zaman tüneli
46 sene meme emen adam
yalan daha 32 yaşındayım.
devamını gör...
intihar etmeyi düşünmek
bazen bu bir düşünce gibi bile gelmiyor. daha çok içerde biriken her şeyin bir anda taşması gibi. uzun zamandır sırtında taşıdığın bir yük var; başta “idare ederim” diyorsun, hafif sanıyorsun. sonra fark etmeden ağırlaşıyor. bir gün geliyor ki aynı yük kemiğine dayanıyor. o noktada çözüm falan aramıyorsun. sadece her şeyin biraz susmasını istiyorsun. kafanın içi, göğsünün ortası, o bastıran ağırlık… bir anlığına dursun istiyorsun.
ben o noktayı yaşadım. dışarıdan konuşmuyorum. girdim o karanlığın içine, oturdum, kaldım. geceyi uzatan, sabahı geciktiren bir şey var orada. dışarıdan bakınca hayat akıyor ama sen o akışın içinde değilsin. sanki kalın bir camın arkasından izliyorsun her şeyi. dokunamıyorsun. en kötüsü de bu zaten; kimse tam olarak anlamıyor, sen de anlatamıyorsun. göstermemeyi öğrenmişsin çünkü.
psikiyatra gitmek bile zordu. kendine “ben iyi değilim” demeyi erteliyorsun. çünkü o cümleyi kurduğun anda bir şey resmileşiyor gibi geliyor. ama sonunda gittim. oturdum karşısına. ilk seanslarda büyük şeyler konuşulmadı. bir noktada doktorum dümdüz bir şey söyledi:
“bu düşünceler seni ikna etmeye çalışır. ama bu onların doğru olduğu anlamına gelmez.”
o an çok derin gelmedi. hatta biraz boş bile geldi. ama zamanla yerine oturdu. çünkü o düşünce geldiğinde her şey çok net, çok mantıklı görünüyor. sanki tek çıkış yolu oymuş gibi. başka ihtimal yokmuş gibi. ama aslında o an zihin seni daracık bir yere sıkıştırıyor.
hâlâ gidiyorum. hâlâ ilaç kullanıyorum. bu iş “geçti, bitti” diye bitmiyor zaten. bazen yokluyor, bazen aynı yerden vuruyor. ama artık fark var. eskiden o düşünce geldiğinde inanıyordum. şimdi geldiğinde tanıyorum onu. aynı ses, aynı ton… ama eskisi gibi kandıramıyor.
karanlığın içinde bile nefes alacak bir yer oluyor. bazen çok küçük bir şey. mesela elektro gitarın bir teli titreşiyor. o titreşim fiziksel ama etkisi başka bir yerde. kafamın içindeki kalabalık bir adım geri çekiliyor. tamamen susmuyor belki ama artık boğmuyor da. o an sadece ses var ve o ses bana şunu hatırlatıyor: hâlâ buradayım.
bazen bu bile yetiyor. çünkü insan her zaman tamamen iyi olmak zorunda değil. bazen sadece biraz daha az kötü olmak bile yeter.
karanlık her zaman son demek değil. bazen sadece içinden geçilen bir yer ve o yerin içinde bile küçük de olsa bir tutunma noktası oluyor.
eğer şu an bunu okuyan biri o noktadaysa, şunu bil:
şu an hissettiğin şey ne kadar gerçek gelirse gelsin, o an her şey değil.
bugün buradasın.
bu az bir şey değil.
yarın da kal.
ben o noktayı yaşadım. dışarıdan konuşmuyorum. girdim o karanlığın içine, oturdum, kaldım. geceyi uzatan, sabahı geciktiren bir şey var orada. dışarıdan bakınca hayat akıyor ama sen o akışın içinde değilsin. sanki kalın bir camın arkasından izliyorsun her şeyi. dokunamıyorsun. en kötüsü de bu zaten; kimse tam olarak anlamıyor, sen de anlatamıyorsun. göstermemeyi öğrenmişsin çünkü.
psikiyatra gitmek bile zordu. kendine “ben iyi değilim” demeyi erteliyorsun. çünkü o cümleyi kurduğun anda bir şey resmileşiyor gibi geliyor. ama sonunda gittim. oturdum karşısına. ilk seanslarda büyük şeyler konuşulmadı. bir noktada doktorum dümdüz bir şey söyledi:
“bu düşünceler seni ikna etmeye çalışır. ama bu onların doğru olduğu anlamına gelmez.”
o an çok derin gelmedi. hatta biraz boş bile geldi. ama zamanla yerine oturdu. çünkü o düşünce geldiğinde her şey çok net, çok mantıklı görünüyor. sanki tek çıkış yolu oymuş gibi. başka ihtimal yokmuş gibi. ama aslında o an zihin seni daracık bir yere sıkıştırıyor.
hâlâ gidiyorum. hâlâ ilaç kullanıyorum. bu iş “geçti, bitti” diye bitmiyor zaten. bazen yokluyor, bazen aynı yerden vuruyor. ama artık fark var. eskiden o düşünce geldiğinde inanıyordum. şimdi geldiğinde tanıyorum onu. aynı ses, aynı ton… ama eskisi gibi kandıramıyor.
karanlığın içinde bile nefes alacak bir yer oluyor. bazen çok küçük bir şey. mesela elektro gitarın bir teli titreşiyor. o titreşim fiziksel ama etkisi başka bir yerde. kafamın içindeki kalabalık bir adım geri çekiliyor. tamamen susmuyor belki ama artık boğmuyor da. o an sadece ses var ve o ses bana şunu hatırlatıyor: hâlâ buradayım.
bazen bu bile yetiyor. çünkü insan her zaman tamamen iyi olmak zorunda değil. bazen sadece biraz daha az kötü olmak bile yeter.
karanlık her zaman son demek değil. bazen sadece içinden geçilen bir yer ve o yerin içinde bile küçük de olsa bir tutunma noktası oluyor.
eğer şu an bunu okuyan biri o noktadaysa, şunu bil:
şu an hissettiğin şey ne kadar gerçek gelirse gelsin, o an her şey değil.
bugün buradasın.
bu az bir şey değil.
yarın da kal.
devamını gör...
biskolata erkeği reddetmek
vallahi karakteri düzgün değilse değil biscolata; brad pitt‘i gelse hatta üstüne johnny depp‘i gelse kar etmez.
devamını gör...
46 sene meme emen adam
eline sopa alıp bunu dövseydiler akıllanırdı. bazı insanlara şiddet gerekli hele bu ülkede pembe pembe konuşmalar kimseye sökmez.
devamını gör...
enişteler allah’ın sessiz kullarıdır
susturuculu su tabancasıdırlar bence.
devamını gör...
dürtüsellik
yönetmesi çok zordur… karakter gibi görülse de, aslında değildir. çünkü beynin işleyişi ile ilgilidir. günlük hayatı ızdıraba çevir. bu yüzden destek alınması gerekir. oğlum beni ergenlikte bu konuda çok zorlamıştı.
devamını gör...
enişteler allah’ın sessiz kullarıdır
bir evin sessiz garipleridir enişteler. onları sevin onlara iyi davranın
adam demiş eşeğin yoksa enişten de mi yok
işte buyur allah’tan reva mı bu.
adam demiş eşeğin yoksa enişten de mi yok
işte buyur allah’tan reva mı bu.
devamını gör...
kedi osuruğu
şüphesiz ki osurukların en kahredicisidir.
ey kedi besleyenler, unutmayın ki biz onları ibret alasınız diye sevimli ve masum yarattık. şüphesiz ki en tehlikeli silah, masum sıfatlardır.
el'pati 9/8.
ey kedi besleyenler, unutmayın ki biz onları ibret alasınız diye sevimli ve masum yarattık. şüphesiz ki en tehlikeli silah, masum sıfatlardır.
el'pati 9/8.
devamını gör...
günaydın sözlük
uyandık, uyanamayan ülkede.
devamını gör...
aşırı kibar insan
gay dir.
devamını gör...
hak dediğin benim iki dudağımın arasında hoca efendi
birileri çok muhteşem yüzyıl izliyor sanırım.
devamını gör...
güne bir türkü bırak

bu saatten sonra güne ancak "türlü" bırakabilirim. yemek vakti geldi çok acıktım. afiyet olsun.
tamam hadi öğle yemeğinde yemek yerken arkada iyi gidecek bir türkü de gelsin o zaman.
neşet ertaş - gönül dağı
devamını gör...
deniz gezmiş
devrim yapacağım diye hukuksuz bir sürü eylem yapıp, ülkede hukuk arayışına girmek bana biraz ters, amacına ulaşmamış her devrim terör tanımında kalıcaktır malesef. niyet her zaman her şey değildir, niyetle eylemlerinin çakıştığı çok yer olmaması lazım.
devamını gör...
46 sene meme emen adam
eşine çok çektirir ve arada bir altını değiştirmek gerekir. eskisinden çok çok daha büyük sıçtığı için, bu da epey bir vakit alır tabii. ama pudraya gerek yoktur; çünkü her yeri artık deve derisi gibi hatta buruş buruş olmuştur. bu saatten sonra bebeksi bir dokuya ihtiyacı da yoktur bence artık.
devamını gör...
güne bir türkü bırak
nasip bizi atmış gurbet ellere…
devamını gör...
susurluk
bindiğim otobüs bozulunca yolunda kalmıştım bir keresinde, hiç unutmam.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okuduğunda ağladığı kitaplar
edebiyattaki; arabesk ve acıların çocuğu akımının etkisinde kalınarak yazılmış kitaplardır. bunlar, post modern müslüm ayarındaki eserlerdir.
devamını gör...
gereksiz risk
kazanımı sınırlı, kaybı ise açık olan hamledir. insan bazen; heyecanla, öfkeyle ya da kendini kanıtlama isteğiyle bu tür adımları göze alır ama bedeli çoğu zaman sonradan anlaşılır. bu yüzden gereksiz risk, atılan büyük adımdan çok, hesap edilmeyen küçük ihmallerin büyümüş hali gibi de düşünülebilir.
devamını gör...
dürtüsellik
insanın düşünme ile tepki verme arasındaki mesafeyi kısaltan bir eğilimdir. kimi zaman cesaret, hız ve spontane enerji gibi görünse de, kontrol altına alınmadığında; pişmanlık, dağınıklık ve gereksiz risk üretir.
devamını gör...
46 sene meme emen adam
twitter'da yetişkin oğluyla birlikte uyuyan annelere dair postu okurken rastladığım inanılması güç adam.

her sabah ve her akşam annesinin memesini emmekte olduğu, bunun gizli bir şey olmadığı, diğer aile üyelerinin bunu bir başvuru nedeni, rahatsızlık belirtisi ya da sıkıntı kaynağı saymadıkları

her sabah ve her akşam annesinin memesini emmekte olduğu, bunun gizli bir şey olmadığı, diğer aile üyelerinin bunu bir başvuru nedeni, rahatsızlık belirtisi ya da sıkıntı kaynağı saymadıkları
devamını gör...