zaman tüneli
bergen şarkılarında geçen acımasız sözler
aşk vermiştim ne yaptın?
aldın yere fırlattın.
ikimizi sen yaktın!
devamını gör...
kendini devrimci sanmak
böyle biri var mı, gerçekten bu laf edildi mi bilmiyorum. o kısmı şimdilik es geçin ancak sabah x'te gördüğüm şu tivite sonuna kadar hak vermekteyim.

herkes kendi küçük azınlığıyla bişilerin devrimciliğine soyunmakta ve slogandan öteye geçmeyen boş sloganlarla kafa silkmekte. yetti galan.

herkes kendi küçük azınlığıyla bişilerin devrimciliğine soyunmakta ve slogandan öteye geçmeyen boş sloganlarla kafa silkmekte. yetti galan.
devamını gör...
31 ocak 2026 imamoğlu’nun kürtçe açıklaması
kürtçeden kimsenin bir korkusu yok. keşke ben de kürtçe bilsem.
de rüyanda mı görüp sürekli benzer şeylerle ortaya çıkıyon birader.
kürtçe zorunlu ders olsun. eyvallah.
fakat sınava tabi olmaması gerekir uzun bir dönem.
maksat bu dili sadece kürtlere değil aynı zaman da biz türklere öğretmek ve benimsetmek olmalı..
yani ben de kendimi kürtçe ifade edebilmek isterdim. kürt ile türk arasında bu bağları kurmak elzem.
öyle bir kürtçe konuşmalıyız ki kürtler de türk kardeşiyle gurur duymalı. kardeş olmak bunu gerektirir.
de rüyanda mı görüp sürekli benzer şeylerle ortaya çıkıyon birader.
kürtçe zorunlu ders olsun. eyvallah.
fakat sınava tabi olmaması gerekir uzun bir dönem.
maksat bu dili sadece kürtlere değil aynı zaman da biz türklere öğretmek ve benimsetmek olmalı..
yani ben de kendimi kürtçe ifade edebilmek isterdim. kürt ile türk arasında bu bağları kurmak elzem.
öyle bir kürtçe konuşmalıyız ki kürtler de türk kardeşiyle gurur duymalı. kardeş olmak bunu gerektirir.
devamını gör...
kendini devrimci sanmak
bir zamanlar devrime inanıyordum. daha doğrusu, inanmanın mümkün ve anlamlı olduğuna. dünyanın adaletsizliklerle dolu olduğu açıktı, bunun geçici bir durum olduğu, bir noktada mutlaka değişeceği fikri insana güç veriyordu. sosyalist öğretiler bu umudu besliyordu, eşitlik, emek, dayanışma, insanın insana yabancılaşmasının sona ermesi… güzel bir hayaldi bu. hala güzel... ama hiçbir zaman tam anlamıyla kendine ait bir yaşam alanı bulamadı.
bugün geldiğimiz noktada devrim fikrine dair içimde neredeyse hiç umut kalmadığını fark ediyorum. çünkü karşı karşıya olduğumuz düzen, eskiden bildiğimiz kapitalizmden başka bir şeye dönüşmüş durumda. artık sadece patronla işçi arasındaki ilişkiyle açıklanabilecek bir sistem yok. daha kaygan, daha esnek, daha sinsi bir yapı var. insan yalnızca çalışırken değil, düşünürken, eğlenirken, itiraz ederken bile bu düzenin parçası haline geliyor. sistem, kendisine karşı olanı bastırmak yerine içine almayı, onu zararsızlaştırmayı öğrenmiş durumda.
eskiden düşman daha netti. sömürenle sömürülen arasındaki çizgi daha görünürdü. şimdi ise herkes biraz mağdur, biraz da bu düzenin gönüllü taşıyıcısı gibi. insanlar kendilerini özgür sanarak sistemin en sadık devamına dönüşüyor. devrim fikri de bu ortamda ya romantik bir anıya ya da zararsız bir slogana indirgeniyor.
sosyalizm adına iktidar olmuş devletlere bakınca bu hayal kırıklığı daha da derinleşiyor. sovyetler birliği, emek adına kurulan en büyük deneydi ama zamanla bürokrasinin ve gücün ağırlığı altında kendi iddiasını yitirdi. çin, devrimci bir çıkıştan bugün bambaşka bir düzene evrildi. küba, bütün direncine ve onuruna rağmen yıllarca kuşatma altında ayakta kalmaya çalışan bir istisna olarak kaldı. kuzey kore ise sosyalizmin adını taşısa da onun özgürleştirici ruhundan çok uzak bir tablo çiziyor. bu örnekler, hayalin neden geniş ve kalıcı bir karşılık bulamadığını açıkça gösteriyor.
tam da bu noktada bernard shaw’a atfedilen o söz akla geliyor, “yirmisinde komünist olmayanın kalbi, kırkında hala komünist olanın aklı yoktur.” bu söz çoğu zaman hafif bir alay gibi duyulur ama aslında acı bir gerçeğe işaret eder. gençlikte bu fikirlere yakın olmak, çoğu zaman adaletsizliğe karşı duyulan doğal bir tepkinin sonucudur, kalple ilgilidir. zaman geçtikçe, yaşananlar, görülenler ve sonuçlar insanı düşünmeye zorlar. aynı inancı, hiçbir şey olmamış gibi sürdürmek bazen direnç değil, körlük haline gelebilir.
bütün bunları söylerken devrimi küçümsemiyorum. aksine, onu fazla ciddiye aldığım için böyle hissediyorum. belki de sorun hayalin kendisinde değil, onun iktidara, devlete, katı yapılara dönüştüğü anda kaybettiği şeylerde. belki devrim, kalıcı bir düzen değil, insanın vicdanında zaman zaman ortaya çıkan bir itiraz halidir.
bugün kendini devrimci sanmak hala anlaşılır geliyor. çünkü bu düzen içinde başka bir şey düşlemek bile bir ihtiyaç. ama aynı zamanda bunun ne kadar zor, ne kadar sınırlı ve ne kadar kolay ehlileştirildiğini de görmek gerekiyor. devrim güzel bir hayaldi. belki hiçbir zaman tam anlamıyla yaşanamadı. ve belki de yaşanamamasının nedeni, dünyanın değil, insanın sandığımızdan daha karmaşık olmasıydı.
bugün geldiğimiz noktada devrim fikrine dair içimde neredeyse hiç umut kalmadığını fark ediyorum. çünkü karşı karşıya olduğumuz düzen, eskiden bildiğimiz kapitalizmden başka bir şeye dönüşmüş durumda. artık sadece patronla işçi arasındaki ilişkiyle açıklanabilecek bir sistem yok. daha kaygan, daha esnek, daha sinsi bir yapı var. insan yalnızca çalışırken değil, düşünürken, eğlenirken, itiraz ederken bile bu düzenin parçası haline geliyor. sistem, kendisine karşı olanı bastırmak yerine içine almayı, onu zararsızlaştırmayı öğrenmiş durumda.
eskiden düşman daha netti. sömürenle sömürülen arasındaki çizgi daha görünürdü. şimdi ise herkes biraz mağdur, biraz da bu düzenin gönüllü taşıyıcısı gibi. insanlar kendilerini özgür sanarak sistemin en sadık devamına dönüşüyor. devrim fikri de bu ortamda ya romantik bir anıya ya da zararsız bir slogana indirgeniyor.
sosyalizm adına iktidar olmuş devletlere bakınca bu hayal kırıklığı daha da derinleşiyor. sovyetler birliği, emek adına kurulan en büyük deneydi ama zamanla bürokrasinin ve gücün ağırlığı altında kendi iddiasını yitirdi. çin, devrimci bir çıkıştan bugün bambaşka bir düzene evrildi. küba, bütün direncine ve onuruna rağmen yıllarca kuşatma altında ayakta kalmaya çalışan bir istisna olarak kaldı. kuzey kore ise sosyalizmin adını taşısa da onun özgürleştirici ruhundan çok uzak bir tablo çiziyor. bu örnekler, hayalin neden geniş ve kalıcı bir karşılık bulamadığını açıkça gösteriyor.
tam da bu noktada bernard shaw’a atfedilen o söz akla geliyor, “yirmisinde komünist olmayanın kalbi, kırkında hala komünist olanın aklı yoktur.” bu söz çoğu zaman hafif bir alay gibi duyulur ama aslında acı bir gerçeğe işaret eder. gençlikte bu fikirlere yakın olmak, çoğu zaman adaletsizliğe karşı duyulan doğal bir tepkinin sonucudur, kalple ilgilidir. zaman geçtikçe, yaşananlar, görülenler ve sonuçlar insanı düşünmeye zorlar. aynı inancı, hiçbir şey olmamış gibi sürdürmek bazen direnç değil, körlük haline gelebilir.
bütün bunları söylerken devrimi küçümsemiyorum. aksine, onu fazla ciddiye aldığım için böyle hissediyorum. belki de sorun hayalin kendisinde değil, onun iktidara, devlete, katı yapılara dönüştüğü anda kaybettiği şeylerde. belki devrim, kalıcı bir düzen değil, insanın vicdanında zaman zaman ortaya çıkan bir itiraz halidir.
bugün kendini devrimci sanmak hala anlaşılır geliyor. çünkü bu düzen içinde başka bir şey düşlemek bile bir ihtiyaç. ama aynı zamanda bunun ne kadar zor, ne kadar sınırlı ve ne kadar kolay ehlileştirildiğini de görmek gerekiyor. devrim güzel bir hayaldi. belki hiçbir zaman tam anlamıyla yaşanamadı. ve belki de yaşanamamasının nedeni, dünyanın değil, insanın sandığımızdan daha karmaşık olmasıydı.
devamını gör...
uykusuz kedi (yazar)
büyük geçmiş olsun ..
şifalar dilerim kuzu.
şifalar dilerim kuzu.
devamını gör...
bergen şarkılarında geçen acımasız sözler
sen affetsen ben affetmem..
devamını gör...
insana ağır gelen şeyler
hiç istememene rağmen mecbur olduğunu yapmak.
devamını gör...
31 ocak 2026 ünlülere uyuşturucu operasyonu yapılması
ünlüler sıralı tam liste;
hasan can kaya, yusuf aktaş (reynmen), emirhan çakal, mazlum aktürk, mert eren bülbül, sıla dündar, döndü şahin, burak güngör, ahmet can dündar, berkcan güven.
hasan can dışındakileri tanımıyorum, nasıl ünlü la bunlar.
hasan can kaya, yusuf aktaş (reynmen), emirhan çakal, mazlum aktürk, mert eren bülbül, sıla dündar, döndü şahin, burak güngör, ahmet can dündar, berkcan güven.
hasan can dışındakileri tanımıyorum, nasıl ünlü la bunlar.
devamını gör...
insana ağır gelen şeyler
insanlara yük olmak. insan eti gerçekten ağırdır. hayatta birçok zorlukla sınandım ama bana en ağır gelen muhtaç hissetmekti. insanın hiçbir destek almadan sıradan işlerini görebilmesi nasıl büyük bir nimet birçoğunuz bilmiyorsunuz.
diğer şeyse kapıdan gelenlerin sizin sevdikleriniz olmamasıymış. yaşadığım süreçte elimi tutmasını beklediğim kişi hariç birçok insandan destek gördüm. yine de insana umut etmek çok ağır geliyor.
diğer şeyse kapıdan gelenlerin sizin sevdikleriniz olmamasıymış. yaşadığım süreçte elimi tutmasını beklediğim kişi hariç birçok insandan destek gördüm. yine de insana umut etmek çok ağır geliyor.
devamını gör...
insana ağır gelen şeyler
bazen doğruyu söylemek, bazen gerçeği gizlemek.
devamını gör...
en son alınan hediye
kitap fiyatları uçmuş diye sürekli dert yanan bir insan evladı vardı.
bir gün buna dedim ki; hangi kitaplarmış onlar, isimlerini söyle. sağ olsun, "neden" diye sormadan 3 kitabın ismini verdi. tamam adres ver dedim. hadi ya dedi, evet dedim. adresine gönderdim, bitsin bu zulüm dedim. zulmün kendisi de şey idi; ekonomist beyin nass politikası. o dönemlerdi ve bugüne o günden geldik.
bugünde hediye vermek/almak lüks gibi bir şey. avm'lerde bir avuçluk hamburger yiyiyor insanlar ve bazı dalyaprak dayılar/teyzeler aç kimse yok diyor, herkes yiyip içiyor diyor.
vicdanınızı seveyim.
bir gün buna dedim ki; hangi kitaplarmış onlar, isimlerini söyle. sağ olsun, "neden" diye sormadan 3 kitabın ismini verdi. tamam adres ver dedim. hadi ya dedi, evet dedim. adresine gönderdim, bitsin bu zulüm dedim. zulmün kendisi de şey idi; ekonomist beyin nass politikası. o dönemlerdi ve bugüne o günden geldik.
bugünde hediye vermek/almak lüks gibi bir şey. avm'lerde bir avuçluk hamburger yiyiyor insanlar ve bazı dalyaprak dayılar/teyzeler aç kimse yok diyor, herkes yiyip içiyor diyor.
vicdanınızı seveyim.
devamını gör...
bergen şarkılarında geçen acımasız sözler
çilekli lolipop, limonlu lolipop, karpuzlu lolipop yersin aşkım.
ama sen en çok çilekli lolipop yersin aşkım.
giyersin deri mont kulüplerde kop kop, çilekli lolipop yersin aşkım.
ama sen en çok çilekli lolipop yersin aşkım.
giyersin deri mont kulüplerde kop kop, çilekli lolipop yersin aşkım.
devamını gör...
bergen şarkılarında geçen acımasız sözler
ümitle sen bekle sonra terkedil
en güzel çağında kadere yenil
buna da yaşamak, hayat mı denir?
bahtına gücenmiş kul feryadı bu
devamını gör...
insanı üzen şeyler
umutların boşa çıkması.
devamını gör...
vur aşkım vur
(bkz: vur joker vur vur vur)
devamını gör...
take me to church
gay ilahisi.
devamını gör...
vur aşkım vur
güzel bi müzik aç da dinleyelim aşgım.
devamını gör...
artık anlamı kalmayan şeyler
100 tl
devamını gör...
vur aşkım vur
tövbe estağfirullah cinsel ilişki sırasında erkek partnerden duyulmaması gereken bir cümledir.
devamını gör...
artık anlamı kalmayan şeyler
özür dilenmesi. bir şeyi defalarca yapan birinin özrünün hiçbir anlamı kalmıyor.
devamını gör...