zaman tüneli
tv'deki diziler ahlak bozuyor deyip 4 saat izleyen tip
mecburiyetten izlemektedir belkide. diziler her kanalda boy boy.
devamını gör...
tv'deki diziler ahlak bozuyor deyip 4 saat izleyen tip
bunda şaşıracak ne var ki?
sigara içmeninde kötü bişey olduğunu herkes biliyor ama genede içiliyor.
yada içki içmek, sağlıksız beslenmek vs. vs.
ama insanlar genede yapıyor.
buda onun gibi birşey.
sigara içmeninde kötü bişey olduğunu herkes biliyor ama genede içiliyor.
yada içki içmek, sağlıksız beslenmek vs. vs.
ama insanlar genede yapıyor.
buda onun gibi birşey.
devamını gör...
mahmut tanal
çok yapmacık tavırları olan bir vekil. hiç samimi gelmiyor.
devamını gör...
sosyal sorumluluk olarak üzülmek
hiç yoktan iyi değil mi ? ya hiç tepki vermeselerdi, vermeseydik!
devamını gör...
emre belözoğlu rambo okan mert hakan yandaş kadıköy boğası
fenerin simgeleri
ay bi gülesim geldi fkfkfkgm
başka unuttuğum kaldı mı acaba
ay bi gülesim geldi fkfkfkgm
başka unuttuğum kaldı mı acaba
devamını gör...
tv'deki diziler ahlak bozuyor deyip 4 saat izleyen tip
değişik bir tiptir. sorsanız, tv'deki diziler toplumu dejenere ediyordur. ancak bu dejenere eden dizileri de izlemekten geri duramaz bu tiplerin bazıları.
gerçekten yazık. her konuda olduğu gibi bu konuda da kendimize ve çevremize karşı dürüst değiliz.
sorsan bu dizileri kimse izlemiyor, ancak her hafta reyting rekorları kırıyorlar.
hayret verici hakikaten.
gerçekten yazık. her konuda olduğu gibi bu konuda da kendimize ve çevremize karşı dürüst değiliz.
sorsan bu dizileri kimse izlemiyor, ancak her hafta reyting rekorları kırıyorlar.
hayret verici hakikaten.
devamını gör...
manami ito
1984 doğumlu japon keman sanatçısı;
20 yaşında geçirdiği trafik kazası sonucu kolunun birini kaybetmiş ve yaşadığı bütün zorluklara rağmen umudunu yitirmemiş ve keman virtüözü olma yolunda emin adımlarla yürümekten vazgeçmemiştir.

protez kolu sayesinde kemanını çalmaya devam etmiş ve engellerin aşılabileceğini göstermiştir.
manami bizlere umudun, azmin, mücadelenin önemini hatırlatmaya devam edecektir.
bu trafik kazasında yaşadığı kaybın onu sınırlandırmasına izin vermemiş ve hayallerinin peşinden gitmiştir.
manami ito bana şunu hatırlatıyor;
kalbindeki hayallerden asla vazgeçme, seni sen yapan şeyden ne olursa olsun vazgeçme ve mücadele etmeyi hiçbir zaman bırakma.
buradan
20 yaşında geçirdiği trafik kazası sonucu kolunun birini kaybetmiş ve yaşadığı bütün zorluklara rağmen umudunu yitirmemiş ve keman virtüözü olma yolunda emin adımlarla yürümekten vazgeçmemiştir.

protez kolu sayesinde kemanını çalmaya devam etmiş ve engellerin aşılabileceğini göstermiştir.
manami bizlere umudun, azmin, mücadelenin önemini hatırlatmaya devam edecektir.
bu trafik kazasında yaşadığı kaybın onu sınırlandırmasına izin vermemiş ve hayallerinin peşinden gitmiştir.
manami ito bana şunu hatırlatıyor;
kalbindeki hayallerden asla vazgeçme, seni sen yapan şeyden ne olursa olsun vazgeçme ve mücadele etmeyi hiçbir zaman bırakma.
buradan
devamını gör...
mahmut tanal
o sırada özgür özel
“milletvekili listelerinde başörtülü vekiller de göreceksiniz”
aferin devam edin siz böyle
denize düşsek de yılana sarılma yok bundan sonra
“milletvekili listelerinde başörtülü vekiller de göreceksiniz”
aferin devam edin siz böyle
denize düşsek de yılana sarılma yok bundan sonra
devamını gör...
