zaman tüneli

kiz olanlarini en son 7 yil, erkek olanlarindan birini de 7 yil, digerini 6 yil once gordugum, bunlar disindaki diger 3 kuzenimiyse hic gormedigim akraba tipi. ama sonuc itibariyle aramizda kan bagi oldugu icin kardes gibi bi seyler. buna diger 3 tane hic gormedigim kuzenimi dahil etmiyorum, onlar zaten npc, biraz hazreti musa ile asasi gibiler, varlar mi yoklar mi belli degil, biraz da iman meselesi. ozellikle 2 kiz kuzenimi en son gordugumde biri daha okula bile baslamamisti, digeri ilkokuldaydi. su an ilkokulda olanin boyu beni gecmek uzere, onun da nasi bi genetigi varsa. aramizda ailesel husumetler var diye gorusmuyoruz, ama sonucta bu husumete ben dahil degilim aga.

bi gun ipleri elime alip iyice yetiskinlik ozgurlugune kavustugumda (yani 2-3 sene sonra, su an tuzum kuru biraz) senelerin hasreti son bulcak ve biz gene goruscez. bu ailenin en akilli ve rasyonel bireyi benim. sizin akrabalik hasetleriniz, kiskancliklariniz, husumetleriniz, odenmeyen nafakalar beni ilgilendirmez dayi. ben ayri bi bireyim, ben bi fareyim, insan olmayi reddediyorum, ben sizden biri degilim. ben bu ailenin ilk ve tek insanlik disi uyesiyim. evet.
devamını gör...

not: bu entry eşim ve kedimiz merlin’e ithafen yazılmıştır. uyumama izin verselerdi, şu an kaynak doğrulamak yerine beşinci rüyamı görüyor olabilirdim... cthulhu’yu uyandırdığınız için teşekkürler, çocuklar. cidden. iyi bir takım çalışması. tartarus’un dibinde ve helheim’ın hemen sol çaprazındaki avernus’ta size kongre üyelerine özel çivili bir sandalye ayırdıklarını duydum...

yaygın bir görüşe göre kozmik korkunun babası ya da hiç olmadı kafadan kırık üvey annesi olan yazar. ne kadar üzerine düşünürsem düşüneyim; howard phillips lovecraft üzerine yazarken hâlâ en sık düşülen hatalardan ben de payıma düşeni alıyorum. işbu sebeple onu sadece cthulhu’nun yazarı seviyesine indirgemek ya da tersine, etrafına ölümünden sonra örülen mitolojinin sisine kapılıp metinlerinin asıl işleyişini gözden kaçırmak gibi bir düşüncem yok zira lovecraft’ın modern korku edebiyatındaki kurucu ağırlığı yalnızca birkaç ikonik yaratık icat etmiş olmasında ya da pulp fiction piyasasının içinden çıkmış tuhaf bir münzevi olarak sonradan biz makul olmayan insanlar için kültleşmesinde yatmıyor. biraz derine inersek asıl meselenin onun korkuyu metafizik bir hikaye süslemesi olmaktan çıkarıp, biraz daha öteye; insan merkezci kozmolojinin sistemli ve harikulade tasfiyesine dönüştürmesi olduğunu keşfetmek işten bile değil. h.p. lovecraft’ın tanımladığı dehşet, henry james stili bir hayaletin geri dönüşü temasına sahip değil. insanın evrendeki yerinin epistemolojik ve buna binaen ontolojik bakımdan hükmünü yitirmesi çok daha kapsayıcı bir ifade olur. bu nedenle metinlerinde korku, çoğu klasik gotik anlatıda olduğu gibi ahlâkî sapmanın cezalandırılması ya da bastırılmış olan 'şey'in geri gelişi değil de daha çok, bilmemesi gereken bir şeyi bilmenin sınırına çarpan bir zihnin kendi önemsizliğiyle karşılaşmasıdır esasen. lovecraft’ın kendi kuramsal ifadeleri de bunu açıkça destekler. corwin f. stickney'nin* editörlüğünü yaptığı edebiyat dergisi amateur correspondent'ın 1937'deki mayıs/haziran baskısından bir örnek irdeleyelim. ki yamulmuyorsam hoffmann price'ın da bir makalesi olması gerek aynı baskıda ama tarbis of the lake ve through the gates of the silver key hakkında konuşurken hoffmann'a tekrar değiniriz. alıntılardan söz etmişken devam edelim; lovecraft, bu makalede weird anlatının esas etkisini olay örgüsünden değil atmosferden, daha doğrusu doğa yasalarının askıya alındığına dair sezgisel bir ürperti rejiminden türettiğini bizzat kendisi söylüyor.


"ı choose weird stories because they suit my inclination most—one of my strongest and most persistent wishes being to achieve, momentarily, the illusion of some strange suspension or violation of the galling limitations of time, space, and natural law which forever imprison us..." -
notes on writing weird fiction/ the amateur correspondent, may - june 1937. p.7

"weird öyküleri seçiyorum çünkü bunlar eğilimime en çok uyan tür; zira en güçlü ve kalıcı arzularımdan biri, bizi sonsuza dek hapseden zamanın, mekânın ve doğa yasalarının bunaltıcı sınırlarının garip bir biçimde askıya alındığı ya da ihlal edildiği yanılsamasını, kısa bir an için de olsa yaratabilmekten ibaret."

bu arada o meşhur, "horror and the unknown or the strange are always closely connected..." ifadesi de aynı makaleden. neyse, devam edecek olursak; tam da bahsettiğim sebeplerden dolayı lovecraft’ı yalnızca korku yazarı diye anmak, meseleyi gereksiz yere küçültüyor aslında. bilinmeyen burada basitçe karanlık bir oda, yasak bir kitap, açılmaması gereken bir kapı ya da açıklanamayan bir yaratık olmaktan ziyade insan algısının kapasitesini, aklın kavrayış imkânını ve tür olarak insanın kozmik merkezde bulunduğu yanılsamasını çözen bir kuvvet. lovecraft’ın astronomi merakı, materyalist dünya görüşü ve bilimsel tahayyüle duyduğu ilgi, bu edebî tavrın arkasındaki düşünsel zemini doğrudan belirliyor ki birazdan mektuplarına da değineceğim zaten. onun kozmik görüş dediği şey, bir açıdan insanı evrenin ölçüsü olmaktan çıkarmakla ilgili; dolayısıyla kozmik korku da, özünde, bu merkezsizleşmenin duygulanımsal formudur. bir metinde duygulanımsal kadar s**ko bir ifade kullandığıma inanamıyorum, neyse. devam edecek olursam; fransızca okumalarım sırasında bir yüksek lisans tezine denk gelmiştim; h. p. lovecraft, ou la quête de l’inconnu olması gerekiyor ana başlığının. université jean monnet'de ingiliz dili ve edebiyatı okumuş genç bir hanımefendiye aitti. charlène busalli olmalı ismi yanılmıyorsam. tezin de basit bir şey olduğunu düşünmemek gerek zira anti-antropomerkezcilik, kuantum belirsizliği, einsteinyen uzam anlayışı ve korkunun ontolojisi üzerinden yapılmış bir okumaydı ve hâlâ tadı damağımda. okuduktan sonra kendisine mail atıp darlamışlığım bile var.

busalli, tam da az önce değindiğim noktaları güçlü biçimde yakalıyor tezinde. lovecraft’ın kurmacasında bilinmeyenin yalnızca dış dünyaya ait bir sır olarak değil de söz ettiğim gibi insan algısının, bilginin ve öznenin sınırlarını açığa çıkaran yapısal bir boşluk olarak işlev görmesi merkeze alınıyor. aynı çalışma, onun eserindeki anti-anthropocentric dediğimiz damarın ve kozmik korkuda bilim etkisinin yalnızca tematik değil, yapısal bir ilke olduğunu da ikna edici biçimde ele alıyor.

"cependant, le lecteur attentif ne manquera pas de remarquer que ce n’est pas l’étranger qui se trouve finalement au cœur de l’horreur, mais le soi. soumis à une lecture approfondie, les récits de lovecraft finissent par révéler que c’est la peur de se connaître qui prime sur toutes les autres peurs, le sort réservé aux protagonistes rendant finalement manifeste le pouvoir aliénant de la connaissance de soi, qui ne fait paradoxalement que révéler la part d’inconnu qui se trouve en chacun de nous."
h. p. lovecraft, ou la quête de l’inconnu - p. 5

"ancak dikkatli bir okur, dehşetin merkezinde nihayetinde yabancının değil, benliğin bulunduğunu fark edecektir. yakından okunduğunda lovecraft anlatıları, diğer tüm korkuların üzerinde aslında kendini tanıma korkusunun baskın olduğunu açığa çıkarır zira karakterlerin başına gelenler, kendilik bilgisinin yabancılaştırıcı kudretini görünür kılar. bu öyle bir bilgi ki paradoksal biçimde her birimizin içinde bulunan bilinmeyen kısmı ifşa etmekten başka bir şey yapmaz."

ne var ki lovecraft’ı bu özgüllüğü içinde kavramanın önünde iki büyük engel var. ilki, elbette, onu bağlamından koparmak; ikincisi ise ölümünden sonra ona eklemlenen sistemleştirici yorumları doğrudan lovecraft’ın kendisine ait sanmak. ilk hata, lovecraft’ı birdenbire gökten düşmüş tekil bir dâhi gibi okumaya benziyor. oysa onun estetik soykütüğü oldukça belirgin. şimdilik biraz söz edeyim, yazının devamında derinlemesine bakarız. lovecraft'ın yazım stilinde görürüz ki onda mutlaka; poe’nun çözülme ve tekinsiz yoğunluk estetiğinden, machen’ın pagan artıklarla yüklü kadim dehşet temasına ve elbette blackwood’un elementer kuvvetler karşısında insanı küçülten doğa mistiğinden, chambers’ın yasak metin, adı geçen ama tam görünmeyen mitolojik alan ve bozulmuş temsil fikrine, doğal olarak da dunsany’nin düşsel coğrafyalarına uzanan ana damarlar mevcuttur. elimdeki kaynaklar ve uzun okumalarım, bu damar hatlarının her birini değişik yoğunluklarda doğruluyor: misal, el horror según lovecraft doğrudan lovecraft’ın kendi okuma evrenini gotikten modern korkuya kadar izleyerek bir soy ağacı çıkarıyor.

ikinci hata ise çok daha yaygın ve hem bu sebeple hem de bu sebeplerin dışında çok daha zararlı. lovecraft’ın kendi mitopoetik çekirdeğini; august derlethve arkham house çevresinin sonradan dayattığı ahlâkçı ve taksonomik sistemle karıştırmak korkunç bir inceleme hatası. burada düğüm basitçe şu; lovecraft’ın kurduğu alan, başlangıçta kapalı bir evren olmaktan çok uzak. daha çok gevşek, parçalı, çelişkileri olan, adların ve imaların birbirine değdiği ama tam şemalaşmadığı bir mitolojik ağ gibi düşünmek gerekiyor. buna karşılık derleth, bu ağı ölüm sonrası dönemde ahlâkî kutuplara, iyi ve kötü kozmik güçlere, hatta element kategorilerine ayıran daha sistematik bir yapıya dönüştürüyor.. s. t. joshi'nin hem polemik yazılarında hem de akademik çalışmalarında ısrarla savunduğu gibi, bu derlethçi müdahale, lovecraft’ın asıl dehşet rejimini evcilleştiren bir moralization hareketidir: kozmik kayıtsızlık, tanıdık bir iyi-kötü düalizmine çekilir ve insan ahlâkına yabancı olan devasa varlıklar, neredeyse yarı-hıristiyan bir kozmoloji içine yerleştirilerek taksonomik açıklık uğruna tekinsizlik azaltılır. de camp de daha eski ve tür tarihi merkezli çalışmasında lovecraft’ın cthulhu mythos ifadesini kullanmadığını, terimin sonradan hayran çevrelerince yerleştirildiğini açıkça belirtiyor. bu ayrım, lovecraft’ı doğru okumak için merkez olmalıdır zira onun yarattığı dehşet sistemi kurmakta değil, sistemi imkânsızlaştırmakta yatıyor aslında.

lovecraft’ın kendi mektupları en iyi kaynak işlevi görecektir aslında çünkü onun neyi amaçladığını, hangi yazarlardan ne aldığını, ne tür bir estetik ve felsefî evren içinde konuştuğunu, ikincil yorumlardan önce kendi sesinden işitebiliriz. lovecraft selected letters ciltleri, özellikle 1925–1934 arasını kapsayan bölümleriyle, hem supernatural horror in literature’ın yazım sürecini hem de machen, dunsany, chambers, blackwood, bierce gibi isimler hakkındaki doğrudan hükümlerini açıkça okumaya olanak sağlıyor ve ayrıca providence’a dönüşle birlikte belirginleşen antiquarianism, new england duyarlığı, mekanik modernliğe dönük tiksinti ve kozmik düşüncenin olgunlaşması da burada somutlaşıyor. bu yüzden lovecraft üzerine ciddi bir metin, artık yalnızca hakkında yazılmış metinlerle yetinemez; mektuplar olmadan kurulan her çerçeve ister istemez eksik kalacaktır.

bu entryde kurduğum temel sav, o hâlde en baştan açıktır: lovecraft’ı yeniden okumak, yalnızca cthulhu mitosu denen popüler bulanıklığı düzeltmek değil, modern korkunun en güçlü damarlarından birinde evrensel anlam fikrinin çöküşü üzerine okuma yapmak.

yemek yedikten sonra devam etsem iyi olacak. yaklaşık yarım saatliğine elminster, apparently a saint keyifli okumalar diler.

edit: şunu iki saat yapalım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç birinin hiç bir gayesi yok
aldıkları paranın karşılığını veriyorlar o kadar
sarayda ki ilgili daireden hepsine günlük program gidiyor
sen şunu yapacan
sen şunu yapacan
herif işin yapıyor, akşam bağlı bulunduğu adama raporunu veriyor
ve çekip gidiyor, ay başında maaşını bekliyor
hepi topu oluru olmazı bu ?
bir tanesiyle konuştuğumda, her gün işe gitmekten, yollarda sürünmekten iyi
enazından evimde oturuyorum demişti, ist'dan bayağı kasaba tarzı bir yere
taşınmıştı, kiradan çok rahatlamıştı, çarşı pazar fiyatlarınında ist'a nazaran daha
iyi olduğunu söylemişti. sonra bulunduğu yerde akapenin ilçe yönetimine aldılar bunu
vs vs vs.........................
ne kendisinin, ne de ailesinin o bildiğin akapelilerle yaşam tarzı olarak hiç bir alakası yoktu
sadece annesinin ramazan da oruç tuttuğunu, babasınında cumalara gittiğini biliyorum.
devamını gör...

ben olsam 28 yerine 29 ikincilik verdim dünyada en çok ikinci olan takım siz olun derdim 10 milyon ceza vereceğime.

marka değeri(!) biterdi.
devamını gör...

tarkandan bu eşşeklere ne zaman düştük lan?
devamını gör...

