zaman tüneli
iş yerinden iğrendiren şeyler
genellikle işim dışarıda olduğu için işyerinde her gün mesai doldurmak zorunda değilim. o nedenle orada neler dönüyor, nasıl dengeler var, hiç bilmiyorum, merak da etmiyorum. ancak şehir dışında olduğumda her kültür ve sosyoekonomik sınıftan bin çeşit insanla muhatabım. bunlarla ilişkim süreğen değil, her seferinde yeni kişilerle tanışmam ve laf anlatmam gerekiyor.
yıllar içinde işe dair kafamda 7-8 kategori oluştu. bunların en mide bulandırıcı olanı yalan söylemekten hiçbir şekilde imtina etmeyen manipülatif profil. bunlarla yürütülen her diyalog psikolojik savaş unsuru gibidir.
daha ilk tanışma anından itibaren sizi tartmaya başlar. bu açılış da 3 olası şekilde olur; fazla sıcak, fazla soğuk/mesafeli ve yapay gerilimli.
fazla sıcak; aşırı ihtimam, saygı, ikram ve övgü içerir. böylelikle sizi yavaş yavaş muhatap lehine gereksiz empati ve minnet duygusuna itmeyi amaçlar. pasif bir yöntemdir ama ayık olmazsan etkilidir. ikram reddedene ve ısrarlı ihtimamı önemsemediğini belli edene kadar sürer.
fazla soğuk; sorulara zorla cevap verilir, suratlar asık olur, diyalog akışı yavaş olur. talep ettiğiniz işlerde sürekli bir aksaklık çıkar, yapılamaz iddiası çok dillendirilir ve sizden alternatif sunmanız veya onlar adına karar almanız beklenir. maksat çözüm değildir; yetkinliğinizi sınamak, karar alırken veya talep ederken tereddüt edip etmediğinizi görmektir. sizi bilmediğiniz alakasız konular içine çekmeye çalışırlar ki, özgüveniniz sarsılsın. bunlara karşı en iyi yöntem, bildiğiniz ve zaten gerekli olan çerçevede kalıp muhatabı ayrıntıya boğmaktır. bunlar çoğunlukla kendi yöntemlerinin aleyhlerine dönmesine karşı hazırlıklı olmazlar ve hızlı bir şekilde tabi olma eğilimi geliştirirler. ikincisi, nihai sorumluluğu onlara bırakacak şekilde bağlam değiştirmektir. böylelikle sebep oldukları her türlü yapay sorunu çözme sorumluluğu karşıya transfer edilir. ve işler birden hızlanmaya, tavırlar değişmeye başlar.
yapay gerilim; öfkeli profil, ‘sizinle ilgili olmayan dış sebepler nedeniyle’ duygu patlamasının eşiğinde gibi davranır. muhatapta belirsiz bir tehlike ve her an kendine yönelebilecek dolaylı bir tehdit algısı işlemeye çalışır ki, psikolojik olarak baskı altına alabilsin. zira korkan insan sağlıklı karar alamaz ve taleplerinin arkasında durmakta tereddüt eder. en sıkıntılısı bunlar gibi gözükse de, baş etmesi en kolay ve hatta eğlenceli grup budur. hiçbir şekilde ilgilenmemek, anlatıyı dinlememek ve hatta hafif alaycılık bunların apışıp kalmasına sebep olur. hiçbir tepki vermeden tiyatro izler gibi izleyip sonra direkt konuya girince şaşkınlıkları yüzlerinden okunur. bunların en salak versiyonu da gayrimeşruluktan saygı umanlardır. şiddet içerikli gayrimeşru hikayelerini anlatmayı pek severler. hapis yatmış da, bilmem ne yapmış da… sanki benim için yattı! o kadar gayrimeşruya hevesliysen git mahallenin önünde çömelip tespih salla, olmadı torba tut y.rr..m, burada ne işin var! bunlar umursamayınca çok hızlı sönümlenir.
hepsinin ortak manipülasyon tekniği ise sorduğunuz sorulara cevap vermemek için sanki başka bir şey sorulmuş gibi alakasız şeyler anlatmalarıdır. küçük müdahalelerle konuya döndürülmeleri gerekir, yoksa hem muhabbet uzar, hem de uzayan muhabbette anlatılan alakasız şeyler gerekçe olarak önünüze konulmaya başlar.
birbirlerine çok benzerler, küçüktürler ama mide bulandırırlar.
yıllar içinde işe dair kafamda 7-8 kategori oluştu. bunların en mide bulandırıcı olanı yalan söylemekten hiçbir şekilde imtina etmeyen manipülatif profil. bunlarla yürütülen her diyalog psikolojik savaş unsuru gibidir.
daha ilk tanışma anından itibaren sizi tartmaya başlar. bu açılış da 3 olası şekilde olur; fazla sıcak, fazla soğuk/mesafeli ve yapay gerilimli.
fazla sıcak; aşırı ihtimam, saygı, ikram ve övgü içerir. böylelikle sizi yavaş yavaş muhatap lehine gereksiz empati ve minnet duygusuna itmeyi amaçlar. pasif bir yöntemdir ama ayık olmazsan etkilidir. ikram reddedene ve ısrarlı ihtimamı önemsemediğini belli edene kadar sürer.
fazla soğuk; sorulara zorla cevap verilir, suratlar asık olur, diyalog akışı yavaş olur. talep ettiğiniz işlerde sürekli bir aksaklık çıkar, yapılamaz iddiası çok dillendirilir ve sizden alternatif sunmanız veya onlar adına karar almanız beklenir. maksat çözüm değildir; yetkinliğinizi sınamak, karar alırken veya talep ederken tereddüt edip etmediğinizi görmektir. sizi bilmediğiniz alakasız konular içine çekmeye çalışırlar ki, özgüveniniz sarsılsın. bunlara karşı en iyi yöntem, bildiğiniz ve zaten gerekli olan çerçevede kalıp muhatabı ayrıntıya boğmaktır. bunlar çoğunlukla kendi yöntemlerinin aleyhlerine dönmesine karşı hazırlıklı olmazlar ve hızlı bir şekilde tabi olma eğilimi geliştirirler. ikincisi, nihai sorumluluğu onlara bırakacak şekilde bağlam değiştirmektir. böylelikle sebep oldukları her türlü yapay sorunu çözme sorumluluğu karşıya transfer edilir. ve işler birden hızlanmaya, tavırlar değişmeye başlar.
yapay gerilim; öfkeli profil, ‘sizinle ilgili olmayan dış sebepler nedeniyle’ duygu patlamasının eşiğinde gibi davranır. muhatapta belirsiz bir tehlike ve her an kendine yönelebilecek dolaylı bir tehdit algısı işlemeye çalışır ki, psikolojik olarak baskı altına alabilsin. zira korkan insan sağlıklı karar alamaz ve taleplerinin arkasında durmakta tereddüt eder. en sıkıntılısı bunlar gibi gözükse de, baş etmesi en kolay ve hatta eğlenceli grup budur. hiçbir şekilde ilgilenmemek, anlatıyı dinlememek ve hatta hafif alaycılık bunların apışıp kalmasına sebep olur. hiçbir tepki vermeden tiyatro izler gibi izleyip sonra direkt konuya girince şaşkınlıkları yüzlerinden okunur. bunların en salak versiyonu da gayrimeşruluktan saygı umanlardır. şiddet içerikli gayrimeşru hikayelerini anlatmayı pek severler. hapis yatmış da, bilmem ne yapmış da… sanki benim için yattı! o kadar gayrimeşruya hevesliysen git mahallenin önünde çömelip tespih salla, olmadı torba tut y.rr..m, burada ne işin var! bunlar umursamayınca çok hızlı sönümlenir.
hepsinin ortak manipülasyon tekniği ise sorduğunuz sorulara cevap vermemek için sanki başka bir şey sorulmuş gibi alakasız şeyler anlatmalarıdır. küçük müdahalelerle konuya döndürülmeleri gerekir, yoksa hem muhabbet uzar, hem de uzayan muhabbette anlatılan alakasız şeyler gerekçe olarak önünüze konulmaya başlar.
birbirlerine çok benzerler, küçüktürler ama mide bulandırırlar.
devamını gör...
intihar edene allah rahmet eylesin demek
adetten değil mi yav. hem rahmet, tanrının işi değil mi: verir vermez.! onun bileceği iş değil mi.. sizin her dileğinizi yerine getiriyor mu, getirmediği dilekleriniz için, niye diledin diye hesap soruyor mu.. tanrının işini tanrıdan fazla mı biliyorsunuz ki, karışıp kuluyla arasına giriyorsunuz.. siz bu yetkiyi nerden aldınız..
tutarlı olun.. tanrının fuzuli vekile ihtiyacı mı var?
tutarlı olun.. tanrının fuzuli vekile ihtiyacı mı var?
devamını gör...
fransızca
lisede psikoloji dersine fransızca branş hocası geliyordu. psikolojim bozuk, fransızcam ise bonjour, merci , au revoir ve pardon'dan öteye gitmez. türk eğitim sistemi böylesine muhteşemdir işte.
devamını gör...
intihar edene allah rahmet eylesin demek
intihar islam’a göre öyle sanılan gibi cehennemlik bir suç değil. o hristiyanlıkta var.
