zaman tüneli
seri katil kültürünün bizde olmaması
başladığımız bir işi sürdürme kültürümüz olmadığındandır. şimdi kim uğraşçak ya ! ...
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
birazdan yazacaklarımı okumadan geçebilirsiniz. baştan disclaimer vereyim sonra; “vaktime yazık, derdini silkeyim, buraya yazacağına psikiyatriste git, sözlükte de ne çok ağlak var…” gibi düşünceler peyda olmasın o eşssiz ve kimsenin düşünmediğini sadece siz düşünüyorsunuz sanan beyninizde.
yazmaya geçmeden önce bir nüans paylaşayım. bir kafede oturuyorum şu an ve bir teyze yanıma geldi. elinde üç beş tane kalem. satıyormuş gibi yapıp dileniyor. para verdim. “teyze dedim kedim hasta ona dua et olur mu?”
ne demişler “sadaka bin belayı def eder.” etsin diye verdim evet. son zamanlarda çaresizlikten neye inanacağımı bile şaşırmış durumdayım.
dışarı çıktım. aklım evde kalmış olsa da belki biraz kendimi toplarım diye. kendimi toplamam roket bilimi gibi bir şey. zor yani. sevdiklerim acı çekerken ve mutsuzken bu olayın gerçekleşmesi ışık hızının bulunması kadar imkan dışı. insan yine de, “yine de..” diyor. insan işte…
hastalıklı zihnimle beni seven ve önemseyen insanlara yeterince eziyet ettiğim için biraz da buraya kusayım istiyorum dertlerimi. ama farkettiyseniz, nereden başlayacağımı tam bilemiyorum. gelişine yazacağım. plansız ve spontane. zaten hep böyle değil miyimdir?
kedim hasta. annem hasta. benim de birden fazla “hasta” olarak nitelendirebileceğim sorunlarım var. her şey belirsiz… kendimi şu an çerçevenin dışına alıyorum ve “size gelen bana gelsin annecim ve oğlum.” diyorum. bunu günlerdir o kadar içten diliyorum ki gerçekleşmesi lazım artık.
şu “korktuğunun başına gelmesi” söz öbeğini kim ortaya attı? bu düşünceyi ilk kim buldu ve söyledi? kendisine çok öfkeliyim. bunu söylerken benim gibi hemen hemen her şeyden korkan hastalıklı bir beyini hesaba katmadı sanırım. hayatımı silkti, sağolsun.
korkuyorum evet. şu an her şeyden ölümüne korkuyorum. korkudan zaman zaman ellerim titriyor. bedenimin her yerinde hissediyorum korkuyu. tamam abartılar insanıyım ama insanım be neticede. olmayı ben tercih etmedim, bir primat olarak kalabilirdim ben bana kalsaydı ama madem insan oldum bırakın insana özgü duyguları da yaşayayım. hata yapabilme, olumsuz düşünebilme, bazen kendini salabilme ve bazen pes edebilme hakkım olmalı diye düşünüyorum. bazen kendimde devam edecek gücü bulamıyorum. o gücü bulmak için dönüp baktığım iki varlık da… “hasta.”
yoruldum mesela. anlaşılabilir bir şey mi bu? bence yeterince. neyse.
özür dilerim ama yine ben. yine. ben. özür dilerim.
yazmaya geçmeden önce bir nüans paylaşayım. bir kafede oturuyorum şu an ve bir teyze yanıma geldi. elinde üç beş tane kalem. satıyormuş gibi yapıp dileniyor. para verdim. “teyze dedim kedim hasta ona dua et olur mu?”
ne demişler “sadaka bin belayı def eder.” etsin diye verdim evet. son zamanlarda çaresizlikten neye inanacağımı bile şaşırmış durumdayım.
dışarı çıktım. aklım evde kalmış olsa da belki biraz kendimi toplarım diye. kendimi toplamam roket bilimi gibi bir şey. zor yani. sevdiklerim acı çekerken ve mutsuzken bu olayın gerçekleşmesi ışık hızının bulunması kadar imkan dışı. insan yine de, “yine de..” diyor. insan işte…
hastalıklı zihnimle beni seven ve önemseyen insanlara yeterince eziyet ettiğim için biraz da buraya kusayım istiyorum dertlerimi. ama farkettiyseniz, nereden başlayacağımı tam bilemiyorum. gelişine yazacağım. plansız ve spontane. zaten hep böyle değil miyimdir?
kedim hasta. annem hasta. benim de birden fazla “hasta” olarak nitelendirebileceğim sorunlarım var. her şey belirsiz… kendimi şu an çerçevenin dışına alıyorum ve “size gelen bana gelsin annecim ve oğlum.” diyorum. bunu günlerdir o kadar içten diliyorum ki gerçekleşmesi lazım artık.
şu “korktuğunun başına gelmesi” söz öbeğini kim ortaya attı? bu düşünceyi ilk kim buldu ve söyledi? kendisine çok öfkeliyim. bunu söylerken benim gibi hemen hemen her şeyden korkan hastalıklı bir beyini hesaba katmadı sanırım. hayatımı silkti, sağolsun.
korkuyorum evet. şu an her şeyden ölümüne korkuyorum. korkudan zaman zaman ellerim titriyor. bedenimin her yerinde hissediyorum korkuyu. tamam abartılar insanıyım ama insanım be neticede. olmayı ben tercih etmedim, bir primat olarak kalabilirdim ben bana kalsaydı ama madem insan oldum bırakın insana özgü duyguları da yaşayayım. hata yapabilme, olumsuz düşünebilme, bazen kendini salabilme ve bazen pes edebilme hakkım olmalı diye düşünüyorum. bazen kendimde devam edecek gücü bulamıyorum. o gücü bulmak için dönüp baktığım iki varlık da… “hasta.”
yoruldum mesela. anlaşılabilir bir şey mi bu? bence yeterince. neyse.
özür dilerim ama yine ben. yine. ben. özür dilerim.
devamını gör...
her ay başını coşkuyla kutlayan insan
yarın faizli paralarım gelecek. kutlayayım bari. kedilere 10 kutu peynir.
devamını gör...
ekrem imamoğlu’nun ramazan ayında gizli gizli su içmesi
çok ciddi bir haber yakalamış sözlük ekibi. kanıta dayalı üstelik! bu sadece günah değil aynı zamanda bir insanlık suçu!
sen tut ramazanda gizli gizli su iç. halbuki ramazanda kadına bakarken dokunmadan boşalmak orucu bozmaz minvalinde beyan vermesi gerekiyordu marmara üniversitesi ilahiyat fakültesi profesörü hayrettin karaman gibi.
bu başlığın altına entry giren tüm sözlük yazarları cennetlik.*
sen tut ramazanda gizli gizli su iç. halbuki ramazanda kadına bakarken dokunmadan boşalmak orucu bozmaz minvalinde beyan vermesi gerekiyordu marmara üniversitesi ilahiyat fakültesi profesörü hayrettin karaman gibi.
bu başlığın altına entry giren tüm sözlük yazarları cennetlik.*
devamını gör...
seda sayan’ın hep erkeklerle evlendiği gerçeği
doğal.
devamını gör...
1 şubat 2026 galatasaray kayserispor maçı
muhtemelen yeni transferleri gene izleyemeyeceğimiz maçtır. şehidimiz singo yine yoktur. her maç sahada olan kadro ölene kadar oynamaya devam. sane yok. o beğenilmeyen barış olmasa kanada kimi koyacaklar acaba. ben o çocuğun sakatım diye oynamadığı maç hatırlamıyorum. akşam elit eksiciler yazar bir de ben barış'ı izlemek istemiyorum diye. sanki başka adam var.
galatasaray'ın içerde puan kaybetmemesi lazım, hele ki kayseri gibi ekiplere. zaten kocaeli, antep gibi takımlara gereksiz puanlar verdik. kazanıp yolumuza bakmalıyız.
edit: barış kart cezalısıymış.
bu arada altta biri gs'nin penaltı, kırmızı kart jokeri devreye girer yazmış. şu şekil yüzsüz, pişkin olacaksın bu hayatta.
maç sonu edit: ağustostan bu yana ilk defa penaltı kazandık, hayret. ikinci penaltı üzerinden kuşlar algı yapıyor. pozisyon vücuttan sekmiyor, geçen sene young boys maçında aponun vücudundan sekene penaltı verilmişti. ben yine de ikinci penaltıyı istemezdim ama maç 3-0'ken 90+3 de verilen penaltı üzerinden algı yapmak kimlerle uğraştığımızın kanıtı. adamların aldığı her penaltı geride oldukları anlarda.
lang da farklı bir hava alamadım. gelir gelmez uf puf çekilip birkaç hafta içinde bu herifi çok aradınız mı çekilen adamlar imajı var. bizim taraftar şimdi bişey görmüş gibi şişirdikçe şişirir.
galatasaray'ın içerde puan kaybetmemesi lazım, hele ki kayseri gibi ekiplere. zaten kocaeli, antep gibi takımlara gereksiz puanlar verdik. kazanıp yolumuza bakmalıyız.
edit: barış kart cezalısıymış.
bu arada altta biri gs'nin penaltı, kırmızı kart jokeri devreye girer yazmış. şu şekil yüzsüz, pişkin olacaksın bu hayatta.
maç sonu edit: ağustostan bu yana ilk defa penaltı kazandık, hayret. ikinci penaltı üzerinden kuşlar algı yapıyor. pozisyon vücuttan sekmiyor, geçen sene young boys maçında aponun vücudundan sekene penaltı verilmişti. ben yine de ikinci penaltıyı istemezdim ama maç 3-0'ken 90+3 de verilen penaltı üzerinden algı yapmak kimlerle uğraştığımızın kanıtı. adamların aldığı her penaltı geride oldukları anlarda.
lang da farklı bir hava alamadım. gelir gelmez uf puf çekilip birkaç hafta içinde bu herifi çok aradınız mı çekilen adamlar imajı var. bizim taraftar şimdi bişey görmüş gibi şişirdikçe şişirir.
devamını gör...
ekrem imamoğlu’nun ramazan ayında gizli gizli su içmesi
yasin okuyup içki içiyordu bir aralar. ne günlerdi be.
devamını gör...
seri katil kültürünün bizde olmaması
türkiye’de seri katil olayları çok nadir ve genellikle kısa sürede yakalanıyor, klasik amerikan dizilerindeki uzun soluklu, gizli katiller kültürü pek oluşmamış. bunun sebepleri hem sosyal hem kültürel.. aile ve mahalle bağları güçlü, insanlar birbirini gözetliyor, gizlice işlemek zor. kolluk ve hukuk sistemi de olayı hızla ortaya çıkarıyor. kısacası seri katil olmak için fırsat ve sabır yok gibi.
devamını gör...
seda sayan’ın hep erkeklerle evlendiği gerçeği
dikkat ediyorum seda sayan ne zaman evlense yanında bir erkek mutlaka görüyoruz. meğerse evlenirken tercih ettiği cinsiyet erkekmiş. yani bu olayı da tesadüflere bırakmıyor kraliçe, vallahi helal olsun.
fakat asıl soru şu olmalı, evlendikleri erkek olabilir, peki adamlar mı ?
fakat asıl soru şu olmalı, evlendikleri erkek olabilir, peki adamlar mı ?
devamını gör...
seri katil kültürünün bizde olmaması
liseliler bilmezler, üniversiteliler de bilmezler, hatta yüksek lisans yapanlar da bilmezler.
mobilya kaplamacı katili, koli bantlı katil, çivici katil, artvin canavarı gibi arada sırada yakın dönemimizde de çıkmıştı bunlar gibi psikopatlar.
dipnot : yalnız böyle vahşiliğin ve kötülüğün de kültürü olmaz sayın arkadaşlar.
mobilya kaplamacı katili, koli bantlı katil, çivici katil, artvin canavarı gibi arada sırada yakın dönemimizde de çıkmıştı bunlar gibi psikopatlar.
dipnot : yalnız böyle vahşiliğin ve kötülüğün de kültürü olmaz sayın arkadaşlar.
devamını gör...
nasıl birisin sorusunu portatif biriyimdir diye cevaplamak
mesajı aslında net, her ortama uyarım, olay çıkarsa ikiye katlanır bagaja girerim, fazla yer kaplamam demiş kısaca..
devamını gör...
ekrem imamoğlu’nun ramazan ayında gizli gizli su içmesi
iftarda da rakı balık yapıyormuş zaten. kendisine verecek oyun yok.
ben oyumu kul hakkı yiyene vericem.
ben oyumu kul hakkı yiyene vericem.
devamını gör...
tadı merak edilen şeyler
ıstakoz görüntüsü bana çok iç açıcı gelmediği için daha önce ikram teklifini reddetmiştim. ancak havyar da hiç yemedim, onun tadını merak ediyorum.
devamını gör...
sevgilisi olmayanların 14 şubat'ta yapacakları
yarım somuna ekstradan pastırma, acılı ketçap ve acılı mayonez de ekleyerek bu acılı günümde, acı acıyı söker diyerek bahsi yükselteceğim hadise.
devamını gör...
3 çocuklu kadının her yerde haklıyım tavrı
bu tablo, annelik kimliğini toplumsal kuralların üzerinde bir dokunulmazlık zırhı olarak kullanan, narsisistik bir performansın dışavurumu gibi göründü bana..
kadın, metroyu bir ulaşım aracı değil, kendi ideal anne rolünü sergilediği bir sahne olarak gördüğü için, kamusal alanı işgal etmeyi veya başkalarını iğreti etmeyi bir hak olarak algılamış, sergilediği o abartılı sevecenlik ve büyük hareketler aslında çocuklarına değil, çevreden beklediği o hayali onay ve hayranlık dolu bakışlara hizmet etmiş.
kadın, metroyu bir ulaşım aracı değil, kendi ideal anne rolünü sergilediği bir sahne olarak gördüğü için, kamusal alanı işgal etmeyi veya başkalarını iğreti etmeyi bir hak olarak algılamış, sergilediği o abartılı sevecenlik ve büyük hareketler aslında çocuklarına değil, çevreden beklediği o hayali onay ve hayranlık dolu bakışlara hizmet etmiş.
devamını gör...
seri katil kültürünün bizde olmaması
bizde varyantları var. arkası sağlam diye önüne geleni indirtenler, mağarada doğup kadınları vurduran, 3 kere evlilik yapıp 3 karısını da öldüren seri katil sayılmıyor bizde.
herkes kafasına yazmış dexter'ı, onun gibi kuralları olmayanlar seri katil sayılmıyor. mafyayla seri katilin ne farkı var ki. öylesine sarışınları öldürmekle, iş çıkarı için birkaç kişiyi öldürmenin farkı ne. ikisinde de birden fazla cinayet olmuyor mu. cinnet geçirdim diye eşinin ailesinden bir düzine insanı öldüren vardı, bu neden seri katil sayılmıyor.
herkes kafasına yazmış dexter'ı, onun gibi kuralları olmayanlar seri katil sayılmıyor. mafyayla seri katilin ne farkı var ki. öylesine sarışınları öldürmekle, iş çıkarı için birkaç kişiyi öldürmenin farkı ne. ikisinde de birden fazla cinayet olmuyor mu. cinnet geçirdim diye eşinin ailesinden bir düzine insanı öldüren vardı, bu neden seri katil sayılmıyor.
devamını gör...
aile bakanı'nın tüm bilgilerimiz abd'nin elinde itirafı
sadece abd olsa iyi tüm bilgiler çoluk çocuğun elinde.
devamını gör...


