zaman tüneli
pırasalı lorlu börek
düz pırasalı börek mükemmel de lor katılınca nasıl olur bilmiyorum.
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
ölüm.
devamını gör...
pırasalı lorlu börek
arkadaş böyle bir efsane yok.
pırasa ucuz olduğu için börek de ucuz.
evde yaptığına değmez. iyi yapan bir yer bulun alın.
pırasa tek başına çok anlamsız bir yiyecek ama börek kombinasyonu başka bir seviyede damak zevkiymiş.
bir sonraki bölüm için.
(bkz: ıspanaklı patatesli gözleme)
pırasa ucuz olduğu için börek de ucuz.
evde yaptığına değmez. iyi yapan bir yer bulun alın.
pırasa tek başına çok anlamsız bir yiyecek ama börek kombinasyonu başka bir seviyede damak zevkiymiş.
bir sonraki bölüm için.
(bkz: ıspanaklı patatesli gözleme)
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
mayonez
devamını gör...
katarakt ameliyatına kankayla gitmek
tanım: çatışmada bile eşi aradığında telefonu açan insanın rahatlığı ve kendine güveni.
devamını gör...
okunur korkusuyla günlük tutamayanlar
birilerine ''okumayın'' dediğimiz şey illa ki okunacaktır.
birinci perde de tüfeği duvara astıysan, ikinci perde de o patlar.
birinci perde de tüfeği duvara astıysan, ikinci perde de o patlar.
devamını gör...
garson yerine ustaya sipariş vermek
daha olumlu sonuç aldıran davranış, özelikle dönercilerde mümkünse ustaya söylüyorum şahsi seçimlerimi, daha iyi oluyor. öncesinde hal hatırda sorun.
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
(bkz: ben)*
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
pırasa
devamını gör...
katarakt ameliyatına kankayla gitmek
makul seviyede kabul edilebilir.
çünkü on dakikalık bir ameliyatmış.
bütün sülale ne toplanacak orada?
çünkü on dakikalık bir ameliyatmış.
bütün sülale ne toplanacak orada?
devamını gör...
lodos (kısa film)
senaryosu defne burnaz tarafından yazılmış ve harun osman timur tarafından yönetilen kısa film; gökhan tercanlı, veysel vezail ve berat yıldız gibi isimler rol almış iken film ise kısa bir zaman önce yayınlanmıştır.

suç ve ceza, vicdan ve içsel hesaplaşmalar üzerine düşündüren bir kısa film olduğu görülmektedir.
iki adamın günün ilk ışıklarıyla yola çıkmaları ile film başlar, bir ayçiçeği tarlasına gitme niyetindedirler, arabalarında bir kişi daha vardır, büyük bir çöp poşetine sarıp sarmalanmış, öldürmek istedikleri ama kimin öldüreceğine karar veremedikleri biridir.
derken alana gelirler ve o kişiyi de götürürler, hareket etmesinden dolayı hâlâ hayatta olduğu anlaşılmaktadır, ikisi de onu öldürmeye hazır değildir, silahı kimin sıkacağına karar veremezler, diyalog olmamasına rağmen içsel hesaplaşmalar içerisinde oldukları bakışlarından anlaşılmaktadır, vicdanları devreye girmiş gibidir.
bir çocuk onları uzaktan görür ve işler tamamen değişir.
o çocuğun zihninde böylesine travmatik bir iz bırakmak istemezler, gaddar olarak hatırlanmak istemezler, belki de istedikleri öldürmek değil, korkutmaktı, başardılar...
insanın vicdanını yitirmediği sürece her zaman bir umut olduğunu hatırlatan bir kısa filmdi, görsel açıdan iyi bir kısa film olduğunu da söylemek mümkün.
filmin adının lodos olmasının konusuyla ilgisi belki de şuradaydı;
aldıkları karar lodos rüzgarı gibiydi, sert veya keskin, sonrasında bu rüzgar değişti, kararları değişti, merhamet devreye girdi, vicdan ve onları izleyen çocuğun varlığı onları etkiledi, lodos yerini melteme bıraktı.
düşündürdüğü sorulardan biri de şuydu;
öldürmek mi daha zordur, yaşatmak mı?
yaşatmak daha zordur,
yaşatmak daha değerlidir...
çünkü yaşamak daha zordur...

suç ve ceza, vicdan ve içsel hesaplaşmalar üzerine düşündüren bir kısa film olduğu görülmektedir.
iki adamın günün ilk ışıklarıyla yola çıkmaları ile film başlar, bir ayçiçeği tarlasına gitme niyetindedirler, arabalarında bir kişi daha vardır, büyük bir çöp poşetine sarıp sarmalanmış, öldürmek istedikleri ama kimin öldüreceğine karar veremedikleri biridir.
derken alana gelirler ve o kişiyi de götürürler, hareket etmesinden dolayı hâlâ hayatta olduğu anlaşılmaktadır, ikisi de onu öldürmeye hazır değildir, silahı kimin sıkacağına karar veremezler, diyalog olmamasına rağmen içsel hesaplaşmalar içerisinde oldukları bakışlarından anlaşılmaktadır, vicdanları devreye girmiş gibidir.
bir çocuk onları uzaktan görür ve işler tamamen değişir.
o çocuğun zihninde böylesine travmatik bir iz bırakmak istemezler, gaddar olarak hatırlanmak istemezler, belki de istedikleri öldürmek değil, korkutmaktı, başardılar...
insanın vicdanını yitirmediği sürece her zaman bir umut olduğunu hatırlatan bir kısa filmdi, görsel açıdan iyi bir kısa film olduğunu da söylemek mümkün.
filmin adının lodos olmasının konusuyla ilgisi belki de şuradaydı;
aldıkları karar lodos rüzgarı gibiydi, sert veya keskin, sonrasında bu rüzgar değişti, kararları değişti, merhamet devreye girdi, vicdan ve onları izleyen çocuğun varlığı onları etkiledi, lodos yerini melteme bıraktı.
düşündürdüğü sorulardan biri de şuydu;
öldürmek mi daha zordur, yaşatmak mı?
yaşatmak daha zordur,
yaşatmak daha değerlidir...
çünkü yaşamak daha zordur...
devamını gör...
fenerbahçeli erkekler
galatasaraylı hanımefendilerle sevgili oluyoruz. özel seçim değil bana öyle denk geldi hep. prensip olarak, kadınlarla futbol konuşmam. çünkü kadına futbol muhabbeti yakışmıyor. tabi kazandıkça bunların tatavaları çekilmiyor ama biz de başka branşlardaki temsiliyetle galebe çalıyoruz.
devamını gör...
naruto dayı
etik dışı oylama
sol akışı tek tip haline getirmekten dolayı.
bu şey demek. ben sana gıcık oldum o yüzden banlıyorum. ahaha :d
ulan bir tane başlığı ben açtım geri kalan başlıklar vardı.
ceza uydurup ceza vermiş.
o değil bana kızanları dalgaya alıyordum aslında zira o başlıklarda kendilerinin düzinelerce fotoğrafı var.
bu arada tam da "sözlük yazarlarının dirsekleri" diye başlık açıp. "arkadaşlar bu parça parça fotoğraf gönderme işini bırakıp bütünden mi atsak" diyecektim ki moderatör yani kendim, kendime ceza attım.
bu aslında yönetimin aslında "sözlükte seni istemiyoruz" demenin farklı bir söylemi olsa gerek.
millet kavgalarla ortalığı kaldırdı
iki iğneleme yaptım yada yapmadım ulan
paylaştım eğlendim
sonra ne oldu? ceza yedim, keyfi uydurma kuralla ceza.
sol akışı tek tip haline getirmekten dolayı.
bu şey demek. ben sana gıcık oldum o yüzden banlıyorum. ahaha :d
ulan bir tane başlığı ben açtım geri kalan başlıklar vardı.
ceza uydurup ceza vermiş.
o değil bana kızanları dalgaya alıyordum aslında zira o başlıklarda kendilerinin düzinelerce fotoğrafı var.
bu arada tam da "sözlük yazarlarının dirsekleri" diye başlık açıp. "arkadaşlar bu parça parça fotoğraf gönderme işini bırakıp bütünden mi atsak" diyecektim ki moderatör yani kendim, kendime ceza attım.
bu aslında yönetimin aslında "sözlükte seni istemiyoruz" demenin farklı bir söylemi olsa gerek.
millet kavgalarla ortalığı kaldırdı
iki iğneleme yaptım yada yapmadım ulan
paylaştım eğlendim
sonra ne oldu? ceza yedim, keyfi uydurma kuralla ceza.
devamını gör...
her şeye rerörö diye tepki vermek
rerörö*
devamını gör...
bir doktor tavsiyesi söyle
bol bol su iç.
devamını gör...
her şeye rerörö diye tepki vermek
tanım: rerörö.
devamını gör...
her şeye rerörö diye tepki vermek
bu aralar içine düştüğüm dipsiz eylem.
biri bir şey mi diyor, çokta rerörö.
alışkanlık yapacak bir şey değil.
kendime bile rerörö çekesim var.
al işte bunları yazdım ya. çokta rerörö.
(bkz: rerörö)
biri bir şey mi diyor, çokta rerörö.
alışkanlık yapacak bir şey değil.
kendime bile rerörö çekesim var.
al işte bunları yazdım ya. çokta rerörö.
(bkz: rerörö)
devamını gör...
okunur korkusuyla günlük tutamayanlar
etrafımdaki şahıslara tembihledim okursanız hakkımı helal etmiyorum diye gerisini onlar düşünsün. okusalar bile sadece olayları anlayabilirler o da belki kişilerin onların gerek karakteriyle gerek ise yaşanmışlıklara bağlı olarak verilen özel mahlasları var.
devamını gör...

