzden pek yıldızımız uyuşmadı ya da fazla uyuştu ben bağlanmak istemiyorum, bilemedim.
devamını gör...

kafayı iyice kırmak, karıştırmak, kan, kaos.

kütle gibi hissediyorum negatifi.
neydi bu kütle çekim bi bişeyler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

esnafın tanıdığı tek komik eleman, espirilerini de zekalarına göre ayarlıyor. meme desen gülüyorlar zaten.
devamını gör...

yeni yazar galiba, hoş gelmiş.
devamını gör...

vapurdan

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim