zaman tüneli
ezberlenen en saçma şey
“odun boruları su ve mineraller, soymuk boruları organik bileşenler taşır.”
tanım: sene 1995’ten beri zihnimin bir kıvrımında kalmış biyoloji dersi zırvalığı.
tanım: sene 1995’ten beri zihnimin bir kıvrımında kalmış biyoloji dersi zırvalığı.
devamını gör...
kitaplar 10 lira
kütüphanelerde bedava. okumak isteyen okur parayla ilgisi yok.
devamını gör...
kitaplar 10 lira
nerde lütfen söyleyin* pdf okumaktan kitap kokusunu unuttum
devamını gör...
şarkılarda sorulan en zor soru
devamını gör...
bir atık olarak zımba teli
yıllardır böyle ikileme düşmemiştim. hep çöp ayırırım. doğaya atılan, komposto atılan, belediye çöplüğüne gidecek olan ve çöp ayrıştırıcılarına verilecek olan diye ayrıştırırım.
derginin zımba tellerini söktüm. hangi çöpe atayım?
bunlar toprakta eriyip giden şeyler mi, ne bileyim. hiç görmedim doğada kalıcı olmuş zımba teli.
derginin zımba tellerini söktüm. hangi çöpe atayım?
bunlar toprakta eriyip giden şeyler mi, ne bileyim. hiç görmedim doğada kalıcı olmuş zımba teli.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
dişçideyim kaderime boyun eğmiş şekilde sıramı bekliyorum
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
ablamın çocuğuna spidermanlı don alıyorum.
devamını gör...
şiir alıntıları
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım..
ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım..
fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
(bkz: can yücel)
neden hiç ağlamadığını anladım..
ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım..
fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
(bkz: can yücel)
devamını gör...
zam görünce şaşırmamak
''kanıksamak'', ''alışmak'' gibi gerekçelerle bir sırdanlaşma durumudur.
yönetsel erk tarafından bulunmaz nimet olan bu koşul, anket çalışmalarında düşmeyen destek olarak yüzeye çıkar.
yaşadığımız bu dur. ama bari cari açık tutulsa ve büyüme'den ödün verilmese. hiç.
keşke hafızamız ''ram'' gibi olsa da kapatıp açınca sıfırlansa. alışmak olmasa...
yönetsel erk tarafından bulunmaz nimet olan bu koşul, anket çalışmalarında düşmeyen destek olarak yüzeye çıkar.
yaşadığımız bu dur. ama bari cari açık tutulsa ve büyüme'den ödün verilmese. hiç.
keşke hafızamız ''ram'' gibi olsa da kapatıp açınca sıfırlansa. alışmak olmasa...
devamını gör...
özgürlük
günümüzde özgürlük olarak sanılan şeylerin hepsi tamamiyle insanda ki eksiğe yönelik önceden belirlenmiş şeyler.
özgürlüğe en iyi yaklaşımı bana kalsa zizek getiriyor. özgürsüzlüğünü seçebilme özgürlüğü, en büyük özgürlük. bununda insanda ki en yüce hali aşk. tabi günümüzde aşkın kendisi idealize ettiğimiz saçmalıklarla karışıyor. aşk derken birden çarpılma, düşme, sizde ikilemi ortadan kaldıran şey.
özgürlüğe en iyi yaklaşımı bana kalsa zizek getiriyor. özgürsüzlüğünü seçebilme özgürlüğü, en büyük özgürlük. bununda insanda ki en yüce hali aşk. tabi günümüzde aşkın kendisi idealize ettiğimiz saçmalıklarla karışıyor. aşk derken birden çarpılma, düşme, sizde ikilemi ortadan kaldıran şey.
devamını gör...
suşi
merhaba sözlük yazarları; hayatimda ilk defa sushi yedim, bazı tatlar vardır, onlarla tanışmadan önce zihnimizde koca bir dosya oluşur. suşi de benim için öyleydi; bugüne kadar sadece ekranlardan izlediğim, çubukların arasında dengede duran o estetik ama bir o kadar da mesafeli duran tabaklar... nihayet bugün o mesafe kapandı.
masaya gelen tabak, her şeyden önce göze hitap eden bir sanat eseri gibiydi. renklerin uyumu, pirincin o kusursuz dizilişi ve yanındaki yeşil wasabi tepeciği... itiraf etmeliyim ki, ilk lokmayı almadan önce içimde hafif bir tereddüt vardı. alışık olduğumuz mutfak kültürünün çok uzağında, tamamen farklı bir doku ve denge söz konusuydu, sirke olmasaydı daha iyi olurdu limonla daha çok beğendim.

masaya gelen tabak, her şeyden önce göze hitap eden bir sanat eseri gibiydi. renklerin uyumu, pirincin o kusursuz dizilişi ve yanındaki yeşil wasabi tepeciği... itiraf etmeliyim ki, ilk lokmayı almadan önce içimde hafif bir tereddüt vardı. alışık olduğumuz mutfak kültürünün çok uzağında, tamamen farklı bir doku ve denge söz konusuydu, sirke olmasaydı daha iyi olurdu limonla daha çok beğendim.

devamını gör...
fazlası var eksiği yok
iki şeyi karşılaştırırken birinin diğerine nazaran daha kusursuz, tam ve eksiksiz olduğunu ifade eden söz.
devamını gör...
luis fonsi
1978 porto riko doğumlu şarkıcı, söz yazarı ve oyuncu.
bir dönem dünyayı kasıp kavuran despacito şarkısının sahibi.
bir dönem dünyayı kasıp kavuran despacito şarkısının sahibi.
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...
juanes
1972 doğumlu kolombiyalı müzisyen. rock ve pop türünde eserler vermiştir.
bir döneme damgasını vuran, hemen herkesin dilinde olan la camisa negra şarkısının sahibi.
bir döneme damgasını vuran, hemen herkesin dilinde olan la camisa negra şarkısının sahibi.
devamını gör...
insan ulaştığının nankörüdür
maalesef ulaşamadığının da genel olarak düşmanıdır.
devamını gör...




