zaman tüneli
mustang
2015 yılında yönetmenliğini deniz gamze ergüven'in yapmış olduğu dram türünde bir filmdir.
cannes'da yönetmenlerin on beş günübölümünde gösterilen, avrupa film ödülleri'nde bir çok ödülü olan ve en önemlisi fransa adına oscar'da adaylığı bulunan bir filmdir. türkiye'ye teklif götürülüyor fakat kendileri kabul etmiyor. gerekçe ise ülkeyi kötü göstermişmiş. gerçekler zaten hep bir şekilde birilerinin zoruna gidiyor, neysee.
film, inebolu'da yaşayan 5 kız kardeşin okuldan dönerken denizde arkadaşlarıyla oynamasını sonradan bunu gören komşuların bu durumu yanlış anlamasıyla kızların hayatını mahvetmesini konu olarak ele alıyor. ardından kızların eve kapatılması, üst üste gelen baskılar, kurallar derken ev hapishaneye dönüşüyor.
film boyunca sürekli bir el alem ne der korkusu var. ne amca ne de babaanne kızların ne hissettiğini, ne düşündüğünü umursamıyor. tabii önemli olan namus, ahlak.. bu yüzden ev koruma yeri gibi değil de başkalarının ne dediğine göre yönetilen kapalı bir alana dönüşüyor.
ne kadar tanıdık bir manzara. türkiye bu yüzden hemen tepki göstermiş olabilir mi acaba?
maalesef bir de bekaret korkusu var. kızlar sürekli doktora götürülüp 'kontrol' adı altında resmen tacize uğruyorlar. ama asıl iğrenç kısım bu kontroleri yapan, ahlak bekçiliği yapan amcanın evde küçük bir kıza tecavüz etmesidir. istismarın, tehlikenin dışarıda değil de sorgulayıcı, kapalı bir evde oluşunun en net örneği. tüm bu olanlara sessiz kalan bir babaanne var. aman biri bir şey demesin, oğulum geleneklerimize sahip çıkıyor gibisinden kız çocuğunun maruz kaldığı şiddeti normalleştiriyor ya da yok sayıyor. sonrasında çareyi evlendirmekle buluyor. istismar sadece tek bir kişiyle değil bunu görüp, susanlarla da toplumsal olarak mümkün hale geliyor gördüğümüz gibi.
kızların hayata bir umut bağlanması ama her seferinde evden birinin uzaklaşması eksilme hissini çok güzel veriyor. ben filmi sürekli 'ne olur kurtulsunlar bu cehennemden' diyerekten izledim. o kadar çok şey yaşadıktan sonra sığınabilecekleri bir öğretmen olması bir nebze içime su serpen bir detay oldu fakat kurtulan sadece 2 kişi oldu. hepsinin yaşamış olduğu şeyler çok üzücü ama ece'nin yaşamış olduğu istismar ve intihar beni daha çok etkiledi.
film hakkında söyleyebileceğim bir diğer şey tüm bu yaşananların bir anda üstümüze boca edilmesidir. bekaret, zorla evlilik, istismar... hepsi arka arkaya geldiği için ne olup bittiğini anlamakta biraz zorlandım ben. lale dışında ki karakterle zaten silik. duygu geçişleri zaten yok. bu yüzden tam olarak iç dünyalarına giremiyoruz. bu da filmi gerçeklik açısından yetersiz kılıyor.
türkiye'nin böyle olmadığını, abartıklarını ve kötü gösterildiğini düşünmüşlerdi film için. maalesef türkiye bu. anlatılanlar hala geçerli. kim ne derse desin.
son olarak bu müziği bırakıyorum.
cannes'da yönetmenlerin on beş günübölümünde gösterilen, avrupa film ödülleri'nde bir çok ödülü olan ve en önemlisi fransa adına oscar'da adaylığı bulunan bir filmdir. türkiye'ye teklif götürülüyor fakat kendileri kabul etmiyor. gerekçe ise ülkeyi kötü göstermişmiş. gerçekler zaten hep bir şekilde birilerinin zoruna gidiyor, neysee.
film, inebolu'da yaşayan 5 kız kardeşin okuldan dönerken denizde arkadaşlarıyla oynamasını sonradan bunu gören komşuların bu durumu yanlış anlamasıyla kızların hayatını mahvetmesini konu olarak ele alıyor. ardından kızların eve kapatılması, üst üste gelen baskılar, kurallar derken ev hapishaneye dönüşüyor.
film boyunca sürekli bir el alem ne der korkusu var. ne amca ne de babaanne kızların ne hissettiğini, ne düşündüğünü umursamıyor. tabii önemli olan namus, ahlak.. bu yüzden ev koruma yeri gibi değil de başkalarının ne dediğine göre yönetilen kapalı bir alana dönüşüyor.
ne kadar tanıdık bir manzara. türkiye bu yüzden hemen tepki göstermiş olabilir mi acaba?
maalesef bir de bekaret korkusu var. kızlar sürekli doktora götürülüp 'kontrol' adı altında resmen tacize uğruyorlar. ama asıl iğrenç kısım bu kontroleri yapan, ahlak bekçiliği yapan amcanın evde küçük bir kıza tecavüz etmesidir. istismarın, tehlikenin dışarıda değil de sorgulayıcı, kapalı bir evde oluşunun en net örneği. tüm bu olanlara sessiz kalan bir babaanne var. aman biri bir şey demesin, oğulum geleneklerimize sahip çıkıyor gibisinden kız çocuğunun maruz kaldığı şiddeti normalleştiriyor ya da yok sayıyor. sonrasında çareyi evlendirmekle buluyor. istismar sadece tek bir kişiyle değil bunu görüp, susanlarla da toplumsal olarak mümkün hale geliyor gördüğümüz gibi.
kızların hayata bir umut bağlanması ama her seferinde evden birinin uzaklaşması eksilme hissini çok güzel veriyor. ben filmi sürekli 'ne olur kurtulsunlar bu cehennemden' diyerekten izledim. o kadar çok şey yaşadıktan sonra sığınabilecekleri bir öğretmen olması bir nebze içime su serpen bir detay oldu fakat kurtulan sadece 2 kişi oldu. hepsinin yaşamış olduğu şeyler çok üzücü ama ece'nin yaşamış olduğu istismar ve intihar beni daha çok etkiledi.
film hakkında söyleyebileceğim bir diğer şey tüm bu yaşananların bir anda üstümüze boca edilmesidir. bekaret, zorla evlilik, istismar... hepsi arka arkaya geldiği için ne olup bittiğini anlamakta biraz zorlandım ben. lale dışında ki karakterle zaten silik. duygu geçişleri zaten yok. bu yüzden tam olarak iç dünyalarına giremiyoruz. bu da filmi gerçeklik açısından yetersiz kılıyor.
türkiye'nin böyle olmadığını, abartıklarını ve kötü gösterildiğini düşünmüşlerdi film için. maalesef türkiye bu. anlatılanlar hala geçerli. kim ne derse desin.
son olarak bu müziği bırakıyorum.
devamını gör...
sergen yalçın
at kazanmaz baht kazanır sözünün karşılığı.
at yarışında kaybettikçe bjk tarafından işe alınıp borçları resetlenen kurnaz tip.
at yarışında kaybettikçe bjk tarafından işe alınıp borçları resetlenen kurnaz tip.
devamını gör...
normal sözlük'ün ilginç özellikleri
soru -cevap oyununda kaybedince ;
sektir git biraz genel kültür çalış . yok sana eşleşme falan diyor . şoktayım.
sektir git biraz genel kültür çalış . yok sana eşleşme falan diyor . şoktayım.
devamını gör...
normal sözlük'ün ilginç özellikleri
ismiyle ilgisinin olmaması.
devamını gör...
normal sözlük'ün ilginç özellikleri
bir neden daha deseydi, hesabınızın kullanımı dolmuştur diyecekmiş.
devamını gör...
tanım silmek
tanım: farklı başlıklara girilen ve başlığı tanımlayan kelime/kelimelerin kimsenin tekrar görmeyeceği şekilde kaldırılması.
seri şekilde tanım silinmesi sitenin arama sonuçlarını olumsuz etkiliyor. bir kota koyulmuş olması çok mantıklı.
seri şekilde tanım silinmesi sitenin arama sonuçlarını olumsuz etkiliyor. bir kota koyulmuş olması çok mantıklı.
devamını gör...
sergen yalçın
görevde değilken kankalarının kanallarında attın tuttun millete farioli'sinden rafa'sına ,ole'sine ne oldu hocam hangisinde haklı çıktın hiçbirinde niye sadece özgüven dolu birisin hocam sen. osimhen,ghezzal tanımayan biri futbol dünyasında nasıl yer alır orası zaten büyük bir fiyasko. e yedin rafa'yı yemedin mi adamı attın taraftarın önüne ,cengiz ulan fenerin bilmem kaçıncı yedeğini kadrolu oyuncusunu sırf tv de verin bana tekrar yıldız yaparım lafının üzerine getirdin neredeyse kaptanlık verecek konuma getirmedin mi . graf ne yapıyormuş gördük diyordun transfer de e adamın serkan rençber ne yaptı demezler mi adama be hocam. sözün özü bir daha bu kulüpte görmek istemiyorum seni çakma beşiktaş efsanesi .
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
casual space racism seven yazar,
competitive için warhammer evrenine sarması lazım.
competitive için warhammer evrenine sarması lazım.
devamını gör...
iki kişi var içimizde
orgy'de söylenebilecek bi söz
devamını gör...
level up
manyak eğlenceli bir diziydi. cartoon network'te izliyodum. aşırı güzeldi ve dünyalar yıkıcısı mıydı neydi bir oyunu vardı... browserda oynanmasına rağmen o da çok güzel bir içerikti.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
eksik olma muhtarım.
devamını gör...
çilekeş
bir tane daha çilekeş haberi görürsem i swear to god..........
devamını gör...







