zaman tüneli

dolandiran servislerdir.
devamını gör...

çok eski bir macerası karşıma çıkmıştı. çorba içen insanların "hüüüp"lerini çalan hırsız yüzünden kimse çorba içemiyordu.

sonra sanlı, hüüpleri buluyordu çorbacılar teşekkür ediyordu.
devamını gör...

cevresine gore yapilmali ya da yapilmamali eylemi. sizi seven, atacaginiz her adimda cesaretlendiren, iyi niyetiyle bile motive eden, zora duserseniz yardim edecegini hatirlatan birileriyle sariliysa cevreniz, isten olumlu sonuc almak adina, belki de daha da sıkı sıkı sarılmak adina anlatmali insan.

ama;
aksi yonde dusmenizi bekleyen, hatta degil eylemi dusuncesini bile dile getirdiginizde yuzu dusen, manipulatif cumleleriyle heves kirarak hedefinizi baltalamaya calisan birileri varsa hayatinizda dilinizi lal edin, hicbir seyinizi acik etmeyin.
devamını gör...

futbol takımı kuracak kadar para çıkartan çekiliş.

oynamak için -çevrimci bile oynasan- fiziken o ülkede olman gerekiyor.
devamını gör...

(bkz: değmesin ellerimiz)
devamını gör...

çizimleri pek iyi değildi ve dedektif sanlı en bilinen karakteriydi. herhalde l-manyak'ta orijinal kadrodan son kalan çizer olmuştu bahadır boysal ile yani 2015'te dergi format değiştirip kadrosuna atilla taş, deniz seki, pelin batu gibi apalakasız isimleri katması yanı sıra can barslan'ın illüstratör niteliğinde kalmıştı dergide.
devamını gör...

l-manyak'ta can barslan tarafından çizilen dedektif kahramandı. başta melon şapkalıydı sonra bereli oldu. çizimleri iyi değildi gerçi can barslan'ın çizgisi iyi değildi yani ama çok yaratıcı hikayeleri vardı ama sonralarında bozmuştu ve lombak sonrasında hep aynı maceralar tekrar tekrar yayınlanmıştı. berkay diye bir yardımcısı vardı gözlüklü bu eleman uyuşturucu bağımlısıymış ama uyuşturucu diye vücudu uyuşturan bir sandalye kakalamışlar buna yani hafif salak bir elemandı sonralarında daha işe yarar tavırlı olmaya başlıyordu yani kendisi bazı olayları çözmeye başlıyodu.

maşak canavarı, tavla canavarı, psikopat flütçü, adam kaçırıp robot taklitlerini yapan çete, gelinbaşı mafyası, kuponcu gazete mafyası, komunist mankenler bilinen maceralardandı.

ama bazı maceralarda gerçekten suyunu çıkartıyodu mafya olayının. bir de yer göstericilerden oluşan bir mafya çete vardı bahşiş vermeyenlere pislik yapıyolardı ve yer göstericisi olmayan sinemaya kimse gitmek istemiyomuş o yüzden sıkıntı çıkıyomuş falan o bayağı saçmaydı çünkü yer göstericilerden herkes nefret eder yani gereksiz bulurdu ki tükenmiş bir meslektir artık yani gereksiz olduğu için.

komunist mankenler macerası ise enteresandı kitap ile alakası olmayan mankenler antreman yaparlarken kafalarına kitap koyarak yürümeye çalışıyorlarmış ve molalarda sıkılıp bu kitapları okumay başlamışlar yani evet karl marx ismini görünce marks&spencer ile bir ilgisi var mı diye soru soran yok benetton diye makarasını yapan bu mankenler bir süre sonra okudukları kitapların etkisi altında bilinçlenerek che guevara gibi giyinmeye başlayıp bir anda isyan başlatırlar biz sizin gösteri parçanız değiliz diye slogan atarlar. sanlı ve berkay eşcinsel kılığına girerek modacıymış gibi aralarına damlarlar sonra bunların elebaşı eşcinsel olduğunu düşündüğü sanlı'ya aşık olur bütün olup bitenleri anlatır.
devamını gör...

önemlidir ya. bakın kaç tane korumasız taşım olmasına rağmen d sürüşüm mat getirdi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anlatırsanız, beyniniz saçma sapan bir döngüye girer, sanki yapmışsınız gibi rahatlar ve ödül mekanizmasını çalıştırır.

bu yüzden
- çalışmadan önce "sabaha kadar çalışacağım" demek,
- sigarayı bırakmadan önce "haftaya bırakıyorum" demek,
- kilo vermeden önce "pazartesi diyetteyim" demek

evi toplayacağım , spor yapacağım , erken yatacağım... sizi geriye götürür. sanki bu işi yapmış gibi hisseder, aslını yapamaz, gerisini getiremezsiniz.

bitince anlatın.
devamını gör...

#3923584 ama nedense ne iran diyor ki mücteba hamaney öldü ne de israil diyor önemli kişilerimiz öldü tartışmalı konu
devamını gör...

liderler sözkonusu olunca kim öldü kim ölmedi belli olmayan savaş netanyahu öldü mü ya da mücteba hamaney öldü mü belli değil
devamını gör...

iyi geceler değerli yazar arkadaşlarım.
bir süre buralarda olmayacağım.
bir şiirimle geceyi noktalıyorum.

‎dünya, ağzımızın içinde büyüyen o kekremsi tat aslında,
‎sabahları aynada karşılaştığın o yabancının göz altı torbaları.
‎kimse bize göğsümüzdeki bu boşluğun
‎eski bir dolap gıcırtısı gibi geçmeyeceğini söylemedi ki sebebi bilinmezlik.
‎​parmak uçlarınla dokun hayatın pütürlü yanına;
‎bir ekmeğin bayatlaması kadar sahicidir yenilmek.
‎biz ki; her şeyi unutmaya programlıyız da,
‎bir tek gidilmeyen yolların tozunu yutarken hatırlarız yaşadığımızı.
‎​üstelik artık kimse birbirinin uçurumuna bakmıyor,
‎herkes kendi küçük bahçesinde plastik çiçekler suluyor.
‎oysa gerçek, tırnağının arasına kaçan o inatçı çamurdadır;
‎yıkasan da çıkmayan, seni toprağa bağlayan o sızıda.
‎​tanrı’nın bile unuttuğu o kuytu aralıkta,
‎sadece kendi sesini duyduğunda anlarsın:
‎insan, bir başkasıyla iyileşmez;
‎insan, sadece yarasına alışır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her halükarda dibine düşer, uzaktaysa yuvarlanmıştır.
devamını gör...

tanım: 18 mayıs 1048 - 4 aralık 1131 tarihleri arasında yaşamış olan farslı bilim insanı, matematikçi, gök bilimci, filozof ve şair.

ömer hayyam aslında bir bilim insanı. özellikle gök bilimi ve matematikle uğraşıyordu.
"denklem" kavramını ilk ortaya atan kişi ömer hayyam'dır.
"en doğru takvim" i hazırlayan kişi ömer hayyam'dır. öyle ki, günümüzde kullanılan miladi takvim 3600 yılda bir gün saparken, ömer hayyam'ın hazırladığı celali takvim 5000 yılda bir gün sapmaktadır.
"cebir" kavramını somut olarak işleyen ilk kişidir.

kendini bir şairden fazlasıdır. her ne kadar ülkemizde sadece aykırı (!) rubaileriyle bilinse bile "bana göre" gelmiş geçmiş en büyük bilim insanlarından birisidir.
devamını gör...

#3924654
bu defa kendisine katılmamakla birlikte ekliyorum,

birini olduğu gibi kabul etmek, onun kusurlarını, farklılıklarını ve seçimlerini anlamak demektir; ama bu, mutlaka hayatına dahil etmek zorunda olduğun anlamına gelmez.

insanları sevmek veya değer vermek, onlarla her an birlikte olmayı gerektirmez.
hatta bence “kabullenmek” kısmı sevip değer vermeyi dâhi gerektirmeyebilir.
bazen, uzaktan da olsa onların varlığını anlamak, saygı göstermek ve olduğu gibi kabul etmek, en büyük olgunluktur.
kabul etmek, sahiplenmek değil; yargılamadan anlamak ve izin vermektir.

bakkaldaki hüseyin amcanın huysuzluğunu ve suratsızlığını kabul ettim. kendisine karşı bir sevgisizliğim veyahut sempatim bulunmuyor.
onu olduğu gibi kabul ettiğim için yaptığı herhangi bir şey ya da cümle beni etkilemiyor.

sürekli olayları fi tarihinden başlatarak anlatan arkadaşımı da kabul ettim. bu onun karakteri ve elinde değil, rahatsız olmamak için özellikle uğraşmıyorum artık.

yolda yürürken karşılaştığım ve bana ters ters bakan o hayatımda ilk defa gördüğüm teyzeyi olduğu gibi kabul ettim.

apartmanın önünde sürekli duran kendi gelip sırnaştığı hâlde asla kendini sevdirmeyen o kediyi de kabul ettim. çünkü n’apayım ki..

velhasıl kelam işin bencesi; sadece hayatımıza aldığımız insanları olduğu gibi kabul etmemiz gerekmez. bazı insanları da kabul edip hayatın olağan akışına teslim etmemiz gerekir.
devamını gör...

öldükten sonra okumayın bunları.
devamını gör...

ağaç yokuşun başındaysa, uzağa da düşebilir bence.
devamını gör...

gün içinde kulaklığımda çalan şarkı

devamını gör...

tanım: bir insanın hayatı son bulmadan zihin kütüphanesine eklemesi gereken yazılı eserler.

ömer hayyam - rubailer
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim