zaman tüneli
yakışıklı mısırcı
her şeyin bokunu çıkarma da dünya markasıyız.
devamını gör...
yakışıklı mısırcı
karaköy'de mısır satarak geçimini sağlayan genç bir arkadaşın bir anda sosyal medya ünlüsüne dönüşmesi insanların bazen ne kadar boş işlerle uğraştığını kanıtlar gibi .adama ruslar tur filan düzenliyormuş çok enteresan.
share.google/cSeuV0tsEveQb3FhB
share.google/cSeuV0tsEveQb3FhB
devamını gör...
kendi içinde büyüyen boşluklar
insanın her zaman adını koyamadığı ama yokluğunu derinden hissettiği eksilmelerdir. bazen kaybedilen bir şeyden, bazen hiç sahip olunamamış olandan, bazen de ertelenmiş duyguların içte birikmesinden doğar.
devamını gör...
bir günlük öldürün beni
bayıldığım bir kayra şarkısıdır..
hikâyeden de olsa bi' günlük öldürün beni
dört ceset gücünde gölgelerle debelenirken sendeler kafam
düşer mesafe tanımadan
bana musallat olmuş haybeden ziyan
hikâyeden de olsa bi' günlük öldürün beni
dört ceset gücünde gölgelerle debelenirken sendeler kafam
düşer mesafe tanımadan
bana musallat olmuş haybeden ziyan
devamını gör...
hayatın kolaylaşması
dubai'de 25 yıldızlı otelinizin havuzu başında, bu gece hangi dünya güzeli ile çılgın atayım diye kafa patlatırken, karşınızda bütün bir heybetiyle yükselen gökdelenlerde füze patlaması. aniden dubai'den ayrılmanız gerekmesi ama havaalanlarının füze talimhanesine dönüşmesi sebebiyle hiçbir yere gidememek. ardından dünyanın bütün fıstık kızlarıyla tanışmak zorunda kalmak..
hayata gel..
hayata gel..
devamını gör...
biskolata erkeği reddetmek
ben biskolata'ya da erkeğine de hayır diyemiyorum seda apla.
şimdi amerikalı kristopher gibi erkek reddedilir mi? yaşlansa da hala ilah gibi olan carlos martin gibi erkek reddedilir mi? arjantinli tango düşkünü mariano gibi erkek reddedilir mi? fransız cedric francis gibi erkek reddedilir mi? en kötü bruno olsun o bile reddedilir mi? soruyorum size?
ben seçmem biskolatasını da erkeğini de. dostum, nimet reddedilir mi?
şimdi amerikalı kristopher gibi erkek reddedilir mi? yaşlansa da hala ilah gibi olan carlos martin gibi erkek reddedilir mi? arjantinli tango düşkünü mariano gibi erkek reddedilir mi? fransız cedric francis gibi erkek reddedilir mi? en kötü bruno olsun o bile reddedilir mi? soruyorum size?
ben seçmem biskolatasını da erkeğini de. dostum, nimet reddedilir mi?
devamını gör...
cevap verme çabası
insanın dışarıdan gelen sorulara olduğu kadar kendi içinde büyüyen boşluklara da bir anlam yetiştirme isteğidir. bazen bir savunma, bazen bir açıklama, bazen de suskun kalmamak için verilen içgüdüsel bir karşılıktır.
devamını gör...
ayakta kalabilmek
kalamam. zordur. çok zordur. azıcık yorulsam hemen bir yere uzanma isteği kaplar içimi. tembellik çok zor.
devamını gör...
biskolata erkeği reddetmek
biskolata erkeğini reddetmek kolay, önemli olan hanımeller erkeğini reddedebilmek.
devamını gör...
ayakta kalabilmek
her darbeyi hiç sarsılmadan karşılamak değil; sarsıldıktan sonra dağılmadan yönünü yeniden bulabilmektir. insan bazen gücüyle değil, yorgunluğuna rağmen sürdürdüğü direnciyle ayakta kalır. bu yüzden ayakta kalmak, yalnızca dayanmak değil, kırılmadan olmasa bile çözülmeden devam edebilmektir.
devamını gör...
kafede yalnız başına oturan insan
aslında çoğumuz yalnızız. iki kişi aynı masada oturuyor diye illa birbirine ulaştığı anlamına gelmiyor ki. evet, bazıları gerçekten müzik dinlemek, kitap okumak, kendi içine çekilmek için tek başına oturmayı seviyor. ama bir kısmı da “birlikteyiz işte” diye düşünüyor. oysa aynı masada, aynı anda bambaşka dünyalardalar. biri telefonuyla meşgul, öteki kendi düşüncelerinin içinde kaybolmuş gidiyor.
buna hemen “teknoloji suçlu” diyebiliriz ama bence o kadar basit değil. teknoloji sadece zaten var olan kopukluğu daha net gösteriyor. asıl sorun daha derinde. insanlar arasında o eski bağ çoktan gevşemiş, yer yer kopmuş.
artık kimse kolay kolay birbirine dayanmak istemiyor. dayanmak sabır gerektiriyor, emek gerektiriyor, zaman gerektiriyor. bunlar da çoğumuza fazla ağır geliyor. herkes “daha iyisini” arıyor, birazcık sıkıntıya bile tahammülü kalmamış. ama kendi “daha iyi” olmak için uğraşan yok denecek kadar az. o yüzden ilişkiler deneme sürümü gibi oluyor. kısa, sığ ve ilk terslikte silinip giden cinsten.
samimiyet bile garipleşti. var gibi yapılıyor ama içten içe hissedilmiyor. herkes bir rol kesiyor, kimse gerçekten inanmıyor. karşı taraf da bunu seziyor zaten, hemen içgüdüsel olarak mesafe koyuyor. sonra döngü başa sarıyor.. yine aynı yalnızlık.
bu yüzden kafede tek başına oturan insan bana göre artık garip değil. asıl garip olan, kalabalık masalarda bile içinin bomboş olması. dolu gibi duran masalar, aslında en derin yalnızlığın yaşandığı yerler haline geldi.
buna hemen “teknoloji suçlu” diyebiliriz ama bence o kadar basit değil. teknoloji sadece zaten var olan kopukluğu daha net gösteriyor. asıl sorun daha derinde. insanlar arasında o eski bağ çoktan gevşemiş, yer yer kopmuş.
artık kimse kolay kolay birbirine dayanmak istemiyor. dayanmak sabır gerektiriyor, emek gerektiriyor, zaman gerektiriyor. bunlar da çoğumuza fazla ağır geliyor. herkes “daha iyisini” arıyor, birazcık sıkıntıya bile tahammülü kalmamış. ama kendi “daha iyi” olmak için uğraşan yok denecek kadar az. o yüzden ilişkiler deneme sürümü gibi oluyor. kısa, sığ ve ilk terslikte silinip giden cinsten.
samimiyet bile garipleşti. var gibi yapılıyor ama içten içe hissedilmiyor. herkes bir rol kesiyor, kimse gerçekten inanmıyor. karşı taraf da bunu seziyor zaten, hemen içgüdüsel olarak mesafe koyuyor. sonra döngü başa sarıyor.. yine aynı yalnızlık.
bu yüzden kafede tek başına oturan insan bana göre artık garip değil. asıl garip olan, kalabalık masalarda bile içinin bomboş olması. dolu gibi duran masalar, aslında en derin yalnızlığın yaşandığı yerler haline geldi.
devamını gör...
yaşlandıkça insanda değişen şeyler
hani yaşlandıkça daha az uyku ile yetiniyorduk? yaşlılar hani daha az uyurdu? ben niye böyle oldum. saçlarımın yarısı beyazladı ama maşallah bıraksalar bütün gün uyurum. yoksa, yoksa?! yoksa ben hâlâ gencecik olabilir miyim? bir ihtimal? umut yaşlının ekmeği diye boşuna dememişler. *
devamını gör...
kendini kanıtlama isteği
insanın yalnızca başkalarına değil, çoğu zaman kendi içindeki şüpheye de cevap verme çabasıdır. bazen çalışkanlık, azim ve yükselme arzusu üretirken, bazen de kişiyi gereğinden fazla yoran, sürekli onay arayan bir döngüye çevirir. bu yüzden mesele kendini göstermek değil, değerini sadece dışarıdan gelecek alkışa bağlamadan ayakta kalabilmektir.
devamını gör...
biskolata erkeği reddetmek
biskolata erkeğine güven olmaz hanım abla sen adam gibi adamlara bak.
devamını gör...
biskolata erkeği reddetmek
sonra bi uyandım ki üstüm açık kalmış.
devamını gör...
14 nisan 2026 mansur yavaş hakkında soruşturma izni
linkteki haberdir. ankara büyükşehir belediyesi açıklaması.
"2023 yılında karabük’te düzenlenen bir seçim mitingi kapsamında, ankara büyükşehir belediyesine ait bazı araçların kullanıldığı iddiasıyla; ankara büyükşehir belediye başkanı mansur yavaş hakkında soruşturma izni verilmiştir."
biz kendimizi boşuna yırttık. o kadar boşunaydı ki ve o kadar gözlerini hırs bürümüş ki bir şekilde girdikleri belediyenin kaynaklarıyla ikişer üçer karı kapatanlar** mı ararsın,
karısının şirketine belediye işleri paslayıp haberi olmadığını söyleyen mi ararsın,
liseyi nasıl bitirdiği bile şaibeli tipleri üniversite mezunlarının başına amir diye dikeni mı ararsın,
sonra da gidip "bunları akp de yapiyür" diye savunan genel başkan mı ararsın?
kulislerde kk'nin öö'ye "cumbaba adayı sen ol" dediği konuşuluyor dünden beri.
peki şimdi tahmin edin bakalım bütün bu oyunu bozabilecek kim kaldı?
bildiniz...
kürt oylarını alamaz diye çamur atılan adamı kk ve öö denen iki şuursuz aparata rağmen engelleyemediler ve yükselişi sürdü.
simdi ise iş başa düştü.
en temiz olana sıra geldi. mansur'a...
kk'nin makam araçları çekilir altından, yakındır. sonra belki belli mi olur hapis cezası bile alır.
yok kardeş yok...
biz kendimizi boşuna yırttık.
hadi tatlı rüyalar...
"2023 yılında karabük’te düzenlenen bir seçim mitingi kapsamında, ankara büyükşehir belediyesine ait bazı araçların kullanıldığı iddiasıyla; ankara büyükşehir belediye başkanı mansur yavaş hakkında soruşturma izni verilmiştir."
biz kendimizi boşuna yırttık. o kadar boşunaydı ki ve o kadar gözlerini hırs bürümüş ki bir şekilde girdikleri belediyenin kaynaklarıyla ikişer üçer karı kapatanlar** mı ararsın,
karısının şirketine belediye işleri paslayıp haberi olmadığını söyleyen mi ararsın,
liseyi nasıl bitirdiği bile şaibeli tipleri üniversite mezunlarının başına amir diye dikeni mı ararsın,
sonra da gidip "bunları akp de yapiyür" diye savunan genel başkan mı ararsın?
kulislerde kk'nin öö'ye "cumbaba adayı sen ol" dediği konuşuluyor dünden beri.
peki şimdi tahmin edin bakalım bütün bu oyunu bozabilecek kim kaldı?
bildiniz...
kürt oylarını alamaz diye çamur atılan adamı kk ve öö denen iki şuursuz aparata rağmen engelleyemediler ve yükselişi sürdü.
simdi ise iş başa düştü.
en temiz olana sıra geldi. mansur'a...
kk'nin makam araçları çekilir altından, yakındır. sonra belki belli mi olur hapis cezası bile alır.
yok kardeş yok...
biz kendimizi boşuna yırttık.
hadi tatlı rüyalar...
devamını gör...
organik olmayan psikoz
bazen insanın kafası kendi içinde yankı yapmaya başlar. sesler çoğalır, düşünceler birbirine girer, gerçek dediğin şey elinden kayar gider. organik olmayan psikoz tam olarak bu kopuş hali.
bedende bir arıza yoktur ama zihin dağılmıştır. halüsinasyonlar, sanrılar, paranoya.. hepsi var ama mr tertemiz. sorun et parçasında değil, hastanın yaşadığı yükte. ağır stres, travma, hayatın üst üste bindirdiği şeyler ya da bazen uyuşturucu/uyarıcı madde kullanımı.. bir noktada zihin “ben bunu taşıyamıyorum” deyip kendi gerçekliğini kurmaya başlar.
organik olanla farkı basit aslında. orada beyin fiziksel olarak hasarlı, burada ise zihnin yükü fazla. ama bu, daha az gerçek olduğu anlamına gelmiyor. yaşayan için gayet gerçek.
eskiden “atipik psikoz” derlerdi, şimdi daha yuvarlak isimler kullanılıyor ama hissi aynı. bazen geçip gidiyor, bazen uzun kalıyor, bazen de başka şeylere evriliyor. biraz da ne kadar erken tutulduğuna, neyle beslendiğine bağlı.
bedende bir arıza yoktur ama zihin dağılmıştır. halüsinasyonlar, sanrılar, paranoya.. hepsi var ama mr tertemiz. sorun et parçasında değil, hastanın yaşadığı yükte. ağır stres, travma, hayatın üst üste bindirdiği şeyler ya da bazen uyuşturucu/uyarıcı madde kullanımı.. bir noktada zihin “ben bunu taşıyamıyorum” deyip kendi gerçekliğini kurmaya başlar.
organik olanla farkı basit aslında. orada beyin fiziksel olarak hasarlı, burada ise zihnin yükü fazla. ama bu, daha az gerçek olduğu anlamına gelmiyor. yaşayan için gayet gerçek.
eskiden “atipik psikoz” derlerdi, şimdi daha yuvarlak isimler kullanılıyor ama hissi aynı. bazen geçip gidiyor, bazen uzun kalıyor, bazen de başka şeylere evriliyor. biraz da ne kadar erken tutulduğuna, neyle beslendiğine bağlı.
devamını gör...
erdoğan giderse türkiye dağılır
ortalık yıkılır. sokaklar bayram yerine döner. sabahlara kadar sokaklarda eğlenip dağıtırız.
devamını gör...
erdoğan giderse türkiye dağılır
duyan da ortada hâlâ sağlam bir bütün kalmış da dağılacak sanır. ülkenin içinden resmen entropi gibi geçildi, her şey dağılıp saçıldı. gitse de “şuradan başlarız” diyebileceğimiz tek bir sağlam nokta kalsa derdimiz. toparlanma falan fizik dışı artık.
devamını gör...
46 sene meme emen adam
bir delinin 46 yıl meme emebildiği bir dünyadayız! 46 yaşındayım! sorun bana??
devamını gör...