zaman tüneli
metinlerarasılık
"postyapısalcı julia kristeva tarafından ilk defa 1966 yılında ortaya atılan “metinlerarasılık” (intertextuality) kavramı, bir metnin tek başına var olamayacağı ve oluşturulurken mutlaka kendinden önceki metinlerden etkilenmiş ya da beslenmiş olduğu savı üzerine gelişmiş postmodern bir anlatı tekniğidir."
özlem bay gülveren 'in bir makalesinin giriş bölümünden alınmıştır.
devamını gör...
behzat ç. seni kalbime gömdüm
+ sen bu küresel ısınma işine ne diyon?
- şimdi amirim ben işimdeyim gücümdeyim yani küresel müresel zaten bunları fazla kafaya takmamak lazım.
+ aman ne orjinal yorum. kyoto protokolüne ne diyon lan?
- efendim?
+ kyoto'ya kyoto
- kyoto? amirim ben atatürk milliyetçisiyim.
* * *
+ sana niye pembo diyolar lan?
- pembo diye bi sakız vardı zamanında ona takılıyodum ben. arkadaşlar da lakap taktı. şimdik yok ama
+ şimdik neye takılıyon?
- şimdi dentiste takılıyom. yerini tutmuyo tabii. idare ediyoz.
+ peki bize anlatmak istediğin bi şey var mı dentist?
devamını gör...
öğrenci yurdunda kalmanın insana kazandırdıkları
insanlara tahammül, sabır
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
insanlar yaşattığını yaşamadan ölmesin… bazı hesaplar dünyada kapanmalı.
devamını gör...
öğrenci yurdunda kalmanın insana kazandırdıkları
ankara - demirtepe'de, üniversitedeki ilk senemde bir özel yurtta kalmıştım. güzeldi ya. yani 10 gün mü ne sular kesilmişti ankara'da, işte 1999 veya 2000 senesinde. onun dışında bir sorun yaşamadım. iyi arkadaşlıklar da kurdum. bayağı süper anılarım var burada hatta.
bana bir şey kazandırdı mı bilemiyorum. yani abim dışında ilk defa biriyle ranzada altlı üstlü yatmıştık tüm sene. bu da müthiş bir kazanım değil sanki. haha. ama galatasaray uefa kupası'nı kazanmıştı ben bu yurttayken. yurtta televizyon odasında maçı izleyip sonra kızılay'daki sevinç gösterilerine koşmuştuk. ben bir şey kazanamadım belki ama tuttuğum takım en büyük kupasını kazanmıştı ben bu yurtta kalırken.
bana bir şey kazandırdı mı bilemiyorum. yani abim dışında ilk defa biriyle ranzada altlı üstlü yatmıştık tüm sene. bu da müthiş bir kazanım değil sanki. haha. ama galatasaray uefa kupası'nı kazanmıştı ben bu yurttayken. yurtta televizyon odasında maçı izleyip sonra kızılay'daki sevinç gösterilerine koşmuştuk. ben bir şey kazanamadım belki ama tuttuğum takım en büyük kupasını kazanmıştı ben bu yurtta kalırken.
devamını gör...
hiçbir başlık altında isminizin geçmemesi
''kendi başlığını aç, güzel güzel tanımını yaz, at denize, balık bilmezse, halik bilir değerini''.
elalemin başlığında adın geçince çok ta sevinme, kahpe dir belki bilemezsin iç yüzünü...
elalemin başlığında adın geçince çok ta sevinme, kahpe dir belki bilemezsin iç yüzünü...
devamını gör...
sözlükçülerin fantezileri
masmavi bir oda. masada oturuyorum. ortada toplu bir tabanca. alıp kafama dayıyorum. ve tetiğe basıyorum. sonra odadan çıkıp bugünde ölmedim alüminyum deyip bir sigara yakıyorum. neden çünkü intihara meyilli değilim, silah boş. manyağım ama intihar edecek kadar değil. sonra kırmızı odaya geçiyorum. orada da bir masa üstünde yemek var. karnım acıkınca fantazi görmüyor gözüm.
devamını gör...
öğrenci yurdunda kalmanın insana kazandırdıkları
valla bizim iyiydi ya. 1 sene civarı kaldım atılana kadar,,, catlayın da patlayın.. 2016/mskü kyk dewrelere selam olsun
ne kazandırdı dersen -> şunlar-->
bi eleman vardı kulaklıkla uyuyordu, bi gün hakhukğıumuğğ sesler geldi gece, bi baktım boynuna dolanmıs kablo, kablolu kulaklıkın bir risk olduğunu öğrenme kazanımı;
bi cocuk gelmişti inanılmaz derecede kokuyordu, insanların bu kadar kokabileceğini öğrenme kazanımı
ne kazandırdı dersen -> şunlar-->
bi eleman vardı kulaklıkla uyuyordu, bi gün hakhukğıumuğğ sesler geldi gece, bi baktım boynuna dolanmıs kablo, kablolu kulaklıkın bir risk olduğunu öğrenme kazanımı;
bi cocuk gelmişti inanılmaz derecede kokuyordu, insanların bu kadar kokabileceğini öğrenme kazanımı
devamını gör...
trump'ın prens selman benim götümü yalıyor açıklaması
rimming deseydin bari bu ne alüminyum.
kişilerden bağımsız siyasilerin böyle seviyesiz konuşmalarını hiç sevmiyorum. bu halktan biriyim samimiyeti değil, güç zehirlenmesi.
zerre sevmiyorum ama tayyip için dese de hoşuma gitmezdi. nerde bizim ecevit'in, erbakan'ın üslubu; nerede hayt huyt lan luncu, oramı buramı yalıyorcular. dünya çok seviye kaybediyor.
kişilerden bağımsız siyasilerin böyle seviyesiz konuşmalarını hiç sevmiyorum. bu halktan biriyim samimiyeti değil, güç zehirlenmesi.
zerre sevmiyorum ama tayyip için dese de hoşuma gitmezdi. nerde bizim ecevit'in, erbakan'ın üslubu; nerede hayt huyt lan luncu, oramı buramı yalıyorcular. dünya çok seviye kaybediyor.
devamını gör...
lübnan
idf/tsahal, hizbullah kontrolündeki köy ve kasabaları ele geçirmeye devam ediyor. iran savaşının kara ayağı, lübnan savaşıdır.
ilahi eşliğinde güney lübnan
ilahi eşliğinde güney lübnan
devamını gör...
mahlası görüldüğünde güvendeyim hissi veren yazarlar
ben artık keman çalmıyorum
devamını gör...
mahlası görüldüğünde güvendeyim hissi veren yazarlar
kıymetlim (bkz: örnek vatandaş)
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
bir aşk adamı olan gökyaaan'a ve diğerlerine iyi yayınlar
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
hall of the mountain king
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
şöyle bir hikayeye geldi aklıma az önce. güldürüyor beni ama alttan alta sinir de ediyor. sizlerle de özetle paylaşayım:
tek gözlü bir adam, geze geze bir köye düşüyor. bir bakıyor herkes kör. ama öyle boş değil, adamlar sistemi kurmuş, hayatlarını çatır çatır yaşıyorlar. bizimki içinden “tamam, burada ben +1’im. liderlik benden sorulur.” diyor. sonra başlıyor klasik sahne. adam “gördüm” diyor, millet “saçmalama” diyor. anlatıyor, anlamıyorlar. kanıtlıyor, inanmıyorlar. en son teşhis: “sende sorun var.” hekime götürüyorlar. hekim eliyle yokluyor: “fazla parça var bunda.” çözüm? “alalım.” bizim tek gözlü o an jeton düşürüyor. mesele onların kör olması değil… mesele, görmeyi reddetmeleri ve adam son anda kurtarıyor kendini, kaçıyor o köyden. ama hikayenin en net yeri şu: orada kalıp kendini kanıtlamaya çalışsaydı, gözünü değil. aklını kaybedecekti. o yüzden ortam o kadar önemli ki.
tek gözlü bir adam, geze geze bir köye düşüyor. bir bakıyor herkes kör. ama öyle boş değil, adamlar sistemi kurmuş, hayatlarını çatır çatır yaşıyorlar. bizimki içinden “tamam, burada ben +1’im. liderlik benden sorulur.” diyor. sonra başlıyor klasik sahne. adam “gördüm” diyor, millet “saçmalama” diyor. anlatıyor, anlamıyorlar. kanıtlıyor, inanmıyorlar. en son teşhis: “sende sorun var.” hekime götürüyorlar. hekim eliyle yokluyor: “fazla parça var bunda.” çözüm? “alalım.” bizim tek gözlü o an jeton düşürüyor. mesele onların kör olması değil… mesele, görmeyi reddetmeleri ve adam son anda kurtarıyor kendini, kaçıyor o köyden. ama hikayenin en net yeri şu: orada kalıp kendini kanıtlamaya çalışsaydı, gözünü değil. aklını kaybedecekti. o yüzden ortam o kadar önemli ki.
devamını gör...
eski bir majeste ile pazar akşamı monarşisi
selamlar iyi yayınlar
devamını gör...
sen benim hiçbir şeyimsin
galiba eski liman üzerindesin
nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
dudaklarınla cama çizdiğin
en fazla sonbahar otellerinde
üniversiteli bir kız uykusu bulmak
yalnızlığı öldüresiye çirkin
sabaha karşı öldüresiye korkak
kulağı çabucak telefon zillerinde....
nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
dudaklarınla cama çizdiğin
en fazla sonbahar otellerinde
üniversiteli bir kız uykusu bulmak
yalnızlığı öldüresiye çirkin
sabaha karşı öldüresiye korkak
kulağı çabucak telefon zillerinde....
devamını gör...