çalışmak için yaşamak
var bu işte bir terslik. anlayan beri gelsin.
devamını gör...
cennette vadedilenleri dünyada yapanların cehenneme gitmesi
öldükten sonra ne olacağını bilmiyorum yüzde elli gibi bi oran var ama şu an yaşadığıma eminim o yüzden içicem ve sevişicem.
devamını gör...
cennette vadedilenleri dünyada yapanların cehenneme gitmesi
çünkü allah komünisttir.
ne diyor komünizmde;
komşunun evi varsa senin de olacak, senin araban yoksa kimsede olmayacak. bu mantıkla şaraba, kadına ulaşamayan, sabah akşam pompa yapamayan, yarı aç yarı tok yaşayanlar varken sen ne münasebet diyo işte yaratıcı. ben bunları hepinize cennette verecektim, sen dünyada tadına baktın, yoldaşlığı bozdun. al sana bombe.
ne diyor komünizmde;
komşunun evi varsa senin de olacak, senin araban yoksa kimsede olmayacak. bu mantıkla şaraba, kadına ulaşamayan, sabah akşam pompa yapamayan, yarı aç yarı tok yaşayanlar varken sen ne münasebet diyo işte yaratıcı. ben bunları hepinize cennette verecektim, sen dünyada tadına baktın, yoldaşlığı bozdun. al sana bombe.
devamını gör...
bugonia
favori yönetmenlerimden olan yorgos lanthimos'un 2025 çıkışlı kara komedi ve bilimkurgu filmi. bilimkurgu kısmı alışık olduğumuz türlerden biraz farklı fakat bu şekilde kategorilendiriliyor. 2003 yapımı save the green planet uyarlaması olan bu filmin başrollerinde emma stone ve jesse plemons'u izliyoruz. uyarlamalar her zaman ilk yapımla kıyaslanma gibi riskli bir yerde olur ama bu filmin yönetmenlerin dilinden kaynaklı kıyaslanamayacak derecede farklı olduğunu düşünüyorum.
yazacaklarım spoiler içerebilir ki normalde çok takılmam fakat bu filmde spoiler yememeniz gerekiyor, mümkün olduğunca spoiler butonunu kullanacağım.
hikayemiz komplo teorileriyle kafasını bozmuş teddy ve ikna ederek aynı yola soktuğu kuzeni don'la birlikte büyük bir ilaç şirketinin üst düzey yöneticisi michelle'i kaçırmasıyla başlıyor. onlara göre michelle insanlardan nefret eden, dünyayı bozan bir andromeda'lı. michelle'i kaçırdıklarında en fazla ne olabilir ki diye düşünüyorsunuz ama teddy ile aralarındaki bitmeyen savaş ve michelle'in ikna gücüyle siz manipüle oluyorsunuz. teddy zaten manipüle edilmiş, istismara uğramış ve aklı geçmiş travmaları sebebiyle inanılmaz karışık. yönetmen aslında bu zıtlığın teddy ve michelle arasında olduğu konusunda bizi yanıltıyor ama zıtlık biz ve michelle arasında oluyor. işçi sınıfı ve patron hiyerarşisine özellikle yaşam alanlarını gözlemlememizi sağlayarak değiniyor. teddy'nin evi eski, yaşam belirtileri olan, anılar biriktirilmiş, renkli bir alan. michelle'in evi ise neredeyse renk barındırmayan, sanki hiç insan yaşamıyormuş gibi görünen bir yer. bahsettiğim hiyerarşiye üstünkörü değinse de bunu evlerle anlatması hoşuma gitmişti.
insan yaşamıyormuş gibi demiştim, zaten insan yaşamıyor.
filmi bitirdikten sonra kimin haklı olduğunu düşünmüyor, taraf tutmuyorsunuz çünkü böyle bir alana sahip değilsiniz. siyah-beyaz yok, gri de yok. siyahın tonları var sadece. kimseyle empati besleyemiyor, masuma çıkartamıyorsunuz. belki otizmli olan ve manipüle edildiğini açıkça gördüğümüz don'a samimiyet besleyebilirsiniz.
fakat bu samimiyet de çok sürmeyecek.
en sonunda michelle'in insanların hayatını tek bir hareketiyle bitirebilecek güce sahip olması benim çok dikkatimi çekmişti. burada bu kadar değersiz varlıklar olarak gösterilmemiz birilerini rahatsız etmiş olacak ki bu konuda çok eleştirilmişti film. aynı zamanda insanlar ölürken geri kalan bütün canlıların yaşamına devam etmesi de keyifliydi çünkü yaşamın en küçük parçalarından biriyiz ve tüm bu küçüklüğümüze rağmen teddy'nin korktuğu gibi dünyamızı mahveden uzaylılar değil, biziz.
türü çözülemeyen, grotesk yapıda, seyir zevki tartışılır, fazlasıyla metafor ve komplo teorisi barındıran, izlemesi şart olmayan ama önereceğim bir filmdi. aşırı keyif aldım ve lanthimos'un diğer filmlerinden farklı bir şeyler denediğini hissettim.
yazacaklarım spoiler içerebilir ki normalde çok takılmam fakat bu filmde spoiler yememeniz gerekiyor, mümkün olduğunca spoiler butonunu kullanacağım.
hikayemiz komplo teorileriyle kafasını bozmuş teddy ve ikna ederek aynı yola soktuğu kuzeni don'la birlikte büyük bir ilaç şirketinin üst düzey yöneticisi michelle'i kaçırmasıyla başlıyor. onlara göre michelle insanlardan nefret eden, dünyayı bozan bir andromeda'lı. michelle'i kaçırdıklarında en fazla ne olabilir ki diye düşünüyorsunuz ama teddy ile aralarındaki bitmeyen savaş ve michelle'in ikna gücüyle siz manipüle oluyorsunuz. teddy zaten manipüle edilmiş, istismara uğramış ve aklı geçmiş travmaları sebebiyle inanılmaz karışık. yönetmen aslında bu zıtlığın teddy ve michelle arasında olduğu konusunda bizi yanıltıyor ama zıtlık biz ve michelle arasında oluyor. işçi sınıfı ve patron hiyerarşisine özellikle yaşam alanlarını gözlemlememizi sağlayarak değiniyor. teddy'nin evi eski, yaşam belirtileri olan, anılar biriktirilmiş, renkli bir alan. michelle'in evi ise neredeyse renk barındırmayan, sanki hiç insan yaşamıyormuş gibi görünen bir yer. bahsettiğim hiyerarşiye üstünkörü değinse de bunu evlerle anlatması hoşuma gitmişti.
insan yaşamıyormuş gibi demiştim, zaten insan yaşamıyor.
filmi bitirdikten sonra kimin haklı olduğunu düşünmüyor, taraf tutmuyorsunuz çünkü böyle bir alana sahip değilsiniz. siyah-beyaz yok, gri de yok. siyahın tonları var sadece. kimseyle empati besleyemiyor, masuma çıkartamıyorsunuz. belki otizmli olan ve manipüle edildiğini açıkça gördüğümüz don'a samimiyet besleyebilirsiniz.
fakat bu samimiyet de çok sürmeyecek.
en sonunda michelle'in insanların hayatını tek bir hareketiyle bitirebilecek güce sahip olması benim çok dikkatimi çekmişti. burada bu kadar değersiz varlıklar olarak gösterilmemiz birilerini rahatsız etmiş olacak ki bu konuda çok eleştirilmişti film. aynı zamanda insanlar ölürken geri kalan bütün canlıların yaşamına devam etmesi de keyifliydi çünkü yaşamın en küçük parçalarından biriyiz ve tüm bu küçüklüğümüze rağmen teddy'nin korktuğu gibi dünyamızı mahveden uzaylılar değil, biziz.
türü çözülemeyen, grotesk yapıda, seyir zevki tartışılır, fazlasıyla metafor ve komplo teorisi barındıran, izlemesi şart olmayan ama önereceğim bir filmdi. aşırı keyif aldım ve lanthimos'un diğer filmlerinden farklı bir şeyler denediğini hissettim.
devamını gör...
yazarların üşengeçlik seviyeleri
yazardımda, üşeniyorum.
devamını gör...
çocukluğunu sakladığın yer
birileri edebiyat mı yapmış..
devamını gör...
mahmut tanal
kılıçdar'ı protesto eden akbelen halkına ağzında tükürüklerle siz akplisiniz, akp'nin provokatörüsünüz diyip hakaret eden mahmut iş başında.
youtube.com/shorts/1jyqLlMx...
yazdığı tweetteki savcı hüküm veremez, algı yaratamaz kısmı doğru. evet. yapamaz/yapmamalı ancak buralara sen ve senin gibi muhalefet nedeniyle geldik. hepiniz oraya oturtulan, maaşı/koruması verilen kullanışlı ve maaşlı maşalarsınız işte. 25+ yıllık akp iktidarı ve kontrollü muhalefet, kk falan sen ve senin gibiler yüzünden var oldu. sen, imamson, mansur, özgür özel, ali mahir başarır falan milleti/halkı zerre duymuyor, önemsemiyorsunuz. iktidar olup bişileri yoluna koymak gibi bi derdiniz de yok. farkındayız artık.
siyaset sadece vaat, icraatten ibaret değil. artık biliyoruz. yaladığınız kitle ve tasmalarınızı tutan babalarınız için çiğnemeyeceğiniz ilke, yemeyeceğiniz bok yok. o yüzden pedofil, şiddet düşkünü, kadın düşmanı, feodal bir marabayı baş üstüne alıyorsunuz. onun için duyar kasıyosunuz. ama bir kere ya bir kere de şu ülkenin kurucu unsuru için, kurucu değerleri için bişi çıksın ağzınızdan lan. bak icraate geçmesiniz bile sadece duyalım, o bile yeter. o noktaya getirdiniz hepimizi ibişler.
cehape (evet cehape), bu ve benzeri mv'ler, baştaki genel başkanları ile akp siyasetine eklemlenmiş şer yuvasıdır.
bana bazen ailem ya da arkadaşlarım diyor ki; ulan flavius chp'yi eleştirdiğin kadar akp'yi eleştirmiyorsun.
ya ben deccali görmüşüm, yaşamışım 20+ senedir. kurtuluş için gittiğim kapının onlardan zerre farkı yok. bir de o deccalin gittiği yolu, bunlar atatürk falan şov yaparak devam ettiriyolar. akp'yi silksen düzeltemem, adamlar bu toprağa ve insanına düşman olarak geldiler başa. bari kendi beklentilerim yönünde bi oy vereyim, siyasi görüş belirteyim, akp'den kurtuluşu mümkün kılabilecek en büyük partiyi dönüştüreyim istiyorum. ama yok.
bunun genel başkanı çıkar; laiklik ilkesini çiğner, alevileri sünniler gibi cbaşkanlığına bağlayacaz der. sonra çıkar suriye'de bayrak indiren güruh için onlar bizim akrabamız falan der. mahmut çıkar sırf silkimin kurma kolu düzeyindeki sol hassasiyeti için yılmaz güney duyarı kasar. eko, mahmut, özgür sırf kendi çıkarları için bel. başkanlarına yapılan hukuksuzluk için olur veren kk'yi cbaşkanı adayı yapar. sonra sıra kendilerine geldiğinde ağlar. yetmez, onlara desteğe gelen gençlere zülfü livaneli dinletip evine postalar, gazlanıp coplanmasına göz yumar. ama terörist orevlatlarının elini öper, saç örgüsünü koklar, sürekli onlar hakkında konuşur falan.
ben daha ne desem sıkıntı çıkacak, sorun olacak bu saatten sonra ama senin ben adalet anlayışına sokayım mahmut.
youtube.com/shorts/1jyqLlMx...
yazdığı tweetteki savcı hüküm veremez, algı yaratamaz kısmı doğru. evet. yapamaz/yapmamalı ancak buralara sen ve senin gibi muhalefet nedeniyle geldik. hepiniz oraya oturtulan, maaşı/koruması verilen kullanışlı ve maaşlı maşalarsınız işte. 25+ yıllık akp iktidarı ve kontrollü muhalefet, kk falan sen ve senin gibiler yüzünden var oldu. sen, imamson, mansur, özgür özel, ali mahir başarır falan milleti/halkı zerre duymuyor, önemsemiyorsunuz. iktidar olup bişileri yoluna koymak gibi bi derdiniz de yok. farkındayız artık.
siyaset sadece vaat, icraatten ibaret değil. artık biliyoruz. yaladığınız kitle ve tasmalarınızı tutan babalarınız için çiğnemeyeceğiniz ilke, yemeyeceğiniz bok yok. o yüzden pedofil, şiddet düşkünü, kadın düşmanı, feodal bir marabayı baş üstüne alıyorsunuz. onun için duyar kasıyosunuz. ama bir kere ya bir kere de şu ülkenin kurucu unsuru için, kurucu değerleri için bişi çıksın ağzınızdan lan. bak icraate geçmesiniz bile sadece duyalım, o bile yeter. o noktaya getirdiniz hepimizi ibişler.
cehape (evet cehape), bu ve benzeri mv'ler, baştaki genel başkanları ile akp siyasetine eklemlenmiş şer yuvasıdır.
bana bazen ailem ya da arkadaşlarım diyor ki; ulan flavius chp'yi eleştirdiğin kadar akp'yi eleştirmiyorsun.
ya ben deccali görmüşüm, yaşamışım 20+ senedir. kurtuluş için gittiğim kapının onlardan zerre farkı yok. bir de o deccalin gittiği yolu, bunlar atatürk falan şov yaparak devam ettiriyolar. akp'yi silksen düzeltemem, adamlar bu toprağa ve insanına düşman olarak geldiler başa. bari kendi beklentilerim yönünde bi oy vereyim, siyasi görüş belirteyim, akp'den kurtuluşu mümkün kılabilecek en büyük partiyi dönüştüreyim istiyorum. ama yok.
bunun genel başkanı çıkar; laiklik ilkesini çiğner, alevileri sünniler gibi cbaşkanlığına bağlayacaz der. sonra çıkar suriye'de bayrak indiren güruh için onlar bizim akrabamız falan der. mahmut çıkar sırf silkimin kurma kolu düzeyindeki sol hassasiyeti için yılmaz güney duyarı kasar. eko, mahmut, özgür sırf kendi çıkarları için bel. başkanlarına yapılan hukuksuzluk için olur veren kk'yi cbaşkanı adayı yapar. sonra sıra kendilerine geldiğinde ağlar. yetmez, onlara desteğe gelen gençlere zülfü livaneli dinletip evine postalar, gazlanıp coplanmasına göz yumar. ama terörist orevlatlarının elini öper, saç örgüsünü koklar, sürekli onlar hakkında konuşur falan.
ben daha ne desem sıkıntı çıkacak, sorun olacak bu saatten sonra ama senin ben adalet anlayışına sokayım mahmut.
devamını gör...
çalışmak için yaşamak
ülkede asgari ücrete talim eden milyonlar olduğu sürece ne yazık ki çalışmak için yaşamaya mahkum olacak büyük bi kesim var. bu şartlarla emekli olan, açlık sınırının altında yaşamaya çabalayan. işin en absürt tarafı birileri bu insanlar için daha yüksek maaş, daha iyi çalışma koşulu, iş güvencesi vb. gibi şeyler istediğinde işverenlerden çok yine bu kesim tepki gösteriyor. ablam "ben neden bonfile yiyemiyorum" diyeceğine "onlar da yemesin, makarnaylan da yaşanır. bak ben yaşadım, yaşıyorum" diyor.
kendi refahının yükselmesini talep edilebilir bir şey olduğunun farkında değil, inanmıyor da daha iyi yaşayabileceğine de öyle bi hayatı hakettiğine de. e madem o kişinin durumu değişmeyecek seninki kötüleşsin istiyor. korkunç bi zihniyet.
kendi refahının yükselmesini talep edilebilir bir şey olduğunun farkında değil, inanmıyor da daha iyi yaşayabileceğine de öyle bi hayatı hakettiğine de. e madem o kişinin durumu değişmeyecek seninki kötüleşsin istiyor. korkunç bi zihniyet.
devamını gör...
yazarların üşengeçlik seviyeleri
güzel yöntem. yerinden kalkmadan kanal kanal gez.
devamını gör...
çalışmak için yaşamak
bağımlılıklardan biri.
devamını gör...

