zaman tüneli
23 aralık 2025 fenerbahçe beşiktaş maçı
beşiktaş iyi oynamadı fırsatları değerlendirdi diyebilirim.fener gol atar diye düşünürken beşiktaş golü buldu.
tam kadro ile çıksalar acaba maçın skoru yine böyle mi olurdu? orası muamma....
tam kadro ile çıksalar acaba maçın skoru yine böyle mi olurdu? orası muamma....
devamını gör...
avatar: fire and ash
avatar'ın 2. filmi ile kıyaslandığı takdirde 3. film başarılı ancak film süreleri oldukça uzun biraz daha kısaltmaları iyi olurdu. aksiyon oldukça fazla ama konu döngüsü 2. film ile aynı maalesef alternatif dikkat çekici konulara da değinilebilirdi.
devamını gör...
eski sevgiliden arkadaş olur mu sorunsalı
eski sevgiliden arkadas olmaz ama arkadastan eski sevigili olur.
devamını gör...
popon nasıl acıdı mı biraz
görmek, öğrenmek istemediğim ayrıntılar.
devamını gör...
eski sevgiliden arkadaş olur mu sorunsalı
kesinlikle olmaz her ne kadar medeni kafasında olursa bile her iki taraftan biri herhangi bir ilişkisi olduğu zaman çirkinlikler ortaya çıkar.
devamını gör...
2026 yılı asgari ücretinin 28 bin 75 lira olması
belirledikleri ücret ile 24 saat bile yaşayamayacak bakanlar halkın bu ücretle bir ay yaşayabileceğini düşünmeleri ultra üst zeka olduklarının göstergesi resmen.
devamını gör...
sadettin saran
devlet samimi olsa, tek bir içiciden uyuşturucu baronuna ulaşır; lakin bunu istemiyor. kullanıcıya bir şey dememesi esasta " yakalanmadan kopya çekebilirsiniz" demektir.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
maalesef ki işte
devamını gör...
su krizi
iran'ın su krizinin ulaştığı kritik seviye, türkiye için yalnızca bir uyarı değil, aynı zamanda yönetişim krizlerinin nasıl benzer sonuçlar doğurduğuna dair çarpıcı bir örnektir. analizlerime göre, liyakatin yerini siyasi sadakatin alması ve yaygın sistem yolsuzluğu, türkiye'nin su güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. tarım sektörünün su kaynaklarının %74'ünü verimsizce tüketmesi, altyapı yatırımlarındaki yanlış planlama ve kaynak israfı, iklim koşullarından bağımsız olarak derinleşen bir krizin habercisidir.
tıpkı iran'da urmiye gölü'nün liyakatsiz yönetim ve yolsuzluk nedeniyle %90 oranında küçülmesi gibi, türkiye'nin fırat-dicle havzası da benzer yönetişim hatalarıyla karşı karşıya. türkiye meteoroloji genel müdürlüğü verilerinin gösterdiği temmuz 2025'teki %71'lik ülke geneli ve %95'lik trakya yağış azalışı, sadece meteorolojik bir olay değil, aynı zamanda uzun vadeli ve liyakate dayanmayan su politikalarının sonucudur.
istanbul'un barajlarının eylül 2025 itibarıyla %39.98 seviyesine inmesi, teknik uzmanlık yerine siyasi kayırmacılığın tercih edildiği yönetim anlayışının alarm veren göstergesidir. bu oran, bir önceki yıla göre belirgin düşüşü işaret ederken, tahran'ın teknik kapasite yerine ideolojik önceliklerle yönetilerek ulaştığı kritik durumu hatırlatmaktadır.
on yıllık periyotta yağışlardaki %27'lik azalmanın ötesinde, asıl endişe verici olan, bu krizi yönetmekle görevli kurumlardaki liyakat erozyonu ve kaynak dağılımındaki yolsuzluk iddialarıdır. iran'ın bu krizden 100 milyar doların üzerinde mali kayba uğraması, yönetişim krizinin bedelinin ne denli ağır olabileceğini göstermektedir.
türkiye'nin aynı kaderi paylaşmaması için, tarımda verimli sulama sistemlerine geçişten daha acil olan, su yönetiminde liyakati merkeze alan, şeffaf ve yolsuzluğa kapalı bir sistem inşa etmesidir. bu uyarıları dikkate almazsak, sadece su kaynaklarımızı değil, milli güvenliğimizi de tehlikeye atacak sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz. bu bir iklim meselesi değil, temelde bir yönetişim ve liyakat krizidir.
*** ***
türkiye'nin su yönetimi krizinin özünde, iklimsel faktörlerin ötesinde, liyakat sistemindeki aşınma, kurumsal hafızanın zayıflaması ve kaynak yönetimindeki sistematik sorunlar yatmaktadır. tarihçi prof. dr. ilber ortaylı'nın, "anadolu su medeniyetler beşiğidir, ama biz bu mirası hoyratça tüketiyoruz" uyarısı ve "kuraklık değil, plansızlık ve liyakatsizlik bizi vuruyor. suyun idaresi siyasetin değil, ehliyetin konusu olmalı" tespiti, meselenin medeniyet ve yönetişim boyutunu ortaya koymaktadır. bu çerçevede, su yönetimini siyasi kaygılardan arındırılmış, liyakate dayalı bağımsız bir kurumsal yapıya kavuşturmak; fırat-dicle havzası başta olmak üzere havza bazında entegre ve jeopolitik dengeleri gözeten bir yönetim modelini hayata geçirmek; ve tarımsal dönüşümü sağlayarak suyu verimli kullanmak acil bir zorunluluktur. ortaylı'nın "su meselesini çözemeyen devlet, bölgesinde söz sahibi olamaz" ikazını dikkate alan türkiye, su yönetimini bilim, liyakat ve strateji temelinde yeniden inşa ederek iran'ın yaşadığı türden bir krizi önleme fırsatına sahiptir.
türkiye'nin su krizinin boyutları, eğirdir gölü örneğinde olduğu kadar endişe vericidir ve ülke genelinde sistematik bir yönetişim krizine işaret etmektedir. ikinci büyük içme suyu kaynağı olan eğirdir gölü, vahşi sulama, kaçak sondaj kuyuları ve madencilik faaliyetleri nedeniyle kritik bir eşiğe gelmiş durumdadır. gölden yılda 140 milyon metreküp suyun tarımsal sulamada kullanılması, su bütçesinde telafi edilemez bir açığa yol açmaktadır. dsi'nin "kredi borcunu kapatmak için kredi çekmeye" benzeyen projeleri, sorunun teknik çözümlerden ziyade liyakatsiz yönetim anlayışından kaynaklandığını göstermektedir. bu durum, su yönetiminde popülist politikaların bilimsel yaklaşımların önüne geçtiğine dair çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir.
su kaynakları üzerindeki yıkıcı baskı, eğirdir ile sınırlı kalmayıp tüm anadolu'yu etkisi altına almış durumdadır. iç anadolu'da tuz gölü'nün kuruması, konya kapalı havzası'ndaki yeraltı suyu seviyelerinin alarm verici düzeylere inmesi ve marmara bölgesi'nde ergene nehri'nin endüstriyel kirlilikle baş edememesi, krizin ne denli yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. bodrum yarımadasında yaz aylarında yaşanan su kesintileri ile bursa ovası'ndaki tarımsal verimlilik kaybı, sorunun sadece kurak bölgelerle sınırlı olmadığını göstermektedir. bu coğrafi yayılım, su krizinin artık bölgesel değil, ulusal ölçekte ele alınması gereken bir mesele olduğunu kanıtlamaktadır.
hidroelektrik enerji üretimindeki plansız genişleme, ekosistemler üzerinde geri dönüşü zor tahribatlara yol açmaktadır. özellikle nehir tipi küçük hes'ler (küçük hidroelektrik santraller), dere yataklarının doğal akışını kesintiye uğratmakta ve sucul ekosistemleri parçalamaktadır. bu santrallerin lisanslandırılması sürecindeki yönetmelik ihlalleri ve çevresel etki değerlendirme süreçlerindeki eksiklikler, enerji ihtiyacı ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki dengenin nasıl göz ardı edildiğini göstermektedir. nehir ekosistemlerindeki bu parçalanma, sadece biyolojik çeşitlilik kaybına değil, aynı zamanda su kalitesinin bozulmasına ve yeraltı suyu besleniminin azalmasına da neden olmaktadır.
su yönetimindeki bu çok boyutlu krizin aşılması, köklü bir paradigma değişimini zorunlu kılmaktadır. su havzalarının bütüncül yönetimi, tarımsal sulamada modern tekniklerin yaygınlaştırılması ve su yönetiminin liyakati önceleyen bağımsız kurumlar eliyle yürütülmesi acil ihtiyaçlar arasındadır. eğirdir gölü'nün hoyran bölümündeki sığlaşmanın gösterdiği gibi, müdahale için zaman hızla tükenmektedir. binlerce yıldır anadolu medeniyetlerini besleyen su kaynaklarının korunması, sadece ekolojik değil, aynı zamanda kültürel ve ekonomik bir zorunluluktur. bu nedenle, su yönetiminde liyakat, şeffaflık ve bilimsellik temelinde yapılacak reformlar, türkiye'nin geleceği için hayati önem taşımaktadır.
kaynak
"iran'ın su krizi: urmiye gölü’nün yok oluşundan tahran’ın susuzluğuna – yolsuzluk, yetersizlik ve ideolojik körlüğün mirası....."
devamını gör...
popon nasıl acıdı mı biraz
muhteşem başkanın malum spikere sorduğu sorudur.
konuşma kayıtlarında geçiyormuş.. demin okudum. adam çok merhametli çıktı rıza baba. diyeceğim ama diyemiyorum.
adamda merhamet olsa öyle şeyler yapar mı?
edep sen ne güzel şeysin. ey edep! ille de edep! ille de edep!
konuşma kayıtlarında geçiyormuş.. demin okudum. adam çok merhametli çıktı rıza baba. diyeceğim ama diyemiyorum.
adamda merhamet olsa öyle şeyler yapar mı?
edep sen ne güzel şeysin. ey edep! ille de edep! ille de edep!
devamını gör...
avam'ın okul okuyarak cehaletini gidereceğini sanması
cehaletini giderdiğini zannedenden daha cahili var mı?
devamını gör...
2026 yılı asgari ücretinin 28 bin 75 lira olması
alım gücü eskisinin 16 bin tl'si olacak ama. iktidarla muhalefin, milletin alım(!) gücünü rahatlatmak için oynadığı bir piyes bu.
devamını gör...
çivi oyunu
a4 kağıdı boyunda, iki üç santim kalınlığında bir tahtanın her iki kısa kenarının ortasına 10cm aralıklı iki çivi çakılır. bunlar kaledir. daha sonra saha denilen yere de sahanın hiçbir yerinden kaleye doğrudan görülmesini engelleyecek çiviler çakılır. sonra tahtanın ortasına konulan bir beş kuruş top yapılarak futbol maçı yapılır. her oyuncu sırayla "topa" vurur.
işte modern çağın salon futbolu bu çivi oyunudur.
işte modern çağın salon futbolu bu çivi oyunudur.
devamını gör...
sadettin saran
yahu adam kullanıcı satıcı değil,
kullanıcı olmakta suç ama değil yani kullanıyorsa kullanıyor ne yapalım?
kazık kadar insanların ne yaptığı neden bizi ilgilendiriyor onu da anlayabilmiş değilim.
kullanıcı olmakta suç ama değil yani kullanıyorsa kullanıyor ne yapalım?
kazık kadar insanların ne yaptığı neden bizi ilgilendiriyor onu da anlayabilmiş değilim.
devamını gör...
2026 yılı asgari ücretinin 28 bin 75 lira olması
#3817865
29 diye piyasaya yayıp 30 bağlar diye düşünüyordum ama 27 diye bir söylenti çıkartıp 28 e bağladılar. kötü tahminim tuttu.
30 olsa ne olacak ki zaten. yine 30luk zam yapacakalardı zaten.
29 diye piyasaya yayıp 30 bağlar diye düşünüyordum ama 27 diye bir söylenti çıkartıp 28 e bağladılar. kötü tahminim tuttu.
30 olsa ne olacak ki zaten. yine 30luk zam yapacakalardı zaten.
devamını gör...
sadettin saran
devamını gör...



