zaman tüneli
ters ilişki cinayeti işlenmesi
hak yolu var iken bok yolunu arzulamanın neticesi.
devamını gör...
bu kullanıcı sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz
ben komple mesaja kapattım. ama herkese aynı iletimi gider bilmem
devamını gör...
kedinin haklı olması
ben özlemedim ki, seni kedi özledi kısmında ise evet, haklı.
devamını gör...
bu kullanıcı sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz
bu durumda geriye tek seçenek kalıyor. sözlük yönetimine darbe yapıp yönetime el koymak ve normal sözlük nickiyle bildirimde bulunmak. o bildiride mesajı da okutursunuz.
devamını gör...
gündüz modunu kullanan yazar
ben.. aydın insanım, aydınlık seviyorum..
devamını gör...
belirsizlik
içinde bulunduğumuz insan ilişkilerinde ne karşıdakilerin belirsizlikte bulunup belirsizce davranmalarını ne de bizim kendi içimizde de dışarıya karşı da belirsiz olma durumumuzu istemem ve bence kimse de zevk almaz bundan. eğer keyfi bi durum varsa da zaten sorgulanması gereken noktalar vardır içlerinde. yani keyif alarak yapılan bi şey olmamalı çünkü.
yine de özellikle ikili ilişkilerde karşılaşılan belirsizlik, bazen "istemem yan cebime koy" anlamına da gelebiliyor. yani ne tam bir ilgi peşinde ne de aldığı o ilgiden vazgeçme eğiliminde olabiliyor kişiler. ama bunun yapılmasının bile sebepleri belirsizdir. yani ya umursamıyorlardır o kadar ya da kendi içlerinde de bi belirsizlik vardır. kişinin kendi kendine belirsiz olması durumu bence tüm belirsizliklerin en kötüsüdür.
zihin bazen gerçeği değil, ihtiyaç duyduğunu görür. çünkü belirsizlik dayanılmazdır; o boşluğu umutla doldururuz. ama güven boşa çıktığında, insan sadece karşısındakine değil, kendi yargısına da küser.
yine de özellikle ikili ilişkilerde karşılaşılan belirsizlik, bazen "istemem yan cebime koy" anlamına da gelebiliyor. yani ne tam bir ilgi peşinde ne de aldığı o ilgiden vazgeçme eğiliminde olabiliyor kişiler. ama bunun yapılmasının bile sebepleri belirsizdir. yani ya umursamıyorlardır o kadar ya da kendi içlerinde de bi belirsizlik vardır. kişinin kendi kendine belirsiz olması durumu bence tüm belirsizliklerin en kötüsüdür.
zihin bazen gerçeği değil, ihtiyaç duyduğunu görür. çünkü belirsizlik dayanılmazdır; o boşluğu umutla doldururuz. ama güven boşa çıktığında, insan sadece karşısındakine değil, kendi yargısına da küser.
devamını gör...
bu kullanıcı sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz
beni engelleyecek adama mesaj atma gafletinde bulunmadım şükür.
sen beni engelleyemezsin koçum, ben seni iplemem.
sen beni engelleyemezsin koçum, ben seni iplemem.
devamını gör...
çocukluk
devamını gör...
31 mart 2026 kosova türkiye maçı
dünya kupasına katılacağımız maç.
kosovayı yenemiyorsan da bi zahmet gitme.
kosovayı yenemiyorsan da bi zahmet gitme.
devamını gör...
aforizmalar (frida kahlo)
" eğer ağlamaya da gücüm kalmasaydı herhâlde ölürdüm. "
syf; 82
1907/ 1954 yılları arasında yaşayan ve zor bir hayat mücadelesi veren meksikalı ressam frida kahlo'nun aforizmalarının yer aldığı 128 sayfalık eser; türkçe baskısının 2020 yılında yapıldığı bilinmektedir.
frida kahlo'nun hayatındaki kırılma noktalarını hepimiz az çok biliriz, yaşadığı kaza, diego rivera ile olan evliliği, aldatılması, anne olmak isterken her seferinde bebeğini daha doğmadan kaybetmesi, bir süre yatağa mahkum yaşaması, hayata dair inancının sarsılması, o kazadan sonra geçirdiği fiziksel ve ruhsal dönüşüm, tüm bu olanlar onun yazdıklarını şekillendirmiş, aforizmalarına da yansımıştır, okurken de fark ediliyor keza.
asıl mesleği yazarlık olmadığı için edebî açıdan büyük beklentilere girmek belki mümkün olmayabilir ama bu yine onun kendine özgü bir dilinin olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette.
bu kitaptaki yazdıklarına baktığımızda ise onun karakterini etkileyen trajik silsileler de kendini hatırlatıyor, yaşadığı kazânın onu çok etkilediği, onun ruhundan bir şeyleri alıp götürdüğü de hissediliyor, diego rivera tarafından aldatılmış olduğu hissini de veriyor bazı satırlarda, onu artık sevmemeye başladığını hissettiriyor kimi sözünde.
bazı aforizmalarında siyasi kişiliğini yansıtan sözleri de yer alıyor ayrıca.
her şeye rağmen umudunu yitirmemeye çalıştığını hissettirir iken aynı zamanda kalbinin ne kadar kırılmış olduğunu, hayal kırıklıklarını, anne olamamanın acısını, aşkı ve ayrılığı, yalnızlığı, acı çekmeyi, resim ve sanata olan aşkını kendine özgü bir üslup ile yansıtıyor frida kahlo bizlere.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

beni anlamadın demeyeceğim.
beni anladın. zaten en dayanılmaz acı buydu. sen, beni anladın. anladığın hâlde canımı yaktın diego...
benim acı çeken bir yüreğim var diego.
seni sevmeye başladığım o günden beri,
acı çeken bir yüreğim var.
kendi tenimden daha çok seviyorum seni.
hiçbir şey sabit değildir.
her şey değişir, her şey hareket eder,
her şey uçar gider ve yok olur.
başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam.
ve yaşam, sanki hiçbir şey olmamış gibi yeniden başlar.
insan, sürekli hem kendi düşüncesini hem de başkalarının düşüncelerini derinleştirmenin yollarını aramalı.
bu, yaşamı anlamanın anahtarıdır.
yaşamım boyunca senin mevcudiyetini unutmayacağım.
her şeyden vazgeçebileceğim,
her şeyi unutabileceğim eşiği gördüm.
kim ne derse desin, görüntü düşünceden önce yer alıyor.
insan, acılarında yalnızdır.
bütün yaşam seninle birlikte,
bense ona sahip olamayacağım.
ama acı çeken yüreği var ise bir bedenin, daha hızlı çürüyor o beden.
syf; 82
1907/ 1954 yılları arasında yaşayan ve zor bir hayat mücadelesi veren meksikalı ressam frida kahlo'nun aforizmalarının yer aldığı 128 sayfalık eser; türkçe baskısının 2020 yılında yapıldığı bilinmektedir.
frida kahlo'nun hayatındaki kırılma noktalarını hepimiz az çok biliriz, yaşadığı kaza, diego rivera ile olan evliliği, aldatılması, anne olmak isterken her seferinde bebeğini daha doğmadan kaybetmesi, bir süre yatağa mahkum yaşaması, hayata dair inancının sarsılması, o kazadan sonra geçirdiği fiziksel ve ruhsal dönüşüm, tüm bu olanlar onun yazdıklarını şekillendirmiş, aforizmalarına da yansımıştır, okurken de fark ediliyor keza.
asıl mesleği yazarlık olmadığı için edebî açıdan büyük beklentilere girmek belki mümkün olmayabilir ama bu yine onun kendine özgü bir dilinin olduğu gerçeğini değiştirmiyor elbette.
bu kitaptaki yazdıklarına baktığımızda ise onun karakterini etkileyen trajik silsileler de kendini hatırlatıyor, yaşadığı kazânın onu çok etkilediği, onun ruhundan bir şeyleri alıp götürdüğü de hissediliyor, diego rivera tarafından aldatılmış olduğu hissini de veriyor bazı satırlarda, onu artık sevmemeye başladığını hissettiriyor kimi sözünde.
bazı aforizmalarında siyasi kişiliğini yansıtan sözleri de yer alıyor ayrıca.
her şeye rağmen umudunu yitirmemeye çalıştığını hissettirir iken aynı zamanda kalbinin ne kadar kırılmış olduğunu, hayal kırıklıklarını, anne olamamanın acısını, aşkı ve ayrılığı, yalnızlığı, acı çekmeyi, resim ve sanata olan aşkını kendine özgü bir üslup ile yansıtıyor frida kahlo bizlere.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

beni anlamadın demeyeceğim.
beni anladın. zaten en dayanılmaz acı buydu. sen, beni anladın. anladığın hâlde canımı yaktın diego...
benim acı çeken bir yüreğim var diego.
seni sevmeye başladığım o günden beri,
acı çeken bir yüreğim var.
kendi tenimden daha çok seviyorum seni.
hiçbir şey sabit değildir.
her şey değişir, her şey hareket eder,
her şey uçar gider ve yok olur.
başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam.
ve yaşam, sanki hiçbir şey olmamış gibi yeniden başlar.
insan, sürekli hem kendi düşüncesini hem de başkalarının düşüncelerini derinleştirmenin yollarını aramalı.
bu, yaşamı anlamanın anahtarıdır.
yaşamım boyunca senin mevcudiyetini unutmayacağım.
her şeyden vazgeçebileceğim,
her şeyi unutabileceğim eşiği gördüm.
kim ne derse desin, görüntü düşünceden önce yer alıyor.
insan, acılarında yalnızdır.
bütün yaşam seninle birlikte,
bense ona sahip olamayacağım.
ama acı çeken yüreği var ise bir bedenin, daha hızlı çürüyor o beden.
devamını gör...
doğru insanın yanlış zamanda değil yanlış algıda kaybı
naçizane eyyorlamamı yapmak isterim sözlük, müsadenle..
şimdi bence mesele çoğunlukla zaman değil, algıdır. yani kişi karşısındakini olduğu gibi görmek yerine, görmek istediği gibi yorumlar. eksik yerleri kendisi tamamlar, boşlukları kendi iç dünyasıyla doldurur filan.
burada asıl konu erkekler değil, kadının kendini ne kadar tanıdığıdır. kendi zaaflarını, zayıf yönlerini, hangi duygulara kolay kapıldığını bilen birisi karşısındakini olduğundan farklı bir yere koyma ihtimalini azaltır. aksi halde, gerçek bir insanla değil, zihinde büyütülmüş bir karakterle ilişki kurulur.
aslında çoğu zaman yaşanan şey karşıdaki kişiye değil, onun üzerine yansıtılan hayale aşık olunmasıdır. o hayal ki geçmişten, eksiklerden, arzulanandan beslenir. fakat gerçek, bir noktada kendini gösterdiğinde hayal dağılır. ardından gelen cümle de hazır tabii “yanlış zaman yanlış insan..”
oysa zaman çoğu zaman gayet yerindedir. sorun, kişinin kendi içindeki projeksiyonu gerçek sanmasıdır. doğru insanı kaçırmak değil, doğruyu yanlış yerden okumaktır yaşanan. bu yüzden mesele doğru insanı bulmaktan önce, onu doğru algılayabilecek berraklığa ulaşmaktır.
eyyorladım, istiklal marşı, kapanış..
şimdi bence mesele çoğunlukla zaman değil, algıdır. yani kişi karşısındakini olduğu gibi görmek yerine, görmek istediği gibi yorumlar. eksik yerleri kendisi tamamlar, boşlukları kendi iç dünyasıyla doldurur filan.
burada asıl konu erkekler değil, kadının kendini ne kadar tanıdığıdır. kendi zaaflarını, zayıf yönlerini, hangi duygulara kolay kapıldığını bilen birisi karşısındakini olduğundan farklı bir yere koyma ihtimalini azaltır. aksi halde, gerçek bir insanla değil, zihinde büyütülmüş bir karakterle ilişki kurulur.
aslında çoğu zaman yaşanan şey karşıdaki kişiye değil, onun üzerine yansıtılan hayale aşık olunmasıdır. o hayal ki geçmişten, eksiklerden, arzulanandan beslenir. fakat gerçek, bir noktada kendini gösterdiğinde hayal dağılır. ardından gelen cümle de hazır tabii “yanlış zaman yanlış insan..”
oysa zaman çoğu zaman gayet yerindedir. sorun, kişinin kendi içindeki projeksiyonu gerçek sanmasıdır. doğru insanı kaçırmak değil, doğruyu yanlış yerden okumaktır yaşanan. bu yüzden mesele doğru insanı bulmaktan önce, onu doğru algılayabilecek berraklığa ulaşmaktır.
eyyorladım, istiklal marşı, kapanış..
devamını gör...
çocukluk
o dönemdeki güzel hatıraların hatrı öylesine büyük ve eşsizdir ki, yetişkinlikte mahrum kalınan ilginin ve sevginin üzerini bir çırpıda silip bütün hesabı tek kalemde kapatabilir.
devamını gör...
dahlvier
#3938744 bu muazzam eseri nickaltını ziyaret edenler de dinlesin diye buraya not düşmek istedim.
25. saniyedeki geçiş bi büyük açtırır.
25. saniyedeki geçiş bi büyük açtırır.
devamını gör...
kedinin haklı olması
(bkz: mundar)
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
devamını gör...
belirsizlik
beni hâlâ çok delirtiyor. üstteki yazarın ulaştığı bilgeliğe ulaşamadım. hatta bugün bunun üzerine çok düşündüm.
bir şeyi beklerken o şeyin iyi olma olasılığı olsa da olabilecek en kötü şeyi düşünüp ona dertlenmekten başka bir şey yapamıyor insan.
belki olay asla düşündüğümüz kadar kötü olmayacak ama korkuyorsun ve her haltı düşünüyorsun. insan sabredemiyor, bazı anlarda vakit geçmiyor bir an önce öğrenmek istiyorsun. zaten üzülüyorsun bari diyorsun ki durum netleşsin ona göre hareket edelim.
umut falan umrunda olmuyor en kötü ihtimale odaklanıp ona göre çözüm üretmeye başladın bile kafanda çünkü.
belirsizlik çok zor.
bir şeyi beklerken o şeyin iyi olma olasılığı olsa da olabilecek en kötü şeyi düşünüp ona dertlenmekten başka bir şey yapamıyor insan.
belki olay asla düşündüğümüz kadar kötü olmayacak ama korkuyorsun ve her haltı düşünüyorsun. insan sabredemiyor, bazı anlarda vakit geçmiyor bir an önce öğrenmek istiyorsun. zaten üzülüyorsun bari diyorsun ki durum netleşsin ona göre hareket edelim.
umut falan umrunda olmuyor en kötü ihtimale odaklanıp ona göre çözüm üretmeye başladın bile kafanda çünkü.
belirsizlik çok zor.
devamını gör...
belirsizlik
hiç sevmem ama sabırlı biriyimdir. ne demişler çözümü göremiyorum, yarın ne olacak bilmiyorum ama kesinlikle yaradanıma güveniyorum. ona güvenebilirsen seni hiçbir şey yenemez buna emin ol ama lafla sadece kendini kandırırsın avuçların kan doluyken bile güvenebiliyor musun? önce ona bakılır sonra yol gösterilir. bunlar tamamen benim şahsi hissiyatımdır kimseyi de bağlamaz.
devamını gör...
doğru insanın yanlış zamanda değil yanlış algıda kaybı
doğru insan hep yanınızda kalır, esas algı kaybı doğru olmayan insanı doğru sanmaktır.
devamını gör...
aynı dili konuşmak
bu durum bence gerçekten kelimelerle değil daha çok ortak bir zeminde konuşabilmekle ilgili.. benzer sosyo-ekonomik koşullardan geçmiş, benzer eğitim süreçlerinden süzülmüş ya da hayatın benzer yerlerinden sınanmış insanların birbirini daha az çabayla anlayabilmesi biraz da bu yüzden bence. çünkü o insanların dünyayı okuma biçimleri, kırıldıkları yerler, önemsedikleri detaylar çoğu zaman örtüşüyor.
iş yerinde aynı yaşlarda olduğum, aynı fakülteden mezun bir arkadaşım var misal. konuşurken fark ediyorum ki, bazı şeyleri uzun uzun anlatmamıza gerek kalmıyor. neyi neden önemsediğimizi, hangi durumda nasıl hissedeceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz. hatta işin ilginç tarafı, müzik zevklerimiz bile neredeyse aynı. bu da sanki sadece düşüncelerimizin değil, ruh halimizin de benzer frekansta çalıştığını hissettiriyor.
hayata bakışımız, hassasiyetlerimiz, tepkilerimiz birbirine yakın olunca iletişim de daha akışkan hale geliyor. bir cümleyi yarım bıraksan bile karşı taraf tamamlayabiliyor. belki de aynı dili konuşmak böyle bir şeydir. yani aynı kelimeleri kullanmaktan çok, aynı yerlerden anlamak..
iş yerinde aynı yaşlarda olduğum, aynı fakülteden mezun bir arkadaşım var misal. konuşurken fark ediyorum ki, bazı şeyleri uzun uzun anlatmamıza gerek kalmıyor. neyi neden önemsediğimizi, hangi durumda nasıl hissedeceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz. hatta işin ilginç tarafı, müzik zevklerimiz bile neredeyse aynı. bu da sanki sadece düşüncelerimizin değil, ruh halimizin de benzer frekansta çalıştığını hissettiriyor.
hayata bakışımız, hassasiyetlerimiz, tepkilerimiz birbirine yakın olunca iletişim de daha akışkan hale geliyor. bir cümleyi yarım bıraksan bile karşı taraf tamamlayabiliyor. belki de aynı dili konuşmak böyle bir şeydir. yani aynı kelimeleri kullanmaktan çok, aynı yerlerden anlamak..
devamını gör...
