zaman tüneli
online olup etkileşimi olmayan yazar
sözlük okuyan yazardır.
devamını gör...
online olup etkileşimi olmayan yazar
bastırılmış kişiliği vardır net…
devamını gör...
anket sorusu
seçim öncesi yapılan o mistik şey sonuçları da doğru çıkmaz genelde
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının yaşadığı şehirler
troya
devamını gör...
sergej jakirovic
bosna hersek'li 49 yaşında ki teknik direktör. geçen sene devre arası geldiği kayserispor'u aldığı galibiyet ile kümede tutması sonrası acun'un takımı hull city 'e getirdiği ve özellikle son aylarda ki üst üste aldığı galibiyetler ile takımını üst sıralara taşıyan genç ve dinamik hoca.
devamını gör...
viran oldum
viran oldum senden sonra
görsem de bir görmesem de
yok lüzumu bundan sonra
dönsen de bir dönmesen de
(taşacak bu deniz müziği)
görsem de bir görmesem de
yok lüzumu bundan sonra
dönsen de bir dönmesen de
(taşacak bu deniz müziği)
devamını gör...
bir erkek 10 günde nasıl kaybedilir
romantik komedi kategorisinde en çok önerilen filmlerden biri olsa da romantik de değildi, eğlenceli de değildi, aşk dolu falan da değildi..
yani öyle dümdüz bir filmdi benim için. etkilendiğim en ufak bir sahne, müzik olmadı.
iki saat bunu neden izlediğimi sorguluyorum hâlâ.
hiç değilse akıcıydı, üzerinde düşünülecek hiçbir şey yoktu çünkü.
kendi çıkarları için birbirlerini kullanan bir kadın ve bir erkeğin hikayesi.
tüm film bundan ibaret benim için.
yani öyle dümdüz bir filmdi benim için. etkilendiğim en ufak bir sahne, müzik olmadı.
iki saat bunu neden izlediğimi sorguluyorum hâlâ.
hiç değilse akıcıydı, üzerinde düşünülecek hiçbir şey yoktu çünkü.
kendi çıkarları için birbirlerini kullanan bir kadın ve bir erkeğin hikayesi.
tüm film bundan ibaret benim için.
devamını gör...
oytun erbaş
canlı yayında cebinden para çıkarıp sayan şahıs. söyledikleri konu olarak doğru esasında fakat fazla sulandırıyor ,artı kadın programlarında ne işin var senin kardeşim? o kadar zekiysen ülkeyi ileriye taşıyacak şeyler yap.(gerçi ona da ne denli izin verirler bilmem ama).
devamını gör...
güne bir şiir bırak
"benim bu dünyada bir yerim olmadı,
kuytu gövdemi saymazsak eğer.
gövdem ki varla yok arası,
hem varlığa, hem yokluğa değer.
ama yüreğim hiç solmadı.
bir gül koklayayım izin verin de.
ben yaşama da, ölüme de inandım;
tamamlarlar sanırdım eksiklerimi.
çarşıları hep birlikte gezerdik;
biri dostumsa, sevgilimdi öteki.
ikisinin adını yanyana andım.
bir soluk alayım izin verin de."
izin verin de / metin altıok
bonus;
spotify
devamını gör...
retro spektif (yazar)
sene i tevellüdünüz ferruh ola sayın yazar.
tüm diledikleriniz daha dilemeden olsun.
her milletten sevgiliniz olsun.
tüm diledikleriniz daha dilemeden olsun.
her milletten sevgiliniz olsun.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
bağzı taşra yunivörsitilerinin örtmenler odası.
veya örtmenler odası adaylarını topladıkları oda.
bilemedim önce hangisi...
eskaza bunlardan alacağınız her tavsiyeyi tersten uygularsanız karlı çıkarsınız.
makro göstergedir daha nasıl anlatalım?...
veya örtmenler odası adaylarını topladıkları oda.
bilemedim önce hangisi...
eskaza bunlardan alacağınız her tavsiyeyi tersten uygularsanız karlı çıkarsınız.
makro göstergedir daha nasıl anlatalım?...
devamını gör...
29 ocak 2026 fcsb fenerbahçe maçı
fscb nerenin takımı, daha önce heç eşitmemişim.
devamını gör...
beşiktaş
galatasaray maçına hazırlanıyor. ligde başarın yoksa tüm konsentrasyonunu ligin en eyi takımına ver, onu yen ve seyircini gazla.
zihniyet bu.
zihniyet bu.
devamını gör...
beşiktaş
ulan koca klubü anadolu takımı yapacaklar dedik ettik gelinen durum köy takımına olma yolu. anadolu takımın da bile daha profesyonel bir yapılanma yönetim şekli vardır.son rezalet duyuyoruz ki instagram dm üzerinden menajerler ile irtibat kurulup durumları filan soruluyormuş böyle bir şey olabilir mi ya olmaz bence .
mevcut başkanı ,hocası ve sportif direktörleri ki 2 tane ayrı sportif direktör var bu da akıl tutulması zaten hepsi bir an önce istifasını vermeliler. artık yalvar yakar fikret orman mı getirilir, canlı yayında paranı vereyim de git bu kulüpten denilen hüseyin yücel mi getirilir biri getirilmeli acilinden
bu takıma abartmıyorum net 18 as oyuncu lazım ,şu takımdan en fazla orkun ister diğer rakiplerin,ulan sağbeki kayserisporun sağbeki mi olur büyük takımın .bu kadro yapısıyla başarı gelmesi mucize bu demektir ti ikinci bir feda dönemi şart. geçiş sürecinde bu takımın gördüğü en büyük hoca güneş getirilmeli ve devamında da genç hırslı bir alman teknik direktör ile yola devam edilmeli diye düşünüyorum. allah bize sabır versin kısacası.
mevcut başkanı ,hocası ve sportif direktörleri ki 2 tane ayrı sportif direktör var bu da akıl tutulması zaten hepsi bir an önce istifasını vermeliler. artık yalvar yakar fikret orman mı getirilir, canlı yayında paranı vereyim de git bu kulüpten denilen hüseyin yücel mi getirilir biri getirilmeli acilinden
bu takıma abartmıyorum net 18 as oyuncu lazım ,şu takımdan en fazla orkun ister diğer rakiplerin,ulan sağbeki kayserisporun sağbeki mi olur büyük takımın .bu kadro yapısıyla başarı gelmesi mucize bu demektir ti ikinci bir feda dönemi şart. geçiş sürecinde bu takımın gördüğü en büyük hoca güneş getirilmeli ve devamında da genç hırslı bir alman teknik direktör ile yola devam edilmeli diye düşünüyorum. allah bize sabır versin kısacası.
devamını gör...
mustang
2015 yılında yönetmenliğini deniz gamze ergüven'in yapmış olduğu dram türünde bir filmdir.
cannes'da yönetmenlerin on beş günübölümünde gösterilen, avrupa film ödülleri'nde bir çok ödülü olan ve en önemlisi fransa adına oscar'da adaylığı bulunan bir filmdir. türkiye'ye teklif götürülüyor fakat kendileri kabul etmiyor. gerekçe ise ülkeyi kötü göstermişmiş. gerçekler zaten hep bir şekilde birilerinin zoruna gidiyor, neysee.
film, inebolu'da yaşayan 5 kız kardeşin okuldan dönerken denizde arkadaşlarıyla oynamasını sonradan bunu gören komşuların bu durumu yanlış anlamasıyla kızların hayatını mahvetmesini konu olarak ele alıyor. ardından kızların eve kapatılması, üst üste gelen baskılar, kurallar derken ev hapishaneye dönüşüyor.
film boyunca sürekli bir el alem ne der korkusu var. ne amca ne de babaanne kızların ne hissettiğini, ne düşündüğünü umursamıyor. tabii önemli olan namus, ahlak.. bu yüzden ev koruma yeri gibi değil de başkalarının ne dediğine göre yönetilen kapalı bir alana dönüşüyor.
ne kadar tanıdık bir manzara. türkiye bu yüzden hemen tepki göstermiş olabilir mi acaba?
maalesef bir de bekaret korkusu var. kızlar sürekli doktora götürülüp 'kontrol' adı altında resmen tacize uğruyorlar. ama asıl iğrenç kısım bu kontroleri yapan, ahlak bekçiliği yapan amcanın evde küçük bir kıza tecavüz etmesidir. istismarın, tehlikenin dışarıda değil de sorgulayıcı, kapalı bir evde oluşunun en net örneği. tüm bu olanlara sessiz kalan bir babaanne var. aman biri bir şey demesin, oğulum geleneklerimize sahip çıkıyor gibisinden kız çocuğunun maruz kaldığı şiddeti normalleştiriyor ya da yok sayıyor. sonrasında çareyi evlendirmekle buluyor. istismar sadece tek bir kişiyle değil bunu görüp, susanlarla da toplumsal olarak mümkün hale geliyor gördüğümüz gibi.
kızların hayata bir umut bağlanması ama her seferinde evden birinin uzaklaşması eksilme hissini çok güzel veriyor. ben filmi sürekli 'ne olur kurtulsunlar bu cehennemden' diyerekten izledim. o kadar çok şey yaşadıktan sonra sığınabilecekleri bir öğretmen olması bir nebze içime su serpen bir detay oldu fakat kurtulan sadece 2 kişi oldu. hepsinin yaşamış olduğu şeyler çok üzücü ama ece'nin yaşamış olduğu istismar ve intihar beni daha çok etkiledi.
film hakkında söyleyebileceğim bir diğer şey tüm bu yaşananların bir anda üstümüze boca edilmesidir. bekaret, zorla evlilik, istismar... hepsi arka arkaya geldiği için ne olup bittiğini anlamakta biraz zorlandım ben. lale dışında ki karakterle zaten silik. duygu geçişleri zaten yok. bu yüzden tam olarak iç dünyalarına giremiyoruz. bu da filmi gerçeklik açısından yetersiz kılıyor.
türkiye'nin böyle olmadığını, abartıklarını ve kötü gösterildiğini düşünmüşlerdi film için. maalesef türkiye bu. anlatılanlar hala geçerli. kim ne derse desin.
son olarak bu müziği bırakıyorum.
cannes'da yönetmenlerin on beş günübölümünde gösterilen, avrupa film ödülleri'nde bir çok ödülü olan ve en önemlisi fransa adına oscar'da adaylığı bulunan bir filmdir. türkiye'ye teklif götürülüyor fakat kendileri kabul etmiyor. gerekçe ise ülkeyi kötü göstermişmiş. gerçekler zaten hep bir şekilde birilerinin zoruna gidiyor, neysee.
film, inebolu'da yaşayan 5 kız kardeşin okuldan dönerken denizde arkadaşlarıyla oynamasını sonradan bunu gören komşuların bu durumu yanlış anlamasıyla kızların hayatını mahvetmesini konu olarak ele alıyor. ardından kızların eve kapatılması, üst üste gelen baskılar, kurallar derken ev hapishaneye dönüşüyor.
film boyunca sürekli bir el alem ne der korkusu var. ne amca ne de babaanne kızların ne hissettiğini, ne düşündüğünü umursamıyor. tabii önemli olan namus, ahlak.. bu yüzden ev koruma yeri gibi değil de başkalarının ne dediğine göre yönetilen kapalı bir alana dönüşüyor.
ne kadar tanıdık bir manzara. türkiye bu yüzden hemen tepki göstermiş olabilir mi acaba?
maalesef bir de bekaret korkusu var. kızlar sürekli doktora götürülüp 'kontrol' adı altında resmen tacize uğruyorlar. ama asıl iğrenç kısım bu kontroleri yapan, ahlak bekçiliği yapan amcanın evde küçük bir kıza tecavüz etmesidir. istismarın, tehlikenin dışarıda değil de sorgulayıcı, kapalı bir evde oluşunun en net örneği. tüm bu olanlara sessiz kalan bir babaanne var. aman biri bir şey demesin, oğulum geleneklerimize sahip çıkıyor gibisinden kız çocuğunun maruz kaldığı şiddeti normalleştiriyor ya da yok sayıyor. sonrasında çareyi evlendirmekle buluyor. istismar sadece tek bir kişiyle değil bunu görüp, susanlarla da toplumsal olarak mümkün hale geliyor gördüğümüz gibi.
kızların hayata bir umut bağlanması ama her seferinde evden birinin uzaklaşması eksilme hissini çok güzel veriyor. ben filmi sürekli 'ne olur kurtulsunlar bu cehennemden' diyerekten izledim. o kadar çok şey yaşadıktan sonra sığınabilecekleri bir öğretmen olması bir nebze içime su serpen bir detay oldu fakat kurtulan sadece 2 kişi oldu. hepsinin yaşamış olduğu şeyler çok üzücü ama ece'nin yaşamış olduğu istismar ve intihar beni daha çok etkiledi.
film hakkında söyleyebileceğim bir diğer şey tüm bu yaşananların bir anda üstümüze boca edilmesidir. bekaret, zorla evlilik, istismar... hepsi arka arkaya geldiği için ne olup bittiğini anlamakta biraz zorlandım ben. lale dışında ki karakterle zaten silik. duygu geçişleri zaten yok. bu yüzden tam olarak iç dünyalarına giremiyoruz. bu da filmi gerçeklik açısından yetersiz kılıyor.
türkiye'nin böyle olmadığını, abartıklarını ve kötü gösterildiğini düşünmüşlerdi film için. maalesef türkiye bu. anlatılanlar hala geçerli. kim ne derse desin.
son olarak bu müziği bırakıyorum.
devamını gör...




