zaman tüneli
avrupa'nın türkiye birliğine girmek istemesi
ama malesef işte türkiye birliği olmadığı için, sanırım hökümatımızın yalvarmalarına da kıyamadıkları için, ingiltere, abd ve bilcümle emperyalist güçlerle birlikte onlar türkiye'ye girmişler, malum giren çıkan trafiğimizin de oldukça şey olmasından dolayı olay dikkatten kaçmıştır.
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
sevgili yönetim şu çaylak arkadaşları yazar yapalım artık . sönük sönük yazıyorlar . ayıptır. *
devamını gör...
koşmasaydım yazamazdım
haruki murakami bu kitabında şöyle demiştir:
“acı kaçınılmazdır, acı çekmek size bağlıdır.”
pek tabii altını çizemem kitapların, kıyamıyorum nedense.
“acı kaçınılmazdır, acı çekmek size bağlıdır.”
pek tabii altını çizemem kitapların, kıyamıyorum nedense.
devamını gör...
yazarların en sevdiği börek çeşidi
patatesli
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
keyifli yayınlar papatya’cım…
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
çocuğumun burnu benimkine benzeyecek diye çok korkuyom
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
master chef den sıkılıp vedat milor’a ne anlatıyor la bu diyen 2 kişi (bkz: hastır şef yağdır aleminyum)adında bir program yapıyor . müthişşşşş.
devamını gör...
caledonian road
britanyalı yazar andrew o’hagan’ın çağdaş romanı.
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
arkadan gelen çocuk sesleri ne doğal bir ortam sağlıyor bilseniz. tam misafirliğe gitmiş aile üyesi gibiyiz. harika. bodrum katında oturan abimize gitmişiz.asfsfsdfsf
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
samimiyet sözcükler ile alakalı değildir. sözcükleri sarfeden kişi ile alakalıdır.
devamını gör...
trump'ı övenler şimdi ne düşünüyor sorusu
trump ta başlangıçtada farklı ve sonradan değişen bir tip değil ki.. ne mal olduğunu yıllardır açıkça dile getiren, malesef bu söylemine rağmen de bugünkü konumuna ulaştırılmış bir tip. o aslında abd.nin her zamanki gerçek biçimini, kendi zekasının ve kişiliğinin elverdiği stilde dillendiren birisi.
yani abd.nin aslında her zaman var olan çirkin yüzünün, artık gizlenemez hale getirilmiş çirkin maskotu.
trump'ı sevenler de, ama bilinçli, ama aldatılmış olduğu için, bugünkü haliyle de sevmeye devam edebilecek tiplerdir. (bir kısmı belki genel etik baskısıyla, kem küm fakatlı söylem seçse de gerçeği bu.)
ödleklikten kaynaklı otorite korkusu, giderek otoriteyi güzelleyip onaylama sevme ve haklı buluyormuş gibi savunma tavrına evrilir.
(hani yarın diyelim bayburtun bilmem ne köyünde, belki daha bayburtu bile görmemiş bir aptal, trump için kurban keser şükür mamazı kılarsa da şaşırmayın.)
yani abd.nin aslında her zaman var olan çirkin yüzünün, artık gizlenemez hale getirilmiş çirkin maskotu.
trump'ı sevenler de, ama bilinçli, ama aldatılmış olduğu için, bugünkü haliyle de sevmeye devam edebilecek tiplerdir. (bir kısmı belki genel etik baskısıyla, kem küm fakatlı söylem seçse de gerçeği bu.)
ödleklikten kaynaklı otorite korkusu, giderek otoriteyi güzelleyip onaylama sevme ve haklı buluyormuş gibi savunma tavrına evrilir.
(hani yarın diyelim bayburtun bilmem ne köyünde, belki daha bayburtu bile görmemiş bir aptal, trump için kurban keser şükür mamazı kılarsa da şaşırmayın.)
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
duyduğuma göre iş arıyormuşsun ya keşke daha önceden haberim olsaydı
devamını gör...
ben içeri düştüğümden beri
bir nazım hikmet şiiri.
ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya
ona sorarsanız, lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman
bana sorarsanız, on senesi ömrümün
bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
bir haftada yaza yaza tükeniverdi
ona sorarsanız, bütün bir hayat
bana sorarsanız, adam sen de, biriki hafta
katillikten yatan osman
ben içeri düştüğümden beri, yedi buçuğu doldurup çıktı
dolaştı dışarda bir vakit
sonra kaçakçılıktan düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar
dün mektup geldi, evlenmiş, bir çocuğu doğacakmış baharda
şimdi on yaşına bastı
ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar
ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları
rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan
fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur
yeni yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde
ben içeri düştüğümden beri
ve bizim hane halkı
bilmediğim bir sokakta, görmediğim bir evde oturuyor
pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene
sonra vesikaya bindi, bizim burada içeride
birbirini vurdu millet yumruk kadar, simsiyah bir tayın için
şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız
ben içeri düştüğüm sene, ikincisi başlamamıştı henüz
daha kampında fırınlar yakılmamış
atom bombası atılmamıştı hiroşima'ya
boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman
sonra kapandı resmen o fasıl
şimdi üçüncüden bahsediyor amerikan doları
fakat gün ışıdı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri
ve karanlığın kenarından onlar
ağır ellerini toprağa basıp doğruldular yarı yarıya
ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya
ve aynı ihtirasla ediyorum yine
ben içeri düştüğüm sene onlar için yazdığımı
onlar ki toprakta karınca
suda balık
havada kuş kadar çokturlar
korkak, cesur, cahil, hakim ve çocukturlar
ve kahreden yaratan ki onlardır
destanımızda yalnız onların mâceraları vardır
ve gayrısı
mesela, benim on sene yatmam
laf'ı güzaf
fazıl say ve genco erkal'dan kesinlikle dinlemelisiniz.
ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya
ona sorarsanız, lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman
bana sorarsanız, on senesi ömrümün
bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
bir haftada yaza yaza tükeniverdi
ona sorarsanız, bütün bir hayat
bana sorarsanız, adam sen de, biriki hafta
katillikten yatan osman
ben içeri düştüğümden beri, yedi buçuğu doldurup çıktı
dolaştı dışarda bir vakit
sonra kaçakçılıktan düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar
dün mektup geldi, evlenmiş, bir çocuğu doğacakmış baharda
şimdi on yaşına bastı
ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar
ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları
rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan
fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur
yeni yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde
ben içeri düştüğümden beri
ve bizim hane halkı
bilmediğim bir sokakta, görmediğim bir evde oturuyor
pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene
sonra vesikaya bindi, bizim burada içeride
birbirini vurdu millet yumruk kadar, simsiyah bir tayın için
şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız
ben içeri düştüğüm sene, ikincisi başlamamıştı henüz
daha kampında fırınlar yakılmamış
atom bombası atılmamıştı hiroşima'ya
boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman
sonra kapandı resmen o fasıl
şimdi üçüncüden bahsediyor amerikan doları
fakat gün ışıdı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri
ve karanlığın kenarından onlar
ağır ellerini toprağa basıp doğruldular yarı yarıya
ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya
ve aynı ihtirasla ediyorum yine
ben içeri düştüğüm sene onlar için yazdığımı
onlar ki toprakta karınca
suda balık
havada kuş kadar çokturlar
korkak, cesur, cahil, hakim ve çocukturlar
ve kahreden yaratan ki onlardır
destanımızda yalnız onların mâceraları vardır
ve gayrısı
mesela, benim on sene yatmam
laf'ı güzaf
fazıl say ve genco erkal'dan kesinlikle dinlemelisiniz.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bugün başımdan geçen, içime oturacak veya içimi yakacak seviyede olan tesadüf karşısında ağlamayı o kadar çok istedim ki. içimdekini başka türlü dökemezdim.
devamını gör...
secde
devamını gör...
nissan juke
ya ehliyet sınavlarında bu arabada görevliysem sevmiyorum. içi inanılmaz dar, keyifsiz, ön tarafı konforsuz.
devamını gör...


