zaman tüneli
27 aralık 2026 istanbul kar yağışı
her yer beton olduğu için yağamıyor.
akp'den sonra kar da yağmam deyu..
betoncular mevsimin en güzel hediyesinden bile bizi mahrum ettiler. ülkeyi mahvettiler.
akp'den sonra kar da yağmam deyu..
betoncular mevsimin en güzel hediyesinden bile bizi mahrum ettiler. ülkeyi mahvettiler.
devamını gör...
epeydir sözlüğün en güzel kadın yazarı başlığına yazılmaması
kış mevsimi libido katilidir. bu havada doğalgaz faturası düşünürken kimin aklına güzel kız gelebilir ki?
devamını gör...
santal blush
merabayın, bugünkü kokumuz tom ford'un unisex kokularından biri olan santal blush. odunsu kokusuyla vurucu etkiyi yapan, baharatlı fakat öyle ucuz tarçın basılmış baharatlardan uzak, hafifin biraz üstünde pudramsı dokuya sahip, oud, amber gibi kokularla mistikliği yakalamış ve sarı renkli çiçeklerle kucaklaşmış hissi yaratan muazzam bir kış kokusu. hazır zemheri zamanına gelmişken mutlaka sıktığım kokulardan biri. eğer iyi bir burnunuz varsa alttan yasemini ve ylang-ylangi de alabilirsiniz.
devamını gör...
epeydir sözlüğün en güzel kadın yazarı başlığına yazılmaması
sözlüğün yakın zamana kadar gündemden düşmeyen başlığına insanların sanıyorum ki tanım girmeyi unutmasıdır..
sahi ne oldu niye vazgeçtiniz? her gün girip bugün kime güzel dediler acaba? diye merakla okuyorduk.
sahi ne oldu niye vazgeçtiniz? her gün girip bugün kime güzel dediler acaba? diye merakla okuyorduk.
devamını gör...
27 aralık 2026 istanbul kar yağışı
hiç boşa umut bağlanmaması gereken yağış. senelerdir kar topluyor hikayeleriyle yaşıyoruz. maalesef eski kışlar kalmadı. ısındı artık dünya. he, ama oldu ya yanıldık kar yağdı, tuttu. kar topu savaşının bir numarasına yazın beni. allah yarattı demem bilginiz olsun. *
devamını gör...
dünyanın en tehlikeli ülkeleri
canım ülkem artık bütün listelerde. türkiye yüzyılı.
devamını gör...
aldatmanın tanımı
bana göre başka bir karşı cinse herhangi bir yoldan ilgi göstermek.
ya o ilgiyi hemcinsine duyuyorsa?
yanındaki başka, aklındaki başkaysa bile bu aldatmadır. istersen o kişiyle hiç yan yana gelme, birini düşünüyor, hayalini kuruyorsan bu aldatmaya girer. yanına gidememiş ya da gitmemiş olman bunu değiştirmez.
velhasıl herkes herkesi mutlaka aldatır.
devamını gör...
beşiktaş'ın mert günok ve necip uysal ile yollarını ayırması
her fırsatta seba başkanı öne süren bir camianın şöyle bir hareket yapması kesinlikle kabul edilemez. hiçbir istanbul takımına sempati beslemem fakat her kulübün kültürüne saygı duyarım. şu hareket düpedüz kültürsüzlük, dağ ayılığı, barzolukla eşdeğer. endüstriyel futbol denen zurnanın zort dediği yer işte tam olarak burası. 17 senedir bir takımın formasını terleten adama bu yapılmaz, ayıptır. necip formayı sırtına geçirdikten sonra doğan adamlar birkaç ay sonra üniversiteye başlayacak, öyle düşünün. güya koskocaman olan bu camianın böyle bir futbolcuya göre hiç mi bir kulüp içi pozisyonu olmaz? kaldı ki bu adam tam bir plaza jokeri gibi her görevi ifa etmiş biri. 466 maça çıkmış, bir kez olsun ben burada oynamam dememiş. çok büyük ayıp.
devamını gör...
anti-entelektüalizm
(bkz: türkiye’nin taliban’ın inancıyla ters bir yanı yok)
(bkz: islam/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: islamcı/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: islamcılık/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: woke culture/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: social justice warrior/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: postmodernizm/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: post-truth/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
bilal erdoğan bunun harikulade bir temsilcisidir.
