zaman tüneli
14 nisan 2026 siverek okul saldırısı
şanlıurfa siverek'te okulun 19 yaşındaki eski öğrencisi tarafından pompalı tüfekle yapılmış saldırı.
saldırganın 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis, 1 kantin işletmecisini yaralayıp intihar ettiği haberi var.
www.cumhuriyet.com.tr/turki...
saldırganın 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis, 1 kantin işletmecisini yaralayıp intihar ettiği haberi var.
www.cumhuriyet.com.tr/turki...
devamını gör...
zeitgeist
o dönemlerin görünmez havası. elle tutulmaz ama ciğerlerine dolar, fark etmeden herkes aynı şeyi solur. sokağa çıktığında insanların yürüyüşünde, esprilerinde, korkularında, suskunluklarında hissedersin. kimse “şu an hepimiz şöyle hissediyoruz” diye pankart açmaz ama herkes aşağı yukarı aynı dalgada yüzer.
kelime anlamı almanca “zeit” (zaman), “geist” (ruh) yani tam çevirisi zamanın ruhu. ama mesele sadece “o yıllarda hava şöyleydi” demek değil. daha derin. o yıllarda insanların neyi normal kabul ettiğini, neye gülüp neye sinirlendiğini, neyi sorgusuz sualsiz yuttuğunu, neyi “bu böyle olur” diye içselleştirdiğini anlatır.
bir dönem herkes “her şey daha iyi olacak” diye yürür, gelecek pırıl pırıl bir vaat gibi görünür. başka bir dönemde aynı insanlar birden “aslında hiçbir şey değişmiyor” moduna geçer, umut küçülür, alaycılık artar, kapılar yavaş yavaş kapanır. kimse tek başına karar vermemiştir bu değişime. hava değişmiştir, insanlar da onunla birlikte kaymıştır.
en tuhaf yanı da içindeyken neredeyse hiç fark edilmez.
çünkü o hava sana “gerçek” gibi gelir. herkes senin gibi düşündüğü, aynı şeylere güldüğü, aynı şeylerden rahatsız olduğu için “doğru olan bu” sanırsın. ta ki yıllar geçip de o dönemden biraz uzaklaşınca dönüp bakarsın ve “ulan biz o zaman epey öyleymişiz” dersin.
işte o “öylelik” zeitgeist’tir.
biraz da şöyle düşün:
karanlık bir odadasın. tavandaki lamba çok yavaş yavaş rengini değiştiriyor; önce sıcak sarı, sonra yeşilimsi, sonra soğuk mavi. gözün alışıyor, sen de o renge göre görüyorsun her şeyi. ta ki biri kapıyı açıp dışarıdan “burası bayağı maviymiş lan” deyene kadar. o an anlıyorsun ki aylardır bambaşka bir ışıkta yaşıyormuşsun.
zeitgeist işte o odadaki ışığın rengidir.
çoğu zaman biz o rengin içinde yaşadığımızı, ancak odadan çıkınca fark ederiz.
kelime anlamı almanca “zeit” (zaman), “geist” (ruh) yani tam çevirisi zamanın ruhu. ama mesele sadece “o yıllarda hava şöyleydi” demek değil. daha derin. o yıllarda insanların neyi normal kabul ettiğini, neye gülüp neye sinirlendiğini, neyi sorgusuz sualsiz yuttuğunu, neyi “bu böyle olur” diye içselleştirdiğini anlatır.
bir dönem herkes “her şey daha iyi olacak” diye yürür, gelecek pırıl pırıl bir vaat gibi görünür. başka bir dönemde aynı insanlar birden “aslında hiçbir şey değişmiyor” moduna geçer, umut küçülür, alaycılık artar, kapılar yavaş yavaş kapanır. kimse tek başına karar vermemiştir bu değişime. hava değişmiştir, insanlar da onunla birlikte kaymıştır.
en tuhaf yanı da içindeyken neredeyse hiç fark edilmez.
çünkü o hava sana “gerçek” gibi gelir. herkes senin gibi düşündüğü, aynı şeylere güldüğü, aynı şeylerden rahatsız olduğu için “doğru olan bu” sanırsın. ta ki yıllar geçip de o dönemden biraz uzaklaşınca dönüp bakarsın ve “ulan biz o zaman epey öyleymişiz” dersin.
işte o “öylelik” zeitgeist’tir.
biraz da şöyle düşün:
karanlık bir odadasın. tavandaki lamba çok yavaş yavaş rengini değiştiriyor; önce sıcak sarı, sonra yeşilimsi, sonra soğuk mavi. gözün alışıyor, sen de o renge göre görüyorsun her şeyi. ta ki biri kapıyı açıp dışarıdan “burası bayağı maviymiş lan” deyene kadar. o an anlıyorsun ki aylardır bambaşka bir ışıkta yaşıyormuşsun.
zeitgeist işte o odadaki ışığın rengidir.
çoğu zaman biz o rengin içinde yaşadığımızı, ancak odadan çıkınca fark ederiz.
devamını gör...
kahve dünyası
tadı yanık b.k gibi olan kahveci. burada kahve içenin kendine saygısı yoktur.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bugün biraz otobüste telefon yerine insanlara kitlendim de kafa boyutlarının ve şekillerinin bu kadar değişkenlik göstermesi hep bi garibime gidiyor. bazı kafası aşırı güzel duran keller ve kafasının farklı yerlerinde yumurta kırmışsın gibi duran saçı seyrek amcalar ve iqnun ortalanması. sorsan herkes mutsuz ve parasız. bu kadar farklı uzva bu kadar aynı duygu, bu kadar aynı ahval ve şerait. boyun devrile sistem.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
yakışıklı mısırcı
millet kara bir adamı görmek için uçağa binip ülke değişiyor. refaha bak refaha. biz de pazarda biber niye böyle pahalı diye dertlenip eve dönüyoruz. yeter ulan! tiktok açıyorum. takip edin.
yaqı$ıqlie_em¡në
yaqı$ıqlie_em¡në
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
yeni yazarlardan şu ara çok sık tanımlarına denk geliyorum. keyifli sözlükler…
devamını gör...
kahve dünyası
gofretleri idare eder de kahveleri abdest suyu kıvamında .yoklukta tercih etmem .gofretten ilerleseler daha mantıklı olurmuş.
devamını gör...
donald trump
dedesi kerhaneciymiş, kendisi de sübyancı.
içimizdeki siyonistler olmasaydı şimdiye 50 sefer halı gibi silkilmiştin.
içimizdeki siyonistler olmasaydı şimdiye 50 sefer halı gibi silkilmiştin.
devamını gör...
internet yokken karşımıza çıkan dinozor oyunu
aynı benim hayatım gibi, her tarafı dikenlerle, engellerle çevrili.
devamını gör...
flavius belisarius (yazar)
fazla söze gerek bırakmayan nicklerden. belisarius sessiz sadakat, gürültüsüz güç… öyle bağırmadan var olan adamlar vardır ya, biraz onlardan gibi. tanımıyorum ama sanki uzun zamandır tanıyor gibiyim, kalemi daim olsun.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
seni vicdanın affetsin, benden af bekleme..
devamını gör...
bağıra bağıra söylenebilecek şarkılar
devamını gör...






