zaman tüneli
en sevilen kırtasiye ürünü
yapışkan not kâğıdı.
devamını gör...
dünya nüfusunun bir şekilde azalması gerektiği gerçeği
öncelikle adil gelir dağılımı yapalım. pastanın üstündeki zenginler azalsın. her şey rayına girer. thanos'luğa gerek yok.
devamını gör...
en sevilen kırtasiye ürünü
imza kalemi..
bence kırtasiye aleminde rahat ve güzel yazı yazabilmekten daha büyük bir lüks yoktur.
bence kırtasiye aleminde rahat ve güzel yazı yazabilmekten daha büyük bir lüks yoktur.
devamını gör...
ilk buluşmada erkek adam masaya yumruğunu vuracak diyen kız
bunu yapan erkeğe deli derim.
mashar osman'a gitmesi icap eder.
mashar osman'a gitmesi icap eder.
devamını gör...
kuzen evliliği
ne haramdır ne ensesttir. bir kere güzel dilimizde 50 sene evvel kuzen diye bir kelime bile yoktu. yani düşünün bacanak görümce baldız falan var ama kuzen diye bir kelime yok. (tamam artık var da ben 10 yaşımda falan öğrendim burada vurgu kelimenin bizim için yeni olması) bu olmayışın sebebini de isterseniz bir türküden bulabilirsiniz: "emmoğlu ele benzer/boyu fidana benzer" bir türkü sözü daha hatırlatalım; çifte çıksın marinimizin dumanı: "beni de vuran amucamın oğlu" niçin bu iki türküyü söyledim? çünkü türküler milletin tarihidir sandığınız kadar yakın değildir yani "kuzen"leriniz.
dini olarak bakıldığında amca teyze hala dayı çocukları ile evlenmenin güzel dinimiz tarafından yasaklanmadığını görüyoruz. (müslüman değilseniz burada sizi ilgilendiren bir şey yok müslümanlar hakkında söz söyleme hakkınız da yok -bizimse var- -dinimiz amin-) yani bir şey konuşurken biraz olsun referans noktanız olması gerekir. muhtemelen en son bilginizi 12 yaşında edindiniz ve üstüne hiçbir şey koymadınız yapmayın böyle üzüyorsunuz beni. ülkemizin çocuklarını bu halde görünce yazık ya diyorum adamlar cevaz verilmiş lakin teşvik edilmemiş bir şey için kendince oturdukları yerden bir "ensest" teranesi tutturabiliyor, peki bunu söyleyebilme hakkını nereden alıyorlar? bir hak yok dingillik işte. bu dingilliğin sebebi de muhtemelen etnik bir azınlık mensubu falan olmalarıdır belki. zavallıcıklar arnavut falandır belki onlar kendi sokaklarında oturmuş kişilerle bile evlenmezler diğer ihtimal beterin beteri: kütüğü anadolunun herhangi bir şehrine kayıtlı tarih bilmiyor kendi dedesine nenesine ensest diyor. az bir şey tarih ve coğrafya bilse anadolunun 50 haneli köylerinde amca hala teyze dayı çocukları ile evliliğin ne kadar yaygın olduğunu görürdü.
burada can sıkan şey tepeden bakış. ya zavallı bir etnik azınlıksın ya anadolu beşeri coğrafyasını bilmeyen bir cahil. iki türlü de çok düşük bir eziklik var neyse ne diyelim allah şifa versin akıl versin inşallah.
madem yargı dağıtıyoruz şuncuları da bir kurcalayalım:
"kuzen"lerinin kardeş olduğunu iddia edenlere ise tek tavsiyem var: mirasınızı eşit bölüşün o zaman. ne kadar amca teyze dayı hala çocuklarınız varsa size bir miras düştü ise o kadar sayıya bölün ondan sonra hakket kardeşmiş diyelim.
dini olarak bakıldığında amca teyze hala dayı çocukları ile evlenmenin güzel dinimiz tarafından yasaklanmadığını görüyoruz. (müslüman değilseniz burada sizi ilgilendiren bir şey yok müslümanlar hakkında söz söyleme hakkınız da yok -bizimse var- -dinimiz amin-) yani bir şey konuşurken biraz olsun referans noktanız olması gerekir. muhtemelen en son bilginizi 12 yaşında edindiniz ve üstüne hiçbir şey koymadınız yapmayın böyle üzüyorsunuz beni. ülkemizin çocuklarını bu halde görünce yazık ya diyorum adamlar cevaz verilmiş lakin teşvik edilmemiş bir şey için kendince oturdukları yerden bir "ensest" teranesi tutturabiliyor, peki bunu söyleyebilme hakkını nereden alıyorlar? bir hak yok dingillik işte. bu dingilliğin sebebi de muhtemelen etnik bir azınlık mensubu falan olmalarıdır belki. zavallıcıklar arnavut falandır belki onlar kendi sokaklarında oturmuş kişilerle bile evlenmezler diğer ihtimal beterin beteri: kütüğü anadolunun herhangi bir şehrine kayıtlı tarih bilmiyor kendi dedesine nenesine ensest diyor. az bir şey tarih ve coğrafya bilse anadolunun 50 haneli köylerinde amca hala teyze dayı çocukları ile evliliğin ne kadar yaygın olduğunu görürdü.
