zaman tüneli
iticilikte çığır açan sözcükler
aynen.
devamını gör...
insanın en zayıf noktası
insanın kuran-ı kerim de geçen 6 zayıf noktası:
1- insan çok zalim ve cahildir.
2- insan acelecidir.
3- insan menfaatine çok düşkündür.
4- insan haris ve cimridir.
5- insan kıskaç ve hasetçidir.
6- insan zayıf yaratılmıştır...
1- insan çok zalim ve cahildir.
2- insan acelecidir.
3- insan menfaatine çok düşkündür.
4- insan haris ve cimridir.
5- insan kıskaç ve hasetçidir.
6- insan zayıf yaratılmıştır...
devamını gör...
kendini akıllı sanan insan
geçen biri geldi sattığım makinaya fiyat biçiyor makinanın ederi on ise adamın söylediği yarısı. o fiyata mümkün değil parçalarını eksilterek istediğin fiyata verebilirim diyorum bu sefer verdiği fiyatında altında fiyat veriyor. neyse numara verdi şu fiyata olur dersen gelip alayım dedi gitti.
dün sorayım dedim buldu mu kendine diye. adam bana olmadık daha düşük bir fiyat söyleyerek bu fiyata senden alırım diyor. o fiyata imkansız diyorum.
bana şu kadar olur dedin diyerek sonuna bir de bunu ekliyor, abi yalan mı söylüyorum ?.
sinirlendim ama yine de yanlış anlamış olabilirsin diyorum o bile zoruna gidiyor bey efendinin.
bu kafadaki insanları anlamak için kaç yıl dünyada yaşamak lazım. bir de ben yalancı oluyorum olayda. sattığım malın fiyatını bilmiyorum sanki.
çok akıllı bir tür var iki ayak üstünde gezen bunlar insan olamaz.
dün sorayım dedim buldu mu kendine diye. adam bana olmadık daha düşük bir fiyat söyleyerek bu fiyata senden alırım diyor. o fiyata imkansız diyorum.
bana şu kadar olur dedin diyerek sonuna bir de bunu ekliyor, abi yalan mı söylüyorum ?.
sinirlendim ama yine de yanlış anlamış olabilirsin diyorum o bile zoruna gidiyor bey efendinin.
bu kafadaki insanları anlamak için kaç yıl dünyada yaşamak lazım. bir de ben yalancı oluyorum olayda. sattığım malın fiyatını bilmiyorum sanki.
çok akıllı bir tür var iki ayak üstünde gezen bunlar insan olamaz.
devamını gör...
insanın en zayıf noktası
insanın en zayıf noktası en sevdikleridir.
devamını gör...
ilişkisini sözlükte göstere göstere yaşayan tipler
bırakınız sevişsinler...
devamını gör...
insanın en zayıf noktası
zaafları. zaaf zayıflıktır.
devamını gör...
motosiklet
tövbe ettiğim ilk şey hem de küçük bir scooter tipi motor yüzünden.
yaşım 17 yatılı okuldan yaz tatiline gelmişim. o seneler erkek çocuk malum anlamsızca boyu uzadığı için alışveriş yapılır klasik. alışverişimiz yapılmış giyinmişim böyle güzel güzel. çok güzel bir kot, yeni ayakkabılar ve beyaz gömlek. yılan gibiyim böyle. erkeklerin yeni aldıkları giysileri giyince kendini aşırı yakışıklı hissetme durumu vardır. berberden yeni çıkmış olmanın verdiği hissin ikiz kardeşidir bu. muhtemelen bu hisle beraber anlamsızca bir çarşıya gideyim de kendimi göstereyim fikriyle doldum taştım. hiçbir işim falan da yok ha öyle boş beleş gezinmece.
durakta oturup bekliyorum çok sevdiğim arkadaşım memo beni gördü ve motoruyla yanaştı. klasik napıyorsun? muhabbeti çarşıya gidiyorum devamı. şimdi arkadaşlar hayatın bir işleyişi vardır ve normal bir günde şu iki seçenekten biri olur:
a- memo hadi görüşürüz der ve gider.
b- memo gel ben seni bırakayım der ve beraber gidersiniz.
peki memo ne yaptı biliyor musunuz? motordan inip motoru ayaklığa aldı ve al kanka motorla git gel dedi. yok mok diyorum ama dinlemiyor illa al motoru git gel diyor. kader ağlarını örüyor ince ince.
neyse en sonunda memo galip geldi ve motora bindim gidiyorum. o an şunu farkettim tamam yolu biliyorum da ben bu yolları hiç sürücü olarak kullanmadım ki. giderken giderken güzel bir viraja geldim. biraz da hızlı girmişim üstünüze afiyet. ben hafifçe yatırıyorum viraj devam ediyor ben hafifçe yatırıyorum viraj bitmek bilmiyor. artık istanbul sen mi büyüksün ben mi ananı belleyecem senin tadında bi gerilim oluştu. sonuç olarak viraj galip geldi arkadaşlar. ne sıkıştıran bir araba ne yerde bir çukur vardı. baya kendi kendime düştüm. o birkaç saniye o kadar uzun geliyor ki. sürün sürün bitmiyor bildiğiniz.
kaza yerinde insanların spawn olması durumu vardır bilenler bilir. bi tane dayı elinde 1.5 litre suyla yanıbaşımda spawn oldu. sudan içtim bi kalktım. o güzelim kot, gömlek hep yırtılmış. ayakkabılar bile perişan olmuş. motorun da bi tarafı iyice çizilmiş. hangi birine üzülsem bilemedim.
bindim motora geri tıngır tıngır memonun yanına döndüm. o tabii sende bir şey var mı falan diye epey inceledi. dedim memo ben tövbe ettim daha binmem. öfkelendi baya oğlum manyak mısın ben 20 kere düştüm ne tövbesi bunlar normal diye ama dinletemedi.
motoru yaptırmak için ne kadar ısrar etsem de kabul ettiremedim. memolar büyük çiftçilerdi. o yaz gönüllü olarak yanında çalıştım onun pek rızası olmasa da. o yaz çok iyi bir çiftçilik stajı yapmış oldum dostlar. patlıcan, salatalık, domates, kabak işleri falan hep bende.
yaşım 17 yatılı okuldan yaz tatiline gelmişim. o seneler erkek çocuk malum anlamsızca boyu uzadığı için alışveriş yapılır klasik. alışverişimiz yapılmış giyinmişim böyle güzel güzel. çok güzel bir kot, yeni ayakkabılar ve beyaz gömlek. yılan gibiyim böyle. erkeklerin yeni aldıkları giysileri giyince kendini aşırı yakışıklı hissetme durumu vardır. berberden yeni çıkmış olmanın verdiği hissin ikiz kardeşidir bu. muhtemelen bu hisle beraber anlamsızca bir çarşıya gideyim de kendimi göstereyim fikriyle doldum taştım. hiçbir işim falan da yok ha öyle boş beleş gezinmece.
durakta oturup bekliyorum çok sevdiğim arkadaşım memo beni gördü ve motoruyla yanaştı. klasik napıyorsun? muhabbeti çarşıya gidiyorum devamı. şimdi arkadaşlar hayatın bir işleyişi vardır ve normal bir günde şu iki seçenekten biri olur:
a- memo hadi görüşürüz der ve gider.
b- memo gel ben seni bırakayım der ve beraber gidersiniz.
peki memo ne yaptı biliyor musunuz? motordan inip motoru ayaklığa aldı ve al kanka motorla git gel dedi. yok mok diyorum ama dinlemiyor illa al motoru git gel diyor. kader ağlarını örüyor ince ince.
neyse en sonunda memo galip geldi ve motora bindim gidiyorum. o an şunu farkettim tamam yolu biliyorum da ben bu yolları hiç sürücü olarak kullanmadım ki. giderken giderken güzel bir viraja geldim. biraz da hızlı girmişim üstünüze afiyet. ben hafifçe yatırıyorum viraj devam ediyor ben hafifçe yatırıyorum viraj bitmek bilmiyor. artık istanbul sen mi büyüksün ben mi ananı belleyecem senin tadında bi gerilim oluştu. sonuç olarak viraj galip geldi arkadaşlar. ne sıkıştıran bir araba ne yerde bir çukur vardı. baya kendi kendime düştüm. o birkaç saniye o kadar uzun geliyor ki. sürün sürün bitmiyor bildiğiniz.
kaza yerinde insanların spawn olması durumu vardır bilenler bilir. bi tane dayı elinde 1.5 litre suyla yanıbaşımda spawn oldu. sudan içtim bi kalktım. o güzelim kot, gömlek hep yırtılmış. ayakkabılar bile perişan olmuş. motorun da bi tarafı iyice çizilmiş. hangi birine üzülsem bilemedim.
bindim motora geri tıngır tıngır memonun yanına döndüm. o tabii sende bir şey var mı falan diye epey inceledi. dedim memo ben tövbe ettim daha binmem. öfkelendi baya oğlum manyak mısın ben 20 kere düştüm ne tövbesi bunlar normal diye ama dinletemedi.
motoru yaptırmak için ne kadar ısrar etsem de kabul ettiremedim. memolar büyük çiftçilerdi. o yaz gönüllü olarak yanında çalıştım onun pek rızası olmasa da. o yaz çok iyi bir çiftçilik stajı yapmış oldum dostlar. patlıcan, salatalık, domates, kabak işleri falan hep bende.
devamını gör...
domuz sıkısı
lezzet bakımından ince belli çay bardağı ölçüsünden daha lezzetli olmasa da yine de en lezzetli ölçülerden biridir.
sek içmeye başladığımdan beri; dublenin, tekin, istanbul'un, domuz sıkısının bi'önemi kalmadı benim için...
önceleri ölçüm, rakı miktarının yarısı kadar suydu buz atmayacaksam eğer...
buz atacaksam sudan biraz daha feragat ediyordum...
sonra sek içmeye başladım, tüm lezzet arayış stresim son buldu...
ha tabi onun da ayrı stresi oluyor tabii, ehli keyfiydi, yanında soğuk suyuydu falan...
her mekan hak ettiğiniz özen ve ilgiyi gösteremeye/göstermeyebiliyor sıklıkla...
bu yüzden de müdavimcilik, kurtarıcınız oluyor...
sek içmeye başladığımdan beri; dublenin, tekin, istanbul'un, domuz sıkısının bi'önemi kalmadı benim için...
önceleri ölçüm, rakı miktarının yarısı kadar suydu buz atmayacaksam eğer...
buz atacaksam sudan biraz daha feragat ediyordum...
sonra sek içmeye başladım, tüm lezzet arayış stresim son buldu...
ha tabi onun da ayrı stresi oluyor tabii, ehli keyfiydi, yanında soğuk suyuydu falan...
her mekan hak ettiğiniz özen ve ilgiyi gösteremeye/göstermeyebiliyor sıklıkla...
bu yüzden de müdavimcilik, kurtarıcınız oluyor...
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
aşko,güno vs. o tip sözler *
devamını gör...
bu adam ne kullanıyor da bu kafayı yaşıyor sorusu
hayrani oldugum arkadasin her entrysinden sonra kendi kendime sordugum sey..
en son ornegi : #3517458
adam ya agir troll, yadaka kafasinda bambaska bir dunya yaratip onun icinde yasayan, tam imrenilecek biri....
millet o kafanin onda birine ulasabilmek icin servet oduyor, sagligindan oluyor.
en son ornegi : #3517458
adam ya agir troll, yadaka kafasinda bambaska bir dunya yaratip onun icinde yasayan, tam imrenilecek biri....
millet o kafanin onda birine ulasabilmek icin servet oduyor, sagligindan oluyor.
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
(bkz: sorunsal)
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
(bkz: derdo)
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
bir ara kanka çok iticiydi şu sıralar aşkım olabilir.
samimiyetsiz bir şekilde söylenen her söz aynı kalıba girer tabii.
samimiyetsiz bir şekilde söylenen her söz aynı kalıba girer tabii.
devamını gör...
babıls ile büklüm gemisi radyo yayını
şimdiden iyi yayınlar:)
devamını gör...
insanın en zayıf noktası
en sevdiği.
devamını gör...
cesur yeni dünya
ütopya mı distopya mı olduğuna bir türlü karar veremediğim. özellikle de son kısımlarda, mustafa mond ile john*’un diyaloğunda çeşitli kısımlarda ikisine de hak verdim: mond ideal toplumu bir buzdağına benzeterek açıkladığında pek haksız sayılmazdı, john da konuşmasının ana temasını oluşturan özgürlükte ısrarında haklıydı. yazar kendisine sorulan iki alternatif dünya arasından hangisini tercih edeceği sorusuna ikisi arasında bir dengeyi arzuladığını söylüyordu, açıkçası yazar haklı denebilir. hakkında net bir hükme varılamaması*, ki kitabın kahramanlarında da gördük bunu, kitabı kurgusal açıdan bence oldukça başarılı; 1984’ten daha başarılı kılar: burada insanlar içinde yaşadıkları sistemin mükemmel olduğuna, bir tür ütopyada yaşadıklarından eminler; 1984’te bu yok. bu da bu kitaptaki düzeni* yıkılamaz kılıyor, 1984’teki düzen için ise bence aynı şeyler geçerli değil. ilkokul ya da ortaokul kitabımızda bir öykü vardı, bir adama üzerindeki paltoyu çıkartmaya çalışan rüzgar ile güneşin rekabetine değiniyordu; şaşırılmayacak şekilde güneş kazanmıştı. 1984 ile cesur yeni dünya’yı da bu rüzgar ile güneşe benzettim ben. cesur yeni dünya sıcaklığı yavaş yavaş arttırıldığı için gittikçe ısındığını anlayamadıkları bir kovanın içinde bulunan kurbağalara da benzetilebilir, 1984 bu kurbağaları direkt ateşe atmaktır sanırım.
devamını gör...
insanın en zayıf noktası
hiç mi izlemediniz filmlerde bolca spoiler verirler bu konuda.
ailesi tabii ki.
kalan diğer şeyler çoğunlukla uzaklaşmak ya da tehdit unsuru olarak kullanılamıyor.
ailesi tabii ki.
kalan diğer şeyler çoğunlukla uzaklaşmak ya da tehdit unsuru olarak kullanılamıyor.
devamını gör...
yolluk
benim bilgim de lizard'ın dediği gibi.. :)
devamını gör...
kurukahveci nuri toplar
1890 dan beri odun ateşinde kavurduğu kahveleri satan, mehmet efendi kadar ismi olmasa da tadı mehmet efendiyi tokatlayan eski kahveci. filtre kahveleri de türk kahvesi kadar hatta türk kahvesinden daha iyidir.çekirdek kahvecilere özellikle kenya aa öneririm.
devamını gör...
