zaman tüneli

bu fakirliğe bu gurmelşk fazla
somun ekmeği dicem ben
iyi bir somun ekmeği
devamını gör...

limon,roka veya herhangi soğanlı, bol yeşilliklerle dolu salata, rakı.
devamını gör...

roka salatası ve balıkçıl eşlikçiler enfesss
devamını gör...

ilk 3 e karar verilsin de, sonra 3 üyle birden yarışayım diye bekliyorum.
devamını gör...

rakı değildir mesela. eşref beğimizin de dediği gibi şaraptır. ancak beyaz şarabı sevmediğimden kırmızıyı tercih ederim.
devamını gör...

doğum gününüz kutlu olsun sayın yazar.. mutlu bir yıl dilerim..
devamını gör...

risale-i nur'dan 12. söz'de çok güzel bir örnek veriliyor. anladığım kadarıyla yazarsam şöyle:

bir zaman hem çok kudretli hem çok dindar bir hükümdar bir kur'an yazmak istedi. mana ile uyumlu olacak şekilde kimi yerini elmasla kimi yerini mercanla, yakutla vesaire çeşit çeşit zinetlerle süslü bir şekilde yazdı. daha sonra bir islam alimine ve bir ecnebi feylesofa tefsir yazmaları için verdi. filozof hiç manalara bakmayarak sadece taşların değerlerinden, şekillerin güzelliğinden bahseden bir eser yazdı. müslüman ise taşlarla nerdeyse hiç ilgilenmedi. kur'an-ı kerim'in hikmet kaynağı yönüne yöneldi ve manevi bir tefsir yazdı. hükümdar ecnebi feylesofu kur'anın manalarına edepsizlik yaptığı için huzurundan kovdu, müslüman alimin tefsirini ise her harfine on altınla ödüllendirdi.

bu hikayedeki kur'an kâinata işaret etmektedir. kâinat aslında bir allah'ın ayetlerini gösteren bir kitaptır. ona bu yönüyle bakılması gerekir. hikayedeki müslümanın tefsiri ise gerçekte kur'an-ı kerime işaret eder. kur'an kâinatı olması gerektiği gibi yani ilahi manaları yönünden açıklar ve tefsir eder. felsefe ise sadece maddi özelliklerine bakar manasına dikkat etmez. bu yüzden dinsiz felsefe bir safsata iken kur'an her harfinde 10 sevap olan bir hakikat kaynağıdır. felsefe ancak maddeye mana-i harfi ile yani allah hesabına baktığı zaman dikkate alınabilir.
devamını gör...

sözlüğe şu şarkıyı yollamak istiyorum, isterseniz inşallah diyin, isterseniz maşallah:

mc yakışıklı - çok yakışıklıyım kanka
devamını gör...

evde unutulan ev anahtarı kadar önemli değildir.
devamını gör...

şaka maka ben çok tatlıyım.*
devamını gör...

şaka maka 2026 yılının yaklaşmış olması.
devamını gör...

şaka maka aralık aynın ortasına gelmiş olmamız.
devamını gör...

özellikle kırım'da ve eskişehir ve ankara'nın batısında, genel olarak tatarların yaşadığı bölgelerde evlerde yapılan kahve türü. özünde bildiğimiz türk kahvesinin içine kaymak konularak yapılanıdır. tostakay denen fincanda yapılması tavsiye edilir isteğe bağlı olarak.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yolun yarısında fark edince ikilemde bırakan durum.

yol yakınken geri dönmek mi, devam etmek mi?
devamını gör...

günümüz insanının telefonunu besleyen bu parçayı unutmak başına gelecek en büyük felaketlerden birisidir. bir de telefon hızlı şarjı bitiyorsa insanın gideceği yerde dilenci durumuna bile getirir.
devamını gör...

vay anasını sayın seyirciler.

ımdb puanı 8.6 ama ben 9'a yakın olduğunu düşünüyorum. hatta 9 dense de olur.

özellikle gotham'da biliyorsunuz hayat daha zor. yok ya o kadar da değildir demeye gelmiyor. oz hıyarı başta biraz da the batman'den tanıdığımız gibi ortalama, grinin hafif koyu tonu bi tipti.

bir bölüm geçti, iki bölüm geçti derken namussuz herif daha koyuya gitti. hadi dedik gotham zor, adaptasyon lazım abi. adam bu numaraları yapmasa yarını görebilir mi?

ama son bölümlere geldikçe insan hayret ediyor. ben bu kadar kaliteli babası belirsiz görmedim diyorsun. siyaha yakın ya da siyah falan değil kapkara oldu artık karakter.
devamını gör...

inanılır gibi değil! "daha dün yeni yıla girmemiş miydik?" diye düşündüren.
devamını gör...

en büyük hatam oyına kadın karakter yapıp başlamak oldu. palmer'e yürüdüm ama kadın olduğum için karşılık alamadım. erkek karakter ile samanlık seyran oluyormuş. ek paketi daha oynamadım. o zaman tekrar görüşeceğiz ay yüzlü palmer.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

selamlar sözlük ahalisi, uzun zamandır dizi/film başlıklarına yazmadığımı fark ettim ve pluribus dizisinin ilk 6 bölümünü taze bitirmişken yazayım dedim.
zaten bu başlıktaysanız spoiler yemeyi göze almış ve spoiler yemekten korkmayan ender yiğitlerdensinizdir.

bu diziyi izlerken başrol oyuncusunun yerine tam manası ile kendimi koyarak izledim.
ben olsam ne düşünürüm, hangi kararları alırım vs gibi yine de kendisiyle aynı düşüncelere erişemedim.

veee eyyorlamam şu şekıldır;

dizi boyunca başrol hanımefendimize küfürler edeceksiniz, çünkü kendisi memnuniyetsiz bir küstah!

tüm insanlık gerçekten kolektif bilince geçmiş, dünyanın tamamı aynı anda meditatif huzura bağlanmış, herkes aynı frekansta, aynı tonda, aynı zeka seviyesinde.. ne istersen anında gerçekleşebiliyor, dünyanın tek sahibi gibisin.. ama başrolümüz bu durumdan rahatsız!

carol sturka bağışıklı olduğu için kolektife bağlanamayan 13 insandan biri. hanımefendinin kafasının içi de öyle çok dolu değil aslında; daha çok özgürlük sloganları atan bir grup eylemcinin en ön safında duran öğrenci gibi.

kolektife bağlanan insanlar o kadar huzurlu ki insanda ister istemez şu şüphe uyanıyor;
''ulan bunlar sürekli üçlü mü dönüyor?!''
ses yok, kavga yok, trafik yok.. platon görse kıskançlıktan yüzü dönerdi, öyle bir düzen a......*

zosia ise bu kolektifin sahadaki temsilcisi gibi. carol bir şeye sinirlense zosia hemen ortaya çıkıyor, ''biz seni anlıyoruz'' diyor.
hatta kolektife bağlanan insanlar o kadar naifler ki! bağışıklığı olan insanlardan herhangi biri bunlara kızınca kitlenip kalıyorlar.. ama sadece bir tanesi kızıyor bunlara ara sıra, bilin bakalım kim?
ahmak carol!
bence insanlığın bu bilinçli versiyonu da moral ve sinir bozucu. insan istiyor abi böyle bir evrende carol hanımın yerinde olabilmeyi. çünkü benim şu hayatta karşılaştığım en anlayışlı varlık mahalle bakkalımız seyfi abi, yaklaşık bir senedir kendisine para vermeden alışveriş yapabiliyorum; ''al lan al verirsin sonra'' mottosu var adamın. umarım tüm mahalleye böyle değilsindir seyfi abi.

neyse devam edelim..

dizinin yaratıcısı vince gilligan. kendisini zaten breaking bad ve better call saul dizilerinden biliyoruz.
gilligan’ın temposu da zaten yine bildiğiniz gibi; olay oluyor gibi oluyor ama olmuyor.
olacak sanıyorsun yine olmuyor.
olmayacak derken bu sefer gerçekten olmuyor.

kolektif bilincin kendisi de ilginç.
normalde insanlar toplanınca ıq düşer derler.
burada tam tersi olmuş. insanlar birleşmiş, ortaya meditasyon yapan ete bürünmüş günümüz yapay zekaları çıkmış.
ben tek başıma düşünürken bile saçmalıyorum, bunlar 8 milyar kişiyle aynı anda kendini geliştirmiş.
mesela carol ahmağını kıskanırken bu topluluğu da kıskanıyorsunuz bir yandan.

ilk altı bölüm sonunda çıkardığım gerçek;
kolektif bilince geçmek kötü bir fikir değilmiş aslında.
hiçbir şey düşünmüyorsun, hiçbir şeye sinirlenmiyorsun, trafik stresi yok, kira derdi yok, geçim derdi yok..
ben zaten aylardır boşluğa bakarak yaşıyorum, bunun kolektif versiyonu fena gelmedi.
tabi bir yandan da 13 kişiden biri olduğum versiyonu düşünüyorum; kesinlikle ağır basan taraf bu.
yapılabileceklerin sınırı yok.
mesela bir bölümde ahmak tripkolik ergen carol laf arasında bir el bombası istiyor.. ve hemen getiriyorlar.
sonra soruyor; ''bana neden gerçek bir el bombası verdiniz a......*'' diye..
cevap net; ''çünkü istedin!''
atom bombası istesem verecek misiniz yani deyip alay ederken bir cevap daha; ''evet!''

sınır yok sayın yazarlar, yapabileceklerinizin sınırı yok!

ama uzun uzun düşününce de bir noktada sıkılmaya başlanabilir. tabi buna ömür yeter mi bilinmez.

dizi güzel mi?
güzel.
bir vince gilligan eseri daha izlemek keyif verici..

son olarak şunu da belirtmek isterim ki; tüm post apokaliptik dizi ve filmler arasında işlenen konulara baktığımızda yaşanması ve gerçekleşmesi en olası olanı bu dizideki senaryo.

belki tabi son 13 kişi kalmayız ama bu kolektif bilince bağlı varlıklar yaratabiliriz insanoğlu olarak.

ama yine de benim tercihim kesinlikle bir zombi salgınıdır, çünkü muhteşem kuzen ekibim ve ben buna hazırız!
devamını gör...

ne yeseniz mideyi kandırmak içindir. öyle acıkırsınız ki karnınızın guruldamasından uyuyamazsınız ya, onu kesmek için yalandan iki üç parça ekmek yemekten ibarettir. sırf uyuyabilmek için.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim