zaman tüneli
devlet bankaları batar mı sorunsalı
ortadoğunun göbeğinde olduğumuz içün olağanüstü bir durumda devlet bankadaki bütün menkul kıymetlere çökertoooo. o zaman ne tmsf kalır ne absç. ne varsa yastık altında var. altın gününe katıllın annem.
devamını gör...
kağıt faresi olmaktan kurtulmak
cahil mağara adamlığına terfi etmenizi sağlayan alçalış şeklidir.
devamını gör...
kız dedigin
"dağların karı gibi ak pak olur"
demiş karyalılar evlât demişti rahmetli muşlettin amca tahta kahvede.
demiş karyalılar evlât demişti rahmetli muşlettin amca tahta kahvede.
devamını gör...
devlet bankaları batar mı sorunsalı
tmsf limiti 1.200.000 tl olduğu için devlet bankası da olsa tedirgin eden durum. mesela ziraat bankasına 6.000.000 tl parayı atsak banka batsa tmsf kapsamında bunun 1.200.000 tl dışındaki paraya elveda mı diyeceğiz yoksa 20.000.000 tl para da olsa devlet bankasında güvenli midir?
devamını gör...
kağıt faresi olmaktan kurtulmak
ise yaramayan bir ameliyeden kurtulma işidir. öğrenmek ve öğrenileni aktarmak maskaralık kardeşim kimsenin silkinde bile değil onlar.
devamını gör...
26 mart ölmeme günü
bir mart akşamı düşünün.. planlar yapılmış.. istanbul'un herhangi bir yerinde herhangi bir meyhanede buluşmak için karar kılınmış..
26 mart gecesi..
ikinci yeniler olarak bildiğimiz edebiyatımızın güçlü kalemleri ve sevdikleri bir masada..

can yücel, yaşar kemal, edip cansever, tomris uyar, melih cevdet, fazıl hüsnü, turgut uyar, cemal süreya, ferhan şensoy ve rıfat ılgaz
hikaye şöyle gerçekleşiyor ve "ölmeme günü" hayata yaşanarak iz bırakıyor..
bir masa kurulmuş.. rakı henüz gelmiş, muhabbet başlamış..
sohbet akıyor.
şiirden hayata, hayattan memlekete..
derken kapıdan masadaki herkesin tanıdığı tombalacı ismet içeri giriyor..
‘ismet bir ölük halin var; iyi misin?’ dedim.
‘ölük’ de benim uydurmam bir laf. hani umutsuzdan, mutsuzdan farklı…
tomris cevval zekâ! başını kaldırıyor..
garsona dönüyor:
“büyük rakı getir.”
sesinde ne telaş var ne tereddüt..
sanki bir ritüel başlatıyor gibi..
şişe geliyor..
masaya konuyor..
ve konuşmaya başlıyor..
‘ismet önümüzdeki yıl bugüne kadar bu rakıyı muhafaza edeceksin ve gelecek yıl açıp içeceğiz..’ aldım rakıyı, kâğıt kapladım getirdim. o rakıyı öyle verirsek, biliyorum, alçak ismet gidecek içecek sonra alacak başka rakıyı getirecek.. dedim ki ‘herkes imzalasın, bu rakıyı bu kâğıda sarıyoruz, bantlıyoruz’… sonra imzaladık, ismet’e verdik.. rakı ve özgürlük lafı dünya ölmeme günü oldu.. tomris’in lafıdır o… onu kâğıda sarma, imzalatma fikri benimdir. kayıtçılığımdan işte…”
bu, dike gelmeyen bir anlaşma..
bir yıl sonra,
aynı gün,
aynı masa..
herkes burada olacak..
ölmek yok..

bu şekilde gelenekselleşen, tesadüf eseri baharın da en güzel günlerine gelen “ölmeme günü”, seksenlerin başında başlayıp 1985′e kadar her yıl yaşatılır..
ta ki turgut uyar 22 ağustos 1985′te “ölüp”, 26 mart 1986 “ölmeme günü” şişesinin boynunu bükük bırakana kadar.. son ‘ölmeme günü’, 26 mart 1985 yılında yapılmıştır..
“ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin.''
cemal süreya'nın bu dizeleri de o gecenin mirasıdır..
26 mart gecesi..
ikinci yeniler olarak bildiğimiz edebiyatımızın güçlü kalemleri ve sevdikleri bir masada..

can yücel, yaşar kemal, edip cansever, tomris uyar, melih cevdet, fazıl hüsnü, turgut uyar, cemal süreya, ferhan şensoy ve rıfat ılgaz
hikaye şöyle gerçekleşiyor ve "ölmeme günü" hayata yaşanarak iz bırakıyor..
bir masa kurulmuş.. rakı henüz gelmiş, muhabbet başlamış..
sohbet akıyor.
şiirden hayata, hayattan memlekete..
derken kapıdan masadaki herkesin tanıdığı tombalacı ismet içeri giriyor..
‘ismet bir ölük halin var; iyi misin?’ dedim.
‘ölük’ de benim uydurmam bir laf. hani umutsuzdan, mutsuzdan farklı…
tomris cevval zekâ! başını kaldırıyor..
garsona dönüyor:
“büyük rakı getir.”
sesinde ne telaş var ne tereddüt..
sanki bir ritüel başlatıyor gibi..
şişe geliyor..
masaya konuyor..
ve konuşmaya başlıyor..
‘ismet önümüzdeki yıl bugüne kadar bu rakıyı muhafaza edeceksin ve gelecek yıl açıp içeceğiz..’ aldım rakıyı, kâğıt kapladım getirdim. o rakıyı öyle verirsek, biliyorum, alçak ismet gidecek içecek sonra alacak başka rakıyı getirecek.. dedim ki ‘herkes imzalasın, bu rakıyı bu kâğıda sarıyoruz, bantlıyoruz’… sonra imzaladık, ismet’e verdik.. rakı ve özgürlük lafı dünya ölmeme günü oldu.. tomris’in lafıdır o… onu kâğıda sarma, imzalatma fikri benimdir. kayıtçılığımdan işte…”
bu, dike gelmeyen bir anlaşma..
bir yıl sonra,
aynı gün,
aynı masa..
herkes burada olacak..
ölmek yok..

bu şekilde gelenekselleşen, tesadüf eseri baharın da en güzel günlerine gelen “ölmeme günü”, seksenlerin başında başlayıp 1985′e kadar her yıl yaşatılır..
ta ki turgut uyar 22 ağustos 1985′te “ölüp”, 26 mart 1986 “ölmeme günü” şişesinin boynunu bükük bırakana kadar.. son ‘ölmeme günü’, 26 mart 1985 yılında yapılmıştır..
“ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin.''
cemal süreya'nın bu dizeleri de o gecenin mirasıdır..
devamını gör...
normal sözlük memeleri
jajjssjjd çok güzel ya:) armullah kardeş haklı bir eleştiride bulunmuş. güzele güzel dedik diye ban yedik bir kere.
devamını gör...
tanrının sekreteri ile flört etmek
tanrı sekreter kullanmaz ama ofisi olur, cami allah’ın eviyse, eğitim de ofisi oluyor o zaman. allah’ına kavuşmak isteyen milli eğitim bakanlığına gitsin bence:) çünkü din kültürü eğitimi nitelikli bence.
devamını gör...
oquzarabasiy69 (yazar)
ne yazdığı ve nasıl bir kafa yaşadığı konusunda şüphelerim olan yazar, normal sözlükte anormal olmayan birkaç yazar var, bence bu arkadaş ekşideki ibisile gibi falan bir bot. ki mehmet abiyi tanırım, bu çok ilginç bir çar. alllah akıl fikir versin, veda etmiş galiba zaten.
devamını gör...
cinsel imalarla yüklü samimiyet
cinsel ima bence cinselliğin tabu olduğu yerlerde sorun teşkil ediyor, ispanya özellikle barcelona bu konuda epey özgür bir yer, hatta bir süre lugo kasabasında da yaşamış olan şahsım için, bir kadına yürümüyorum diye, sen nasıl bir erkeksin diye topa tutulmuştum. vicky cristina barcelona filmini bilirsiniz, javier bardem gibiyim ama bundan sonra:) eskiden fazla edepliydim şimdi libido zirve:)
devamını gör...
ziraat dinamik
devletin dijital bankası. 5.000 tl üzerine yüzde 38, 100.000 tl üzerine yüzde 39 faiz veriyor. kredi kartı aidatı yok ve fatura ödemesinde komisyon ücreti de yok. 32-45 gün arası yüksek vadeli mevduat seçeneği var. enpara bir kenarda durakalsın. bunun tmsf limiti dolsun enpara'yı yine kullanırız nasıl olsa.
devamını gör...
tanrının sekreteri ile flört etmek
yine ne hikayesi yazıyosun feridun abi
devamını gör...
sosyal medya
artık her gördüğüm içeriğinde kusma hissi yaratan, ülkemizde ve dünyada bokunun iyiden iyiye çıktığı, azalarak değil bir anda şlaps diye ortadan kalkmasını temenni ettiğim, her bir farklı mecrasıyla gayya kuyusuna dönmüş şey.
ekşi'de gündemde mezar açılışını paylaşan sosyal medya başlığını gördüm de geliyorum. tanıyanlar biliyor ben de bu sektörde çalışıyorum. 10+ senedir bu ve benzeri alanlarda çalışarak para kazanıyorum. ama gerçekten ve gerçekten artık bıktım, her gördüğüm/üretmek zorunda kaldığım içerik denen bok parçaları ömrümden ömür, ruhumdan yaşama sevinci alıyor götürüyor artık.
influencerlar ile başlayan iğrençleşme; aşçılar, lokanta sahipleri, şefler, sporcular/spor kulüpleri, "content kreatorlar", eski ünlüler, astrologlar, kişisel gelişimciler vsvs derken en olmaması gereken mesleklere de sıçradı. ve önünü alamıyoruz. kimse de önünü almak için bir şey yapmıyor.
