zaman tüneli
bir yazarı yanağından ısırmak
bu türkü benden ursula le guin’e gelsin;
geceleri tavan yapar hislerim
yanaşırsan yanağından dişlerim
kaçışım yok hep sen oldun düşlerim
beni reddetmeye takatin var mı
devamı kırmızı noktalı kuşakta:>
geceleri tavan yapar hislerim
yanaşırsan yanağından dişlerim
kaçışım yok hep sen oldun düşlerim
beni reddetmeye takatin var mı
devamı kırmızı noktalı kuşakta:>
devamını gör...
mezarlık sokak
pera palas yanındaki sokağın adi. eskiden halice kadar hep mezarlikti buralar evlât dediydi rahmetli muşlettin amca.
devamını gör...
maggie o'farrell
1972 doğumlu irlandalı yazar olarak bilinir;
yazar olmasının yanı sıra chloé zhao tarafından sinemaya uyarlanan hamnet (film) filminin senaryosu da kendisinin hamnet (kitap) adlı eserinden uyarlanmıştır.
dilimize çevrilmiş pek çok eseri bulunan yazarın ailesiyle birlikte iskoçya'da yaşadığı söylenmektedir.

bazı kitapları
esme lennox nasıl yok oldu
hamnet (kitap)
sevgilimin sevgilisi
evlilik portresi
cehennem sıcakları için talimatlar
elimi ilk tutan el
çünkü ölümden sonra hiçbir şey yok. yalnızca toprak ve ceset var;
başka hiçbir şey yok.
yazar olmasının yanı sıra chloé zhao tarafından sinemaya uyarlanan hamnet (film) filminin senaryosu da kendisinin hamnet (kitap) adlı eserinden uyarlanmıştır.
dilimize çevrilmiş pek çok eseri bulunan yazarın ailesiyle birlikte iskoçya'da yaşadığı söylenmektedir.

bazı kitapları
esme lennox nasıl yok oldu
hamnet (kitap)
sevgilimin sevgilisi
evlilik portresi
cehennem sıcakları için talimatlar
elimi ilk tutan el
çünkü ölümden sonra hiçbir şey yok. yalnızca toprak ve ceset var;
başka hiçbir şey yok.
devamını gör...
tavla
satranç bilip ve pederle zamanında sürekli oynamama rağmen bunu hiç öğrenmemişimdir. hep oynayanlar gördüm(buluştuğumuzda lütfen oynamayalım dediğim halde) ama bilmemem gibi oynamaya hiç isteğim bile olmamıştı taa ki geçen aya kadar.. evet geçen ay nasıl oynanıyo lan ben de bir oynayayım online diye önce youtube'dan nasıl oynandığını öğrenip sonra oynamaya başladım başta cpu sonra da canlı rakiplerle.
kesinlikle bir satranç değil ve olamaz yani en azından "ben tavlada çok yetenekliyim başarılıyım" diye bir şey yok tamamen zardaki şansa bağlı bu zaten boşuna "hadi kemik" demiyorlar ki frp oynarken de bunun dalgasını yapardık. yani kazanmak tamamen bala bağlı(hele ki çift aynı sayılar geliyosa o zaman süper) ancak stratejini ona göre uyarlarsın bir de zar iyi gelmediyse pulunu açığa alma durumunda kalıp karşı tarafın onu ortaya alma riski oluşabilir. ama satrançta böyle değil işte ve zaten karşı taraf pullarını çıkarmaya başladığında eğer senin hala birkaç pulun onun pulları çıkarttığı alandaysa kazanman zor hatta imkansız gibi belki bir pulunu bile çıkış alanından dışarıya çıkartamazsın. ancak belki rakibinin bir pulunu ortaya alıp bir şansın olabilir ama o da çok düşük ihtimal yani doğru strateji sayılmaz.
oynarken başta yenildim bayağı ama sonralarında ya üst üste kazandığım ya da üst üste kaybetmelerim oldu hevesimi alınca da bıraktım. oynarken de aklıma da nedense hep l-manyak'taki dedektif sanlı'nın yakaladığı tavla canavarı gelir eleman bir turnuvada yenilmiş sonra rakibini pasif bir şekilde öldürmüş arkadaşça davranarak. yani beraber sürekli tavla oynamışlar oynarlarken yemek söylemişler ama hep rakibini öldürmeye kararlı adam ödemiş yemeğin parasını öldürmek istediği kişinin et şişi ve salatayı bol yağlı söylettiriyomuş falan bir yandan da hiç sigara içmediği halde sigara yakıp kül tablasında bırakıyomuş sonra rakibi iyice rahatsızlanmaya başlayınca bir oyunda "al şu pulu!!!!!" diye ortaya pulu koymuş ve rakibi hem nefessiz kalıp hem de kalp krizi geçirerek ölmüş.. bayağı yaratıcı gelmişti hikaye abartı olsa bile.