devamını gör...
korkutucu mekanlar
morglar. tabi içerisinde sevdiğiniz biri yoksa... ilk defa babama veda ederken korkmadım o mekandan.
devamını gör...
intihar edene allah rahmet eylesin demek
müslümanların sorunlu bakış açılarından birini ortaya çıkaran eylem.
insanların yakını ölmüş, acıları yüreklerini yakıyor. aile fertleri, sevdikleri bir kişi sonsuza kadar hayatlarından çıkmış. sonra taziyede allah rahmet eylesin dendiğinde müslümanların aklından geçen şeyler aşağı yukarı şöyle; "ama o intihar etti, sonsuza kadar cehennemde yanacak. allahın verdiği canı sadece allah alır."
müslümanlar o zaman insanları öldürerek, toprak fethederek niye islam imparatorluğunu genişletmiş? gayrimüslimlerin canını da allah vermemiş mi? müslümanlar niye allahın verdiği canları almış? bu ikiyüzlü inanca kılıf bulmak için her şeyi söylerler.
rica ediyorum, intihar sonucu ölmüş kişilerin cenazelerinde ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. zaten genel olarak cenazelerde ekstra dikkatli konuşup hareket edin. inancınızı kendinize saklayın. ölen kişinin yakınlarına saygı duyun. tabi becerebilirseniz... ölenin yakınları sonradan olayın dini yönünü isterlerse kendileri düşünürler zaten.
ek: ülkeniz işgal edilir, kadınlar çocuklar saklanır. ama işgalci askerler onları bulursa tecavüz ve işkence göreceklerdir. bunu engellemek için anneler önce çocuklarını sonra kendilerini öldürür. bu durumda sen bu annenin cehenneme gideceğine inanıyorsan, allahın o anneye rahmet etmeyeceğine inanıyorsan, inandığın tanrının bu anneyi cehenneme atacak kadar cani ve mantıksız olduğuna inanıyorsan, benden uzak dur.
insanların yakını ölmüş, acıları yüreklerini yakıyor. aile fertleri, sevdikleri bir kişi sonsuza kadar hayatlarından çıkmış. sonra taziyede allah rahmet eylesin dendiğinde müslümanların aklından geçen şeyler aşağı yukarı şöyle; "ama o intihar etti, sonsuza kadar cehennemde yanacak. allahın verdiği canı sadece allah alır."
müslümanlar o zaman insanları öldürerek, toprak fethederek niye islam imparatorluğunu genişletmiş? gayrimüslimlerin canını da allah vermemiş mi? müslümanlar niye allahın verdiği canları almış? bu ikiyüzlü inanca kılıf bulmak için her şeyi söylerler.
rica ediyorum, intihar sonucu ölmüş kişilerin cenazelerinde ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. zaten genel olarak cenazelerde ekstra dikkatli konuşup hareket edin. inancınızı kendinize saklayın. ölen kişinin yakınlarına saygı duyun. tabi becerebilirseniz... ölenin yakınları sonradan olayın dini yönünü isterlerse kendileri düşünürler zaten.
ek: ülkeniz işgal edilir, kadınlar çocuklar saklanır. ama işgalci askerler onları bulursa tecavüz ve işkence göreceklerdir. bunu engellemek için anneler önce çocuklarını sonra kendilerini öldürür. bu durumda sen bu annenin cehenneme gideceğine inanıyorsan, allahın o anneye rahmet etmeyeceğine inanıyorsan, inandığın tanrının bu anneyi cehenneme atacak kadar cani ve mantıksız olduğuna inanıyorsan, benden uzak dur.
devamını gör...
en sevdiği meyve greyfurt olan erkek
(bkz: vurduruyordur)
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
bir şey rendelerken parmağı da kaptırmak,
bir anda çıkan rüzgardan mutfak camının veya kapısının çarpması sonucu patlayan cam çerçevenin yüzünüze saplanması,
ocağın çakmak kısmı bozulunca gazı açık unutup normal çakmakla ocak yakmaya çalışırken yüzünüze parlaması,
üst raftan cam kase indirirken dolabın komple aşağı inmesi ve altında kalmak,
bulaşık makinesi çalışırken altından sızan suyla karşılaşmak...
bir anda çıkan rüzgardan mutfak camının veya kapısının çarpması sonucu patlayan cam çerçevenin yüzünüze saplanması,
ocağın çakmak kısmı bozulunca gazı açık unutup normal çakmakla ocak yakmaya çalışırken yüzünüze parlaması,
üst raftan cam kase indirirken dolabın komple aşağı inmesi ve altında kalmak,
bulaşık makinesi çalışırken altından sızan suyla karşılaşmak...
devamını gör...
coffee break (yazar)
normal sözlükte güzel bir başlangıç yapmış gibi duruyor.
devamını gör...
en sevdiği meyve greyfurt olan erkek
aralıklı oruç için bir diyet uygulaması kullanıyorum. orada her sabah kahvaltı öğününde yumurta ve bir greyfurt öneriliyor. diyeceğim o ki, ne greyfurtu severim ne de erkeğim. ancak ikisi de konforlu bir alandır tahmin ediyorum.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
dağınık tezgah, kirli ocak, evye içine bırakılan bulaşıklar veya çöpler; meyve sebze kabukları vb, uygun şartlarda* buzdolabı veya dondurucuya koyulmayan ürünler*, kaynağı bulunamayan kötü koku, dışarıdan gelip elini mutfakta yıkayan sersem.
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
evet böyle mesajlar alıyoruz. (ve ancak mesaj bahanesiyle bakıyorum, benim demirbaş takipçi sayım pek değişmiyor nedense. giren kapıyı açık mı bırakıyor, o ara çıkan mı oluyor, yoksa ha bire girip-çıkan, bu işi meslek edinmiş hiperaktif biri mi var. anlamadım gitti. hoş zaten ilgi alanımda da değil, sorun etmiyorum.)
devamını gör...
ilgili minörü (yazar)
bu arkadaş içerde arkadaşları olduğunu söylüyor. nasıl içerde kaldıklarına dair bir şey bilmiyorum... muhtemelen yoldaş arkadaşlarının ellerinden her türlü teknolojik aleti alıp hapsetti diye düşünüyorum.*
bence artık kimse yorulmasın, sözlükte esir tutulan arkadaşları serbest bırakılsın. ısrarla aynı şekilde davranıyor demek ki arkadaşlarına özgürlük tanına kadar bu eylemi yapmaya devam edecek.
eyyy faşik yoldaş, esirleri serbest bırak ki bu iş sulh yoluyla çözülsün!
bence artık kimse yorulmasın, sözlükte esir tutulan arkadaşları serbest bırakılsın. ısrarla aynı şekilde davranıyor demek ki arkadaşlarına özgürlük tanına kadar bu eylemi yapmaya devam edecek.
eyyy faşik yoldaş, esirleri serbest bırak ki bu iş sulh yoluyla çözülsün!
devamını gör...
intihar edene allah rahmet eylesin demek
kendi canına kıymak 'kendini allah'a eşdeğer tutmak/şirk', başkasının canına kıymak 'kul hakkına girmek' özelliğinde olsa gerek.
kul şaşar, kusur işler. allah rahmet eylesin demekte sakınca ne olabilir ki?
sonuçta ''kimse kimseye şefaat edemez'' denmiş. sadece ölene iyi dilek iletmenin ötesinde bir önemi olamaz bu deyişin.
kul şaşar, kusur işler. allah rahmet eylesin demekte sakınca ne olabilir ki?
sonuçta ''kimse kimseye şefaat edemez'' denmiş. sadece ölene iyi dilek iletmenin ötesinde bir önemi olamaz bu deyişin.
devamını gör...
yemek yerken dile dolanan saç
dua edin de saç olsun dedirten durumdur. sonuçta vücutta türlü türlü kıl var. ve evet herkes düzenli kişisel temizlik yapmıyor ayrıca (bkz: o saç olsa bari)
devamını gör...
fransızca
hoş bir ses tonuyla birleştiğinde inanılmaz etkileyici olabilen, telaffuz bakımından estetik bir dil.
(bkz: allahım sana geliyorum)
(bkz: allahım sana geliyorum)
devamını gör...
şehitlerin olduğu tepeye taş ocağı açılması
"şehitler tepesi"nin hamasi, siyasi ekmeği yeterince yendi nasılsa.. sıra ihale mama kısmına geldi demekki.. şaşırana şaşırırım..!
devamını gör...
iş yerinden iğrendiren şeyler
günde en az sekiz saat iş yerinde olm zorunluluğu.
devamını gör...
senin için normal ama başkaları için tuhaf olan şey
insanın kendisiyle hiç kavga etmeden yaptığı ama dışarıdan bakılınca "soru işareti yaratan" küçük davranışlardır/kabullerdir/düşüncelerdir/şeylerdir. günlük hayatta; otomatikleşmiş, üzerinde düşünülmeyen, hatta farkına bile varılmayan detaylardır aslında. mesela gece kalkıp mutfağa gidip ışığı yakmadan su içmek ve hiçbir şey almadan geri dönmek gibi. yapan için son derece olağan duran bu hareketler, başkası duyunca garip gelebilir.
devamını gör...
