zaman tüneli

#3867115
nil daha sonra özür dilemiş, neşet ertaş ise kendisine yakışanı yaparak olayı hiç uzatmamıştır.

başlığa gelirsek. son dönem türk dizilerini izleyerek hiç birşey öğrenileceğini düşünmüyorum.
devamını gör...

afet hanım, kafasını kaldırıp peron numaralarını okumaya başladı. evet doğru peronda duruyordu. eşiyle ayrıldıktan sonra felsefe öğretmenliği yaparak okuttuğu, üniversiteye gönderdiği kızını bekliyordu.

birkaç dakika sonra otobüs göründü. otobüs yaklaştı, perona girdi ve durdu. kapı açılınca başta muavin olarak yolcular inmeye başladılar. sevinç ve heyecanla kızını beklerken bir anda dona kaldı. kızının başı örtülüydü. onlarca ihtimal geçti aklından. kızı hızlı adımlar ve mütebessim bir yüzle ona koştu. ellerine sarıldı, öptü ve kucakladı. o da sarıldı.

bir anda adet olarak sorulması gereken her şeyi unutmuştu. kızı yağmur başladı konuşmaya:
-nasılsın anne?
- iyiyim kızım teşekkür ederim sen nasılsın yolculuk nasıl geçti?
bu soruları sorarken aklı sadece kızının başındaki örtüdeydi. kendisi henüz 20 yaşında ateist olmuştu. kızını da yıllarca çağdaş bir şekilde yetiştirmeye çalışmıştı. aslında son aylarda bir gariplik seziyordu ama yine de yaşadığı şok büyüktü. şimdi bu halde görünce biraz da korkmuştu. bavulu alıp eve gittiler. yol boyunca hiç konuşmadılar. eve gelince artık dayanamayıp sordu:
- kızım bu ne hal? ne oldu sana?
- annecim çok güzel bir şey oldu. ben rabbimi ve onun elçisini tanıdım. başımda da onun emrini taşıyorum. sana telefonda yarım yamalak bahsetmek istemedim. beni bağışla.
- kızım ne diyeceğimi bilemiyorum. bunların eski masallar olduğunu sana defalarca anlatmıştım. nasıl olur da inanabilirsin diye hayret ediyorum.
- hayır annecim, din masal değil, evrenin hakikati. hatta zaman ihtiyarladıkça kur'an gençleşiyor. mesela senin kullandığın 'eski masallar' ifadesine benzer bir ifade kur'an'da müşriklerin iddiası olarak geçiyor. yani kur'an-ı kerim eski bir mitoloji değil devam eden bir davanın, hükmü devam eden ilancısı.
- inanamıyorum. benim kızım mı bunları söylüyor? neyse sakinleşmeye çalışıyorum. inancın elbette seni ilgilendirir. ama bu inanç insanı sıkan, sınırlayan bir inanç. seni mutsuz etmesinden korkuyorum.
- hiç endişelenme anneciğim. ben olabilecek en mesud halimdeyim. rabbimi tanıyorum. onun rahmetinin her şeyi kuşattığına inanıyorum. içimde sonsuz bir huzur var.

afet hanım bir süre sustu. sonra konuşmaya başladı:
- hayır izin vermiyorum. tamam istediğin şeye inanabilirsin. ama başını örtmene veya gidiyorsan herhangi bir tarikata, cemaate gitmene izin vermem.
- annecim sen benim adıma hürmete en layık insansın ama allah'ın emrinin olduğu bir konuda seni dinleyemem.
- nasıl yani? sana verdiğim onca emeği inkâr mı ediyorsun?
- hayır, asla. imanımla çelişmeyen her emrini yerine getiririm ve sana da ömrümün sonuna kadar bakarım.
- nankörsün.
- hayır anne! ben senin bana karşı şefkatini ve ikramlarını inkar etmiyorum. bunlar için teşekkür de ederim. ama seni ve beni yaratan, senin kalbine bana karşı şefkati yerleştiren rabbime nankörlük edemem.
- o şefkati biri vermedi. biyolojik süreçlerle oluştu.

yağmur, birden gülümsedi.

- annecim biyolojik süreçler böyle hikmetli ve rahmetli işleri yapamazlar. şuursuz maddelerden bu kadar hikmetli işlerin çıkması mümkün değil. bu işleri yapan perde arkasında biri var. beni her an binlerce rahmet tecellisiyle yaşatan biri var. ve ben "o"na şükür ediyorum.
- ne yani sebep-sonuç ilişkilerini de mi inkâr ediyorsun?
- bir bakıma evet. bir bakıma hayır. doğru, allah bu kâinata bazı adetler koymuştur. ama sonuçları yaratan kendisidir. anne sen daha iyi bilirsin zaman da bir boyuttur değil mi? peki şu andaki maddeleri bir sonraki ana taşıyan şey ne? nasıl uzayda ki boyutların bir sebebi varsa zamanın da bir sebebi olmalı. her an her şey yeniden yaratılır. sadece biz akışın içinde olduğumuz için farkında değiliz.

afet hanım söyleyecek bir şey bulamadı. kızının aklı başında tavrı ve cümleleri onu etkilemişti. sonra konuşmaya başladı:
- neyse sen duş al, üstünü değiştir. ben de biraz dinleneceğim.

odasına gitti. kızının söyledikleri aklından gitmiyordu. birden gözüne fotoğraf makinesi ilişti. birkaç yıldır doğa fotoğrafları çekmeye başlamıştı. manzaralara büyük bir hayranlık duyuyordu. ara sıra bu manzaraları verdiği için bir güce teşekkür etmek istediğini hatırladı. doğa'nın ne manzaraları hediye edecek kadar düşünceli ne de teşekkürü anlayacak kadar bilinçli olmadığına hayıflandı. kızının teşekkür ve şükür hakkında söylediklerini düşündü. kalktı kızının el çantasını açtı. orada ismini daha önce duyduğu "bediüzzaman said nursi"nin yazdığı "tabiat risalesi"ni gördü. açıp okumaya başladı.

( şükür risalesini okurken aklıma gelen bir hikaye. tabi hikaye hayali ama bazı hakikatlerin anlaşılmasına bir mirsad-ı tefekkür olabilir diye kaleme aldım.)
devamını gör...

sydney sweeney ayarında biri olsa gerek.
devamını gör...

keyfim ve kahyası karar veriyor.
devamını gör...

çıkarıp masaya vurmasın da
dans yine iyi yane
devamını gör...

(bkz: can sıkıntısı)
devamını gör...

halk anlamını pek iyi bilmediği ve kendisine zor gelen meşrutiyet yerine, bir anda iyilik ve umudun adı olan hürriyet 'i kullandi.
devamını gör...

o kendini biliyordur herhalde. idealize bir kavram da olabilir.
devamını gör...

kutsal kitaplarda çokça adı geçen melektir.

allahım sen nasıl güzel bir varlık yarattın öyle.
sırf biz sevelim, ölüp bitelim diye. kurban olduğum allahım. sen cenneti yarattın cenneti. nasıl ağlamayayım sevinçten...
devamını gör...

bir şeyi televizyondan veya herhangi bir videodan öğrendiğini sanmak, bilmediğinin farkında olmaktan daha zararlıdır.
devamını gör...

wala ben açtım yazanlar oldu 1-2 teşekkür ettim özelden:).
devamını gör...

(bkz: başlığıma hoş geldiniz artısı)
devamını gör...

misafirlere kolonya dağıtmak gibidir.
devamını gör...

köydeki nejla halanın best repliğidir hatta kendisi "de haydi ırasim gelecek" şeklinde kocasının geleceğini haber etmektedir.
devamını gör...

her yer çöle yakın olurdu. yaşam ona göre şekil alırdı ya da olmazdı bilemiyorum.
devamını gör...

öyle olması gerekiyordu ve oldu diyin. seçimler yaptınız şimdi bunun sorumluluğunu paşa paşa alın. çünkü bir şey değişmeyecek. şimdiyi ıskalamayın.
devamını gör...

minyaturlerde bütün dini figürler, osmanlı dekoru ve giysileri içindedir.
devamını gör...

kesin bunu yazanın da yaşı 30 bile değildir, geç kalmışlık hissinize tüküreyim sizin. sorun zaten pes etmeniz, hemen beyaz bayrağı çekiveriyorsunuz. azıcık sebat yahu.
devamını gör...

müslüman bir arkadaşımla konuşurken laf kuran okumaya geldi. kuran'ı okumadığını söyleyince, nedenini sordum. ateist olmaktan korktuğu için okumamış.
işin aslı, tanıdığım müslümanların neredeyse tamamı bir şekilde en azından bir tane kitabı gönüllü olarak okumuşken, yüne neredeyse hiçbiri kuran'ın türkçe mealini okumamış. islamiyet'in bu şeklinin yani okumak yerine "bence" diyerek tahminde bulunmanın daha kolay, daha yaşanılası ve daha insancıl olduğunun farkındalar. aksi halde, aklı başında bir kadının kuran'ı okuduktan sonra ona uyabileceğine ihtimal vermiyorum. tanrının affediciliğine sığınıp, bildikleri gibi yaşamak hem toplumsal hem de ruhsal açıdan daha kolay.
devamını gör...

ben daha çok yaşayarak tecrübe ediyorum.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim