zaman tüneli
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
domuzlar plastik çöp kutularını devirerek yiyecek bulmayı öğrendiler. sokakların hali harap. her sabah çöpler yerlerde. metal çöp konteynırlarına geçmek şart oldu.
metal delmeyi başarmaları bin yıllar alır nasılsa.
metal delmeyi başarmaları bin yıllar alır nasılsa.
devamını gör...
yazarların sevdiği film logoları
weekend at bernie's - favori komedi filmlerimdendir. bir ara üşenmezsem sözlükte başlığını açıp tanıtacağım, başkası benden evvel yapmazsa.
devamını gör...
kerim çaplı
devamını gör...
muzlusüt_ (yazar)
bu bananalı milk arkadaş neden ingilizce tanımlar giriyor acaba. merak ettim.
devamını gör...
geceye bir türkü bırak
devamını gör...
kahve falı bakan yazarlar veri tabanı
#3948940 arkanızdan konuşan, sizi çekemeyen birileri var. bir tanesinin isminde a harfi var. 3 vakte kadar güzel bir haber sizi bekliyor fakat öncesinde aşk hayatınızda ufak dalgalanmalar yaşayabilirsiniz, ilişkiniz varsa biraz soğukluk girebilir, maddi olarak bir yükseliş görüyorum. genel olarak iyi gibi, çevrenize dikkat edin sadece.
arkadaşlar fal işine giriyorum ben ne dersiniz iyi mi? ilk kez baktım (aslında bakmadım bile çaktırmayın)
arkadaşlar fal işine giriyorum ben ne dersiniz iyi mi? ilk kez baktım (aslında bakmadım bile çaktırmayın)
devamını gör...
geceye bir türkü bırak
ötme bülbül…
devamını gör...
kadınların erkeklerden hoşlanması
gerçekten hoşlandıklarına inanmak zor. bence ''mış gibi'' yapıyorlar.
ananemin dedemden, annemin babamdan nasıl bahsettiğini düşünüyorumda hiç sanmıyorum yani. ne hoşlanması, ne münasebet...
ananemin dedemden, annemin babamdan nasıl bahsettiğini düşünüyorumda hiç sanmıyorum yani. ne hoşlanması, ne münasebet...
devamını gör...
yalçın küçük
zihni boş bir insan değildi. beyni aktif, sürekli düşünen, konuşan, tuğla kalınlığında kitaplar yazan bir insan, nasıl alzheimer hastası oldu anlam veremedim. böyle biri de alzheimer olduysa, bu hastalık beni bile korkutmaya başlar.
devamını gör...
kendini kullanma kılavuzu
içindekiler bölümünün başa değil son sayfaya yazıldığı kılavuz
devamını gör...
iş stresini azaltma yöntemleri
işe gitmemek.
devamını gör...
kahve falı bakan yazarlar veri tabanı
(bkz: yol var)
devamını gör...
omlet yapmak için kırılan yumurtadan civciv çıkması
öyle olunca sözlükten kaybolunuyor ve yaşlı amcalar bunu söylüyo kimse görmedi bir daha onu diye....
devamını gör...
kahve falı bakan yazarlar veri tabanı
için kararmış senin....
devamını gör...
iş stresini azaltma yöntemleri
düzenli, planlı, programlı çalışmak sanırım en kolay yöntem.
devamını gör...
kadınların erkeklerden hoşlanması
rezalet.
osurma işini tuvalette yapan adam görünce gözlerimizin içi parlıyor. seviye buralarda mlsf.
osurma işini tuvalette yapan adam görünce gözlerimizin içi parlıyor. seviye buralarda mlsf.
devamını gör...
nouhad haddad
saraylar saltanatlar çöker, kan susar bir gün.
zulüm biter…
menekşeler de açılır üstümüzde, leylaklar da güler.
bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır,
bir de yarınlar için direnenler… *
ben bu güzel kadını hep direnişiyle hatırlayacağım. feyruz’un sesi, bir ülkenin kalbinden çıkan dua gibiydi…
1935 yılının bir kasım sabahında, lübnan’ın dağlarına yaslanan mütevazı bir evde dünyaya gelir nouhad haddad. babası mardin’den göçmüş, sessiz, çalışkan bir adamdır, annesi ise sıcaklığıyla evi ayakta tutan bir kadın. yoksulluk vardır ama evin içinde hep bir şey dolaşır, ses… küçük nouhad’ın sesi.
henüz kimse onun adını bilmezken, o sesiyle kendine bir yol açar. lübnan radyosu’nun korosunda şarkı söylemeye başladığında, o ses artık saklanamaz hale gelir. derken karşısına rahbani kardeşler çıkar. sadece bir müzikal ortaklık değil, bir kader birliği başlar. nouhad artık feyruz’dur… turkuaz gibi berrak, derin ve unutulmaz.