"bilal erdoğan, yaptığı konuşmada geçmişteki entelektüel kesimin "topraklar işgal edilmeden zihinlerinin işgal edildiğini" savunan erdoğan, "geldiğimiz noktada hamdolsun, o aydın sınıf tasfiye oldu, oluyor" ifadelerini kullandı."
karar
"kültürel soykırımda amaç, bir milletin milli duygularını yıkmak, onları aşağılık kompleksine sokmak, tarihi, kültürel ve sosyal iç dinamiklerini bozmak, bu doğrultuda kendi etnik grubuna katılmasını sağlamaktır. tarihin birçok döneminde kültürel soykırım uygulamaları ile karşılaşılmıştır. tarih sahnesinden silinen birçok etnik grubun bu tür uygulamalara maruz kaldığı düşünülmektedir."
kültürel soykırım
kendisi 2017 yılında da "blok flüt ve jimnastik bizi batı'nın esiri yaptı" demişti. şöyle güzel bir cevap yazılmıştı:
jimnastik, çıktığı ilk andan günümüze politik bir spordur.
günümüz jimnastiğinin kurucu babası, prusyalı friedrich ludwig jahn'dır.
jahn, aslında çok dindar bir adamdır ve napolyon savaşlarında yenilen almanların ayağa kalkması için alman erkeğinin ahlaken, ruhen ve bedenen ayağı kalkması gerektiğini savunur. bunun için de çözüm olarak jimnastiği önerir. burada hemen hatırlatırım, atatürk'ün "sağlam kafa saglam vücutta bulunur" sözü aslında bu prusya geleneğinden gelmektedir.
almanlıktır ülkümüz, jimnastiktir yolumuz
jahn'dan sonra almanya'nn dört bir yanında pıtırcık gibi jimnastik kulüpleri açılır. bu kulüpler sadece birer spor merkezi değildir ama aynı zamanda birer politik yapılanmadır. kulüplerin sloganı, almanlıktır ülkümüz, jimnastiktir yolumuz
nitekim bu klulüplere gelen milliyetçi gençler, almanya'nın birleşmesinde ve 1848 devriminde önemi rol oynar.
19. yüzyıl alman tarihinde hellen çılgınlığı olarak geçer. schiller'in dizelerinde belirttiği gibi:
hellen geçmişte olduğumuzdu
ve gelecekte yine olacağımız.
antik yunan'a gittiğimiz zaman, olimpiyatların başlanıgıcı olarak, sparta'yı görüyoruz. sparta'da yapılan bu müsabakalar, aslında birer erkeklik güzellemesiydi (not: homoerotizm). jahn'ın önerdiği jimnastik, tam da aslında napolyon karşısında ezik duruma düşmüş alman erkeğinin ihtiyaç duyduğu güzelleme idi. ve bu güzelleme, almanya'nın varoluşunda önemli bir kaldıraç görevi gördü.
çıplaklık ve jimnastik
biliyorsunuz, jimnastik, çıplak antreman yapılan yer anlamına geliyor.
19. yüzyılda , almanların ciddi ciddi kafa patlattığı konuların başında, "niçin çıplak olmalıyız" sorusu gelir. üstelik ortopedistinden pedegoguna kadar disiplinler arası ve gayet metodik olarak tartıştıkları bir konu idi.
şimdi çok meşhur bir geyik vardır:
çıplaklık medeniyet ise en medeni ülkeler afrikalılardır.
aslında avrupa'nın çıplaklık üzerine düşünmesini sağlayan iki unsur var.
bunlardan birincisi tabi ki hellen dünyası. ikincisi ise aslında coğrafi keşifler.
coğrafi keşifler sırasında avrupalılar şunu fark etti: gittikleri coğrafyada -ister afrika olsun, iser güney amerika ya da japon kaplıcaları- yerel kadınlar kendi köylerindeki adamların yanlarında gayet rahat çıplak dolaşırken, avrupalı erkeklerden rahatsız oluyorlar.
o zaman şu sonuca ulaştılar:
-şehvet bakan gözdedir.
aslında bu prensip ilk hristiyanlarda da vardı. çıplak isa'nın yolunda giden çıplaklardan gelsin:
-görmek şehvet değildir ve görülmek şehveti davet etmez.
almanya'da 19. yüzyılda yeni ve aynı zamanda buz gibi soğuk bir kavramla ortaya çıktılar: cinsel hijyen. aslında bu bugün düşündüğümüz gibi "kasık kıllarımızı alalım" anlamında değil. daha ziyade, "kendi bedenimizi tanıyalım, karşı cinsin bedenini tanıyalım" şeklinde idi. ancak daha önemlisi, şehvetin törpülenmesini hedeflemekteydi.
jimnastik, bir kez daha ideolojik bir aygıt olarak karşımıza çıkıyordu.
dönemin pedegogları, erkek ve kız çoçcuklarının beraber banyo yaptırılmasını, büyüdüklerinde ise beraber spor yaptırılmasını; genç erkeklerin ve genç kızların, birbirlerini görmelerini, birbirlerinin bedenlerindeki değişime şahit olmalarını tavsiye ediyordu. bu, hem cinsiyet eşitliği sağlamak için hem de kukusalak erkeklerden ve sokaktaki tinercileri beyaz atlı prens zanneden kadınlardan oluşmayan bir nesil kurmak için önemliydi.

bugün bağzı alamancıların, almanya'da en çok takıldıkları konulardan birisi, kızlarının yüzme dersi. ama dersin amaçlarından biri buydu. gençlerin birbirlerinin bedenlerini görmesini sağlamak.
ve evet, 19 mayıs törenlerindeki şortlu kızların arkasında da işte bu geçmiş var.
kadın ve erkeği fıtrat üzerinden açıklayan ümmetçilerin jimnastikten haz etmemeleri çok normal.
nasıl diyorlar: soyulmuş domates, yalanmış karpuz.
kaynak
(bkz: türkiye afganistan'dır)
postmodernizmin tüm zırvalarını benimseyen, içeriğe ve tarihselliğe değil şekle ve taklide önem veren islamcılar, anti-entelektüellerin en minnoşlarından. pazarlayıp satmaya çalıştıkları sahte malın orijinali bizim gibi insanlarda olduğu için boş yapmalarına ve gevezeliklerine pek şeyetmiyoruz tabi.
(bkz: islam/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: islamcı/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: islamcılık/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: woke culture/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: social justice warrior/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: postmodernizm/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: post-truth/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
bilal erdoğan bunun harikulade bir temsilcisidir.
"bilal erdoğan, yaptığı konuşmada geçmişteki entelektüel kesimin "topraklar işgal edilmeden zihinlerinin işgal edildiğini" savunan erdoğan, "geldiğimiz noktada hamdolsun, o aydın sınıf tasfiye oldu, oluyor" ifadelerini kullandı."
karar
"kültürel soykırımda amaç, bir milletin milli duygularını yıkmak, onları aşağılık kompleksine sokmak, tarihi, kültürel ve sosyal iç dinamiklerini bozmak, bu doğrultuda kendi etnik grubuna katılmasını sağlamaktır. tarihin birçok döneminde kültürel soykırım uygulamaları ile karşılaşılmıştır. tarih sahnesinden silinen birçok etnik grubun bu tür uygulamalara maruz kaldığı düşünülmektedir."
kültürel soykırım
kendisi 2017 yılında da "blok flüt ve jimnastik bizi batı'nın esiri yaptı" demişti. şöyle güzel bir cevap yazılmıştı:
jimnastik, çıktığı ilk andan günümüze politik bir spordur.
