zaman tüneli
de bağlacını ayıramayan insan
lan o kadar kitap oku
alıntılar afili sözler falan filan
sen gel de'yi da'yı ayırama
hemi de üst üste 2 kere sdfg
hep derim kitap okumak aptallarda işe yaramaz
alıntılar afili sözler falan filan
sen gel de'yi da'yı ayırama
hemi de üst üste 2 kere sdfg
hep derim kitap okumak aptallarda işe yaramaz
devamını gör...
feminizm normal kadından nefret eder
yıl olmuş 2026 tartıştığımız şeye bak dedirten başlık. acilen sözlükteki ilk insanları yüzyılımıza davet edelim.
devamını gör...
üstteki yazara 1 ile 10 arası puan ver
nickini üçe bölüp okumamızı isteyen yazar sanırım
demet-ev-garısı.
çıkan sonuca ben de şaşırdım. o yüzden 5/10
demet-ev-garısı.
çıkan sonuca ben de şaşırdım. o yüzden 5/10
devamını gör...
feminizm normal kadından nefret eder
feminiz global olarak fazlasıyla yanlış bir şeyin içerisine evrildi ve ana çıkış amacından koptu. feminist olduğunu iddia eden kimsenin bu işin kökünü ve gerçekten neyi savunduğunu bildiğini düşünmüyorum.
soyunup sokaklarda çıplak eylem yapmak,
küfürler etmek,
aşağılayıcı sloganlar atmak vb
bunlar feminizm'in kendi çekirdeğinde yok. feminizm maalesef kadınların - hayatlarındaki adamlara veya cevrelerine- kişisel kinlerini akıttıkları bir hazne haline geldi. bu tarz kişisel yaklaşımlar sanki ideolojinin doğası buymuş gibi çarpık bir anlayış geliştirdi. feminizm kadın haklarını korur fakat doğru yerden ve düzgün bir tonla. doğrusu modern toplumda gördüğümüz hali değil.
kişisel tavır veya yaklaşım, akımın kendisine mâl edilmemelidir.
soyunup sokaklarda çıplak eylem yapmak,
küfürler etmek,
aşağılayıcı sloganlar atmak vb
bunlar feminizm'in kendi çekirdeğinde yok. feminizm maalesef kadınların - hayatlarındaki adamlara veya cevrelerine- kişisel kinlerini akıttıkları bir hazne haline geldi. bu tarz kişisel yaklaşımlar sanki ideolojinin doğası buymuş gibi çarpık bir anlayış geliştirdi. feminizm kadın haklarını korur fakat doğru yerden ve düzgün bir tonla. doğrusu modern toplumda gördüğümüz hali değil.
kişisel tavır veya yaklaşım, akımın kendisine mâl edilmemelidir.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
buralar halâ dutluk. *
devamını gör...
sözlükten soğutan durumlar
epstein istismarından ortalık çalkalanıyor fakat sözlükte adam akıllı bunun hakkında konuşan tek başlık yok. bence gayet yeterli bir sebep. gündem çok ağır, sözlüğün içi gereksiz bir sürü konunun çöplüğü halinde şu an. aferim, böyle görmezden gelelim. belki görmezsek, yok olur.
türkiye'nin tipik tavrı. hoş geldiniz.
türkiye'nin tipik tavrı. hoş geldiniz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının oynadığı oyunlar
*online olarak call of duty- sık sık oynarım, bu aralar pek bakmasam da.
*futbolla hiç alakam kalmasa da binde bir fm, eski fm'ler ama.
*son dönemde oynamadığım retro oyun serileri, mesela en son stalker serisine başladım.
ve bunların yanında yine sims, age of empires vs. vs. tarzı vakit öldüren simülasyon oyunları.
*futbolla hiç alakam kalmasa da binde bir fm, eski fm'ler ama.
*son dönemde oynamadığım retro oyun serileri, mesela en son stalker serisine başladım.
ve bunların yanında yine sims, age of empires vs. vs. tarzı vakit öldüren simülasyon oyunları.
devamını gör...
okan buruk
ztk maçı sonrasında röportajlarında
saçma sapan konuşan adam
şuna mikrofon vermeyin ya
basın sözcüsü desin ne dicekse
saçma sapan konuşan adam
şuna mikrofon vermeyin ya
basın sözcüsü desin ne dicekse
devamını gör...
feminizm normal kadından nefret eder
18.yy döneminde eşit hak ve özgürlük isteyen fransız kadın ve filozofların ortaya çıkardığı, temel yapısı cinsiyet ayrımı olmaksızın eşitlik ve hürriyet olan teori.
o dönemde ses getirecek ve olması gereken bir eylemden, günümüzde fanatizm uyandıracak bir şekilde ortaya çıkmakta ne yazık ki.
