zaman tüneli
sepetçioğlu
asıl meşhur olanı kastamonu'lu osman efe olsa da ege bölgesinde de vardır bir sepetçioğlu. özellikle uşak tarafındaki düğünlerde denk geldim. hafif sağa yatımlı diz kırarak oynanan bir oyunu var. tam sarhoş işi.
sepetçioğlu sepetini asamamış
sepetçioğlu sepetini asamamış
devamını gör...
hoşlanılan erkeğin doğma büyüme bağcılarlı olduğunu öğrenmek
hoşlanılan erkeğin belanın kendisi olmasa bile belanın koynunda yetiştiğini öğrenmektir.
tavrına, tarzına dikkat etmek gerekir. zihin yapısı, davranışları insanı bir yerde ele verir çünkü. bi problem görmediyseniz sevin tabii.
tabii bağcılarlı bir yariniz varsa onun için endişelenmeniz gerekir. çünkü bağımlılar yarinizi hiç hesapta yokken pıçaklayabilir.
siz iyisi mi yine de bağcılar, güngören, esenler, g.o.p, sultangazi gibi yerlerde yaşan bir erkeği sevmeyin.
tavrına, tarzına dikkat etmek gerekir. zihin yapısı, davranışları insanı bir yerde ele verir çünkü. bi problem görmediyseniz sevin tabii.
tabii bağcılarlı bir yariniz varsa onun için endişelenmeniz gerekir. çünkü bağımlılar yarinizi hiç hesapta yokken pıçaklayabilir.
siz iyisi mi yine de bağcılar, güngören, esenler, g.o.p, sultangazi gibi yerlerde yaşan bir erkeği sevmeyin.
devamını gör...
bana bilmediğim bir şey söyle
dipol anizotropisi, kozmik mikrodalga arka plan ışınımının farklı yönlerde, hafifçe farklı sıcaklıklarda görünmesine neden olan bir etkidir. *
devamını gör...
sözlük yazarlarının kabusları
gesi bağlarında dolanıyorumgesi bağları
yitirdim yârimi, aman aranıyorum..
yitirdim yârimi, aman aranıyorum..
devamını gör...
tribal enfekte
imam hatipler kapatılsın!
ya pardon, gaza geldim bi' an..
eyyyy diko sen kimsin yaaa?
ya pardon, gaza geldim bi' an..
eyyyy diko sen kimsin yaaa?
devamını gör...
sözlük yazarlarının kabusları
gözlerim açık gördüklerimdir.
devamını gör...
volcan de fuego
en son 2023'te patlamıştı. aşırı aktif zaten. ama düşük seviyeli bir volkan. yani son yıllarda düşük. eskiden epey heybetliymiş. 1717 depreminden sonra epey heybetli patlamış. eski uygarlıklar buraya "ateşin doğduğu yer" demişler.
devamını gör...
sözlük yazarlarının kabusları
ben
devamını gör...
eve film izlemeye çağıran sevgili
biz ne kadar eskimişiz. bizim zamanımızda "pul koleksiyonu" göstermeye çağırılırdı sevgili...
devamını gör...
tribal enfekte
eyy tribal enfekte olmuş taşıyıcı bulaşıcılar!
sen kimsin ya???
sen kimsin ya???
devamını gör...
sözlük yazarlarının kabusları
dün gece yar hanesinde yastığım bir taş idi
altım çamur, üstüm yağmur yine gönlüm hoş idi.
altım çamur, üstüm yağmur yine gönlüm hoş idi.
devamını gör...
duygusal boşluktaki kız yüksek libidolu erkek ilişkisi
erkeğin mutlu olmasıyla bitecek olay.
duygusal boşluktaki insanı ne kadar çok şeederseniz o kadar mutlu etmezsiniz. duygu arıyor, adı üstünde. bulması zor olanı yani...
seksi bulmak kolay. azıcık midesizsen, sokaktan rastgele adam çevirsen bile bulursun. önemli olan diğeri.
duygusal boşluktaki insanı ne kadar çok şeederseniz o kadar mutlu etmezsiniz. duygu arıyor, adı üstünde. bulması zor olanı yani...
seksi bulmak kolay. azıcık midesizsen, sokaktan rastgele adam çevirsen bile bulursun. önemli olan diğeri.
devamını gör...
eve film izlemeye çağıran sevgili
kıyamam, sevgilimse kırmızı şarapla giderim evine.
devamını gör...
sözlük yazarlarının kabusları
#3444875 özeti yok mu.
devamını gör...
güne bir şarkı sözü bırak
türkçe sözlü bir şey bırakayım da havalı olsun. * taş da gediğine böyle oturur!..