söylediği her şarkı bir hikâyeye dönüşür. aşkı anlatır ama sadece iki insan arasında değil, bir memlekete, bir sokağa, bir sabaha duyulan aşkı… onun sesiyle beyrut uyanır, köyler nefes alır, insanlar kendini bulur.
sonra savaş kapıya dayanır. lübnan’ın kalbi çatlaklar içinde kalır. sokaklar susar, umut yerini korkuya bırakır. ama feyruz gitmez. gitmeyi seçmez. o, kalmayı seçer. bombaların gölgesinde bile şarkı söyleyen bir ses olur. ne bir tarafın sesi olur ne de gücün… o, sadece halkın sesi olarak kalır. işte bu yüzden bu kadını çok seviyorum.
devlet başkanlarına özel konserler vermeyi reddeder. çünkü onun sahnesi saraylar değil, insanların kalbidir. bu yüzden herkes onu kendinden sayar. zengin de fakir de, genç de yaşlı da… onu dinlerken aynı duyguda buluşur.
yıllar geçer, şehirler değişir, dünya dönüşür… ama feyruz’un sesi değişmez. londra’da, paris’te, new york’ta yankılanırken bile içinde hep beyrut’un sabahı vardır. o yüzden sadece bir sanatçı değildir; bir hafıza, bir direnç, bir umut haline gelir.
bugün 90 yaşına yaklaşmış bir çınar gibi dimdik dururken, hala aynı şeyi fısıldar…
en karanlık zamanlarda bile, insanın içinde bir şarkı olarak kalır.
ve belki de bu yüzden feyruz bu kadar sevilir…
çünkü o, sadece şarkı söylemez.
insanların içindeki kırık yerleri iyileştirir.
dinleyelim o zaman bu divayı…
zulüm biter…
menekşeler de açılır üstümüzde, leylaklar da güler.
bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır,
bir de yarınlar için direnenler… *
ben bu güzel kadını hep direnişiyle hatırlayacağım. feyruz’un sesi, bir ülkenin kalbinden çıkan dua gibiydi…
1935 yılının bir kasım sabahında, lübnan’ın dağlarına yaslanan mütevazı bir evde dünyaya gelir nouhad haddad. babası mardin’den göçmüş, sessiz, çalışkan bir adamdır, annesi ise sıcaklığıyla evi ayakta tutan bir kadın. yoksulluk vardır ama evin içinde hep bir şey dolaşır, ses… küçük nouhad’ın sesi.
henüz kimse onun adını bilmezken, o sesiyle kendine bir yol açar. lübnan radyosu’nun korosunda şarkı söylemeye başladığında, o ses artık saklanamaz hale gelir. derken karşısına rahbani kardeşler çıkar. sadece bir müzikal ortaklık değil, bir kader birliği başlar. nouhad artık feyruz’dur… turkuaz gibi berrak, derin ve unutulmaz.
söylediği her şarkı bir hikâyeye dönüşür. aşkı anlatır ama sadece iki insan arasında değil, bir memlekete, bir sokağa, bir sabaha duyulan aşkı… onun sesiyle beyrut uyanır, köyler nefes alır, insanlar kendini bulur.
sonra savaş kapıya dayanır. lübnan’ın kalbi çatlaklar içinde kalır. sokaklar susar, umut yerini korkuya bırakır. ama feyruz gitmez. gitmeyi seçmez. o, kalmayı seçer. bombaların gölgesinde bile şarkı söyleyen bir ses olur. ne bir tarafın sesi olur ne de gücün… o, sadece halkın sesi olarak kalır. işte bu yüzden bu kadını çok seviyorum.
devlet başkanlarına özel konserler vermeyi reddeder. çünkü onun sahnesi saraylar değil, insanların kalbidir. bu yüzden herkes onu kendinden sayar. zengin de fakir de, genç de yaşlı da… onu dinlerken aynı duyguda buluşur.
yıllar geçer, şehirler değişir, dünya dönüşür… ama feyruz’un sesi değişmez. londra’da, paris’te, new york’ta yankılanırken bile içinde hep beyrut’un sabahı vardır. o yüzden sadece bir sanatçı değildir; bir hafıza, bir direnç, bir umut haline gelir.
bugün 90 yaşına yaklaşmış bir çınar gibi dimdik dururken, hala aynı şeyi fısıldar…
en karanlık zamanlarda bile, insanın içinde bir şarkı olarak kalır.
ve belki de bu yüzden feyruz bu kadar sevilir…
çünkü o, sadece şarkı söylemez.
insanların içindeki kırık yerleri iyileştirir.
dinleyelim o zaman bu divayı…
devamını gör...