-öğretmenler: like, sponsorluk, övgü ve en sonunda para için ders anlatırken kamera açıp öğrencileri olan küçücük çocukları teşhir ederek kendi sosyal medya jargonlarını/gruplarını oluşturdular. tiktokta saçma sapan giyinip deli denişik saçlarla ders anlatıp arada poz kesen kıllı bir ayı vardı bir ara. daracık ve saçma sapan kıyafetler giyip götünü kameraya dönüp ders anlattığını sanan kadın modelleri var bir de. ya da öğrencilerinin tepkilerini manipüle ederek paylaşanlar. aklım almıyor, hepinizden tiksiniyorum. ders anlatan, soru çözen, ne bileyim oxford giriş sınavı mat soruları çözen tayfaya bişi dediğim yok. bazılarını görünce, matematikten falan zerre anlamayan benim bile ilgimi çekiyor açıp izliyorum. ama diğer leş tayfa kazığa oturtulsa okeyim.
-avukatlar: ya olum bunların reklam yasağı yok muydu. yine öğretmenlerdeki tayfaya benzer bir sosyal medya çeteleşmesi içindeler. teşhirci avukatlar bi çete, dızzo tayfaya yanlayıp yolunu bulan tayfa başka bi çete. youtube'da gasp/şiddet/uyuşturucu gibi suçlarda nasıl ceza almazsınız, hükmün bilmem ne olması için napmalısınız tarzı içerikler mevcut. tamam herkesin savunma hakkı kutsal da. bu kutsaliyetin mecrası burası mı axınoğulları.
-doktorlar: genel olarak sağlıkçı tayfa. canan karatay vb gibiler ile başlayan ünlü doktor olma furyası mevcut. en leş örneklerinden biri işte bu ekşi'de gördüğüm mezar açma videosu çeken kadın oldu. kendi silko diyet rutinlerini, spor yapma anlarını falan leş bir üslup ve et üzerinden pazarlama, genel geçer ve silko silko önerilerini "ölümsüzlük sırrı" gibi sunanlar. saçma sapan hap, ot, bok püsürü gizli reklam yapark tavsiye edenler falan filan. offf. rezalet. psikologlar/cinsel terapistler vs en çok ekmek yiyenler oldu tabi bu tayfada.
-kolluk kuvvetleri: bunların yaptığı direkt ülke güvenliğine tehdit. tiktokta orda burda yayın açan uzman tayfa, saçma sapan müziklerle edit yapıp iki üç bayrak, kurt emojisi ile falan delikanlılık kasan, subay höt dediğinde çiçek olanlar falan. bu ne olum bu ne ya.
şu 4 meslek dalının ne işi olur, olabilir bu bok çukurunda. anlamıyorum. anlam veremiyorum. elbette işini düzgün ve de etik sınırlar içinde yapan kişilere saygım hürmetim sonsuz. onlar baş tacı. ama mafya babalarının bile influencerlığa oynadığı şu dijital çağ denen gayya kuyusunun içinde, bu meslekten para kazanmama rağmen nefes alamıyorum artık. kusasım geliyor her gün başka bir rezilliğe.
şu an olmak istediğim şey; ne işinde başarılı bir insan olmak, ne çok iyi bir aile kurup mutlu mesut yaşamak ne de zengin olmak falan filan. elimde sihirli bir değnek olsa kendimi çevireceğim tek şey; 90 yaşında ölümü bekleyen, sosyal medya denen şeyden haberi dahi olmamış, arada bir torun sevip bir iki sene içinde kendi bokunda boğulup ölecek biri olmak olurdu.
ekşi'de gündemde mezar açılışını paylaşan sosyal medya başlığını gördüm de geliyorum. tanıyanlar biliyor ben de bu sektörde çalışıyorum. 10+ senedir bu ve benzeri alanlarda çalışarak para kazanıyorum. ama gerçekten ve gerçekten artık bıktım, her gördüğüm/üretmek zorunda kaldığım içerik denen bok parçaları ömrümden ömür, ruhumdan yaşama sevinci alıyor götürüyor artık.
influencerlar ile başlayan iğrençleşme; aşçılar, lokanta sahipleri, şefler, sporcular/spor kulüpleri, "content kreatorlar", eski ünlüler, astrologlar, kişisel gelişimciler vsvs derken en olmaması gereken mesleklere de sıçradı. ve önünü alamıyoruz. kimse de önünü almak için bir şey yapmıyor.
-öğretmenler: like, sponsorluk, övgü ve en sonunda para için ders anlatırken kamera açıp öğrencileri olan küçücük çocukları teşhir ederek kendi sosyal medya jargonlarını/gruplarını oluşturdular. tiktokta saçma sapan giyinip deli denişik saçlarla ders anlatıp arada poz kesen kıllı bir ayı vardı bir ara. daracık ve saçma sapan kıyafetler giyip götünü kameraya dönüp ders anlattığını sanan kadın modelleri var bir de. ya da öğrencilerinin tepkilerini manipüle ederek paylaşanlar. aklım almıyor, hepinizden tiksiniyorum. ders anlatan, soru çözen, ne bileyim oxford giriş sınavı mat soruları çözen tayfaya bişi dediğim yok. bazılarını görünce, matematikten falan zerre anlamayan benim bile ilgimi çekiyor açıp izliyorum. ama diğer leş tayfa kazığa oturtulsa okeyim.
-avukatlar: ya olum bunların reklam yasağı yok muydu. yine öğretmenlerdeki tayfaya benzer bir sosyal medya çeteleşmesi içindeler. teşhirci avukatlar bi çete, dızzo tayfaya yanlayıp yolunu bulan tayfa başka bi çete. youtube'da gasp/şiddet/uyuşturucu gibi suçlarda nasıl ceza almazsınız, hükmün bilmem ne olması için napmalısınız tarzı içerikler mevcut. tamam herkesin savunma hakkı kutsal da. bu kutsaliyetin mecrası burası mı axınoğulları.
-doktorlar: genel olarak sağlıkçı tayfa. canan karatay vb gibiler ile başlayan ünlü doktor olma furyası mevcut. en leş örneklerinden biri işte bu ekşi'de gördüğüm mezar açma videosu çeken kadın oldu. kendi silko diyet rutinlerini, spor yapma anlarını falan leş bir üslup ve et üzerinden pazarlama, genel geçer ve silko silko önerilerini "ölümsüzlük sırrı" gibi sunanlar. saçma sapan hap, ot, bok püsürü gizli reklam yapark tavsiye edenler falan filan. offf. rezalet. psikologlar/cinsel terapistler vs en çok ekmek yiyenler oldu tabi bu tayfada.
-kolluk kuvvetleri: bunların yaptığı direkt ülke güvenliğine tehdit. tiktokta orda burda yayın açan uzman tayfa, saçma sapan müziklerle edit yapıp iki üç bayrak, kurt emojisi ile falan delikanlılık kasan, subay höt dediğinde çiçek olanlar falan. bu ne olum bu ne ya.
şu 4 meslek dalının ne işi olur, olabilir bu bok çukurunda. anlamıyorum. anlam veremiyorum. elbette işini düzgün ve de etik sınırlar içinde yapan kişilere saygım hürmetim sonsuz. onlar baş tacı. ama mafya babalarının bile influencerlığa oynadığı şu dijital çağ denen gayya kuyusunun içinde, bu meslekten para kazanmama rağmen nefes alamıyorum artık. kusasım geliyor her gün başka bir rezilliğe.
şu an olmak istediğim şey; ne işinde başarılı bir insan olmak, ne çok iyi bir aile kurup mutlu mesut yaşamak ne de zengin olmak falan filan. elimde sihirli bir değnek olsa kendimi çevireceğim tek şey; 90 yaşında ölümü bekleyen, sosyal medya denen şeyden haberi dahi olmamış, arada bir torun sevip bir iki sene içinde kendi bokunda boğulup ölecek biri olmak olurdu.
devamını gör...
hiç kerhaneye gitmemiş erkek
üç kere gittim night club ama striptiz falan. bir rus, bir özbek ve diğeri de moldovya uyrukluydu, rus olan uyanıktı işi kısa tuttu, en profesyoneli oydu. diğerleri özellikle angel unutamıyorum, bu bir iş ve o işinin ehli. sevgilerimle bence fahişenin kalitelisi çok değerli.
devamını gör...
cinsel imalarla yüklü samimiyet
yanıyorsun fuat abi samimiyetidir.
devamını gör...
göçmen yoksulların kriminalize olması
dünyanın bütün ülkelerinde infial yaratıp tepkiye sebep olurken türkiye'de normalleştirilir.
devamını gör...
kötü bir insan olmaya karar vermek
düşündürücü bir başlık.
akşam gideyim de taxi driver izliyim
akşam gideyim de taxi driver izliyim
devamını gör...