burada can sıkan şey tepeden bakış. ya zavallı bir etnik azınlıksın ya anadolu beşeri coğrafyasını bilmeyen bir cahil. iki türlü de çok düşük bir eziklik var neyse ne diyelim allah şifa versin akıl versin inşallah.
madem yargı dağıtıyoruz şuncuları da bir kurcalayalım:
"kuzen"lerinin kardeş olduğunu iddia edenlere ise tek tavsiyem var: mirasınızı eşit bölüşün o zaman. ne kadar amca teyze dayı hala çocuklarınız varsa size bir miras düştü ise o kadar sayıya bölün ondan sonra hakket kardeşmiş diyelim.
devamını gör...
insanların iltifat alınca hissettikleri
iltifat marifete tabi olursa anlamlıdır, mutlu eder.
devamını gör...
1.85 boyunda zeki esprili yakışıklı kültürlü erkek
çarpı 0(sıfır) para deyince
sıfıra eşitlenen erkek
sıfıra eşitlenen erkek
devamını gör...
dünya nüfusunun bir şekilde azalması gerektiği gerçeği
ilk olarak bunun gerektiğini düşünebilecek kadar insanlıktan çıkmış olan doyumsuz azınlıkları, israfı, adaletsizliği, vb. yok edersek, dünya'daki her şey herkese yetecektir zaten.
devamını gör...
1.85 boyunda zeki esprili yakışıklı kültürlü erkek
paket yapın bana kültüründen faydalanmak isterim.
devamını gör...
sözlük erkeklerinin favori oje renkleri
erkek oje sürmez. kadında en sevdiği ne derseniz kadın sevmiyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
çevremdeki bazı insanların beni tanımasını o kadar isterdim ki. öyle 1 günlük vakitle, sağdan soldan duydukları ile değil ama. o vakit geçirdiğimiz günlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yaşandığını da bilmiyorlar çünkü. yalnızca beni yanlarında gördükleri veya beni çevreden duydukları kadarım aslında onlar için. uzun uzadıya yaşadıklarımı, çevremi, etkilendiklerimi, rahatsız olduklarımı, neler yaşadığımı bilmelerini isterdim. benim neler yaşadığımı ve uzun zamandır nasıl insanlarla ve nelerle mücadele ettiğimi siz biliyor musunuz? bana “gerçekte” nasıl davranıldığını, dengelerimle nasıl oynandığını bilmediğiniz için de şu an bunları yazmak mecburiyetindeyim. çünkü yakın çevremde benden bunları dinlemeye tahammül edecek, bu gerçekleri duymak isteyecek kimse yoktur eminim. bunlar şu an oturup tanımadığım insanlara anlatabileceğim şeyler de değiller. ama çevremdkiler öğrenmek isteseydi de kendimi kapatmazdım. çevremde yakın gördüğüm ne kadar insan varsa öyle şeylerine şahit oluyorum ki hepsinin. ve bu hâlâ maalesef devam ediyor. hâlâ en yakınımdaki insanlara hayretle bakıyor ama bazı konularda tepki veremeyecek durumda oluyorum. neden biliyor musunuz? yaş farklarımızdan dolayı. çevrem ne yazık ki hep yaşımın çok daha üstündeki insanlardan oluştuğu için her türlü doğru ve yanlışlarını benimle paylaşabiliyorlar ama benim tek “görevim” onların bu doğrularını alkışlayıp “örnek almak” ve yanlışlarını yargılamayacak şekilde sadece dinlemek ve “teselli vermek”. daha fazlasını yapmaya bile iznim yok. onların yanlışlarında gördüğüm hataları onlara söylemeye hakkım yok. ama buna rağmen her türlü hatalarında yargılamadan yalnızca ellerinden tutmamı bekliyorlar. sessizce ellerinden tutmamı bekledikleri noktada yaş farkımızın onlar için önemi olmuyor. ben de insanım, benim de duygularım ve kendime göre değer yargılarım var. doğrularım ve yanlışlarım var. çevremde “yakın” diyebildiğim her insana da bu fikirlerimi sunmaya ihtiyacım var. sunduğum noktada ben bu yakınlarımla kavga etmek veya direkt kaybetmek istemiyorum. gerçekten ciddi bir samimiyete ulaştığım herkese kendim ile alakalı onun gözünde büyük büyük bir sır olarak görülebilecek bilgiler veririm. bunlar da genelde yanlış bilgiler olur. tepkilerine, bununla ne kadar ilgilendiklerine veya daha önemlisi bunu ilerleyen zamanda nerede ve nasıl kullandıklarına bakarım. bu bilgilerin kullanılma durumu tek bir kişide beni hayrete düşürdü beni ve yıllar boyunca bunu hiçbir koşulda hiçbir şekilde kullanmadığını gördüm. fakat maalesef hayatımdaki insan ilişkileri karmaşasında bu kişiyi de önemsiz bir mevzudan dolayı belki de kendi hatalarım (kırgınlık ile erken davranıp mesafe koymam) sebebiyle kaybettim. araya koca 1 yıl girdi ve her ne kadar yüz yüze ayrı, mesaj dilinde ayrı ifade etsem de kendimi, toparlayamıyorum bir türlü ve şimdi zamanında kendi örmüş olduğum bir duvarı karşı tarafta görüyor ve yıkamıyorum. çevremde her türlü yakınımdan gördüğüm samimiyet ihanetini koşarak güvendiğim o tek insana anlatmak isterken gün geçtikçe bu yaptığım pişmanlık duvarı daha da büyüyor fakat ben hâlâ o kişinin gönlüne erişemiyorum. mesafe koyan bendim, kırıldığım için. bu devam etmiyor mu, ediyor. fakat burada bir gönül ilişkisi olmadığından dolayı gurur yapacak veya ondan kaçmamı sağlayacak bir konumda değilim. o benim kalben arkadaşım, ailem gibiydi. ve ne yazık ki o uzun mesafeden sonra kimse hayatımda onun gibi özel bir yer edinemedi.
devamını gör...
sözlük erkeklerinin favori oje renkleri
kışın
vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı
yazın
içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı
vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı
yazın
içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı
devamını gör...
trabzon hurması
adının ne olduğunu bilmiyorum..
trabzon hurması diyorum, veriyorlar.
cennet hurması diyorum, o zaman da veriyorlar.
fakat bu meyve başka bir şey..
içindeki jel benzeri sıvısı ilk ısırıktan sonra, kale kapısına hücum eden yeniçeri gibi yerlere dökülmeye çalışır ve biraz da bu nedenle meyveyi çabucak içine çekmeye çalışırsın.
bence bu bir tür mutluluk tarifi..
trabzon hurması diyorum, veriyorlar.
cennet hurması diyorum, o zaman da veriyorlar.
fakat bu meyve başka bir şey..
içindeki jel benzeri sıvısı ilk ısırıktan sonra, kale kapısına hücum eden yeniçeri gibi yerlere dökülmeye çalışır ve biraz da bu nedenle meyveyi çabucak içine çekmeye çalışırsın.
bence bu bir tür mutluluk tarifi..
devamını gör...
lahmacunu elle yiyen insan
çatal, bıçak teklif ettiğinizde "ne münasebet efenim" diyecektir.
teklif etmeyiniz lahmacun elle yenir nokta.
teklif etmeyiniz lahmacun elle yenir nokta.
devamını gör...
en sevilen kırtasiye ürünü
kokulu silgi ve eski usul döndürmeli çevirmeli kollu kocaman masa kalemtraşı.
devamını gör...
insanların iltifat alınca hissettikleri
utanıyorum şahsen. hoşuma gitmiyor. övmeyin beni biliyorum ne kadar harika olduğumu.
devamını gör...
ilk buluşmada erkek adam masaya yumruğunu vuracak diyen kız
hem erkek hem adam olması ilginç. ayrıca niye?
devamını gör...
lahmacunu elle yiyen insan
ayaklarıyla yiyemeyeceği için eliyle yiyordur. lahmacun çatal bıçakla yenmez. saçmalamasın kimse lahmacun hassas noktam.
devamını gör...
aşortman
sık kullanılan giyim aleti
devamını gör...
yazarlardan yazarlara sorular
yazdığım anda anlamı sabitleyen bir metin, onu her okuyuşta yeniden doğuyorsa, bu metnin “asıl” anlamı yazanın mı, okuyanların mı, yoksa hiçbirinin mi?
devamını gör...