zaman tüneli
bugün okuduğunuz en güzel cümle
cesaret cennete, korku ölüme sürükler.
seneca
seneca
devamını gör...
sözlük yazarlarının canlarının çektiği yemek
tas kebabı.
devamını gör...
yazarların kullandığı parfümler
limon kolonyası.
devamını gör...
erkekleri çekici kılan detaylar
bana çekici gelen bir erkek yok (şükür)
kadınlara çekici gelen detaylarım da bende kalsın*
kadınlara çekici gelen detaylarım da bende kalsın*
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
hüzünlü bir olay olduğunda hiçbir tepki vermeden geçişim etrafımdaki insanlarca duygusuz ve taş kalpli gibi sıfatlar almama sebep oluyordu. bir yandan da özlemenin ne demek olduğunu tadacak kadar kimseden uzak kalmamıştım daha önce.
şimdilerde her halta gözyaşıyla tepki verebilme gibi bir potansiyel geliştirdim. olmamış olayların acısını da çekiyorum, ufak tefek şeylerin kıymetini daha iyi anlıyorum ve en önemlisi özlüyorum.
duygusuz imera'nın bu tarz sebeplerle baş ağrısı olmazdı,
yıllık izni yapıştırdım, geliyorum inşallah, açılın.
şimdilerde her halta gözyaşıyla tepki verebilme gibi bir potansiyel geliştirdim. olmamış olayların acısını da çekiyorum, ufak tefek şeylerin kıymetini daha iyi anlıyorum ve en önemlisi özlüyorum.
duygusuz imera'nın bu tarz sebeplerle baş ağrısı olmazdı,
yıllık izni yapıştırdım, geliyorum inşallah, açılın.
devamını gör...
yurtta kalmak
insanın sırtı hiç ısınmaz.
devamını gör...
günaydın sözlük
bugün ve her daim mutluluk ayrılmaz parçamız olsun dileklerimizle, herkese günaydın.
devamını gör...
milletvekili
necasete dusmus avam'in gunumuze olan takim elbiseli yansimasidir.
devamını gör...
erkekleri çekici kılan detaylar
göbekli erkekler çok sever.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
şöyle bir durmak istiyorum.
sadece durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek ve yapılması gereken detaylar olmadan.
çok değil ya, 2-3 gün bile yeter aslında.
eş, dost, aile vs... hepsinden uzak ve sakin.
insan değişik bir canlı. rahat ve güç için çalıştıkça çalışıyor, gördüğü her problemi sırtlanıp çözüyor ama işte bazen kendimizi öyle bir duruma sokuyoruz ki başımızı kaldırıp nefes almaya fırsatımız olmuyor.
hayata dair çok şey gördüm, fazlasıyla detaylandırdım bazen.
hala öğrenmediğimiz, başımıza gelmeyen o kadar çok olay var ki.
bu başlıkta bile benzerini yaşadığım olaylar okuyorum, empati yapıyor ve kırılganlık seviyem yükseliyor.
ama kafamı çevirdiğimde sorumluluğuma ihtiyaç duyanları görüyor ve hayır diyorum arthur hayır.
sen bırakıp gidemezsin.
aldığımız kararlar, veremediğimiz kararlar...
bizi biz yapan şeyler.
mesela tam 3 kere yurt dışında çalışma/yaşama teklifini göz göre göre reddettiğim anlar geliyor gözlerime.
özellikle de ülkenin içinde bulunduğu durumları özetleyen olaylar yaşadıkça.
ah diyorum ama ben hayır dedim, pişman olmamalıyım çünkü tamamen özgür irademle hayır dedim.
bu konuda ağlamayı kendime hak görmüyorum.
1 tanesi çok sıradan ama 2 tanesi çok komik, hani sadece benim başıma gelirdi zaten diyeceğim denk gelmeyişler. (burada olmaz, kahvesiz anlatılacak şeyler değil)
sonra diyorum ki kararlarım arasında doğrular da var.
mesela yaşadığım şehir.
tamamen kendi isteğimle, o zamanki insanların şaşkın bakışları arasında ve çoğu gencin hayali olan işten istifa ederek sıfırdan kurulmuş bir düzen.
he kar yağmıyor buraya, onu hesap edememişim ama olsundu be.
insanlar deniz tatiline bütçe ayırırken ben kar tatiline ayırıyorum, yapacak bir şey yok.
yağsa keşke lapa lapa, çocukken en büyük mutluluğumdu o:
sabah odamın perdesini açtığımda, her gün gördüğüm defne ağaçlarının bembeyaz olup dallarını eğdiği o mükemmel manzara...
hemen bisküvi/süt-çay artık ne varsa bir atıştırmalık, peşine giyinme ve evdeki en büyük poşeti alıp kendimi sokağa attığım o anılar...
masumduk ve anlamıyorduk hiçbir şeyden. kar çok keyifliydi ama işte yıllar geçince hayat seni bir noktada yine kar tatili yapmak adına aracında sıcacık giderken bir olayla karşılaştırıyor.
dağın yamacında, tuzlama yapılacağı için yol kapatılıyor, en önde sensin.
iniyorum arabadan, termosta fazla fazla kahve ve bagajda bardak var.
sesleniyorum adamlara, bir kahve için öyle yaparsınız diyorum çok mutlu oluyorlar çünkü kar dediğin mutluluktur ve paylaşmak her zaman daha fazla mutluluk getirir...
işte o an fark ediyorsun elleri kürekle tuz atmaktan artık kanayacak kadar çatlamış bir işçinin kar olayına bakış açısını.
kar herkese mutluluk getirmiyor demek ki.
yedek eldivenin aklına geliyor, onu vermek istiyorsun ama gururundan onu da kabul etmiyor adam...
sonra bana toplantıda senin işçi grevinde ne işin vardı diye soruyor mevkidaşlar.
o adamın eli üşümesin diye çocuklar.
sadece durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek ve yapılması gereken detaylar olmadan.
çok değil ya, 2-3 gün bile yeter aslında.
eş, dost, aile vs... hepsinden uzak ve sakin.
insan değişik bir canlı. rahat ve güç için çalıştıkça çalışıyor, gördüğü her problemi sırtlanıp çözüyor ama işte bazen kendimizi öyle bir duruma sokuyoruz ki başımızı kaldırıp nefes almaya fırsatımız olmuyor.
hayata dair çok şey gördüm, fazlasıyla detaylandırdım bazen.
hala öğrenmediğimiz, başımıza gelmeyen o kadar çok olay var ki.
bu başlıkta bile benzerini yaşadığım olaylar okuyorum, empati yapıyor ve kırılganlık seviyem yükseliyor.
ama kafamı çevirdiğimde sorumluluğuma ihtiyaç duyanları görüyor ve hayır diyorum arthur hayır.
sen bırakıp gidemezsin.
aldığımız kararlar, veremediğimiz kararlar...
bizi biz yapan şeyler.
mesela tam 3 kere yurt dışında çalışma/yaşama teklifini göz göre göre reddettiğim anlar geliyor gözlerime.
özellikle de ülkenin içinde bulunduğu durumları özetleyen olaylar yaşadıkça.
ah diyorum ama ben hayır dedim, pişman olmamalıyım çünkü tamamen özgür irademle hayır dedim.
bu konuda ağlamayı kendime hak görmüyorum.
1 tanesi çok sıradan ama 2 tanesi çok komik, hani sadece benim başıma gelirdi zaten diyeceğim denk gelmeyişler. (burada olmaz, kahvesiz anlatılacak şeyler değil)
sonra diyorum ki kararlarım arasında doğrular da var.
mesela yaşadığım şehir.
tamamen kendi isteğimle, o zamanki insanların şaşkın bakışları arasında ve çoğu gencin hayali olan işten istifa ederek sıfırdan kurulmuş bir düzen.
he kar yağmıyor buraya, onu hesap edememişim ama olsundu be.
insanlar deniz tatiline bütçe ayırırken ben kar tatiline ayırıyorum, yapacak bir şey yok.
yağsa keşke lapa lapa, çocukken en büyük mutluluğumdu o:
sabah odamın perdesini açtığımda, her gün gördüğüm defne ağaçlarının bembeyaz olup dallarını eğdiği o mükemmel manzara...
hemen bisküvi/süt-çay artık ne varsa bir atıştırmalık, peşine giyinme ve evdeki en büyük poşeti alıp kendimi sokağa attığım o anılar...
masumduk ve anlamıyorduk hiçbir şeyden. kar çok keyifliydi ama işte yıllar geçince hayat seni bir noktada yine kar tatili yapmak adına aracında sıcacık giderken bir olayla karşılaştırıyor.
dağın yamacında, tuzlama yapılacağı için yol kapatılıyor, en önde sensin.
iniyorum arabadan, termosta fazla fazla kahve ve bagajda bardak var.
sesleniyorum adamlara, bir kahve için öyle yaparsınız diyorum çok mutlu oluyorlar çünkü kar dediğin mutluluktur ve paylaşmak her zaman daha fazla mutluluk getirir...
işte o an fark ediyorsun elleri kürekle tuz atmaktan artık kanayacak kadar çatlamış bir işçinin kar olayına bakış açısını.
kar herkese mutluluk getirmiyor demek ki.
yedek eldivenin aklına geliyor, onu vermek istiyorsun ama gururundan onu da kabul etmiyor adam...
sonra bana toplantıda senin işçi grevinde ne işin vardı diye soruyor mevkidaşlar.
o adamın eli üşümesin diye çocuklar.
devamını gör...
erkekleri çekici kılan detaylar
bu listelerin hepsi test edildi
gerçek hayatta sadece yüzde 8.62’sinin tutarlı olduğu görüldü
gerçek hayatta sadece yüzde 8.62’sinin tutarlı olduğu görüldü
devamını gör...
milletvekili
referandumla getirilen yarı parlamenter sistemle birlikte tamamen işlevsizleştirilmiş devlet memurluğudur. yüzlerce adam boşu boşuna en yüksek kalemden maaş alıyorlar, sigortaları falan da yatıyor ve her ay devlet zararına sebep oluyorlar. yetmezmiş gibi; bize yani halka hizmet eden sadece birer memur olduklarını unutarak, maaşlarını bizim ödediğimiz korumalarının arkasından padişahçılık oynayanlar da çıkıyor.
özetle; faydaları yok bari zararları olmasın diye umut edilen, içi boşaltılmış meslektir.
özetle; faydaları yok bari zararları olmasın diye umut edilen, içi boşaltılmış meslektir.
devamını gör...
umut
sudur:
-when all this war will end, we will be in our beautiful forest, eating strawberries.
-bu savas bittinde guzel prmanımızda cilek yiyor olucaz-
fredo dan sam e.
yuzuklerin efendisi
galp.
-when all this war will end, we will be in our beautiful forest, eating strawberries.
-bu savas bittinde guzel prmanımızda cilek yiyor olucaz-
fredo dan sam e.
yuzuklerin efendisi
galp.
devamını gör...
ilk sevgili
ooo kalorifer peteğine yaslanıp ödevlerin konuşulduğu o ilk ilişki.
boncuk boncuk terlenen o dönem.
boncuk boncuk terlenen o dönem.
devamını gör...
eyvah eyvah
bir hakan algül filmidir.

filmin senaryosunu aynı zamanda filmin başrol oyuncusu da olan ata demirer yazmıştır. filmde ayrıca demet akbağ, özge borak, bican günalan, tanju tuncel, salih kalyon, meray ülgen, bülent şakrak, alican yücesoy, okan çabalar ve caner alkaya rol almıştır.
ata demirer'in çanakkale'de, geyikli'de çektiği eyvah eyvah üçlemesinin ilk filmidir. gösterime girdiği zaman izlemek için büyük bir istek duymadım bu filmi ama çanakkale'de yaşamaya başladıktan sonra bu istek uyandı içimde.
geyikli'de klarnet çalarak hayatını kazanan hüseyin badem anneannesi ve dedesi tarafından büyütülmüş olan, klarnet konusunda çok başarılı bir adamdır. ve sağlık ocağındaki genç ve güzel hemşireye de yanıktır.
babasını öldüğünü düşünen hüseyin badem bir gün evde fotoğraflar bulur ve babasının ismini ve adresinin yazılı olduğu bu mektuplarla babasının aslında ölmediğini öğrenir.
babasını bulmak için istanbul'a giden hüseyin badem burada ünlü bir şarkıcı olan firuzan ile tanışır. kısa zamanda arkadaş olan ikili hüseyin'in babasını birlikte ararken başlarını da epey belaya sokup geyikli'ye kaçmak zorunda kalır.