şu anda bu teori; erkeklerin yaşamasını istemeyen, ütopik dünyalarında yalnızca kadın gücünün olduğunu varsayan fanatikleri bulundurur. bu düşünceye neden olan geçerli korkunç sebepler olsa da toplu katliama lüzum yoktur.
bu teoriye karşı erkeklerde kendi hak ve hürriyetlerini savunmak için maskülizm terorisini savunur.
şahsi açımdan, şu anda temel eşitsizlik kadın/erkek görmediğim için ikisine de gerek duymam.
ikisi de benden nefret edebilir.
o dönemde ses getirecek ve olması gereken bir eylemden, günümüzde fanatizm uyandıracak bir şekilde ortaya çıkmakta ne yazık ki.
şu anda bu teori; erkeklerin yaşamasını istemeyen, ütopik dünyalarında yalnızca kadın gücünün olduğunu varsayan fanatikleri bulundurur. bu düşünceye neden olan geçerli korkunç sebepler olsa da toplu katliama lüzum yoktur.
bu teoriye karşı erkeklerde kendi hak ve hürriyetlerini savunmak için maskülizm terorisini savunur.
şahsi açımdan, şu anda temel eşitsizlik kadın/erkek görmediğim için ikisine de gerek duymam.
ikisi de benden nefret edebilir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının oynadığı oyunlar
cyberpunk aldım
zerre oynayasım yok
zerre oynayasım yok
devamını gör...
the big c
ah açılın; gözümde kurumayan yaşımla, boğazıma yumru gibi oturan tazecik hüznümle geldim.
yine paramparça olduğum, yine hayat ve ölüm arasındaki o incecik çizginin üzerinde dolaştığım bir yolculuktan geldim.
dizinin künyesine kısaca değinirsek: darlene hunt’ın yaratıcısı olduğu, laura linney’nin kariyerindeki en güçlü performanslardan biriyle başrolü sırtlandığı, dört sezonluk ve dört başı mamur bir dizi.
bu öyle bir yolculuk ki; bir dostun, bir annenin, bir eşin, bir kardeşin, bir evladın, bir hayvan dostun kaybının izini sürüyoruz. ölümü hayatın sıradan akışı içinde, yaşanması mutlak bir gerçek olarak anlatıyor; bunu yaparken de ölüme yaklaşan bir insanın kendisini keşfedip çiçekler açışını izletiyor.
melankoliye yatkın biri değilim ama ölüm üzerine —ki ölümün hayatın en büyük ve belki de tek gerçek acısı olduğuna inanırım— okumayı, izlemeyi; o sır perdesini aralamaya çalışmayı severim.
sır perdesi derken ölümden sonrasını kastetmiyorum elbette. bana ne ki ölümden sonrasından? ben yaşamı, yani ölüme varan o yolculuktaki maceraları; ve nihayetinde son dönemeçteki sırları merak ediyorum.
bir insanın öleceğini bilmesi başlı başına ağır bir yükken, aşağı yukarı ne zaman öleceğini bilmesi akıl almaz derecede yorucu bir bilgi olsa gerek.
dizi de bu bilgiyle baş edebilmeyi, bazen baş edememeyi; bazen beklenen kendi ölümünken bir dosta veda etmeyi ve yine hayat karşında planların işlevsiz olduğunu şahane bir ustalıkla anlatıyor.