resimlere bak
mektubumla avun
şarkılar tut
kendinden vazgeç
yastığına sarıl
korkular tut
dağılsın kalbin
öl hatta orda
lanetler yağdır
beni hatırla
her telefona sen çık
her kapıya sen koş
beni hatırla
resimlere bak
mektubumla avun
şarkılar tut
kendinden vazgeç
yastığına sarıl
korkular tut
dağılsın kalbin
öl hatta orda
lanetler yağdır
beni hatırla
her telefona sen çık
her kapıya sen koş
beni hatırla
devamını gör...
sözlük yazarlarının kabusları
sabah işe geç kalmışım ama saçma bi üniversitedeyim ve montum bi çocuğunkiyle karışmış. ceplerimden saçma sapan şeyler çıkıyo. montun sahibini arıyorum. sonra aklıma kendi montumu bulmak geliyo tüm askılara bakıyorum. oradan geçen iki kadın arandığımı görüp buyrun yardımcı olalım diyorlar, diyorum ki şu isimde biri var üniversitenizde bana onu bulun. (ismi unuttum ya uyanınca) diyorlar ki öyle yapamayız isterseniz güzel sanatlara bakın. ben mühendis fakültesindeydim montum orada kayboldu güzel sanatlar ne alaka diyorum ve saatime bakıp işe geç kaldığımı söylüyorum. bu esnada kadınların yüzlerinde böyle garip kemik uzantıları var. baya belirgin uzaylı gibi takılıyorlar.
sonra güzel sanatlara gidiyorum(verilen tavsiye saçma da olsa yapacak bir şeyim yoksa uyarım) orada da bi grup insan oyun mu ne oynayacaklar, herkes eşleşmiş işte sayıyorlar sen 2020 girişlilerle falan derken bana sen 2010lularla ekipsin. diyorum benim giriş 2007 bebelerle ekip olamam, işe geç kaldım ben montumu gördünüz mü? 2007 diyince haliyle böyle bi vuhuu yapıyo bazı kadınlar ama ben hala montun peşindeyim. tam oradan ayrılacam elemanlardan biri yapışıyo bacağıma gitme diye, kızlar hemen doluşuyo etrafıma ekip eksik olacak kalsan olmaz mı gibisinden, ben ısrarla saati gösterip geç kaldım diyorum ve bi hışımla çıkıyorum oradan.
sonra gözlüklü bi çocuk bana montumu gördüğünü söylüyor eliyle de yerini gösteriyor. bakıyorum orada askıda duruyo. alıyorum hemen üzerimdekini çıkarıp benim montun yerine asıyorum, kendiminkini de giyiyorum. gözlüklü çocuğa senin mi o diye soruyorum evet diyor. ceplerindekinin ne olduğunu soruyorum cevap vermeden uzaklaşıyor yanımdan. sonra yine saate bakıyorum saat ilerlemiş baya geç kalmışım işe taksiyle kaç dakikada giderim, ne kadar tutar falan hızlıca hesaplayıp montumun cebindeki paraları arıyorum ama bulamıyorum. benim param vardı cebinde diyorum gözlüklüye, o da o paralarla sorduğum şeyleri aldığını söylüyor, ne onlar diyorum cevap vermiyor. madem benim paramla aldın o zaman yarısı benim diyorum(tamamı olmalı sanki de niyeyse yarısını kestiriyorum gözüme) gidip ceplerini kurcalıyorum ama bulamıyorum. diyorum az önce ben astım bu montu buraya, ceplerinde bir şey vardı, nereye gitti diye soruyorum en başta gördüğüm iki uzaylı kadına, onlar okulun malı sen alamazsın diyorlar. benim paramla alınmış yarısı benim onların diyorum dilekçe yazmalısın öğrenci işlerine diyorlar. ben öğrenci değilim bakın işe geç kaldım diyorum, o zaman fakülte sekreteriyle görüş diyorlar. neyse diyorum çıkıyorum bi kapıdan ama çıktığım yer üniversite değil bi ev bu sefer. oradan da çıkıp dışarıdan bakıyorum böyle alıcı gözle, sahibi çift geliyo yanıma nasıl diyor beğendiniz mi? diyorum güzel ev müstakil dublex villa tam da aradığım işte bu. gel diyorlar içerisini gezelim. tam içeri giriyoruz cafe gibi bi yer çıkıyo karşıma. insanlar oturmuş okey oynuyo masalara ve az önceki çiftten erkek olan da kasaya oturmuş dudaklarıyla fatih terim gibi garip garip hareketler yapıyo. sonra kadın olan konuşmaya başlıyo şu kadar kazandırıyo burası bize, çocuklarımızın okul taksidi arttı biliyorsun mecburen satacaz, seviniyoruz da bç yandan oğlumuzun arkadaşının babası alıyor diye diyorlar. ben yine saate bakıyorum ve bir an önce satın işe geç kaldım ben diyorum. eşinizle konuşun isterseniz üst katta diyor kadın ve koşarak çıkıyorum merdivenleri.
tam odanın kapısını açıyorum içerde memeleri meydanda kucağında çocukla bi kadın görüyorum. kadın oturduğu yerde uyumuş boynu devrilmiş bi yana, kucağındaki bebekte kafası arkaya düşmüş o da uyuyo. gidiyorum bebeği alıyorum kucağından beşiğine koyuyorum, kadının sütyenini kapatıp bacaklarından çekerek yatağa yatıyorum. üzerini örtüp yanına uzanıyorum ve uyandırmak için dürtmeye başlıyorum. uyanıyo seninki ne oldu diyo çok azgınım sevişelim mi işe gitmeden? çok geç kaldım ama yine de canım istiyo diyorum. tamam diyor çekiyorum kendime tam çıkacam üstüne etraf bi anda kalabalıklaşıyo ve insanlar bizi izlemeye başlıyo. diyorum yorganı örtsene üzerimize görmesinler, onlar bize bakmıyo sessiz olursak görmezler diyor. tam sevişmeye başlıyoruz yatağın başında bi kadın kendi kendine tatmin olmuş çığlık çığlığa yere bırakıyo kendini. bu kim diyorum müşterilerden birinin karısı diyo. burda ne işi var diyorum, kocasıyla gelmiş kocası okey oynarken yukarı çıkmış işte o da ben ne yapayım diye geçiştiriyo beni. saate bakıyorum işe geç kalıyorum tamam diyorum ben gidiyorum. çıkarken üniversitede gördüğüm iki uzaylı kadın bi kağıt getiriyo bana arabanızın kaskosu diyorlar. bırakın oraya ben işe geç kaldım diyorum, üniversitede hoca olduğunu söyleyen biri dönem ödevim nerede diye soruyo yapmadım diyorum. öyle diyince uzaylılardan biri o zaman kaskonuzu alamazsınız diyor. peki diyip çıkıyorum kapıdan.
yine güzel sanatlardayım ekipler tamam mı hadi çok çabuk oynayalım ben işe geç kaldım diyorum tamam diyorlar, montumu çıkarıp asıyorum.
sonra işte uyandım, saate baktım geç kalıyorum koşarak çıktım evden.
sonra güzel sanatlara gidiyorum(verilen tavsiye saçma da olsa yapacak bir şeyim yoksa uyarım) orada da bi grup insan oyun mu ne oynayacaklar, herkes eşleşmiş işte sayıyorlar sen 2020 girişlilerle falan derken bana sen 2010lularla ekipsin. diyorum benim giriş 2007 bebelerle ekip olamam, işe geç kaldım ben montumu gördünüz mü? 2007 diyince haliyle böyle bi vuhuu yapıyo bazı kadınlar ama ben hala montun peşindeyim. tam oradan ayrılacam elemanlardan biri yapışıyo bacağıma gitme diye, kızlar hemen doluşuyo etrafıma ekip eksik olacak kalsan olmaz mı gibisinden, ben ısrarla saati gösterip geç kaldım diyorum ve bi hışımla çıkıyorum oradan.
sonra gözlüklü bi çocuk bana montumu gördüğünü söylüyor eliyle de yerini gösteriyor. bakıyorum orada askıda duruyo. alıyorum hemen üzerimdekini çıkarıp benim montun yerine asıyorum, kendiminkini de giyiyorum. gözlüklü çocuğa senin mi o diye soruyorum evet diyor. ceplerindekinin ne olduğunu soruyorum cevap vermeden uzaklaşıyor yanımdan. sonra yine saate bakıyorum saat ilerlemiş baya geç kalmışım işe taksiyle kaç dakikada giderim, ne kadar tutar falan hızlıca hesaplayıp montumun cebindeki paraları arıyorum ama bulamıyorum. benim param vardı cebinde diyorum gözlüklüye, o da o paralarla sorduğum şeyleri aldığını söylüyor, ne onlar diyorum cevap vermiyor. madem benim paramla aldın o zaman yarısı benim diyorum(tamamı olmalı sanki de niyeyse yarısını kestiriyorum gözüme) gidip ceplerini kurcalıyorum ama bulamıyorum. diyorum az önce ben astım bu montu buraya, ceplerinde bir şey vardı, nereye gitti diye soruyorum en başta gördüğüm iki uzaylı kadına, onlar okulun malı sen alamazsın diyorlar. benim paramla alınmış yarısı benim onların diyorum dilekçe yazmalısın öğrenci işlerine diyorlar. ben öğrenci değilim bakın işe geç kaldım diyorum, o zaman fakülte sekreteriyle görüş diyorlar. neyse diyorum çıkıyorum bi kapıdan ama çıktığım yer üniversite değil bi ev bu sefer. oradan da çıkıp dışarıdan bakıyorum böyle alıcı gözle, sahibi çift geliyo yanıma nasıl diyor beğendiniz mi? diyorum güzel ev müstakil dublex villa tam da aradığım işte bu. gel diyorlar içerisini gezelim. tam içeri giriyoruz cafe gibi bi yer çıkıyo karşıma. insanlar oturmuş okey oynuyo masalara ve az önceki çiftten erkek olan da kasaya oturmuş dudaklarıyla fatih terim gibi garip garip hareketler yapıyo. sonra kadın olan konuşmaya başlıyo şu kadar kazandırıyo burası bize, çocuklarımızın okul taksidi arttı biliyorsun mecburen satacaz, seviniyoruz da bç yandan oğlumuzun arkadaşının babası alıyor diye diyorlar. ben yine saate bakıyorum ve bir an önce satın işe geç kaldım ben diyorum. eşinizle konuşun isterseniz üst katta diyor kadın ve koşarak çıkıyorum merdivenleri.
tam odanın kapısını açıyorum içerde memeleri meydanda kucağında çocukla bi kadın görüyorum. kadın oturduğu yerde uyumuş boynu devrilmiş bi yana, kucağındaki bebekte kafası arkaya düşmüş o da uyuyo. gidiyorum bebeği alıyorum kucağından beşiğine koyuyorum, kadının sütyenini kapatıp bacaklarından çekerek yatağa yatıyorum. üzerini örtüp yanına uzanıyorum ve uyandırmak için dürtmeye başlıyorum. uyanıyo seninki ne oldu diyo çok azgınım sevişelim mi işe gitmeden? çok geç kaldım ama yine de canım istiyo diyorum. tamam diyor çekiyorum kendime tam çıkacam üstüne etraf bi anda kalabalıklaşıyo ve insanlar bizi izlemeye başlıyo. diyorum yorganı örtsene üzerimize görmesinler, onlar bize bakmıyo sessiz olursak görmezler diyor. tam sevişmeye başlıyoruz yatağın başında bi kadın kendi kendine tatmin olmuş çığlık çığlığa yere bırakıyo kendini. bu kim diyorum müşterilerden birinin karısı diyo. burda ne işi var diyorum, kocasıyla gelmiş kocası okey oynarken yukarı çıkmış işte o da ben ne yapayım diye geçiştiriyo beni. saate bakıyorum işe geç kalıyorum tamam diyorum ben gidiyorum. çıkarken üniversitede gördüğüm iki uzaylı kadın bi kağıt getiriyo bana arabanızın kaskosu diyorlar. bırakın oraya ben işe geç kaldım diyorum, üniversitede hoca olduğunu söyleyen biri dönem ödevim nerede diye soruyo yapmadım diyorum. öyle diyince uzaylılardan biri o zaman kaskonuzu alamazsınız diyor. peki diyip çıkıyorum kapıdan.
yine güzel sanatlardayım ekipler tamam mı hadi çok çabuk oynayalım ben işe geç kaldım diyorum tamam diyorlar, montumu çıkarıp asıyorum.
sonra işte uyandım, saate baktım geç kalıyorum koşarak çıktım evden.
devamını gör...
hayallerine bir adım daha yaklaşırken muz kabuğuna basmak
biraz gülüp, biraz da sövdükten sonra kalkıp yürümeye devam ederseniz, hayallerinize yaklaşmaya devam edersiniz. muz kabuğu sizi olduğunuz yerde göt üstü oturtacak bir şey. yokuş tırmanmıyorsanız ilerlemenizle ilgili bir sıkıntı olmaz. yokuş çıkıyorsanız, biraz sıkıntı olabilir. siz de, önünüze bakın arkadaşım.*
devamını gör...
gece 4'te yatıp sabah 8'de kalkmak
benzer problem bendede var. normalde en erken yattigim gece 00:00, 01:00 gibi.... sonrada haftasonlari bile 06:09 dedimi yataktan zipliyorum cunku vucut alismis saatin 06:10 a ayarli olmasina...
uyurken kaliteli bir uykum olsa, gene iyi... o 5-6 saatlik uykumda en az 3-4 kere uyaniyorum.
sonrada butun gun kafayi zor kaldirip, aksamda o halde antremana gidiyorum...
uyurken kaliteli bir uykum olsa, gene iyi... o 5-6 saatlik uykumda en az 3-4 kere uyaniyorum.
sonrada butun gun kafayi zor kaldirip, aksamda o halde antremana gidiyorum...
devamını gör...