çok iyi bir film değildir ama çanakkale'de çekilmiş olması benim için izleme nedenidir.

filmin senaryosunu aynı zamanda filmin başrol oyuncusu da olan ata demirer yazmıştır. filmde ayrıca demet akbağ, özge borak, bican günalan, tanju tuncel, salih kalyon, meray ülgen, bülent şakrak, alican yücesoy, okan çabalar ve caner alkaya rol almıştır.
ata demirer'in çanakkale'de, geyikli'de çektiği eyvah eyvah üçlemesinin ilk filmidir. gösterime girdiği zaman izlemek için büyük bir istek duymadım bu filmi ama çanakkale'de yaşamaya başladıktan sonra bu istek uyandı içimde.
geyikli'de klarnet çalarak hayatını kazanan hüseyin badem anneannesi ve dedesi tarafından büyütülmüş olan, klarnet konusunda çok başarılı bir adamdır. ve sağlık ocağındaki genç ve güzel hemşireye de yanıktır.
babasını öldüğünü düşünen hüseyin badem bir gün evde fotoğraflar bulur ve babasının ismini ve adresinin yazılı olduğu bu mektuplarla babasının aslında ölmediğini öğrenir.
babasını bulmak için istanbul'a giden hüseyin badem burada ünlü bir şarkıcı olan firuzan ile tanışır. kısa zamanda arkadaş olan ikili hüseyin'in babasını birlikte ararken başlarını da epey belaya sokup geyikli'ye kaçmak zorunda kalır.
çok iyi bir film değildir ama çanakkale'de çekilmiş olması benim için izleme nedenidir.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
uygun vakitte gidip barınaktan sahiplenebilir aslında*
devamını gör...
evi arabası yok bir baltaya sap olamamış diyen kadın modeli
bunu hangi yaştaki erkeğe dediğine göre değişir. 18-30 yaş arasıysa çok manasız kalır ama 35+ birine demekte bence haklı. şöyle düşünün bi kızınız olsa kendiniz gibi biriyle evlenmek istemesine onay verir misiniz? herkes eve arabaya takılmış ama işin balta sapı kısmını es geçmiş. düzenli bi işiniz, istikrarlı bi çalışma hayatınız yoksa üzgünüm, sizden bi bok olmaz. oturur ağlarsınız anca "kadınlar çok paragöz" diye.
ev var araba var balta sapı gi....öhm bir baltaya sap olunmuştur. evlenmek isteyen kızlar eklesin.
ev var araba var balta sapı gi....öhm bir baltaya sap olunmuştur. evlenmek isteyen kızlar eklesin.
devamını gör...
evi arabası yok bir baltaya sap olamamış diyen kadın modeli
kadın bunlara sahip olup, kendi ayakları üzerinde dimdik duracak şekilde işinde gücündeyse evet bu konuda karşısındakine karşı eleştirel bir bakış açısı geliştirebilir.
doğal ve normaldir. arttırıyorum, hakkıdır bile.
ama diğer türlüsü komik.
babasında göremediği koruyucu, kollayıcı, maddi açıdan güçlü alfa erkek karakterini karşısındakine yüklemeye çalışıyorsa o noktada bir gülerim.
öyle ağız dolusu falan değil ama "hı hı aynen canım kesin öyle olmuştur" tebessümü yaparım kusura bakmasın.
doğal ve normaldir. arttırıyorum, hakkıdır bile.
ama diğer türlüsü komik.
babasında göremediği koruyucu, kollayıcı, maddi açıdan güçlü alfa erkek karakterini karşısındakine yüklemeye çalışıyorsa o noktada bir gülerim.
öyle ağız dolusu falan değil ama "hı hı aynen canım kesin öyle olmuştur" tebessümü yaparım kusura bakmasın.
devamını gör...
2025 yılında 6 milyon soruşturma açılması
bunun iki katı kadar sayıdaki asıl suçluya da şimdilik soruşturma açılmıyor. gerçek ve her şeyin ardındaki asıl suçlular ve vatan haini ajanlar yargılanmaya başlandığında, bu rakam üç katına kadar çıkacaktır muhtemelen.
devamını gör...
