zaman tüneli
sözlük radyosu kaçak yayınları
bence toxicity'yi 23 saat 55 dakika dinliyorsundur.*
devamını gör...
kadınların efendi erkek sevmemesi
arkadaşlar kendinize gelin. erkek dediğin şey sevilmez zaten. hiçbir türlü sevilmez. birtakım hormonlar yüzünden aşık olduğunuzu zannedersiniz. onların etkisi geçince büyü biter. rica ediyorum, erkek sevmek falan. olmuyor böyle.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
geldim moruk.
devamını gör...
madalya müracaatları
devamını gör...
mükemmel geçen ilk buluşma sonrası kızı bir daha görememek
pabucunu da mı düşürmedi giderken vay arkadaş şansa bak.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
ses ve söz iyi. geçmiş olsun kaburgalara.
biz iyiyiz, yeni gruplar ve şarkılar duymak, öğrenmek için heyecanla bekliyorum.
biz iyiyiz, yeni gruplar ve şarkılar duymak, öğrenmek için heyecanla bekliyorum.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
güncel durumları bir kenara koyarsak benim son derece stabil, durağan geçiyor. hatta sıkıcı diyebilirim.
çok geçmişler olsun diyorum. çok ağrı yapar.
çok geçmişler olsun diyorum. çok ağrı yapar.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
yolunda gibimsi, sana da çok geçmişler olsun ve iyi yayınlar efenim.
devamını gör...
ajda pekkan'ın hala yaşlanmaması
sadece estetikle ilgili olamaz ya. kadının şu aşağı koyduğum çok yeni röportajında bile ne kadar enerjik olduğunu görebiliyoruz. ben bir de bir yerde aslen 3-5 yaş daha büyük olduğunu da okumuştum ve bir belgeye dayandırılıyordu bu iddia. yani biz 80 yaşında bilsek de 85 bile olabilir aslında kendisi. uzun ve sağlıklı nice seneler dilerim süperstarımıza.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
şimdi arttı ses.
devamını gör...
mükemmel geçen ilk buluşma sonrası kızı bir daha görememek
yeni sezon netflişşşş dizisi çıkar burdan.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
ses geliyo
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
sesin iyi geliyor.
devamını gör...
yalnızlık
insanların gerçek yüzünü öğretir.
devamını gör...
yalnızlık
hayatım boyunca hiç kimsenin bana herhangi bir konuda destek olduğunu, arkamda durduğunu hatırlamıyorum. buna bazen şaşırırım, bazen sebebini sorgularım ama anlam veremem. burada destekten kastım maddi değil, tamamen iletişimsel bir destekten bahsediyorum. hiçbir davamda çıkıp da;
"tonyukuk haklı !"
diyen bir insan olmadı. ne ailem, ne arkadaşlarım, ne en güvendiklerim. beni sırtımdan bıçaklamayan tek bir yakınım bile kalmadı. sonsuza kadar haklı olsam da kusurlu olsam da görünen tablo hep aynıydı. girdiğim her ortamda ve mecrada yalnızlaştırıldım, yalnızlaşmak zorunda kaldım. hep kendi başıma mücadele ettim, ayakta durdum. oysa kavgacı, geçimsiz bir insan asla değildim. aksine, kargaşadan oldum olası nefret etmiş ve karşılıklı saygının esas olduğuna inanmışımdır. bunları kendimi övmek için söylemiyorum. lakin başka türlü de derdimi anlatamıyorum, ne olur anlayın. çocukluğumda, lisede, üniversitede... en son bu böyle olmayacak dedim ve kimseyle muhatap olmak zorunda kalmayacağım bir iş seçtim.
belki tanrı, bir ders çıkarayım diye bu zorlu yaşam şeklini bana sundu belki de ben çocukluktan beri bir şeyleri çok yanlış yapıyorum. bunu henüz anlamaya vakıf olamadım. lakin tek bildiğim, şiddetli bir acı çektiğimdir. zira ben adaletsizlikten nefret eden ve haksızlığa uğrayanlara arka olan biri olarak, bana karşı yapılan haksızlıklarda en şerefli geçinen kişilerin bile seyirci kalmasına tahammül edemedim.
"tonyukuk haklı !"
diyen bir insan olmadı. ne ailem, ne arkadaşlarım, ne en güvendiklerim. beni sırtımdan bıçaklamayan tek bir yakınım bile kalmadı. sonsuza kadar haklı olsam da kusurlu olsam da görünen tablo hep aynıydı. girdiğim her ortamda ve mecrada yalnızlaştırıldım, yalnızlaşmak zorunda kaldım. hep kendi başıma mücadele ettim, ayakta durdum. oysa kavgacı, geçimsiz bir insan asla değildim. aksine, kargaşadan oldum olası nefret etmiş ve karşılıklı saygının esas olduğuna inanmışımdır. bunları kendimi övmek için söylemiyorum. lakin başka türlü de derdimi anlatamıyorum, ne olur anlayın. çocukluğumda, lisede, üniversitede... en son bu böyle olmayacak dedim ve kimseyle muhatap olmak zorunda kalmayacağım bir iş seçtim.
belki tanrı, bir ders çıkarayım diye bu zorlu yaşam şeklini bana sundu belki de ben çocukluktan beri bir şeyleri çok yanlış yapıyorum. bunu henüz anlamaya vakıf olamadım. lakin tek bildiğim, şiddetli bir acı çektiğimdir. zira ben adaletsizlikten nefret eden ve haksızlığa uğrayanlara arka olan biri olarak, bana karşı yapılan haksızlıklarda en şerefli geçinen kişilerin bile seyirci kalmasına tahammül edemedim.
devamını gör...
woke culture
berbat özelliklerinden biri, hem güncel gerçekliğin hem de tarihsel gerçekliğin çarpıtma ve manipülasyon yoluyla alternatiflerinin oluşturulması, bunlara gerçekten inanmaları, yetmiyormuş gibi nesnel gerçeklik gibi dayatmaları.
julian barnes tarafından yazılan ve ilk kez 1982'de yayınlanan "before she met me" romanı, bu konulara merak duyanlar için aydınlatıcı olabilir. türkçe çevirisi de var.
geleceğe dair sağlam temellere dayanan iyi stratejiler oluşturmak ve öngörülerde bulunmak isteyen herkes, tüm gerçekliği olduğu gibi kabul etmeli ve elinden geldiğince fazla bilgi ile veriye sahip olmalı. geçmişten günümüze ulaşan örüntüleri tam olarak tespit edebilirseniz ancak geleceğe yönelik isabetli tahminleriniz olur. woke culture akımına kendilerini kaptıranlar ne yapılması gerekiyorsa tam olarak tersini benimseyip savunuyorlar. gerçekliğin çarpıtılması hatta yok sayılması korkunç bir şey.
romandaki kıskanç karakter de günümüzün sjw'leri oluyor.
*** ***
tarihsel gerçeklerin çarpıtılması ve alternatif bir tarih yaratılması sadece batılı sjw'lere özgü değil, türkiye versiyonu da son akp iktidarı sürecinde ivmelendi.
güya gizli görev vermiş! sevgili dostlar, gizli görev verdiğin adama birkaç ay sonra istanbul’dan resmi idam fermanı çıkartıp, gıyabında rütbelerini söküp, bir de üstüne anzavur’u, kuva-yi inzibatiye’yi salmazsın. bu nasıl bir gizli plan? christopher nolan filmi mi çekiyorsunuz?
peki neden ısrarla bu alternatif tarihi yazmaya çalışıyorlar? çünkü modern türkiye’nin kurucu anlatısıyla yani atatürk ve arkadaşlarıyla kavgaları var. ama bunu rasyonel veya bilimsel argümanlarla yapamadıkları için, meşruiyeti geçmişin monarşisinde arıyorlar.
yani dertleri tarih falan değil bugünün siyasi kavgalarına geçmişten mühimmat taşımak. tarih ideolojik fantezilerinize göre eğip bükeceğiniz bir oyun hamuru değildir. belgeyle konuşun.
güney yazar
julian barnes tarafından yazılan ve ilk kez 1982'de yayınlanan "before she met me" romanı, bu konulara merak duyanlar için aydınlatıcı olabilir. türkçe çevirisi de var.
geleceğe dair sağlam temellere dayanan iyi stratejiler oluşturmak ve öngörülerde bulunmak isteyen herkes, tüm gerçekliği olduğu gibi kabul etmeli ve elinden geldiğince fazla bilgi ile veriye sahip olmalı. geçmişten günümüze ulaşan örüntüleri tam olarak tespit edebilirseniz ancak geleceğe yönelik isabetli tahminleriniz olur. woke culture akımına kendilerini kaptıranlar ne yapılması gerekiyorsa tam olarak tersini benimseyip savunuyorlar. gerçekliğin çarpıtılması hatta yok sayılması korkunç bir şey.
romandaki kıskanç karakter de günümüzün sjw'leri oluyor.
*** ***
tarihsel gerçeklerin çarpıtılması ve alternatif bir tarih yaratılması sadece batılı sjw'lere özgü değil, türkiye versiyonu da son akp iktidarı sürecinde ivmelendi.
güya gizli görev vermiş! sevgili dostlar, gizli görev verdiğin adama birkaç ay sonra istanbul’dan resmi idam fermanı çıkartıp, gıyabında rütbelerini söküp, bir de üstüne anzavur’u, kuva-yi inzibatiye’yi salmazsın. bu nasıl bir gizli plan? christopher nolan filmi mi çekiyorsunuz?
peki neden ısrarla bu alternatif tarihi yazmaya çalışıyorlar? çünkü modern türkiye’nin kurucu anlatısıyla yani atatürk ve arkadaşlarıyla kavgaları var. ama bunu rasyonel veya bilimsel argümanlarla yapamadıkları için, meşruiyeti geçmişin monarşisinde arıyorlar.
yani dertleri tarih falan değil bugünün siyasi kavgalarına geçmişten mühimmat taşımak. tarih ideolojik fantezilerinize göre eğip bükeceğiniz bir oyun hamuru değildir. belgeyle konuşun.
güney yazar
devamını gör...
mükemmel geçen ilk buluşma sonrası kızı bir daha görememek
mesafeler utansın.
devamını gör...