"seni seviyorum" diyemeyenlerin, veda etmeye gücü yetmeyenlerin bunları bambaşka yollarla yaptığını; sevginin tek bir yolu olmadığını, onu ifade etmenin binlerce varyasyonu olduğunu inanılmaz inceliklerle aktaran bir hikaye aynı zamanda.
bocalamayı, hata yapmayı, düşüp yeniden kalkmayı, yani insan olmayı şahane bir sanat gibi gözler önüne seriyor.
beni yine bolca ağlatan, bolca güldüren, bolca tanıdığım bir hikayenin içinde hissettiren sıcacık bir diziydi. şahane bir yolculuğa eşlik ettim, o yüzden de hayatı anlamlandırmaya çalışırken azıcık da olsa bir katkı arayan herkese şiddetle tavsiyemdir.
yine paramparça olduğum, yine hayat ve ölüm arasındaki o incecik çizginin üzerinde dolaştığım bir yolculuktan geldim.
dizinin künyesine kısaca değinirsek: darlene hunt’ın yaratıcısı olduğu, laura linney’nin kariyerindeki en güçlü performanslardan biriyle başrolü sırtlandığı, dört sezonluk ve dört başı mamur bir dizi.
bu öyle bir yolculuk ki; bir dostun, bir annenin, bir eşin, bir kardeşin, bir evladın, bir hayvan dostun kaybının izini sürüyoruz. ölümü hayatın sıradan akışı içinde, yaşanması mutlak bir gerçek olarak anlatıyor; bunu yaparken de ölüme yaklaşan bir insanın kendisini keşfedip çiçekler açışını izletiyor.
melankoliye yatkın biri değilim ama ölüm üzerine —ki ölümün hayatın en büyük ve belki de tek gerçek acısı olduğuna inanırım— okumayı, izlemeyi; o sır perdesini aralamaya çalışmayı severim.
sır perdesi derken ölümden sonrasını kastetmiyorum elbette. bana ne ki ölümden sonrasından? ben yaşamı, yani ölüme varan o yolculuktaki maceraları; ve nihayetinde son dönemeçteki sırları merak ediyorum.
bir insanın öleceğini bilmesi başlı başına ağır bir yükken, aşağı yukarı ne zaman öleceğini bilmesi akıl almaz derecede yorucu bir bilgi olsa gerek.
dizi de bu bilgiyle baş edebilmeyi, bazen baş edememeyi; bazen beklenen kendi ölümünken bir dosta veda etmeyi ve yine hayat karşında planların işlevsiz olduğunu şahane bir ustalıkla anlatıyor.
"seni seviyorum" diyemeyenlerin, veda etmeye gücü yetmeyenlerin bunları bambaşka yollarla yaptığını; sevginin tek bir yolu olmadığını, onu ifade etmenin binlerce varyasyonu olduğunu inanılmaz inceliklerle aktaran bir hikaye aynı zamanda.
bocalamayı, hata yapmayı, düşüp yeniden kalkmayı, yani insan olmayı şahane bir sanat gibi gözler önüne seriyor.
beni yine bolca ağlatan, bolca güldüren, bolca tanıdığım bir hikayenin içinde hissettiren sıcacık bir diziydi. şahane bir yolculuğa eşlik ettim, o yüzden de hayatı anlamlandırmaya çalışırken azıcık da olsa bir katkı arayan herkese şiddetle tavsiyemdir.
devamını gör...
üstteki yazara 1 ile 10 arası puan ver
adam gibi adam
sözlüğün en karizmatik yakışıklı erkek yazarı
10 puan üzerinden 99
sözlüğün en karizmatik yakışıklı erkek yazarı
10 puan üzerinden 99
devamını gör...
anadolu huzura öcalan umuda
(bkz: bahçeli mezara, ocalan amuda)
devamını gör...
sözlük yazarlarının oynadığı oyunlar
studyoya gittikce metal slug. hayvan gibi sardik atari oyunlarina, feci gidiyor.
devamını gör...
sözlük yazarlarının oynadığı oyunlar
mobilde the room serisini oynayın efsanedir.
devamını gör...
normal sözlük
burası niye hala var anlamıyorum. şu mevcut durumuyla kadın yazarların 3-4 günde bir fotoğraf attığı ve abazanlar sayesinde taş çatlasa 40 begeni aldıkları bir yer. en büyük sözlük etkileşimi de bu zaten.
reklam desen yok. bura nasıl ayakta kalıp para kazanıyor anlamıyorum.
reklam desen yok. bura nasıl ayakta kalıp para kazanıyor anlamıyorum.
devamını gör...
üstteki yazara 1 ile 10 arası puan ver
yazarlığıyla ilgili bir anket diye düşünüyorum. bayağı sağlam bir yazarmış ve fotoğraf çekme konusunda da iyiymiş. o yüzden 9 diyorum.
devamını gör...
sözlükten soğutan durumlar
hadi tanımı geçtim, 4 kelimelik cümle yazıp nokta koymayan cahiller.
devamını gör...

