zaman tüneli
cadillacs and dinosaurs
ne oynardık be zamanında pc yükleyince resmen intikam aldık jeton olayından
devamını gör...
yüzmeye devam et
yazın bazen geceleri çok sıcak oluyor. ben de evden çıkıp 30 adım atmak koşuluyla denize giriyorum.
evet, o andan itibaren bu kutsal tavsiye beynimde dönüyor.*
evet, o andan itibaren bu kutsal tavsiye beynimde dönüyor.*
devamını gör...
yüzmeye devam et
kayıp balık nemo filminde dory’nin nemo’ya verdiği tavsiyedir.
bunaldığım zamanlarda kendi kendime bunu söyleyip dory gibi sağa sola sallanıyorum. iyi hissettiriyor, evde deneyiniz.
hayat zorlaşınca n’apıcaksın?
-n’apıcağımı bilmiyorum
yüzmeye devam et
yüzmeye devam et
yüzmeye devam et
devam et devam et devam et
bunaldığım zamanlarda kendi kendime bunu söyleyip dory gibi sağa sola sallanıyorum. iyi hissettiriyor, evde deneyiniz.
hayat zorlaşınca n’apıcaksın?
-n’apıcağımı bilmiyorum
yüzmeye devam et
yüzmeye devam et
yüzmeye devam et
devam et devam et devam et
devamını gör...
cadillacs and dinosaurs
sega mega drive 2 ile en çok oynadığım oyunlardan biriydi. güncel olarak bu tarzı yaşatan mayhem brawler oyununu da öneririm. bilgisayardan kontrolcü ile oynamak o zamanlara götürüyor insanı.
devamını gör...
var olmanın gereksizliğiyle iyice ötekileşmek
bu nasıl bir depresyon şekli ya?
devamını gör...
var olmanın gereksizliğiyle iyice ötekileşmek
çoğu zaman benim de yaşadığım durum.
hani bir tabir vardır, nasibi zorlamak diye acaba öyle bir sürecin içine mi düşüyorum çözemiyorum. başımdan gelip geçenleri yoğun mu hissediyorum veya onları çok mu gözümde büyütüyorum, aşırı detaylarda mı boğuluyorum, çok mu farkındalık hissine kapılıyorum anlayamıyorum.
sayın yazarın tanımında bahsettiği gibi, farkındalığını gereksiz bulmak bu kadar yüksek farkındalığı ben de çok gereksiz buluyorum ve bunun getirdiği karmaşıklık içinde birbirine dolanan, karışık ip yumağı gibi hissediyorum kendimi.
umarım meramımı anlatabilmişimdir.
hani bir tabir vardır, nasibi zorlamak diye acaba öyle bir sürecin içine mi düşüyorum çözemiyorum. başımdan gelip geçenleri yoğun mu hissediyorum veya onları çok mu gözümde büyütüyorum, aşırı detaylarda mı boğuluyorum, çok mu farkındalık hissine kapılıyorum anlayamıyorum.
sayın yazarın tanımında bahsettiği gibi, farkındalığını gereksiz bulmak bu kadar yüksek farkındalığı ben de çok gereksiz buluyorum ve bunun getirdiği karmaşıklık içinde birbirine dolanan, karışık ip yumağı gibi hissediyorum kendimi.
umarım meramımı anlatabilmişimdir.
devamını gör...
geceye bir ahmet kaya şarkısı bırak
devamını gör...
son singapur vapuru (yazar)
#3962686 çok naziksin lark gerçekten çok teşekkür ederim kendine süper davran :** <<33
devamını gör...
nereye gittiğini bilmemenin özgürlüğü
genelde yurtdışında bilmediğin bir şehirde öyle başıboş gezmektir.
devamını gör...
cadillacs and dinosaurs
tüfeği sen al uzaktan şişkolara ateş et, eti bana bırak lan, kasap gelicek şimdi* diyaloglarına sebep olan oyun.
devamını gör...
nereye gittiğini bilmemenin özgürlüğü
feyyaz yiğitten mütevellit izlediğim, uyarlama film olan soyut dışavurumcu bir dostluğun anatomisi veyahut yan yana filminde geçen harikulade cümle.
bir (bkz: elzem (yazar)) ukdesidir.*
bir (bkz: elzem (yazar)) ukdesidir.*
devamını gör...
tek jetonla oyun bitirebilen yazarlar
ne oyun salonlarında, ne evde ataride ne de ilk dönem bilgisayar oyunlarında oyun bitirmeyi ya da multiplayer oyunları öğrenebilmeyi başarabildim. çoğunu bilinçsizce oynuyordum öylesine, aklımı veremeyip dikkatimi toparlayamadığımdan taktik oluştur, ilerle tadında hikayeyi bitir oyuncusu olmadım. öylesine deneyimliyordum.
