zaman tüneli
pilates yapan kedi
tüm kediler bu sınıfa girebilir ama benim ilgi alanıma ve göz radarıma giren kedi tarçın hanım.
tarçın son zamanlarda kafayı platesle bozdu. sabahları mama kabının başında ısınma hareketleri yapıyor, ton balığını protein kaynağı olarak görüp temiz besleniyorum triplerine giriyor.
evdeki orta sehpayı bench bellemiş, iki patisini koyup ciddi ciddi göğüs çalışıyor. gerçi çoğu zaman sehpa onu çalıştırıyor ama olsun, mücadele ruhu önemli..
gece üçte salon kapalı diye evi kardiyo alanına çeviriyor, koridorda bir uçtan bir uca sprint atıp halıya slide yaparak bitiriyor antrenmanını. aynanın karşısına geçip tüylerini kabartarak core sıkı, form yerinde bakışı atması yok mu… tam bir fitness fenomeni..
leg day’den sonra kum kabına çökerkenki o yorgun ama gururlu hali ise görülmeye değer. tabii rest day dediği günler 16 saat kesintisiz uyuyup kaslar dinlenmeden büyümez diye miyavlamayı da ihmal etmiyor.
kısacası tarçın, bizim evin en disiplinli ama en pofuduk plates şampiyonu..
tarçın son zamanlarda kafayı platesle bozdu. sabahları mama kabının başında ısınma hareketleri yapıyor, ton balığını protein kaynağı olarak görüp temiz besleniyorum triplerine giriyor.
evdeki orta sehpayı bench bellemiş, iki patisini koyup ciddi ciddi göğüs çalışıyor. gerçi çoğu zaman sehpa onu çalıştırıyor ama olsun, mücadele ruhu önemli..
gece üçte salon kapalı diye evi kardiyo alanına çeviriyor, koridorda bir uçtan bir uca sprint atıp halıya slide yaparak bitiriyor antrenmanını. aynanın karşısına geçip tüylerini kabartarak core sıkı, form yerinde bakışı atması yok mu… tam bir fitness fenomeni..
leg day’den sonra kum kabına çökerkenki o yorgun ama gururlu hali ise görülmeye değer. tabii rest day dediği günler 16 saat kesintisiz uyuyup kaslar dinlenmeden büyümez diye miyavlamayı da ihmal etmiyor.
kısacası tarçın, bizim evin en disiplinli ama en pofuduk plates şampiyonu..
devamını gör...
sözlüğün ölü saatlerinde başlık açmak
devamını gör...
sözlüğün ölü saatlerinde başlık açmak
sözlüğün ölü saatlerinde başlık açmanın ayrı bir huzuru vardır. daha uzun süre akışta kalır. gündüzün kalabalığında kaybolmaz, kendi sessizliğinde ağır ağır süzülür. o saatlerde yazılan şey okunmak için değil, yazmak için yazılır. birilerine yetişme telaşı yoktur, beğeni kovalamak yoktur. daha dingin bir ruh hali verir insana, klavyeyle baş başa kalırsın. bir nevi kafadaki irini akıtmak gibidir bu.. içinde biriken düşünceler, takıntılar, cümleye dönüşüp çıkar. sabah olduğunda belki kalabalık arasında silinir gider ama o gece, sahibine iyi gelmiştir.
devamını gör...
2025 yılında diyarbakır’da kullanılan kaçak elektrik oranı
diyarbakır dedin urfa verdin. ne iş? acısız adana misali mi?
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
kimin ihtiyacı olduysa iki elim kanda koşa koşa gittim ama ben gidecek kimse bulamadım. işte öyleli şeyler.
devamını gör...
bir delinin sayıklamaları
saat 03:14..
evrenin pi sayısı tam burada benden nefret etmeye karar vermiş gibi.
dört yıldır aynı saatte uyanıyorum, sanki birileri uzaktan kumandayla pause tuşuna basıp sonra play'e geçmiş gibi.
ama görüntü donuk değil, sadece ben donukmuşum gibi hissediyorum.
ayna artık bana sen misin diye sormuyor.
direkt bu saatte ne işin var hala burada, diyor.
cevap veremiyorum.
çünkü dilim damağımda yapışık bir keşke parçası.
bu defterin 47. sayfası..
bir intihar notu ile alışveriş listesi arasında
kararsız kalmış bir melez yaratık.
“süt, yumurta, ekmek, intihar etmek için uygun bir çatı katı”
yazının sonu titriyor, çünkü kalem o anda “ya süt bitmişse?” diye paniklemiş.
karanlık bana her gece aynı soruyu soruyor :
“peki ya gerçekten deli değilsen..?”
o zaman bütün bu tiyatro niye?
bütün bu gölgelerle dans, bu tek kişilik absürt komedi niye?
cevap basit ve iğrenç derecede komik :
çünkü normal olmak da bir tür delilik.
sadece daha kalabalık bir akıl hastanesi.
ama işte,
sol elimin serçe parmağının tırnağının altında
minicik, küstah, lime lime bir umut parçası var.
adını “belki yarın” koydum.
her sabah onu törpülemem gerekiyor yoksa
büyüyüp bütün tırnağı ele geçiriyor, sonra da
“hadi kalk, dünya seni bekliyor” diye ağzımın içinden konuşmaya başlıyor.
dünya mı..?
o herhalde yanlış numarayı çevirmiş.
yine de itiraf edeyim:
bazı geceler, perdelerin arkasından sızan sokak lambasının ışığı
tam bir sapık gibi bakıyor bana.
ama o ışıkta öyle arsız, öyle küstah bir altın tonu var ki
insan dayanamayıp düşünüyor :
“madem bu kadar ısrarcısın…
belki bir kahve içeriz sabah..?”
geceyi kandırıyorum.
ona “tamam yenildim, bırak artık” diyorum.
sonra sırtımı dönüp uyuyor gibi yapıyorum.
o sevinçle çekilirken ben gözlerimi açıyorum
ve karanlığın sırtına tükürüyorum.
çok küçük, çok sessiz bir zafer.
ama zafer işte.
tadında hafif vanilya ve intikam var.
bu defter yanıyor mu bilmiyorum.
belki ben yanıyorum.
belki ikimiz de birer kibritiz
ve aynı anda çakılıyoruz.
ama dumanı güzel kokuyor.
sanki yanarken bile
içinde kek pişirmiş bir nine var.
şimdi sıra sende, sabah.
ya gelmeyeceksin
ya da geldiğinde beni bu halde bulacaksın :
elinde yarım fincan soğumuş kahve,
diğer elde beton çatlatmış bir filiz sapı,
yüzümde “ben aslında çoktan öldüm ama ölüm bile beni ciddiye almıyor” ifadesi.
ve eğer gelirsen…
sana çok kötü bir espri anlatacağım :
“ölüm niye gecikti biliyor musun?”
“çünkü trafik vardı..
ve ben yanlış şeritteydim.
ama hala solluyorum.”
gül bakalım.
biraz olsun aydınlansın şu oda.
çünkü ışık komik şeydir.
en çok da
insan ona inanmadığı zaman güler..
evrenin pi sayısı tam burada benden nefret etmeye karar vermiş gibi.
dört yıldır aynı saatte uyanıyorum, sanki birileri uzaktan kumandayla pause tuşuna basıp sonra play'e geçmiş gibi.
ama görüntü donuk değil, sadece ben donukmuşum gibi hissediyorum.
ayna artık bana sen misin diye sormuyor.
direkt bu saatte ne işin var hala burada, diyor.
cevap veremiyorum.
çünkü dilim damağımda yapışık bir keşke parçası.
bu defterin 47. sayfası..
bir intihar notu ile alışveriş listesi arasında
kararsız kalmış bir melez yaratık.
“süt, yumurta, ekmek, intihar etmek için uygun bir çatı katı”
yazının sonu titriyor, çünkü kalem o anda “ya süt bitmişse?” diye paniklemiş.
karanlık bana her gece aynı soruyu soruyor :
“peki ya gerçekten deli değilsen..?”
o zaman bütün bu tiyatro niye?
bütün bu gölgelerle dans, bu tek kişilik absürt komedi niye?
cevap basit ve iğrenç derecede komik :
çünkü normal olmak da bir tür delilik.
sadece daha kalabalık bir akıl hastanesi.
ama işte,
sol elimin serçe parmağının tırnağının altında
minicik, küstah, lime lime bir umut parçası var.
adını “belki yarın” koydum.
her sabah onu törpülemem gerekiyor yoksa
büyüyüp bütün tırnağı ele geçiriyor, sonra da
“hadi kalk, dünya seni bekliyor” diye ağzımın içinden konuşmaya başlıyor.
dünya mı..?
o herhalde yanlış numarayı çevirmiş.
yine de itiraf edeyim:
bazı geceler, perdelerin arkasından sızan sokak lambasının ışığı
tam bir sapık gibi bakıyor bana.
ama o ışıkta öyle arsız, öyle küstah bir altın tonu var ki
insan dayanamayıp düşünüyor :
“madem bu kadar ısrarcısın…
belki bir kahve içeriz sabah..?”
geceyi kandırıyorum.
ona “tamam yenildim, bırak artık” diyorum.
sonra sırtımı dönüp uyuyor gibi yapıyorum.
o sevinçle çekilirken ben gözlerimi açıyorum
ve karanlığın sırtına tükürüyorum.
çok küçük, çok sessiz bir zafer.
ama zafer işte.
tadında hafif vanilya ve intikam var.
bu defter yanıyor mu bilmiyorum.
belki ben yanıyorum.
belki ikimiz de birer kibritiz
ve aynı anda çakılıyoruz.
ama dumanı güzel kokuyor.
sanki yanarken bile
içinde kek pişirmiş bir nine var.
şimdi sıra sende, sabah.
ya gelmeyeceksin
ya da geldiğinde beni bu halde bulacaksın :
elinde yarım fincan soğumuş kahve,
diğer elde beton çatlatmış bir filiz sapı,
yüzümde “ben aslında çoktan öldüm ama ölüm bile beni ciddiye almıyor” ifadesi.
ve eğer gelirsen…
sana çok kötü bir espri anlatacağım :
“ölüm niye gecikti biliyor musun?”
“çünkü trafik vardı..
ve ben yanlış şeritteydim.
ama hala solluyorum.”
gül bakalım.
biraz olsun aydınlansın şu oda.
çünkü ışık komik şeydir.
en çok da
insan ona inanmadığı zaman güler..
devamını gör...
efsane
bir göktan parçası.
az önce tesadüfen çıktı listede ve ben - en azından nakaratını- hâlâ bağıra bağıra söyleyebildiğimi fark ettim.
ama dün biri adını söyledi. bende bugün yok mesela.
nasıl oluyor bu arkadaş?
ne güzel parça.
az önce tesadüfen çıktı listede ve ben - en azından nakaratını- hâlâ bağıra bağıra söyleyebildiğimi fark ettim.
ama dün biri adını söyledi. bende bugün yok mesela.
nasıl oluyor bu arkadaş?
ne güzel parça.
devamını gör...
sözlükte personasına tav olunan erkek olmak
siz çekilin, benden bahsediyor.
e doğruya doğru...
e doğruya doğru...
devamını gör...
moderatörlere çatmak
rakam olunca hevesim kaçıyor. rakamın nesine çatayım.
devamını gör...
sözlükte personasına tav olunan erkek olmak
#3884364
persona'n kötü değil bence arada hanımcı atak geçiriyorsun onun dışında bir sorunun yok :) onu da artık normal görmeye başladık şu sıralar.
persona'n kötü değil bence arada hanımcı atak geçiriyorsun onun dışında bir sorunun yok :) onu da artık normal görmeye başladık şu sıralar.
devamını gör...
moderatörlere çatmak
ata sporumuz gibidir.
devamını gör...
sözlükte personasına tav olunan erkek olmak
+40 olmak da yetmiyor.
devamını gör...
şişli kesik baş cinayetinde bir kurban daha bulunması
bu orta asya kökenlilerde bir başka sertlik söz konusu. kesip doğrama işinde meziyetli gibiler:
şişli'deki 'kesik baş' cinayetinde kan donduran gerçek! dehşet evinde bir kadını daha parçalayarak katletmişler
şişli'de hurda toplayıcı tarafından cesedi çöp konteynerinde bulunan özbekistan uyruklu durdona khakımova'nın öldürüldüğü ümraniye'deki evde yine özbekistanlı ergashalieva sayyora(32)'nın parçalanarak öldürüldüğü ortaya çıktı. şüphelilerin sayyora'yı da öldürüp, parçaladıkları cesedini istanbul'da farklı ilçelerin çöp konteynerlerine attıkları belirlendi.
tv100 haberi buradan
şişli'deki 'kesik baş' cinayetinde kan donduran gerçek! dehşet evinde bir kadını daha parçalayarak katletmişler
şişli'de hurda toplayıcı tarafından cesedi çöp konteynerinde bulunan özbekistan uyruklu durdona khakımova'nın öldürüldüğü ümraniye'deki evde yine özbekistanlı ergashalieva sayyora(32)'nın parçalanarak öldürüldüğü ortaya çıktı. şüphelilerin sayyora'yı da öldürüp, parçaladıkları cesedini istanbul'da farklı ilçelerin çöp konteynerlerine attıkları belirlendi.
devamını gör...
moderatörlere çatmak
bana çatan olmadı.
devamını gör...
testosteron seviyesi azaldıkça aşık olmanın zorlaşması
cahil geldik bu dünyaya anladık da birader yapay zeka var internet var hala öğrenemiyorsunuz. dopamin oksitosin serotoninle ilgisi varmış. sonra çomar deyince sen kitleyi aşağılıyorsun yok ermenisin falan. öğrenmemekte ısrar eden bir kitle var.
devamını gör...
hatşepsut (yazar)
iyi ki doğdun iyi ki varsın.
doğum günün kutlu olsun nice senelere nice güzelliklere.
doğduğun güne şükür be canım.
tüm güzellikler seninleeee olsunnn
doğum günün kutlu olsun nice senelere nice güzelliklere.
doğduğun güne şükür be canım.
tüm güzellikler seninleeee olsunnn
devamını gör...
sözlükte personasına tav olunan erkek olmak
(bkz: naruto dayı)
devamını gör...
sözlükte personasına tav olunan erkek olmak
persona non grata ilan edilmedikçe devam dosto.
devamını gör...
sözlükte personasına tav olunan erkek olmak
şekilli, mekilli bir erkek olmaktır...
+40 olmak gerekiyor biraz da sanki.
adam 400 km öteden,
olgun, iletişimi kuvvetli, karizmatik, sosyal, çevresinde sevilen, zeki, paralı imajıyla konuşur filan.
ağzını yamultan aktör edasının başka versiyonu anam.
bi de bize bakın. ahaha.. personamı seveyim ahahahah.
+40 olmak gerekiyor biraz da sanki.
adam 400 km öteden,
olgun, iletişimi kuvvetli, karizmatik, sosyal, çevresinde sevilen, zeki, paralı imajıyla konuşur filan.
ağzını yamultan aktör edasının başka versiyonu anam.
bi de bize bakın. ahaha.. personamı seveyim ahahahah.
devamını gör...