öncelikle hazır haberleri çekecekseniz biraz paraya kıyıp claude ile özgünleştir milyonlarca kopyası olan haber siteleri gibi.
devamını gör...

faruk k & birkaç iyi adam imzalı a milli erkek futbol takımımız için yazılmış olan marş. sinan akçıl'ın türkler geliyor'u mu yoksa bu mu daha kötü emin olamadım. "çek bir besmele" deyip amerikan apartması şarkı bestelemek de iyiymiş. *

devamını gör...

bunca rezilliğe kıyamet kopmuyorsa ya allahta ya halkta sorun vardır.
devamını gör...

(bkz: okunmuş rakı)

(bkz: yaşanmıştır)
devamını gör...

devamını gör...

yaprrrakk gibi olmuş. tarkan nerdesin bizi çapulculardan kurtar.
devamını gör...

canımsın ajda. haftada bir yeni bir şarkı bulup suyunu çıkarana kadar dinliyorum, bu haftanın yıldızı da bu bebek.

ajda - ya sonra
devamını gör...

üzücü biçimde en kötüye doğru koşan platform... özellikle mavi tik olayını para vererek alma meselesinden sonra tamamen bok çukuruna dönmüş vaziyette...

misal ana sayfayı açtıktan sonra fark ediyor insan, o kadar geri zekalıca tivitler görüyoruz ki inanın o eski tadı tuzunun kalmadığını kafamıza bam güm diye vuruyor... bakıyorsun, mavi tikli aptalın attığı tivit şu şekilde:

''adam ayakkabısına mavi bir taş koyuyor, öğrenince kanım dondu...''

altına bakıyorsun insanlar merak ediyorlar, neden koyuyor diye soruyorlar, kimisi bir şeyler açıklamaya çalışıyor ama tiviti atan herhangi bir şey belirtmeden tiviti öylece bırakıp gidiyor. ortaya sadece saçma sapan atılmış bir tivit kalıyor, hadi bunu da geçiyorum gündemle alakalı bir tivitin altına ''kesinlikle katılıyorum...', veyahut ''aynen.'' gibi tivitlerin en üstte oluşu sadece mavi tik yüzünden. gerçekten doğru düzgün tivitlerin hepsi altta kaybolup gidiyor...

bu mavi tik kısmını bir şekilde halletmesi gereken platform, çok değil 2 seneye gerçekten birçok insanı küstürecek... mavi tik alan aptalların oyuncağı haline gelmiş bir mecradan öteye gidemiyor ne yazık ki, hani bir eklenti arıyorum deli gibi mavi tikli hesapları ana sayfada görür görmez engelleyecek ama yok, birçoğu da çalışmıyor...

kısacası mavi tikli aptallar yüzünden her geçen gün kaybolmaya giden bir platform.
devamını gör...

pek bir severim kendisini. selamlar.
devamını gör...

rap müzükten ne keyif aldığını anlamadığım ablamız.s
devamını gör...

nane çayı, limonlu olursa daha iyi olur. bu normal durumlar için.
alkol nedenli bulantıda ise sade türk kahvesi iyi gelir.
devamını gör...

ağızdan nefes alıp verilmez hiçbir vücut etkinliğinde. bunu bilmeyen adamdan "sporcu" falan olmaz. zaten vücut geliştirmecilerin çoğu böyle şeylerden bihaber oldukları için zayıf kondisyona sahipler.
devamını gör...

'bomboş' kelimesi bile harfleriyle, çizgileriyle dopdolu bir sözcük ve halimin boşluğunu tam anlamıyla yansıtmıyor. soyuttan öteyim, saydamdan daha belirsiz. midem bulanıyor. zamanla yarışıyorum, hep zaman geçiyor. korkum yok çünkü korkulacak ne varsa hepsinden korktum ve istisnasız hepsi başıma geldi. korkudan bile sınır dışı edildim. öfke mi? yontup duruyor içimdeki buzu; beni dışarıdan bir müdahale öldürmez artık, içimde doğmuş olan hınç delecek tenimi ve kimseler vermeyecek haberimi.
devamını gör...

arabeskten ara best’e terfi eden abimiz.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim