zaman tüneli
albert speer
bi albert einstein değildir.
devamını gör...
koruncuk vakfı
bir kere bile bağış yapanları telefonla arayarak düzenli bağış isteyen vakıf. böyle saçma iş mi olur. stklar böyle çalışmaz. para dilenmez. bütçesi dahilinde ya da sponsorla etkinlik yapıp olabildiğince fazla kişiye ulaşmaya çalışır. bunun için bütün imkanlarını çalıştırır, olabildiğince fazla insanla iletişim kurar ama telefon açıp para istemez. sosyal medyası da iyiyse görünürlüğü zaten artar, diğer stklarla iş birliği yapar. piyasa güven veriyorsa 50 tl bağış da gelir gayrimenkul bağışı da gelir. bu vakıf bundan sonra beş kuruşumu bile alamaz.
bir de hayır deyince bozulup telefonu çat diye kapatıyorlar. olacak iş değil.
bir de hayır deyince bozulup telefonu çat diye kapatıyorlar. olacak iş değil.
devamını gör...
korkuluk
bir diğer adı mebustur.
devamını gör...
30 yaşına girmek
bazı ülkelerin vatandaşları için tam bir mucizedir.
devamını gör...
23 nisan 2026 beşiktaş alanyaspor maçı
kazanabileceğimizden emin değilim, hatta alanyayı geçsek bile kupayı alabileceğimizi zannetmiyorum. belki de böylesi hayırlara vesile olur da bu sergen kasıntısından kurtulabiliriz.
100 milyon euro'dan fazla para harcatmışsın, ligde 4. sıradasın derbi kazamamadın bir de kupanın üstüne sıç tam olsun. senden en fazla yorumcu olur onu da iyi yaptığın için değil zırvalarına müşteri bulabileceğin bir ülkede olduğun için.
100 milyon euro'dan fazla para harcatmışsın, ligde 4. sıradasın derbi kazamamadın bir de kupanın üstüne sıç tam olsun. senden en fazla yorumcu olur onu da iyi yaptığın için değil zırvalarına müşteri bulabileceğin bir ülkede olduğun için.
devamını gör...
sosyal medyaya e-devlet ile girilmesi
halk protein eksikliğinden tepki mekanizmasını kaybetti.
devamını gör...
isa aras mersinli
bir çocuk katil.
basına sızan bilgilere göre okuldaki rehber öğretmen velilere ulaşmaya çalışmış. ne kadar doğrudur bilinmez ama söylentilere göre aile "çocuğun çok zeki olduğu için uyum sorunu yaşadığını" öne sürerek iş birliğinde bulunmamış.
çocuğun saatlerce odasına kapandığı, telefonla bilgisayarla bağımlılık derecesinde meşgul olduğu söyleniyor. sınıfta kendisine zarar verecek davranışlarda bulunduğu absürt davranışları olduğu anlatılıyor. görev yeri değiştirilen bir öğretmenin, çocuğun çantasını aramadan okula almadığı, çocuğun kendisine zarar vermesinden endişe ettiği ancak okul yönetiminin dağıtıldığı söyleniyor. böyle bir durumda orada öğrencilerle birlikte can pazarı yaşayan insanları suçlamak ne kadar doğru? ihmaller konuşulur ama belki de bu insanlar da bu çocukla alakalı baskı altındaydı, belki de aile tarafından, bilemiyoruz.
psikiyatrik tedavi görmüş olmak, yatışla dahi olsa, tüm meslek kolları için sorun teşkil etmez. psikiyatrik tanı alan insanlar vasıfsız işler dışında iş bulamaz, bir gelecekleri olmaz gibi bir durum yok. ama eğer çocuğunuzu asker, polis, subay yapma niyetiniz varsa durum bambaşka :d.
ben asıl şunu anlayamıyorum, sosyal yaşamdan bu kadar kopuk bir çocuk karşısında nasıl bu kadar tedbirsiz davranılır? bir insanın kendisine zarar veriyor olması zaten uç bir davranış, sadece intihar şüphesi bile hekimler için yatış düşünmek için yeterli olabiliyor. benim çocuğum orasına burasına kalem saplasa, kendisini kestiği için hastanelere götürülse aklım götüme kaçar.
tabii ki bir sabah uyanıp terör saçacağını düşünemeyebilirim ama insan ya kendisine bir şey yaparsa kaygısı ile yani çocuğu adına duyduğu endişe gerekçesi ile o silahları erişim dahilinde tutmayı bırakın evinde bile bulundurmaktan imtina eder. üstelik bu insanlar okumuş yazmış insanlar, akıl alır gibi değil.
bu aslında mizaçla da alakalı. kimisi öfkesini kendine, kimisi dışarıya yöneltir. bu arkadaş her ikisini de yapmış belli ki. ama o kadar gerçeklik sınanmasından ve mantık muhakemesinden uzak kalmış ki empati duygusunu bir kenara zaten bıraktık ama var oluşunu sürdürmeye yönelik bir kâr zarar muhasebesinden yoksun. bir yandan da belli ki aileden de özel ve farklı olduğu yönünde geri dönüşler almış. kendisini dahi sanıyormuş.
soğukkanlı bir katliam gerçekleştirmek zekâ göstergesi mi? bence hiç değil. okullar bir hava limanı değil mesela, dedektörlerle aranmıyor bu çocuklar. elini kolunu sallayarak pek çok okula pek çok insan zararlı herhangi bir şey sokabilir. bu denetimsizliği uyuşturucu kullanımı ilkokula kadar düştü diye veryansın eden haberlerden de çıkarabiliriz, okul kapısının önünde sigara içen arkadaşlarımızdan da. herhangi bir şey maalesef okula girebiliyor senelerdir.
hitler, saddam hüseyin ve dahi adnan oktar kötülük dehası olabilir. ama maalesef bu çocuğumuzun o kadar da zeki olduğunu da düşünmüyorum. sistematik ve sürekli bir şekilde kitleleri ikna etmek ve kötülüğü burnun kanamadan gerçekleşteribilmek ürkütücü ama evet zekâ örneği. ama kendi beynine hapsolup gerçeklikten uzaklaşmak, üstünlük fantezilerine kendini adayarak bireysel çıkarlarını dahi kenara bırakacak kadar umutsuz ve sağlıksız bir düşünce sistemine hapsolmak ve mantıksal düşünme becerisini kaybetmek, bunun sonucunda da böyle bir vahşet sergilemek bana kalırsa en ufak bir zekâ kırıntısı barındırmıyor.
bir yandan da insanların acılarından ve böyle elim bir hadiseden sansasyon devşirmeyi iğrenç buluyorum. burada kurbanların ailelerini kastediyorum. bu çocuk ve ailesi ile hiçbir şekilde empati kurmuyorum. mesela bu oğlanın internete sızan etekli videolarından bize ne tam olarak? bunu "katilin transeksüel eğilimleri varmış" manşetleri ile bu şekilde servis etmek ne kadar etik ve bağlamla ne alakası var bu şekilde üretilen bu söylemin?
sosyal medya ölenlerin fotoğraflarını görmek isteyen ve kıyım anının video görüntülerine ulaşmaya çalışan delilerle dolu. beni dehşete düşüren bir başka detay bu. şahsın ölüsünü görmek istiyoruz diye ayaklanan halkı anlıyorum. ölümüyle alakalı şaibeli söylemler (önce intihar ettiği söylendi sonra ise arbede sırasında yaralandığı ancak polise teslim edildiği) ve insanların adalete bir gram güveninin kalmaması çok acı ve bu tepki anlaşılabilir. ama kurbanların fotoğraflarını niçin görmek istiyorsunuz mesela? neden saldırı anının görüntülerine ulaşıp izlemek istiyorsunuz? bence bunun peşine düşen insanlar da son derece anormal, son derece sağlıksız ve midemi bulandırıyorlar.
basına sızan bilgilere göre okuldaki rehber öğretmen velilere ulaşmaya çalışmış. ne kadar doğrudur bilinmez ama söylentilere göre aile "çocuğun çok zeki olduğu için uyum sorunu yaşadığını" öne sürerek iş birliğinde bulunmamış.
çocuğun saatlerce odasına kapandığı, telefonla bilgisayarla bağımlılık derecesinde meşgul olduğu söyleniyor. sınıfta kendisine zarar verecek davranışlarda bulunduğu absürt davranışları olduğu anlatılıyor. görev yeri değiştirilen bir öğretmenin, çocuğun çantasını aramadan okula almadığı, çocuğun kendisine zarar vermesinden endişe ettiği ancak okul yönetiminin dağıtıldığı söyleniyor. böyle bir durumda orada öğrencilerle birlikte can pazarı yaşayan insanları suçlamak ne kadar doğru? ihmaller konuşulur ama belki de bu insanlar da bu çocukla alakalı baskı altındaydı, belki de aile tarafından, bilemiyoruz.
psikiyatrik tedavi görmüş olmak, yatışla dahi olsa, tüm meslek kolları için sorun teşkil etmez. psikiyatrik tanı alan insanlar vasıfsız işler dışında iş bulamaz, bir gelecekleri olmaz gibi bir durum yok. ama eğer çocuğunuzu asker, polis, subay yapma niyetiniz varsa durum bambaşka :d.
ben asıl şunu anlayamıyorum, sosyal yaşamdan bu kadar kopuk bir çocuk karşısında nasıl bu kadar tedbirsiz davranılır? bir insanın kendisine zarar veriyor olması zaten uç bir davranış, sadece intihar şüphesi bile hekimler için yatış düşünmek için yeterli olabiliyor. benim çocuğum orasına burasına kalem saplasa, kendisini kestiği için hastanelere götürülse aklım götüme kaçar.
tabii ki bir sabah uyanıp terör saçacağını düşünemeyebilirim ama insan ya kendisine bir şey yaparsa kaygısı ile yani çocuğu adına duyduğu endişe gerekçesi ile o silahları erişim dahilinde tutmayı bırakın evinde bile bulundurmaktan imtina eder. üstelik bu insanlar okumuş yazmış insanlar, akıl alır gibi değil.
bu aslında mizaçla da alakalı. kimisi öfkesini kendine, kimisi dışarıya yöneltir. bu arkadaş her ikisini de yapmış belli ki. ama o kadar gerçeklik sınanmasından ve mantık muhakemesinden uzak kalmış ki empati duygusunu bir kenara zaten bıraktık ama var oluşunu sürdürmeye yönelik bir kâr zarar muhasebesinden yoksun. bir yandan da belli ki aileden de özel ve farklı olduğu yönünde geri dönüşler almış. kendisini dahi sanıyormuş.
soğukkanlı bir katliam gerçekleştirmek zekâ göstergesi mi? bence hiç değil. okullar bir hava limanı değil mesela, dedektörlerle aranmıyor bu çocuklar. elini kolunu sallayarak pek çok okula pek çok insan zararlı herhangi bir şey sokabilir. bu denetimsizliği uyuşturucu kullanımı ilkokula kadar düştü diye veryansın eden haberlerden de çıkarabiliriz, okul kapısının önünde sigara içen arkadaşlarımızdan da. herhangi bir şey maalesef okula girebiliyor senelerdir.
hitler, saddam hüseyin ve dahi adnan oktar kötülük dehası olabilir. ama maalesef bu çocuğumuzun o kadar da zeki olduğunu da düşünmüyorum. sistematik ve sürekli bir şekilde kitleleri ikna etmek ve kötülüğü burnun kanamadan gerçekleşteribilmek ürkütücü ama evet zekâ örneği. ama kendi beynine hapsolup gerçeklikten uzaklaşmak, üstünlük fantezilerine kendini adayarak bireysel çıkarlarını dahi kenara bırakacak kadar umutsuz ve sağlıksız bir düşünce sistemine hapsolmak ve mantıksal düşünme becerisini kaybetmek, bunun sonucunda da böyle bir vahşet sergilemek bana kalırsa en ufak bir zekâ kırıntısı barındırmıyor.
bir yandan da insanların acılarından ve böyle elim bir hadiseden sansasyon devşirmeyi iğrenç buluyorum. burada kurbanların ailelerini kastediyorum. bu çocuk ve ailesi ile hiçbir şekilde empati kurmuyorum. mesela bu oğlanın internete sızan etekli videolarından bize ne tam olarak? bunu "katilin transeksüel eğilimleri varmış" manşetleri ile bu şekilde servis etmek ne kadar etik ve bağlamla ne alakası var bu şekilde üretilen bu söylemin?
sosyal medya ölenlerin fotoğraflarını görmek isteyen ve kıyım anının video görüntülerine ulaşmaya çalışan delilerle dolu. beni dehşete düşüren bir başka detay bu. şahsın ölüsünü görmek istiyoruz diye ayaklanan halkı anlıyorum. ölümüyle alakalı şaibeli söylemler (önce intihar ettiği söylendi sonra ise arbede sırasında yaralandığı ancak polise teslim edildiği) ve insanların adalete bir gram güveninin kalmaması çok acı ve bu tepki anlaşılabilir. ama kurbanların fotoğraflarını niçin görmek istiyorsunuz mesela? neden saldırı anının görüntülerine ulaşıp izlemek istiyorsunuz? bence bunun peşine düşen insanlar da son derece anormal, son derece sağlıksız ve midemi bulandırıyorlar.
devamını gör...
sosyal medyaya e-devlet ile girilmesi
o kadar kötü korkunç ve saçma bir şey ki yani
mecbur kitap okumaya döneceğiz
mecbur kitap okumaya döneceğiz
devamını gör...
müjdat gezen
devamını gör...
bir ilişkinin sağlıklı olduğunu gösteren şeyler
biri osurduğunda diğeri “güzel koku, parfümün mü bu?” diye soruyorsa hem ilişki hem barsak sağlıklıdır.
devamını gör...
tuncay sonel
valizini alıp bir daha çıkmamak üzere hapishaneye giden liyakatsizdir. ayrıca: "ben polise cevap vermem." diyecek kadar da; hadsiz, fütursuz, ağır bir suçludur. babasına bak, oğlunu kodese tık kişisidir.
devamını gör...
23 nisan 2026 beşiktaş alanyaspor maçı
tsi ile 20:45'te oynanacak olan türkiye kupası çeyrek final maçı.
devamını gör...
sosyal medyaya e-devlet ile girilmesi
ekrem imamoğlu'nu içeri attırdığı için bakan yapılan akın gürlek'in yeni vecizesi.
fişleme mekanizmasını bir adım öteye götürmek istemesi şeklinde yorumladım.
kaynak: birgun.net
fişleme mekanizmasını bir adım öteye götürmek istemesi şeklinde yorumladım.
kaynak: birgun.net
devamını gör...
22 nisan dünya günü
farkındalık yaratmanın ötesinde insanları doğaya zarar vermeyen, sürdürülebilir alışkanlıklar edinmeye yönlendirmeyi amaçlayan, küresel ölçekte çevreyi koruma bilincini artıran bir hatırlatma günüdür.
devamını gör...
alejandro grimaldo
20 eylül 1995 doğumlu ispanyol futbolcu. almanya'da bayern leverkusen'de oynamakta. beşiktaş'ın anlaştığı iddia ediliyor.
kaynak: birgun.net
kaynak: birgun.net
devamını gör...
aşık mahzuni şerif
abdurrahim karakoç usta'ya selam çaktığı şöyle bir eseri vardır, çok severim:
'elbistan yiğidi karakoç baba
kumanyalar bizde azık değil mi?
bizim yöremizin gerçek diliyle
haksıza gözümüz kızık değil mi?
atına binmeyi bilmeyen tatar
kendi hayalinde ciritler atar
beşimiz tok, on binimiz aç yatar
böyle bir sisteme yazık değil mi?
sülâlem sermemiş yırtılmış sergi
vallahi dediğim değildir yergi
hırsıza kaç kurtul, mazluma vergi
böyle bir adalet kazık değil mi?
az değildir karakoç'dan aldığım
boşa mıydı mahzunîlik bulduğum?
sen, ben söylemezsek kurban olduğum
bizdeki ozanlık bozuk değil mi?'
'elbistan yiğidi karakoç baba
kumanyalar bizde azık değil mi?
bizim yöremizin gerçek diliyle
haksıza gözümüz kızık değil mi?
atına binmeyi bilmeyen tatar
kendi hayalinde ciritler atar
beşimiz tok, on binimiz aç yatar
böyle bir sisteme yazık değil mi?
sülâlem sermemiş yırtılmış sergi
vallahi dediğim değildir yergi
hırsıza kaç kurtul, mazluma vergi
böyle bir adalet kazık değil mi?
az değildir karakoç'dan aldığım
boşa mıydı mahzunîlik bulduğum?
sen, ben söylemezsek kurban olduğum
bizdeki ozanlık bozuk değil mi?'
devamını gör...

