zaman tüneli

nem ve sıcak.
devamını gör...

millennium serisinin dördüncü kitabı...
“quis custodiet ipsos custodes?” “gözetleyenleri kim gözetleyecek?..”
stieg larsson sonrası yazılmış, lisbeth salander’i güncel dünyaya (yapay zekâ, siber güvenlik, devlet işleri) taşıyan bir devam kitabı. lisbeth hâlâ sert ve zeki, blomkvist ise yaşlanmış ama sahneyi tamamen bırakmamış. tempo yer yer düşüyor, larsson’un karanlığı tam yok ama seri seveni üzmüyor.
özetle: serinin fanıysan okunur, yeni başlayacaksan önce ilk üçlemeyi bitir, buraya sonra gel.
devamını gör...

gece bana böyle bir şey çöktü niye oldu anlamadım valla uykum mahvoldu.
devamını gör...

millennium üçlemesinin finali ve lisbeth salander’in sistemle hesaplaşması. aksiyon azalır, mahkeme ve politika artar ama karakter gelişimi zirve yapar. sabır isteyen bir kitap; finali ise fazlasıyla tatmin edici.
bu kitap = lisbeth salander’in mahkeme salonunda sistemle kapışması... ilk iki kitaptaki fiziksel ve psikolojik şiddetin faturası burada resmen devlete kesiliyor. olay polisiye olmaktan çıkıp “adalet gerçekten var mı?” tartışmasına dönüyor.
lizabeth bu sefer yumruk atmıyor, hukukla, belgelerle ve akılla saldırıyor. en tehlikeli hali de bu zaten. blomkvist ise her zamanki gibi arka planda ama doğru yerde duruyor.
ilk iki kitabı sevdiysen bunu sevmemen mümkün değil.
devamını gör...

bilmemiz gereken ama aynı zamanda bilmezden gelmemiz gereken gerçek.
devamını gör...

benim de.
regl geliyorum der.
devamını gör...

gladius rōmae sum, belisārius!
nē plōrā, mater rōma,
dēnuō flōrēbis, cīvis romānus sum,
sed sine imperiō sum,
sanguine barbarōrum,
renāta erit rōma!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ölümsüz olan yanlız allahdır
devamını gör...

kardashian a rakip kalçası olan futbolcu.
devamını gör...

yazarı stieg larsson, orijinal adı: flickan som lekte med elden olan millennium serisi’nin 2. kitabı.
bu kitap millennium üçlemesinin omurgası. lisbeth salander bu kitapta tamamen merkeze alınır; geçmişi, travmaları ve devletle olan görünmez savaşı açığa çıkar. suçlanan, kovalanan, şeytanlaştırılan bir karakter olarak “av” konumundayken, zekâsı ve soğukkanlılığıyla dengeleri tersine çevirir.
serinin en karanlık, en sinirli ve en politik kitabı. lisbeth salander bu kez av değil, avcıdır; geçmişiyle yüzleşir, devletin kirli yüzü iyice açığa çıkar. tempo yüksek, şiddet dozu ağır, finali ise doğrudan üçüncü kitaba bağlanır.
devamını gör...

herkesin cuması mübarek olsun.
devamını gör...

suriye devleti batı fıratı pyd den almak için operasyona başlayacak gibi. yardım da alacak.
devamını gör...

denize bakan alkollü bi mekana girdim. gerçekten bi arkadaşı bekliyorum. gençten bi çocuk geldi ne içersin dedi. dümdüz bira dedim kafana göre doldur getir. en az 20 dakika bekleyeceğimi bilerek girdim. çocuk da hiç gereği yokken memleket kartını oynadı.

annesi sivaslı, babası tuncelili, kendisi malatya'da doğmuş premium mega plus pro max alevi. adı da ali. şu dakka halifeyim dese diyanetin de yapacağı pek bişey yok.

20 dakika sonra jöleliler ve sporculardan oluşan iki grup ufaktan atışmaya başladı.

ilk laf atıldığında ben masada işlevsiz duran pipetle oynuyordum. şunu cam yapsalar kırılır, plastiğin de tadı kötü falan dedim çünkü ısıra ısıra baya yedim pipeti.

ikinci laf atıldığında karşımdaki sandalye masadan uzaklaştı.

üçüncü laf geldiğinde sadece benim duyabildiğim bi start düdüğü çaldı. burada duramam. kalksam taraflardan birine dahil olabilirim, kalsam sadece orada olduğum için dayak yiyebilirim.

bi hır gür, bi arbede, gürültü-patırdı derken birisi sen kimsin lan dedi. allah çarpsın dedim hiç bir fikrim yok. yumruk yemedim ama sürekli omuz geliyor. bazen iki elim havada, bazen zeybek kalkışı, bazen çayır yılanı gibi süzüle süzüle uzaklaşmaya çalışıyorum.

o arada ali'yle göz göze geldik. bakışından anladım onun taraf da güvenli değil. çocuk sağ olsun beni mutfağa kadar sürükledi. abi burada çok büyük bi yanlış var diyor. yemin et dedim. harbi mi ali? ulan 30-35 kişi sürekli birbirini fordluyor. kimse kimsenin kafasında şişe kırmadı ama sürekli bi sürüşme itişme var. küfür kıyamet bi durum. seni rahatsız eden ne gibi bi yanlış olabilir lan?

önce bekçiler geldi, kim haklı diye bi bakındılar. bi kaç kafa atma ve itme hareketinde sonra dağıldılar. ali de diyor ki abi ben ilk yumruğu yemem ama ilk haksızlık hissini sırtlarım. şiddeti arttırarak değil ahlaki bi ağırlıkla çözerim falan ali dedim, hayatım ne diyorsun allah aşkına? allah aşkı deyince bi afalladı. götümde boş bira kasasının izi çıkmış kümes gibi bi yere kapatmışsın bizi çıkalım olum buradan.

mutfaktan depoya geçmiştik saklanmak için. depodan da çıkış varmış beni oradan gönderdi. bi de biralar benden abi dedi öpüştük. karşıya sahile geçtim. marina dedikleri yere doğru yürüdüm. oraları sevdim. bu kadar.
devamını gör...

edit: kurban'ın sevdiğim bir şarkısıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eşitlik ilkesi gereği; aklı başında olan herkesin, ispatlı ve kayıtlı her türlü beyanı kabul olmalıdır. pozitif ayrımcılık adı altında yapılan her tür uygulama, çok sıkı takip edilerek denetlenmeli ve bunların sebep olduğu/olabileceği haksızlıklar da mutlaka ama mutlaka önlenmelidir.

elbette herkes kadına uygulanan şiddetin sonuna kadar farkındadır ve bu tarz olaylar yaşandığında, hem içimiz yanıyor hem de erkekliğimden utanıyorum. diğer yandan bunu; her ortamda, her yerde, en akla gelmedik şekillerde, en hak etmeyen kişilere karşı ve sınır tanımaksızın bir silah gibi kullanabilen; yalancı, sosyopat/psikopat kadınlar hiç yokmuş gibi davranmakta anlamsızdır. özetle; ancak ve ancak herkesin; normal, sağlıklı, dürüst, vb. olduğu yerlerde geçerli olabilecek bir uygulamadır.

zaten sırf bu bahsettiğim türdeki kötü amaçlı kullanımlar yüzünden bu uygulamadan vazgeçilmişti diye hatırlıyorum. maalesef bu konuda da kadınlarımıza en çok zarar verenlerden ve onları koruyan kanunları dahi işlevsizleştiren faktörlerden birisi de yine hemcinsleri olmuştur; tıpkı "kocam beni aldattı diyen" bir kadına zarar verenin bir diğer kadın olması gibi.

bence öncelikle, ataerkillik mikrobunun bu topraklardan nasıl sökülüp atılabileceğini konuşmamız gerekli. bunun için de tüm bu ataerkil saçmalıkların; kültür, örf, adet, anane, vb. bahanelerle nesillerdir aktarılmasını sağlayan aile büyüklerimize derdimizi anlatarak ya da en azından gelecek nesillerin aynı hastalıklı ve medeniyet dışı sosyal uygulamaları/kabulleri reddetmesini sağlayarak başlayabiliriz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ülkenin halini gösteren tablo
devamını gör...

çamaşırlarında çıkan bir bit sayesinde mihrimah sultan ile evlenmesine izin verilmiş; ardından da almış yürümüş osmanlı paşası. hikaye şöyle ki;

padişaha damat olması söz konusu olunca rüstem paşa'yı kıskanan rakipleri onun cüzzamlı olduğu dedikodusunu yaymışlardı. bunun üzerine hassa hekimlerinden mehmet halife, bu söylentinin gerçek olup olmadığını araştırmak için paşayı muayene etti. muayene sırasında gömleğinde bir bit bulundu. o günlerdeki tıp bilgisine ve halk inanışına göre bir cüzamlının üzerinde bit barınamaz olduğu kabul edilmekteydi. gömleğindeki bit, cüzzamlı olmadığına delil olarak kabul edilerek evlenmesine izin verildi.

olucak bir kişinin bahtı kavi talii yar.
kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar sözü;
rüstem paşa için söylenmiştir. bahtlı adamın üzerinde bit çıksa işine yarar, anlamındadır ve üzerinden bit çıkması üzerine dile getirilmiştir. bu yüzden, tarihçilerin kendisine vermiş oldukları bir diğer isim "kehle-i ikbal" (ikbal biti) rüstem paşa'dır.
devamını gör...

sırf einstein sahneleri izlicem diye bu garabet filme katlandım. onu da benzetememişler tipini.

illa ahlaki norm bozuklukları olacak. sanırım ilişki aldatmaları olmazsa nobel vermiyolar.

bilime , bilim insanlarına ve aksiyon sahnelerine odaklanmak yerine bomboş şeylere odaklanmışlar. anlatmak istenilen pişmanlık senaryosunu çok daha basit anlatıp geçebilirlerdi.

lucy filmini beğenmemişken bu film acı verdi resmen...
devamını gör...

r.j. ve j.a. adlı ikiz sanatçılardı. 1920 li yıllarda popülerdi.

prens albertin düğününde "yaktın beni ah diana" adlı şarkıyı çalmışlardı. o esnada değil diana, charles bile dünyada yoktu.
devamını gör...

mahmutpaşanın sahil tarafından girişine cami yaptırması ile vizyonunu ortaya koymuştur. üsttekı yazara katılıyorum.
büyük l harfi düşünün, dik çekerkenkı ilk nokta kapalı çarşı, yan çizerken ilk nokta rüstem paşa cami, yan çizginin son noktası mısır çarşısı.

adam böyle bir yerde ismini tarihe geçirttirmiş.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim