zaman tüneli
söz gümüşse şükür altındır atasözünün miadını doldurması
atalar anlatımda simgeciliğe başvurmuşlardır. bu da atasözünün zamansızlığını sağlar. gümüşün değeri hiçbir zaman altını yakalayamaz. çünkü altın kıttır.
not: başlık gözden geçirilmeli.
not: başlık gözden geçirilmeli.
devamını gör...
tut şunun ucunu döşeyelim abi
hiçbir şey olmaz fırat bu abi.
devamını gör...
tut şunun ucunu döşeyelim abi
devamını gör...
samsung galaxy s21
allahtan onlarca mod rom var ki cihaz harcanmıyor temizine sağlam bir rom atın 2-3 sene daha kullanın.
devamını gör...
pokemon go
ilk çıktığından beri oynadığım oyun. artık sarmıyor ama arada yürüyüş yaparken halen pokemon yakalarken buluyorum kendimi. alışkanlık herhalde.
devamını gör...
söz gümüşse şükür altındır atasözünün miadını doldurması
doğrusu sükut değil miydi hocam? olmayan atasözü nasıl miadını doldurabilir ki?
t: sükut-u hayale uğratan bir başlık ve yazar.
t: sükut-u hayale uğratan bir başlık ve yazar.
devamını gör...
içmedeyiz normal sözlük
afiyet olsun arkadaşlar, benim yerime de için. sağlık dolayısıyla içmem yasaklandı, artık fotoğraflarınızı koklar koklar o eski günleri hatırlarım ya da sizlerin o keyifli sofralarınıza hayali şekilde misafir olurum.
devamını gör...
söz gümüşse şükür altındır atasözünün miadını doldurması
bir atasözünün miadını doldurduğuna ilk kez şahit oluyorum arkadaşlar.
günümüz türkiye’sinde hatta dünyasında gümüş piyasası, altın piyasasından daha hızlı büyüyen bir piyasa haline geldi.
sonuç olarak diyebilirim ki artık sükut yani susmak filan yok. atalarımız bu konuda ilk kez yanılmışlar.
#3878936 evet tabii ki doğrusu sükut olacak, benim telefon yine güya düzeltmiş kafasına göre kelimeyi, ben de sükut-u hayale uğradım..
edit: moderasyon lütfen başlığı düzeltir misiniz..
günümüz türkiye’sinde hatta dünyasında gümüş piyasası, altın piyasasından daha hızlı büyüyen bir piyasa haline geldi.
sonuç olarak diyebilirim ki artık sükut yani susmak filan yok. atalarımız bu konuda ilk kez yanılmışlar.
#3878936 evet tabii ki doğrusu sükut olacak, benim telefon yine güya düzeltmiş kafasına göre kelimeyi, ben de sükut-u hayale uğradım..
edit: moderasyon lütfen başlığı düzeltir misiniz..
devamını gör...
yapay zeka ile sexting yapmak
bir kişi de o kadar da düşmedik dememiş ona şaşırıyorum. o kadar kişisiniz, ayıp ya.
devamını gör...
yapay zeka ile sexting yapmak
bu tip davranışlar, hayaller, paylaşımlar bi bana mı boş iş geliyor anlamıyorum. vizyona, hayale bak çay demle diyorum ve çay demlemeye gidiyorum.
devamını gör...
ellerimde çiçekler
kolunda bilezikler
oy sana sarılayım
oy sana sarılayım
devamını gör...
7 şubat 2026 yusuf tekin’in ramazan ayı açıklaması
parti devleti, kendini zorla dayatır. azim betonu deler. ama duvar da üzerine yıkılır. enkazdan yine biz çıkarırız zalimi. çünkü biz 'halkız'.
devamını gör...
hiç aldatmamış erkek
ziyandadir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının isimleri
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hikayeleri
ankara’da kışın geldiğini iyiden iyiye hissettiren keskin bir soğuk uyandırdı sabah ezanı ile sadık’ı uykusundan. geceyi aç geçirmişti. belki yiyecek bırakan olmuştur ümidiyle çöpün yanına seğirtti usul usul. bugün de unuttular beni!
rasim ve çetesinin durumuna diyecek yoktu. mahalleli korkusundan bunların mamasını eksik etmiyor, sağa sola saldırmasınlar diye her gün yiyeceklerini muntazam bir şekilde kendi çöplükleri haline getirdikleri tarlanın kenarına bırakıyordu. rasim, çetenin lideri. alacalı tüyleri, baktıkça insanı ürküten kocaman gözleri, alanına girenleri uzak tutmaya yarayan gür bir havlaması olan beş yaşında bir erkek. çete lideri olmanın verdiği özgüvenle yanında bir değil iki dişi ona yarenlik ediyor. gün boyu miskin miskin sağda solda sürten rasim gece olunca sokaktan geçenlere dadanıyor. en son yedi yaşında bir çocuğu bisikletinden düşürüp paçasından sürükledi, sonrasında salyalar akan ağzından mahalleli zor aldı çocuğu. müdahale edilmedikçe sapıtan rasim zamanında kendisini alıp barınağa götürecek belediye ekiplerinin elinden de yarenleri sayesinde kurtulmuştu. mahalleli sabah işe giderken kendinden uzak tutmak için elinde değnek, cebinde taş tarlanın mümkün mertebe uzağından yollanıyordu.
idil bu sabah işe giderken sadık’ta bir haller olduğunu hissetti. servisin gelmesine daha beş dakika olduğu için yanına gidip başını okşayarak onunla konuşmaya çalıştı. sadık gözlerini kaçırıyordu. boğazında derinlerden gelen bir hırıltı belli belirsiz duyuluyordu. idil elini tüyleri arasında gezdirirken bir anda kana bulandığını fark etti. sadık yaralanmıştı. dün gece sitenin bahçesinden gelen gürültülerin sebebi şimdi anlaşıldı. rasim ve çetesi sadık’ı her zaman uyuduğu kömürlüğün önünde sıkıştırıp hırpalamıştı. idil’in gözünden süzülen yaşlar ankara ayazıyla buz kesti yanaklarında. servisin kornası ile irkildi, gitmesi gerekiyordu.
sadık yaralı bir biçimde birkaç gün kömürlükten hiç çıkmadı. yiyecek, içecek sıkıntısı çekmedi idil sayesinde, yaralarına da pansuman yapılmıştı. zaten yaşlı ve biraz da hastaydı. bu hırpalanma da üstüne tuz biber ekti. savaşmak istiyordu ama yalnızdı. öfkesini içine gömdü ve birkaç gün kıpırdamadan dinlendi. gücünü toplayıp iyileşince dışarı çıkma zamanı gelmişti. sisli bir pazar sabahı kömürlüğün kapısı önünde idil’i gördü. hafta sonu olduğu için işe gitmemişti. günün neredeyse tamamını beraber geçirip oyun oynadılar. ikindi vakti idi eve döndü, sadık da kömürlüğüne.
pazar gece gece kimdi bu arayan. idil telefonu açtığında annesinin ağlamaklı sesini işitti. ne oldu diyemeden babasının aniden rahatsızlandığını, hastaneye gelmesi gerektiğini işitti cızırtılı sesten. çabucak hazırlandı. evden o kadar ani çıkmıştı ki arabanın anahtarını unuttu. tam site kapısından geri dönerken üç tane köpeğin üzerine atıldığını gördü. sessiz ve derinden gelmişlerdi bu sefer. hazırlıksız yakalanan idil’i bacağından tutup sürüklemeye başlayan rasim aniden ensesinde bir acı hissetti. sanki bir mengene boynunu sıkıştırıyor, nefes almasını engelliyordu. yarenleri de toz olup gitmişlerdi bir anda, yalnız kalmıştı. sadık çenesi kitlenmiş bir biçimde tüm gücüyle rasim’in boynunu sıkıyordu. birkaç nefessiz dakika, sonrasında rasim’in bacakları çözüldü. aniden yere yığıldı.
idil sadık’la göz göze geldiğinde borcunu ödemiş olan ama masumiyetini yitiren birini görüyordu. keşke seni o kömürlükten dışarı bırakmasaydım dedi içinden ama bir yandan da kurtulduğuna seviniyordu.
rasim ve çetesinin durumuna diyecek yoktu. mahalleli korkusundan bunların mamasını eksik etmiyor, sağa sola saldırmasınlar diye her gün yiyeceklerini muntazam bir şekilde kendi çöplükleri haline getirdikleri tarlanın kenarına bırakıyordu. rasim, çetenin lideri. alacalı tüyleri, baktıkça insanı ürküten kocaman gözleri, alanına girenleri uzak tutmaya yarayan gür bir havlaması olan beş yaşında bir erkek. çete lideri olmanın verdiği özgüvenle yanında bir değil iki dişi ona yarenlik ediyor. gün boyu miskin miskin sağda solda sürten rasim gece olunca sokaktan geçenlere dadanıyor. en son yedi yaşında bir çocuğu bisikletinden düşürüp paçasından sürükledi, sonrasında salyalar akan ağzından mahalleli zor aldı çocuğu. müdahale edilmedikçe sapıtan rasim zamanında kendisini alıp barınağa götürecek belediye ekiplerinin elinden de yarenleri sayesinde kurtulmuştu. mahalleli sabah işe giderken kendinden uzak tutmak için elinde değnek, cebinde taş tarlanın mümkün mertebe uzağından yollanıyordu.
idil bu sabah işe giderken sadık’ta bir haller olduğunu hissetti. servisin gelmesine daha beş dakika olduğu için yanına gidip başını okşayarak onunla konuşmaya çalıştı. sadık gözlerini kaçırıyordu. boğazında derinlerden gelen bir hırıltı belli belirsiz duyuluyordu. idil elini tüyleri arasında gezdirirken bir anda kana bulandığını fark etti. sadık yaralanmıştı. dün gece sitenin bahçesinden gelen gürültülerin sebebi şimdi anlaşıldı. rasim ve çetesi sadık’ı her zaman uyuduğu kömürlüğün önünde sıkıştırıp hırpalamıştı. idil’in gözünden süzülen yaşlar ankara ayazıyla buz kesti yanaklarında. servisin kornası ile irkildi, gitmesi gerekiyordu.
sadık yaralı bir biçimde birkaç gün kömürlükten hiç çıkmadı. yiyecek, içecek sıkıntısı çekmedi idil sayesinde, yaralarına da pansuman yapılmıştı. zaten yaşlı ve biraz da hastaydı. bu hırpalanma da üstüne tuz biber ekti. savaşmak istiyordu ama yalnızdı. öfkesini içine gömdü ve birkaç gün kıpırdamadan dinlendi. gücünü toplayıp iyileşince dışarı çıkma zamanı gelmişti. sisli bir pazar sabahı kömürlüğün kapısı önünde idil’i gördü. hafta sonu olduğu için işe gitmemişti. günün neredeyse tamamını beraber geçirip oyun oynadılar. ikindi vakti idi eve döndü, sadık da kömürlüğüne.
pazar gece gece kimdi bu arayan. idil telefonu açtığında annesinin ağlamaklı sesini işitti. ne oldu diyemeden babasının aniden rahatsızlandığını, hastaneye gelmesi gerektiğini işitti cızırtılı sesten. çabucak hazırlandı. evden o kadar ani çıkmıştı ki arabanın anahtarını unuttu. tam site kapısından geri dönerken üç tane köpeğin üzerine atıldığını gördü. sessiz ve derinden gelmişlerdi bu sefer. hazırlıksız yakalanan idil’i bacağından tutup sürüklemeye başlayan rasim aniden ensesinde bir acı hissetti. sanki bir mengene boynunu sıkıştırıyor, nefes almasını engelliyordu. yarenleri de toz olup gitmişlerdi bir anda, yalnız kalmıştı. sadık çenesi kitlenmiş bir biçimde tüm gücüyle rasim’in boynunu sıkıyordu. birkaç nefessiz dakika, sonrasında rasim’in bacakları çözüldü. aniden yere yığıldı.
idil sadık’la göz göze geldiğinde borcunu ödemiş olan ama masumiyetini yitiren birini görüyordu. keşke seni o kömürlükten dışarı bırakmasaydım dedi içinden ama bir yandan da kurtulduğuna seviniyordu.
devamını gör...
lisenko olayı
vikipediden okurken bu lisenko'nun bakışlarındaki ''mesnetsiz özgüveni'' ve müstehzi gülüşü putin'e benzettim.
devamını gör...