günümüz jimnastiğinin kurucu babası, prusyalı friedrich ludwig jahn'dır.
jahn, aslında çok dindar bir adamdır ve napolyon savaşlarında yenilen almanların ayağa kalkması için alman erkeğinin ahlaken, ruhen ve bedenen ayağı kalkması gerektiğini savunur. bunun için de çözüm olarak jimnastiği önerir. burada hemen hatırlatırım, atatürk'ün "sağlam kafa saglam vücutta bulunur" sözü aslında bu prusya geleneğinden gelmektedir.
almanlıktır ülkümüz, jimnastiktir yolumuz
jahn'dan sonra almanya'nn dört bir yanında pıtırcık gibi jimnastik kulüpleri açılır. bu kulüpler sadece birer spor merkezi değildir ama aynı zamanda birer politik yapılanmadır. kulüplerin sloganı, almanlıktır ülkümüz, jimnastiktir yolumuz
nitekim bu klulüplere gelen milliyetçi gençler, almanya'nın birleşmesinde ve 1848 devriminde önemi rol oynar.
19. yüzyıl alman tarihinde hellen çılgınlığı olarak geçer. schiller'in dizelerinde belirttiği gibi:
hellen geçmişte olduğumuzdu
ve gelecekte yine olacağımız.
antik yunan'a gittiğimiz zaman, olimpiyatların başlanıgıcı olarak, sparta'yı görüyoruz. sparta'da yapılan bu müsabakalar, aslında birer erkeklik güzellemesiydi (not: homoerotizm). jahn'ın önerdiği jimnastik, tam da aslında napolyon karşısında ezik duruma düşmüş alman erkeğinin ihtiyaç duyduğu güzelleme idi. ve bu güzelleme, almanya'nın varoluşunda önemli bir kaldıraç görevi gördü.
çıplaklık ve jimnastik
biliyorsunuz, jimnastik, çıplak antreman yapılan yer anlamına geliyor.
19. yüzyılda , almanların ciddi ciddi kafa patlattığı konuların başında, "niçin çıplak olmalıyız" sorusu gelir. üstelik ortopedistinden pedegoguna kadar disiplinler arası ve gayet metodik olarak tartıştıkları bir konu idi.
şimdi çok meşhur bir geyik vardır:
çıplaklık medeniyet ise en medeni ülkeler afrikalılardır.
aslında avrupa'nın çıplaklık üzerine düşünmesini sağlayan iki unsur var.
bunlardan birincisi tabi ki hellen dünyası. ikincisi ise aslında coğrafi keşifler.
coğrafi keşifler sırasında avrupalılar şunu fark etti: gittikleri coğrafyada -ister afrika olsun, iser güney amerika ya da japon kaplıcaları- yerel kadınlar kendi köylerindeki adamların yanlarında gayet rahat çıplak dolaşırken, avrupalı erkeklerden rahatsız oluyorlar.
o zaman şu sonuca ulaştılar:
-şehvet bakan gözdedir.
aslında bu prensip ilk hristiyanlarda da vardı. çıplak isa'nın yolunda giden çıplaklardan gelsin:
-görmek şehvet değildir ve görülmek şehveti davet etmez.
almanya'da 19. yüzyılda yeni ve aynı zamanda buz gibi soğuk bir kavramla ortaya çıktılar: cinsel hijyen. aslında bu bugün düşündüğümüz gibi "kasık kıllarımızı alalım" anlamında değil. daha ziyade, "kendi bedenimizi tanıyalım, karşı cinsin bedenini tanıyalım" şeklinde idi. ancak daha önemlisi, şehvetin törpülenmesini hedeflemekteydi.
jimnastik, bir kez daha ideolojik bir aygıt olarak karşımıza çıkıyordu.
dönemin pedegogları, erkek ve kız çoçcuklarının beraber banyo yaptırılmasını, büyüdüklerinde ise beraber spor yaptırılmasını; genç erkeklerin ve genç kızların, birbirlerini görmelerini, birbirlerinin bedenlerindeki değişime şahit olmalarını tavsiye ediyordu. bu, hem cinsiyet eşitliği sağlamak için hem de kukusalak erkeklerden ve sokaktaki tinercileri beyaz atlı prens zanneden kadınlardan oluşmayan bir nesil kurmak için önemliydi.

bugün bağzı alamancıların, almanya'da en çok takıldıkları konulardan birisi, kızlarının yüzme dersi. ama dersin amaçlarından biri buydu. gençlerin birbirlerinin bedenlerini görmesini sağlamak.
ve evet, 19 mayıs törenlerindeki şortlu kızların arkasında da işte bu geçmiş var.
kadın ve erkeği fıtrat üzerinden açıklayan ümmetçilerin jimnastikten haz etmemeleri çok normal.
nasıl diyorlar: soyulmuş domates, yalanmış karpuz.
kaynak
(bkz: türkiye afganistan'dır)
postmodernizmin tüm zırvalarını benimseyen, içeriğe ve tarihselliğe değil şekle ve taklide önem veren islamcılar, anti-entelektüellerin en minnoşlarından. pazarlayıp satmaya çalıştıkları sahte malın orijinali bizim gibi insanlarda olduğu için boş yapmalarına ve gevezeliklerine pek şeyetmiyoruz tabi.
devamını gör...
ivan fyodoroviç karamazov
"ivan'ın acısı, tam tersine, yeryüzünde gereğinden fazla aşk bulunmasıdır."
devamını gör...
dünyanın en tehlikeli ülkeleri
üstünden uçak geçse mızrak fırlatan kabileleri geçmişiz, emeği geçenlere selam olsun. okumak istiyorum diyen kadınları sokak ortasında kırbaçlayan afganistan bizden güvenliymiş anasını satayım.
devamını gör...
kar
eskişehir'e sonunda yağandır. hakkını vererek yağıyor bu sabah. umarım devam eder.
günaydın.
günaydın.
devamını gör...
bilinç
"bilinç başkaldırıyla doğar." mı?
yoksa
"bilinç böyle korkak ediyor hepimizi." mi?
seç tarafını.
yoksa
"bilinç böyle korkak ediyor hepimizi." mi?
seç tarafını.
devamını gör...
27 aralık 2026 istanbul kar yağışı
bu mevzu şubata kaymamış mıydı ya ? *
aralıkta kar yağarsa ocakta boğaz donar.
aralıkta kar yağarsa ocakta boğaz donar.
devamını gör...
kafa izninden dönen yazara teşvik ödülü vermeyen zihniyet
haksız olduğunu biliyor tabi, kabul ediyor.
ben de geçen döndüm ama tekrar gitme ihtimalimize karşı hani..
gerçi oyun geldi, bence güzel ama meksika'daki düello teklifimi kabul etmedi misal. bunlar hep soru işareti*
ben de geçen döndüm ama tekrar gitme ihtimalimize karşı hani..
gerçi oyun geldi, bence güzel ama meksika'daki düello teklifimi kabul etmedi misal. bunlar hep soru işareti*
devamını gör...
27 aralık 2026 istanbul kar yağışı
bizim burada daha göremediğim yağıştır. üstelik lokasyon anadolu yakası.
edit: 2026 yazdığını fark etmemiştim.
(bkz: başlık parsellemek)
edit: 2026 yazdığını fark etmemiştim.
(bkz: başlık parsellemek)
devamını gör...
pencere kenarında oturmak
bilimsel dergi cell metabolism'de yayınlanan, yeni bir araştırmada pencere kenarına oturmanın tip 2 diyabet hastalarında insülin seviyelerinin kontrolüne yardımcı olabileceği ortaya konulmuş.
diğer yararları da cabası, iyi hissetmek gibi.
diğer yararları da cabası, iyi hissetmek gibi.
devamını gör...
yazarlardan özlü sözler
devamını gör...

