zaman tüneli
süper ince siyah külotlu çorap
süper ince ama dimi? süper ince gibi görünen ama aslında içine ten rengi termal astar geçirilmiş olanlardan olmasın lütfen.
kandırıkçılık oğlum bu. bacaklara bakıyorsun sütun, çorap ekstra süper ince.. sonra diz kapaklarının oraya bir bakıyorsun katlanmış çorap, hasan arda kaşıkçının ensesi gibi…
off lanet olsun diyorsun, bu da termal çorapmış, oysa süper ince siyah çorap gibi görünüyordu…
kandırıkçılık oğlum bu. bacaklara bakıyorsun sütun, çorap ekstra süper ince.. sonra diz kapaklarının oraya bir bakıyorsun katlanmış çorap, hasan arda kaşıkçının ensesi gibi…
off lanet olsun diyorsun, bu da termal çorapmış, oysa süper ince siyah çorap gibi görünüyordu…
devamını gör...
cern'de kurşunun altına dönüştürülmesi
daha 1900'lerin başında toryum radyum'a dönüşmüştü. kurşun ve altından daha önce, 1930'lardan beri civanın altına dönüştürülmesi için çalışmalar yapıldığını hatırlıyorum. *
insandaki bu simyacılık isteği yeni değil.
çekirdek düzeyinde proton sayısını değiştirmek anlamına gelen nükleer transmutasyon ile mümkün denilen bu hadiseyi denemek isteyen ve evinde civalı termometre olan z arkadaşlarımız, termometreyi prize sokarak deneyebilirler. *
bir vatandaş, 1900'lerin ortalarına doğru atom ağırlığı 80 olan civaya manyaklarcasına elektrik verip, ondan 1 proton araklamıştı. böylece de, atom ağırlığı 79 olan altın ortaya çıkmıştı.
bu meselede de yapılan şeyin kaba izahı budur. atom ağırlığı 82 olan kurşundan proton çalacağız ve onu 79 protonlu altın yapacağız. artık nötronla mı bombalıyorlar, döndüre döndüre kusturuyorlar mı onu bilemem.
yalnız mesele şu ki, bu reaksiyonlar sonucu oluşan altından hayır gelmez. o altın radyoaktif ve kararsız olur. haberi hızla okuduğumda anladığım şey, 1 gramın trilyonda birisi kadar 29 pikogram kütleli altın elde edilmiş. hatta bu da geçiciymiş.
çok da yeni bir olaymış gibi heryere bu haber düşmüş. sanki ilk kez insanoğlu bir elementin proton bazında dizilimini değiştirmiş gibi itelemiş cern'ciler yine.
"xxxx kameralara sarhoş yakalandı" tarzında bir haber.
büyük hadron çarpıştırısı denilen alet habire, bodrum'da aşırı bronzlaşıp duran o hanım gibi haberlerle önümüze düşüyor.
meseleyi teknik olarak inceleyip okuyunca editleyeceğimi de sanmıyorum. dümdüz clickbait kokusu aldım yine.
ilk çarpıştırıcı ya da hızlandırıcı bile bu alet değil. çok gıcık aldım ben bu adamlardan şu an.
dediğim gibi, civayı şehir voltajına salalım arkadaşlar. beni dinleyen de eser miktarda altın yapar. yine bir şeyler için bütçe koparma peşinde sanırsam cern fizikçilerimiz.
insandaki bu simyacılık isteği yeni değil.
çekirdek düzeyinde proton sayısını değiştirmek anlamına gelen nükleer transmutasyon ile mümkün denilen bu hadiseyi denemek isteyen ve evinde civalı termometre olan z arkadaşlarımız, termometreyi prize sokarak deneyebilirler. *
bir vatandaş, 1900'lerin ortalarına doğru atom ağırlığı 80 olan civaya manyaklarcasına elektrik verip, ondan 1 proton araklamıştı. böylece de, atom ağırlığı 79 olan altın ortaya çıkmıştı.
bu meselede de yapılan şeyin kaba izahı budur. atom ağırlığı 82 olan kurşundan proton çalacağız ve onu 79 protonlu altın yapacağız. artık nötronla mı bombalıyorlar, döndüre döndüre kusturuyorlar mı onu bilemem.
yalnız mesele şu ki, bu reaksiyonlar sonucu oluşan altından hayır gelmez. o altın radyoaktif ve kararsız olur. haberi hızla okuduğumda anladığım şey, 1 gramın trilyonda birisi kadar 29 pikogram kütleli altın elde edilmiş. hatta bu da geçiciymiş.
çok da yeni bir olaymış gibi heryere bu haber düşmüş. sanki ilk kez insanoğlu bir elementin proton bazında dizilimini değiştirmiş gibi itelemiş cern'ciler yine.
"xxxx kameralara sarhoş yakalandı" tarzında bir haber.
büyük hadron çarpıştırısı denilen alet habire, bodrum'da aşırı bronzlaşıp duran o hanım gibi haberlerle önümüze düşüyor.
meseleyi teknik olarak inceleyip okuyunca editleyeceğimi de sanmıyorum. dümdüz clickbait kokusu aldım yine.
ilk çarpıştırıcı ya da hızlandırıcı bile bu alet değil. çok gıcık aldım ben bu adamlardan şu an.
dediğim gibi, civayı şehir voltajına salalım arkadaşlar. beni dinleyen de eser miktarda altın yapar. yine bir şeyler için bütçe koparma peşinde sanırsam cern fizikçilerimiz.
devamını gör...
yaşından küçük göstermek
sürekli başıma gelendir. 44 yaşında olduğuma kimse inanmadığı ve her seferinde kimlik ibraz etmek zorunda kaldığımdan artık ben de bu oyuna ayak uydurdum ve herkese 30-34 arası bir şey söylüyorum.
devamını gör...
yaşından küçük göstermek
çok gıcık bir durum.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
margaret bourke white, 1941de almanyanın moskovaya saldırısı esnasında bulunan batılı tek fotoğrafçı idi aynı zamanda 43 bin kişinin öldüğü buchenwald toplama kampinda yani "hitler'in cehennemi"nde yaşananları fotoğraflamış, vahşeti bütün dünya onun fotoğraflarından görmüştü. life dergisinin ilk sayısının kapak fotoğrafını da, hafızalarımıza kazınmış gandhi'nin son fotoğrafını da, 1940'lar istanbul, şahane pakistan ve hindistan fotoğraflarını da o çekmişti.
margaret bourke white, hem amerika'nın ilk tasarım ve endüstri fotoğrafçılarından biri, hem 1941'de almanya'nın moskova'ya saldırısı esnasında bulunmuş tek batılı fotoğrafçı, hem sovyetler birliği'ne girebilen ve fotoğraf çekebilen ilk batılı fotoğrafçı, hem ikinci dünya savaşı’nın ilk kadın savaş muhabiri, hem fortune'un ilk kadrolu fotoğrafçısı idi.
fotoğrafta, margaret bourke white, chrysler binası'nın tepesinde. fotoğrafı oscar graubner 1930 yılında çekmişti.
margaret bourke white, hem amerika'nın ilk tasarım ve endüstri fotoğrafçılarından biri, hem 1941'de almanya'nın moskova'ya saldırısı esnasında bulunmuş tek batılı fotoğrafçı, hem sovyetler birliği'ne girebilen ve fotoğraf çekebilen ilk batılı fotoğrafçı, hem ikinci dünya savaşı’nın ilk kadın savaş muhabiri, hem fortune'un ilk kadrolu fotoğrafçısı idi.
fotoğrafta, margaret bourke white, chrysler binası'nın tepesinde. fotoğrafı oscar graubner 1930 yılında çekmişti.
devamını gör...
celal talabani
george bush'un adamı olan, 2005-2014 arası ırak'ta cumhurbaşkanlık görevini yürütmüş siyasetçi.
devamını gör...
dayanamam
sen dayanamam dedikçe hayat dayanırsın aaa ne var ki bunda diyerek yeni yeni şeyler gönderiyor sanki dimi… neyse ogün sanlısoy ve özlem tekin’in çok güzel düetleri bu da.
open.spotify.com/track/5hH1...
open.spotify.com/track/5hH1...
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
ben bir dağım, herşey gibi herkes gibi! sığınabilir ve tüm yeryüzü güzellikleri ve gücü bende görmüş olabilirsin.
meziyet, dağın orman olması ot ve çiçek bahçesi, cennetin köşesi kendine huzurlu bir yer bulmak değildir.
meziyet, görmediğin volkanım patlarken yok olan cennetimin buz tutmuş kor dağım da terk etme yerine durup bir fidanın yeşermesine sabır etmektir.
meziyet, dağın orman olması ot ve çiçek bahçesi, cennetin köşesi kendine huzurlu bir yer bulmak değildir.
meziyet, görmediğin volkanım patlarken yok olan cennetimin buz tutmuş kor dağım da terk etme yerine durup bir fidanın yeşermesine sabır etmektir.
devamını gör...
güzelliği ile karşısındakine cümle kurmayı unutturan kadın
face to face iletişimde yazarak olduğumdan 32 milyon kat daha başarılıyımdır. konuşarak para kazandığım işler yaptım yıllarca.
ama bazen öyle bir bayan kişisi çıkar ki karşınıza, koşucuya adım attırmayı, bakkala yoğurt tarttırmayı unutturur…
ahh keşke…
ama bazen öyle bir bayan kişisi çıkar ki karşınıza, koşucuya adım attırmayı, bakkala yoğurt tarttırmayı unutturur…
ahh keşke…
devamını gör...
sahaf dolaşmak
giderek azalan aktivitedir. zira artık kitap okumuyoruz ve dahası eskiden (90 ve 2000lerden bahsediyorum) olan bir kültür artık yok. neydi bu, romanlar ve/veya şiir kitapları şayet "yav evladiyelik bu" denilmezse toplanır sahafa götürülür - ikiye bir gibi bir oranla takas edilirdi. sahaf mutlu olurdu, envanteri genişlerdi; biz mutlu olurduk, okumadığımız kitapları edinirdik.
lakin işte olay bir yerde koptu gitti. kitap her nedense "pahalı" bir şey olmaya başladı. mübalağa yapmıyorum ya, 600-700 tlye normal türkçe kitaplar görüyorum ağzım açık kalıyor. e böyle olunca da kitaplar öyle eskiden olduğu gibi bol keseden alınamıyor. "sahaf" ise artık tarihe karışan bir kavram tabii. günümüzdeki sahafların önemli sayısı sahaftan çok ikinci el kitap tüccarı. kimileri için ha mütefferika ha stephen king. adam bana gelmiş clausewitz'in savaş üzerine'sini orjinalinden daha pahalıya satmaya çalışıyor. almayınca da bozuluyor. e bir iki... nereye kadar gezeceksin ki artık...
lakin işte olay bir yerde koptu gitti. kitap her nedense "pahalı" bir şey olmaya başladı. mübalağa yapmıyorum ya, 600-700 tlye normal türkçe kitaplar görüyorum ağzım açık kalıyor. e böyle olunca da kitaplar öyle eskiden olduğu gibi bol keseden alınamıyor. "sahaf" ise artık tarihe karışan bir kavram tabii. günümüzdeki sahafların önemli sayısı sahaftan çok ikinci el kitap tüccarı. kimileri için ha mütefferika ha stephen king. adam bana gelmiş clausewitz'in savaş üzerine'sini orjinalinden daha pahalıya satmaya çalışıyor. almayınca da bozuluyor. e bir iki... nereye kadar gezeceksin ki artık...
devamını gör...
uzays (yazar)
iceberry cafe'nin sahibi.
devamını gör...
anın fotoğrafı
.
devamını gör...
aniden çıkıp gelsin istenilen kişi
devamını gör...
aniden çıkıp gelsin istenilen kişi
atatürktür.
devamını gör...
aniden çıkıp gelsin istenilen kişi
benim için rahmetli babamdır. öleli 15 sene olmuş sanırım. özledim lan adamı. ruhuna fatiha falan mı istiyor nedir. bir babaya göre genelde komik bir adamdı. soğuk baba espirilerini ihmal etmezdi. parkta otururken bazen iki bira al gel de içelim derdi. o dönemler "ben çocuğumla arkadaş gibiyim" tribi çok vardı. herhalde onun etkisi. sonradan anlaşıldı ki çocuklara arkadaş değil bir ebeveyn lazım. yine de kafa adamdı.
bir baba olarak baskı kurmak şöyle dursun, "siktirgit hayatını yaşa" derdi. bu yüzden sanırım yalan mekanizması bende hiç gelişmedi. mazaret uydurmak zorunda kalmadım. sigara içtiğimi kendim söyledim. ilk kıza hediye almamı o önerdi. ya da arkadaşla köprüaltında içtiğimizi duyunca "salak mısınız oğlum, evde rahat rahat içseydiniz" dedi. okuldan kaçtığımda hiç saklamak zorunda hissetmedim. bugün sıkıldım derslerden der geçerdim.
sanırım ben bu adamı çok özledim. şu an metronun merdivenleri karşısında, bir kafede çay içiyorum. merdivenden aniden çıkıverse şaşırmam bile. garsona "çaylar 2 oldu" diye işaret çakarım. sormazdım bile neden, nasıl diye. gidem de mezarınun başına iki bira içem bari. bira mı çekti canı nedir.
bir baba olarak baskı kurmak şöyle dursun, "siktirgit hayatını yaşa" derdi. bu yüzden sanırım yalan mekanizması bende hiç gelişmedi. mazaret uydurmak zorunda kalmadım. sigara içtiğimi kendim söyledim. ilk kıza hediye almamı o önerdi. ya da arkadaşla köprüaltında içtiğimizi duyunca "salak mısınız oğlum, evde rahat rahat içseydiniz" dedi. okuldan kaçtığımda hiç saklamak zorunda hissetmedim. bugün sıkıldım derslerden der geçerdim.
sanırım ben bu adamı çok özledim. şu an metronun merdivenleri karşısında, bir kafede çay içiyorum. merdivenden aniden çıkıverse şaşırmam bile. garsona "çaylar 2 oldu" diye işaret çakarım. sormazdım bile neden, nasıl diye. gidem de mezarınun başına iki bira içem bari. bira mı çekti canı nedir.
devamını gör...
yaşından küçük göstermek
bu hayatta duymayı en çok sevdiğim cümle: "yaşından küçük gösteriyorsun" bu cümle sanki bana henüz vaktin var, sakinleş geç kalmadın der gibi. büyümek ya da olgun olmak güzel bir şey değil, en azından hayatı istediği gibi yaşayamamış insanlar için.
devamını gör...