devamını gör...
quake 3 arena
yiğidin harman olduğu oyundur.
devamını gör...
tek jetonla oyun bitirebilen yazarlar
beni bilenler bilir sefaköy, kanarya, halkalı şeytan üçgeninde art of fighting’de robert garcia ile yenildiğimi tarih yazmadı.
devamını gör...
var olmanın gereksizliğiyle iyice ötekileşmek
kişinin kendi benliğini, farkındalığını gereksiz bulması ve bu durumla birlikte yaşadığı kimlik karmaşası ile ötekileşme durumudur.
ve bu aralar yaşadığım durumdur.
bazen varlığa, vâr olmaya ve hayatta olmaya çok anlam yüklediğimi, ciddiye aldığımı fark ediyorum.
böyle durumlarda da terazideki dengeyi tam tutturamamamdan kaynaklıdır ki vâr olmanın gereksizliği bünyeme zuhur ederken iyice ötekileşmiş hissediyorum.
ve bu aralar yaşadığım durumdur.
bazen varlığa, vâr olmaya ve hayatta olmaya çok anlam yüklediğimi, ciddiye aldığımı fark ediyorum.
böyle durumlarda da terazideki dengeyi tam tutturamamamdan kaynaklıdır ki vâr olmanın gereksizliği bünyeme zuhur ederken iyice ötekileşmiş hissediyorum.
devamını gör...
eskisi daha iyiydi dediğimiz şeyler
hayat ya.
yetişkin olmanın, daha doğrusu üniversiteli falan değil de, gerçekten bir yetişkin olmanın getirdiği tüm o yüklerden ve sorumluluklardan nefret ediyorum.
oysaki tüm hayatım bu dönemleri bekleyerek geçmişti, hayatın şakası da biraz bundan ibaret işte.
yani bir anda kafama esip şehir değiştirememek, tüm düzenimi yıkıp yeniden yapamamak ya da ne bileyim işte ertesi gün iş var diye gece 12'de dışarı çıkamamak gibi. yetişkin olmak, her şeyin fazla ciddileşmesi ve tüm bunların üniversite bitiminden sonra iki üç sene içinde olması. ne bileyim çok garip geliyor bana.
ben sadece ilişki sorunlarını ve dersleri düşünen bir üniversiteli kızdım, hayat ne ara bu kadar resmi oldu bazen anlayamıyorum. özellikle de haftada üç ya da dört kez duruşmaya girdiğim günlerde.
yetişkin olmanın, daha doğrusu üniversiteli falan değil de, gerçekten bir yetişkin olmanın getirdiği tüm o yüklerden ve sorumluluklardan nefret ediyorum.
oysaki tüm hayatım bu dönemleri bekleyerek geçmişti, hayatın şakası da biraz bundan ibaret işte.
yani bir anda kafama esip şehir değiştirememek, tüm düzenimi yıkıp yeniden yapamamak ya da ne bileyim işte ertesi gün iş var diye gece 12'de dışarı çıkamamak gibi. yetişkin olmak, her şeyin fazla ciddileşmesi ve tüm bunların üniversite bitiminden sonra iki üç sene içinde olması. ne bileyim çok garip geliyor bana.
ben sadece ilişki sorunlarını ve dersleri düşünen bir üniversiteli kızdım, hayat ne ara bu kadar resmi oldu bazen anlayamıyorum. özellikle de haftada üç ya da dört kez duruşmaya girdiğim günlerde.
devamını gör...
eskisi daha iyiydi dediğimiz şeyler
açıkçası her şey diyebilirim. toplumun bilinçli şekilde maruz bırakıldığı ekonomik sıkıntılar insan başta olmak üzere neyimiz varsa bozdu. gıdalar zehir, eğitim kötü, sigaraların eski tadı yok, insan ilişkileri bile para temeline kurulu, insanlar kısa yoldan para elde etmek için dolandırılıyor ya da sanal kumara esir oluyorlar. toplumun çoğunluğu servet edinmeye çalışan şanslı (?) bir kesim zengin olsun diye sürekli yoksullaşıyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
eskisi daha iyiydi dediğimiz şeyler
tüp kuyrukları ve ekmek karneleri
devamını gör...
camel soft
eskiden winston soft içerdim, bulamazsam da camel soft alırdım, ikisinin de tütün miktarı yüksek olurdu sıkı sarım zımba gibi sigaralardı. winston soft üretimden kalktı, camel soft'un da tütün miktarı azaldı box ile farkı yok. zaten tatları da kötü tüm sigaraların, toplumca gıdayı geçtik zehirin bile kötüsüne mahkum edildik.
devamını gör...