zaman tüneli
korku pompalamak
daha büyük rahatlamak için yapılan uzun süreli gerginliktir. insanları korkutun ve gerilimi artırın. sonra bir anda rahatlatın. boşluğa düşecek ve onu havada kapabilirsiniz. bu şekilde her istediğinizi elde edebilirsiniz.
kötü ve zararlı fikirleri uzaklaştırmak kolaydır ama kötüleşmiş insanlar birer şeytandır. onları hayatınızdan çıkarın.
kötü ve zararlı fikirleri uzaklaştırmak kolaydır ama kötüleşmiş insanlar birer şeytandır. onları hayatınızdan çıkarın.
devamını gör...
özenilen meslekler
at arabası boyacısı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından yarım kalmış öyküler
deniz börülcesi satan kaplumbağa
deniz börülcesini ayıklarken sıcak bastı, aslında normaldi ağustos ayı antalya için. ah şu nem olmasaydı daha keyifli olabilirdi belki sıcaktan zevk bile alabilirdi. hem bu börülce işine girişmez denize gider hatta leğeni de götürür sahilde yıkanırdı. bari biraz bulut olsaydı, bari bir iki damla yağmur yağsaydı diye geçirdi içinden, börülcenin kılçıklarını düzenlerken. çok meziyetliydi bu börülce işi. hayır, normal börülce mis gibi ayıklanıyordu ama annesi seviyordu işte. bakmayın kendisi de yemeyi seviyordu ama haşlanırken çıkan koku pek tahammül edilemezdi. şöyle bir karıştırdı önündeki kaseyi daha çok mu var bitmesine diye ve tam o sırada bir miktar börülce elinden fırlayıp delikli terliğinin üzerine düştü o yeşil suları tenine temas ettiğinde tiksindi. zaten bir avuç kalıyordu ayıklanınca şimdi de birazını atmak zorundaydı.
olsun varsındı.
anne diye seslendi.
fatma hanım, uzandığı yerden başını kaldırdı ve şöyle bir baktı yarı açık gözlerle.
- ben bunu bitiremiyorum. ayıklamayacağım.
kadıncağız bir öfledi.
- aman iyi be… zaten mucize olurdu yapsaydın.
bizimkisi terliğin üzerindeki börülceleri aldı ve çöpe götürürken,
- ben çıkıyorum sahile dedi.
- yağmur yağacak dikkatli ol. leğeni de unutma.
- yok unutmam
sahile vardığında gerçekten de bulutlar gökyüzünde toplanmaya başlamıştı. kıyaya vuran dalgalara yaklaştı elindeki leğenle. doldurabildiği kadar su doldur içine sonra kumsalın iç kısmına taşıdı zar zor.
bir ayağını kaldırdı, tam leğenin içine daldıracakken küçük parmağının arasına girmiş bir börülce tanesi suyun içine düştü.
o sırada kumsalın hemen dibinde başlayan ormandan bir baykuş sesi geldi. bizimkisi hiç düşünmeden ormana daldı. leğeni de olduğu gibi bıraktı sahilde. zaten denizden aldığı su çok sıcaktı. hem yağmurda kumsalda bir leğenin içinde yıkanabilir miydi insan.
ormana dalar dalmaz bir patika gördü. biraz ilerleyince patikanın hafif bir yokuş yaptığını fark etti çıplak ayaklarına baktı ve acaba parmaklarımın arasında daha kaç börülce saklı diye düşündü. tam eğilecekken bir uğur böceği burnuna kondu.
- ıııyyyy merhaba,
- merhaba da neden ıyyyyy dedi bizimkisi
- sen deniz börülcesi kokuyorsun dedi uğur böceği. kanatlarını kaldırdı ve bu ormanda deniz börülcesini sadece kaplumbağalar satıyor. onlardan mı aldın dedi.
- daha yeni girdim ormana ve kaplumbağa da görmedim dedi bizimkisi ve o sırada ayağa kalktı. burnuna konmuş konuşan uğur böceğine bakmaktan gözleri şaşı olmuştu iyice.
bu sebeple arkasından yaklaşan ve kabuğunun üzerinde bir demet deniz börülcesi bulunan kaplumbağayı fark etmedi. zaten fark etseydi şaşı baktığı için iki kaplumbağa sanacaktı. ormandaki baykuş tekrar ötmeye başladı.
deniz börülcesini ayıklarken sıcak bastı, aslında normaldi ağustos ayı antalya için. ah şu nem olmasaydı daha keyifli olabilirdi belki sıcaktan zevk bile alabilirdi. hem bu börülce işine girişmez denize gider hatta leğeni de götürür sahilde yıkanırdı. bari biraz bulut olsaydı, bari bir iki damla yağmur yağsaydı diye geçirdi içinden, börülcenin kılçıklarını düzenlerken. çok meziyetliydi bu börülce işi. hayır, normal börülce mis gibi ayıklanıyordu ama annesi seviyordu işte. bakmayın kendisi de yemeyi seviyordu ama haşlanırken çıkan koku pek tahammül edilemezdi. şöyle bir karıştırdı önündeki kaseyi daha çok mu var bitmesine diye ve tam o sırada bir miktar börülce elinden fırlayıp delikli terliğinin üzerine düştü o yeşil suları tenine temas ettiğinde tiksindi. zaten bir avuç kalıyordu ayıklanınca şimdi de birazını atmak zorundaydı.
olsun varsındı.
anne diye seslendi.
fatma hanım, uzandığı yerden başını kaldırdı ve şöyle bir baktı yarı açık gözlerle.
- ben bunu bitiremiyorum. ayıklamayacağım.
kadıncağız bir öfledi.
- aman iyi be… zaten mucize olurdu yapsaydın.
bizimkisi terliğin üzerindeki börülceleri aldı ve çöpe götürürken,
- ben çıkıyorum sahile dedi.
- yağmur yağacak dikkatli ol. leğeni de unutma.
- yok unutmam
sahile vardığında gerçekten de bulutlar gökyüzünde toplanmaya başlamıştı. kıyaya vuran dalgalara yaklaştı elindeki leğenle. doldurabildiği kadar su doldur içine sonra kumsalın iç kısmına taşıdı zar zor.
bir ayağını kaldırdı, tam leğenin içine daldıracakken küçük parmağının arasına girmiş bir börülce tanesi suyun içine düştü.
o sırada kumsalın hemen dibinde başlayan ormandan bir baykuş sesi geldi. bizimkisi hiç düşünmeden ormana daldı. leğeni de olduğu gibi bıraktı sahilde. zaten denizden aldığı su çok sıcaktı. hem yağmurda kumsalda bir leğenin içinde yıkanabilir miydi insan.
ormana dalar dalmaz bir patika gördü. biraz ilerleyince patikanın hafif bir yokuş yaptığını fark etti çıplak ayaklarına baktı ve acaba parmaklarımın arasında daha kaç börülce saklı diye düşündü. tam eğilecekken bir uğur böceği burnuna kondu.
- ıııyyyy merhaba,
- merhaba da neden ıyyyyy dedi bizimkisi
- sen deniz börülcesi kokuyorsun dedi uğur böceği. kanatlarını kaldırdı ve bu ormanda deniz börülcesini sadece kaplumbağalar satıyor. onlardan mı aldın dedi.
- daha yeni girdim ormana ve kaplumbağa da görmedim dedi bizimkisi ve o sırada ayağa kalktı. burnuna konmuş konuşan uğur böceğine bakmaktan gözleri şaşı olmuştu iyice.
bu sebeple arkasından yaklaşan ve kabuğunun üzerinde bir demet deniz börülcesi bulunan kaplumbağayı fark etmedi. zaten fark etseydi şaşı baktığı için iki kaplumbağa sanacaktı. ormandaki baykuş tekrar ötmeye başladı.
devamını gör...
mahmud şevket paşa
ses kaydı şurdan dinlenebilir;
youtube.com/shorts/mO6wEHzO...
youtube.com/shorts/mO6wEHzO...
devamını gör...
korku pompalamak
bi yerde pompalamak varsa korkcaksın.
devamını gör...
mahmud şevket paşa
kalpağı eğri takardı.
devamını gör...
sevgi ve nefret arasındaki ince çizgi
sevgi arttıkça nefrete de yaklaşıyorsun.
mesela az sevdiğin değer vermediğin birinin sana yanlışını çok umursamazsın.
ama çok sevdiğinin ihaneti saniyede seni nefrete iter, konduramazsın. aslında nefret değildir ama öyle sanaksın bir süre.
mesela az sevdiğin değer vermediğin birinin sana yanlışını çok umursamazsın.
ama çok sevdiğinin ihaneti saniyede seni nefrete iter, konduramazsın. aslında nefret değildir ama öyle sanaksın bir süre.
devamını gör...
romantizm
her yerde olur ama herkesle olmaz.
öyle muma şaraba da gerek yok doğru kişiyse.
öyle muma şaraba da gerek yok doğru kişiyse.
devamını gör...
sözlüğe ne oldu sorusu
herkes işine gücüne döndü.
devamını gör...
tanrı
hepsi hayal bunların hepsi bir sanrı
işine gelince allah allah diyorsun gelmeyince yüce tanrı..
işine gelince allah allah diyorsun gelmeyince yüce tanrı..
devamını gör...
güzel zeki uzun boylu kültürlü kuzeyli kız
balkan ya da slav kökenli olması muhtemeldir.
devamını gör...
sözlüğe ne oldu sorusu
harbi ne oldu ? birkaç ay uzak kaldım, gireyim de karı kız fotoğrafla pardon okuyayım demiştim kimse kalmamış.
devamını gör...
cebir
çıkam kemiği yerine koymak anlamına gelir arapça.
devamını gör...
carlsberg elephant
yalarun.
devamını gör...
carlsberg elephant
dikkatli için fil bayıltır.
devamını gör...
güzel zeki uzun boylu kültürlü kuzeyli kız
#3976332 çatlamaktan boy farkıyla kurtardım bunu şahsım adına uzun bir başarı olarak görüyorumajajsjajsh
devamını gör...
şu an hangi şehirdesin sorusu
muğla muğla niyazi
yiyecemisun beni.
yiyecemisun beni.
devamını gör...
normal sözlük’ü tanıtma yolları
komple alüminyum folyo ile kaplasak. her şeyi kaliteli gösterir.
(bkz: mustafa topaloğlu)
(bkz: mustafa topaloğlu)
devamını gör...