kesinlikle bir satranç değil ve olamaz yani en azından "ben tavlada çok yetenekliyim başarılıyım" diye bir şey yok tamamen zardaki şansa bağlı bu zaten boşuna "hadi kemik" demiyorlar ki frp oynarken de bunun dalgasını yapardık. yani kazanmak tamamen bala bağlı(hele ki çift aynı sayılar geliyosa o zaman süper) ancak stratejini ona göre uyarlarsın bir de zar iyi gelmediyse pulunu açığa alma durumunda kalıp karşı tarafın onu ortaya alma riski oluşabilir. ama satrançta böyle değil işte ve zaten karşı taraf pullarını çıkarmaya başladığında eğer senin hala birkaç pulun onun pulları çıkarttığı alandaysa kazanman zor hatta imkansız gibi belki bir pulunu bile çıkış alanından dışarıya çıkartamazsın. ancak belki rakibinin bir pulunu ortaya alıp bir şansın olabilir ama o da çok düşük ihtimal yani doğru strateji sayılmaz.
oynarken başta yenildim bayağı ama sonralarında ya üst üste kazandığım ya da üst üste kaybetmelerim oldu hevesimi alınca da bıraktım. oynarken de aklıma da nedense hep l-manyak'taki dedektif sanlı'nın yakaladığı tavla canavarı gelir eleman bir turnuvada yenilmiş sonra rakibini pasif bir şekilde öldürmüş arkadaşça davranarak. yani beraber sürekli tavla oynamışlar oynarlarken yemek söylemişler ama hep rakibini öldürmeye kararlı adam ödemiş yemeğin parasını öldürmek istediği kişinin et şişi ve salatayı bol yağlı söylettiriyomuş falan bir yandan da hiç sigara içmediği halde sigara yakıp kül tablasında bırakıyomuş sonra rakibi iyice rahatsızlanmaya başlayınca bir oyunda "al şu pulu!!!!!" diye ortaya pulu koymuş ve rakibi hem nefessiz kalıp hem de kalp krizi geçirerek ölmüş.. bayağı yaratıcı gelmişti hikaye abartı olsa bile.
devamını gör...
bir işten sonuç alana dek o işi gizlemek
(bkz: güç, gizden gelir)
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
(bkz: ohne dich)
devamını gör...
bir işten sonuç alana dek o işi gizlemek
insanın hayatında olup bitenleri, özellikle de henüz ortada hiçbir şey yokken anlatma dürtüsünü dizginleyebilmesini gerektiren ileri seviye bir karakter özelliği.
bende ise süreç genellikle fikrin aklıma düşmesiyle birlikte başlar. üç kişiye anlatılır, sonra dört kişiye daha anlatılır, ardından iş daha başlamadan kamuoyuna duyurulmuş olur. *
bende ise süreç genellikle fikrin aklıma düşmesiyle birlikte başlar. üç kişiye anlatılır, sonra dört kişiye daha anlatılır, ardından iş daha başlamadan kamuoyuna duyurulmuş olur. *
devamını gör...
okuma yazma bilmeyen kitap tutkunu
rahmetli muşlettin amca kahvede anlatmıştı, saint simon anılarında kont istre adında bir gavurun 52.000 kitabi olduğu halde okuma bilmediğini.
cahiller bilmez evlâdım diye de eklemişti.
cahiller bilmez evlâdım diye de eklemişti.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
bir işten sonuç alana dek o işi gizlemek
olması gerekendir.
süreçten kimseye bahsetmeniz gerekmiyor çünkü insanlar sadece sonucu önemsiyor. yaşadığınız kaygı, korku, sıkıntı, stres vs. açıkçası kimsenin kaba etinde bile değil.
siz bir şeyleri başarın da içten içe “hıı bu bunu nasıl yaptı böyle ki” diye düşünsünler diye bekliyorlar.
daha önce hiç “kesin” dediğiniz bir iş gerçekleşmeden hemen önce elinizde patlamadıysa bu durum size garip gelebilir ama var, gerçek.
henüz sonuca varmamış tüm olayların enerjisi sünger gibidir. olumsuz olan enerjiyi ise bitmiş meyve suyunun dibindeki suya savaş açmışcasına çeker gibi çeker.
en sevdiğiniz insanlar yüzünüze gülüyor olabilir hatta belki sizin için mutlu oluyor olabilir ama bir kişinin dahi bu mutluluk içinde “benim neyim eksik” hissi varsa, geçmiş olsun. patladı sizin iş.
dostunuz mutlu olmanızı ister, kendinden daha mutlu olmanızı istemez.
her şey olup bittikten sonra anlatın, hiçbir şey kaybetmezsiniz.
süreçten kimseye bahsetmeniz gerekmiyor çünkü insanlar sadece sonucu önemsiyor. yaşadığınız kaygı, korku, sıkıntı, stres vs. açıkçası kimsenin kaba etinde bile değil.
siz bir şeyleri başarın da içten içe “hıı bu bunu nasıl yaptı böyle ki” diye düşünsünler diye bekliyorlar.
daha önce hiç “kesin” dediğiniz bir iş gerçekleşmeden hemen önce elinizde patlamadıysa bu durum size garip gelebilir ama var, gerçek.
henüz sonuca varmamış tüm olayların enerjisi sünger gibidir. olumsuz olan enerjiyi ise bitmiş meyve suyunun dibindeki suya savaş açmışcasına çeker gibi çeker.
en sevdiğiniz insanlar yüzünüze gülüyor olabilir hatta belki sizin için mutlu oluyor olabilir ama bir kişinin dahi bu mutluluk içinde “benim neyim eksik” hissi varsa, geçmiş olsun. patladı sizin iş.
dostunuz mutlu olmanızı ister, kendinden daha mutlu olmanızı istemez.
her şey olup bittikten sonra anlatın, hiçbir şey kaybetmezsiniz.
devamını gör...
son dönemde sözlükte infial yaratan bir olay olmaması
tanım: kaostan beslenen insanların aç kalması.
moderasyon birkaç durum haricinde gayet iyi.
ben dahil birkaç yazar kavgaya tutuşsak bile uzatmadık.
sol frame'de gözle görülen bir kalite artışı var.
kaos isteyen varsa twitter'ı öneririm. orada sokrates'e bile boş boş konuşma diyorlar.
moderasyon birkaç durum haricinde gayet iyi.
ben dahil birkaç yazar kavgaya tutuşsak bile uzatmadık.
sol frame'de gözle görülen bir kalite artışı var.
kaos isteyen varsa twitter'ı öneririm. orada sokrates'e bile boş boş konuşma diyorlar.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
evanescence - taking over me
you don't remember me, but i remember you
i lie awake and try so hard not to think of you
but who can decide what they dream?
and dream i do
i believe in you
i'll give up everything just to find you
i have to be with you to live to breathe
you don't remember me, but i remember you
i lie awake and try so hard not to think of you
but who can decide what they dream?
and dream i do
i believe in you
i'll give up everything just to find you
i have to be with you to live to breathe
devamını gör...
son dönemde sözlükte infial yaratan bir olay olmaması
hakikaten oyle yalniz. dikkat ettim de birkac gundur kedi kopek gibi birbirinizle dalasmadiniz. gunlerce sakiz gibi uzayan nickalti kavgalarina da denk gelmedik. moderasyona da sallamadiniz. toplu linc de yok. hayrolsun insallah. acaba mubarek ramazanin yuzu suyu hurmetine mi bu kadar sakinsiniz la? seytan kulagina kör kursun diyelim de bozulmasin.
devamını gör...
son dönemde sözlükte infial yaratan bir olay olmaması
biraz sabredin, uhud savaslari elbette tekrar baslayacaktir.
devamını gör...
birini olduğu gibi kabul etmek
tanım: insanın doğasına aykırı olan durum.
kimse kimseyi "olduğu gibi" kabul edemez. çünkü birisini kabul etmek diye bir kavram yoktur. kabul durumu varsa bilinçli/bilinçsiz veya dolaylı/dolaysız şartla vardır.
burada kullanılacak doğru tabir "birini olduğu gibi hayatına almak" olur. bu ise kişiden kişiye ve hayattan hayata göre değişir.
beklentiler, istekler, arzular, duygular ve amaç "hayatına almak" kavramını şekillendirir.
her durum kendi içinde özeldir.
kimse kimseyi "olduğu gibi" kabul edemez. çünkü birisini kabul etmek diye bir kavram yoktur. kabul durumu varsa bilinçli/bilinçsiz veya dolaylı/dolaysız şartla vardır.
burada kullanılacak doğru tabir "birini olduğu gibi hayatına almak" olur. bu ise kişiden kişiye ve hayattan hayata göre değişir.
beklentiler, istekler, arzular, duygular ve amaç "hayatına almak" kavramını şekillendirir.
her durum kendi içinde özeldir.
devamını gör...
sarı ayakkabı giyen tercüman
şantiye şefinin ustabaşını tarif şekli.
-çağırsana bi gelsinler!
+he temem, di vara vara lo!
-çağırsana bi gelsinler!
+he temem, di vara vara lo!
devamını gör...
sözlük yazarları hangi the matrix karakteri sorusu
ben boomcu onur olmak istiyorum
devamını gör...
bir işten sonuç alana dek o işi gizlemek
kim? ben! yok b’olm aynı işte!
devamını gör...
bir işten sonuç alana dek o işi gizlemek
zor bir hayatınız olduğunu gösterir. insanın hayatında güzel şeyleri, ihtimalleri, heyecanları paylaşabileceği birilerine ihtiyacı var. her şeyi saklamak, sürekli savunmada olmak çok zor bir şey. insanın ömrünü kısaltır. kısaltmasa bile yaşam kalitesini düşürür. başarınıza sevinebilecek insanlar alın çevrenize. hayat kısa. ramazan pidesi sadece ramazanda yapılıyor.
devamını gör...
birini olduğu gibi kabul etmek
bu biri hayatımda önemli bir yere sahipse zaten majör ölçüde bana yakın olup (aynı kulvarda olmak vb. ) değiştirmemi gerektirecek şeyleri beni rahatsız edecek seviyede değildir, tolere edilebilirdir zaten yani olduğu gibi kabul edebilirim .ama diğer türlü birini niye olduğu gibi kabul edeyim hayatıma almam zaten.
devamını gör...