zaman tüneli
path of exile 2
oğlum poe 1 varken buna vermeyin sinir hastası olursunuz.
devamını gör...
içgüdü
daha çok hayvani isteklerden oluşan bir kavram. yani bişeye odaklanıştır, sen istesen de istemesen de.
devamını gör...
sevgisini ısırarak gösteren insanlar
köpek bile öyle göstermiyor agym.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği yemek
ızgara;
antrikot, pirzola, bonfile, but, köfte, kebap ve et döner.
antrikot, pirzola, bonfile, but, köfte, kebap ve et döner.
devamını gör...
ruha iyi gelen şeyler
masa tenisi.
devamını gör...
para sağlık satın alabilir mi sorunsalı
hastalığa göre değişir. bazılarında kesinlikle alamaz. ama en azından fakirin 1 yılda çözeceği işi zengin 1 ayda çözer.
devamını gör...
30 mayıs 2026 psg arsenal maçı
çekmeköy civarında içkisiz sorunsuz izlenecek bir yer var mı?
devamını gör...
arı usun eleştirisi
"saf aklın eleştirisi " olarak da çevrilen kitap.
yalnız buradaki "eleştiri" kavramının "yerme" , "gömme", "şikayet etme" ," kusur bulma" anlamındaki "eleştiri" kelimesi ile hiç alakası yoktur. "gözden geçirme", "denetleme" ve ya "çözümleme" anlamındaki "eleştiri" kavramı olduğunu bilerek okumak lazım kitabı.
madem ki " akıl" en üst müracaat mercidir o halde bunu kendinden gayrı eleştirebilecek denetleyebilecek bir merci yoktur.
1871'de ortaya çıkışıyla düşünce dünyasının seyri değişmiştir. düşünce dünyasına etkisi aristoteles'in " fizik" ve "metafizik" kitaplarıyla aynı etkide olduğu söylenebilir.
aklı, en üst bilme merci olarak ele almış ve aklın kendisini hem hakim, hem savcı, hem de sanık olarak sorguya çekmiştir. bu sorguyu yaptığı yer de yine akıl mahkemesi olmuştur.
başta ingiliz deneycilerinden hume ve o'nun dümen suyundan giden fransız pozitivist akılcılarına karşı bir restleşme ve meydan okumadır bu.
kitapta temas edilen konuların hiçbiri kolayca çözümlenebilir, rahatça sonuca ulaşılabilir cinsten sorular değildir.
nasıl oluyor da deneysel bilgilerimizin kaynağını oluşturan doğa ile böyle bir kaynağı bulunmayan ahlak salt düşüncenin ortak paydasında buluşabiliyor? tabiatı yeterinden fazlaca farklı , özü itibarıyle de ayrı iki dünya aynı araç tarafından idare edilebiliyor. ortada bir tutarsızlık ve aymazlık var.salt aklın eleştirisi esas itibariyle bu tutarsızlığı aşma , bu aykırılığı çözümleyip arlarında bir uyuşma sağlamaya çalışmanın hikayesidir.
şimdi deney denen şey yaratıcı bir hayal gücünü gerektirmiyor mu? ve bu hayal gücünün at koşturduğu bir saha değil mi? o halde bu hayalgücü alanında nasıl oluyor da denetleyemediği bir alan olmasına rağmen , denetleyemediği bir nesneye ürettiği aklın yasalarını hakim kılmaya çalışıyor.
dinin, rasyonel akıl tarafından sorgulanamayacağını iddia etmesi de pozitivistleri sinir eden bir başka mevzudur. kant , felsefenin en temel ilkesi olan " şüphe" kavramının din alanında uygulanamayacağını iddia etmiştir.
tanrı ve dini akılaşkın bir kavram kabul edip "mantıkça" sorgulanamaycağını söyler. yani tanrı'yı mantık çerçevesinde kalarak "düşünmek" imkansızdır. bu konu düşünmeden ya kabul edilir yada reddolunur. zaten felsefi anlamda düşünülen doğrulanır ya da yanlışlanır. iman gibi konularda böyle bir imkan yoktur. kant tanrı'yı hume gibi bir korkuluk olarak görmez , bir hakikat olarak görür. ve hakiki varlık olduğunu söyler. tanrı insanın yaşadığı hiçlik korkusu karşısında bir umuttur ve ölüm gibi bir tragedya karşısında bu tragedyanın iptalidir.
felsefi anlamda şüphe ile sorgulanamayacak konuları "sorgulanamaz" alanda bırakır. çünkü tür sorular felsefi anlamda "şüphe" değil bir kuşkudur der. kuşku ise insanı eninde sonunda paronayak yapar. bu anlamda inancı öznel bir tecrübe olarak ayraç içine almıştır.çünkü kant aynı platon ve aristoteles gibi hiçliğe aşırı tepkilidir.
inanç konusunda akli melekeleri makul bir noktaya getirip durulmasını söyler. alabildiğince bir zincir uzantısıyla gersin geriye götürülmesine karşıdır. bir noktada gemiyi iskleye yanaştırarak ipi babaya bağlamak gerekir diyerek imanı felsefenin gündeminden düşürmüştür. bu tür şeylerin aklın özneler üstü ve transsendental vechesi olarak görür.
bu anlamda da akıl ile iman arasında ince duyarlı bir sistem kurmuştur.
tabi bu akıl ile imanı bağdaştırma çabası hume takipçilerinin eleştiri oklarına hedef olmuştur. akliliğin en bariz özelliği şüphe olmasına rağmen , nasıl olur da aklı dışlayan iman bir araya gelebilir şeklinde yoğun saldırılara maruz kalmıştır. kant takipçileri bu kant -hume zıtlaşmasında hume'yi tutmakla birlikte kant'ın bu çatallaşma fikrine çok sıcak bakıp kant'ın tarafında tavır almışlardır.
kant bu altından kalkılamaz gibi görünen meseleyi savuşturmayı çok iyi becermiştir. kant bilgiye dönüştürmediği imanı kendi halinde bırakmıştır. bilgiye dönüştürülemeyen inançlar insanın yaşama serüveninde hayati bir yere haiz olduğundan ötürü aklın ve felsefenin" şüphe" girdabına sokulamaz der.
zira kant akılcıların tersine akla tapmayıp aklı keşfe çıkan biridir. bu keşif yolculuğunda gördüklerinden gözleri kamaşsa bile o manzaranın büyüsüne kapılıp aklın tutsağı olmamıştır. aksine aklın eleştiricisi kesilmiştir. bu eleştirel bakış da o'na aklın sınırlı bir güce sahip olduğu hakikatine eriştirmiştir. sınırlı olan bir şeyin de mükemmel olamayacağına inanmıştır.
yalnız buradaki "eleştiri" kavramının "yerme" , "gömme", "şikayet etme" ," kusur bulma" anlamındaki "eleştiri" kelimesi ile hiç alakası yoktur. "gözden geçirme", "denetleme" ve ya "çözümleme" anlamındaki "eleştiri" kavramı olduğunu bilerek okumak lazım kitabı.
madem ki " akıl" en üst müracaat mercidir o halde bunu kendinden gayrı eleştirebilecek denetleyebilecek bir merci yoktur.
1871'de ortaya çıkışıyla düşünce dünyasının seyri değişmiştir. düşünce dünyasına etkisi aristoteles'in " fizik" ve "metafizik" kitaplarıyla aynı etkide olduğu söylenebilir.
aklı, en üst bilme merci olarak ele almış ve aklın kendisini hem hakim, hem savcı, hem de sanık olarak sorguya çekmiştir. bu sorguyu yaptığı yer de yine akıl mahkemesi olmuştur.
başta ingiliz deneycilerinden hume ve o'nun dümen suyundan giden fransız pozitivist akılcılarına karşı bir restleşme ve meydan okumadır bu.
kitapta temas edilen konuların hiçbiri kolayca çözümlenebilir, rahatça sonuca ulaşılabilir cinsten sorular değildir.
nasıl oluyor da deneysel bilgilerimizin kaynağını oluşturan doğa ile böyle bir kaynağı bulunmayan ahlak salt düşüncenin ortak paydasında buluşabiliyor? tabiatı yeterinden fazlaca farklı , özü itibarıyle de ayrı iki dünya aynı araç tarafından idare edilebiliyor. ortada bir tutarsızlık ve aymazlık var.salt aklın eleştirisi esas itibariyle bu tutarsızlığı aşma , bu aykırılığı çözümleyip arlarında bir uyuşma sağlamaya çalışmanın hikayesidir.
şimdi deney denen şey yaratıcı bir hayal gücünü gerektirmiyor mu? ve bu hayal gücünün at koşturduğu bir saha değil mi? o halde bu hayalgücü alanında nasıl oluyor da denetleyemediği bir alan olmasına rağmen , denetleyemediği bir nesneye ürettiği aklın yasalarını hakim kılmaya çalışıyor.
dinin, rasyonel akıl tarafından sorgulanamayacağını iddia etmesi de pozitivistleri sinir eden bir başka mevzudur. kant , felsefenin en temel ilkesi olan " şüphe" kavramının din alanında uygulanamayacağını iddia etmiştir.
tanrı ve dini akılaşkın bir kavram kabul edip "mantıkça" sorgulanamaycağını söyler. yani tanrı'yı mantık çerçevesinde kalarak "düşünmek" imkansızdır. bu konu düşünmeden ya kabul edilir yada reddolunur. zaten felsefi anlamda düşünülen doğrulanır ya da yanlışlanır. iman gibi konularda böyle bir imkan yoktur. kant tanrı'yı hume gibi bir korkuluk olarak görmez , bir hakikat olarak görür. ve hakiki varlık olduğunu söyler. tanrı insanın yaşadığı hiçlik korkusu karşısında bir umuttur ve ölüm gibi bir tragedya karşısında bu tragedyanın iptalidir.
felsefi anlamda şüphe ile sorgulanamayacak konuları "sorgulanamaz" alanda bırakır. çünkü tür sorular felsefi anlamda "şüphe" değil bir kuşkudur der. kuşku ise insanı eninde sonunda paronayak yapar. bu anlamda inancı öznel bir tecrübe olarak ayraç içine almıştır.çünkü kant aynı platon ve aristoteles gibi hiçliğe aşırı tepkilidir.
inanç konusunda akli melekeleri makul bir noktaya getirip durulmasını söyler. alabildiğince bir zincir uzantısıyla gersin geriye götürülmesine karşıdır. bir noktada gemiyi iskleye yanaştırarak ipi babaya bağlamak gerekir diyerek imanı felsefenin gündeminden düşürmüştür. bu tür şeylerin aklın özneler üstü ve transsendental vechesi olarak görür.
bu anlamda da akıl ile iman arasında ince duyarlı bir sistem kurmuştur.
tabi bu akıl ile imanı bağdaştırma çabası hume takipçilerinin eleştiri oklarına hedef olmuştur. akliliğin en bariz özelliği şüphe olmasına rağmen , nasıl olur da aklı dışlayan iman bir araya gelebilir şeklinde yoğun saldırılara maruz kalmıştır. kant takipçileri bu kant -hume zıtlaşmasında hume'yi tutmakla birlikte kant'ın bu çatallaşma fikrine çok sıcak bakıp kant'ın tarafında tavır almışlardır.
kant bu altından kalkılamaz gibi görünen meseleyi savuşturmayı çok iyi becermiştir. kant bilgiye dönüştürmediği imanı kendi halinde bırakmıştır. bilgiye dönüştürülemeyen inançlar insanın yaşama serüveninde hayati bir yere haiz olduğundan ötürü aklın ve felsefenin" şüphe" girdabına sokulamaz der.
zira kant akılcıların tersine akla tapmayıp aklı keşfe çıkan biridir. bu keşif yolculuğunda gördüklerinden gözleri kamaşsa bile o manzaranın büyüsüne kapılıp aklın tutsağı olmamıştır. aksine aklın eleştiricisi kesilmiştir. bu eleştirel bakış da o'na aklın sınırlı bir güce sahip olduğu hakikatine eriştirmiştir. sınırlı olan bir şeyin de mükemmel olamayacağına inanmıştır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en beğendiği yemek
kereviz
devamını gör...
cristiano ronaldo vs lionel messi
başarıda en nirvana olay şampiyonlar ligidir. üç kere üstüste şampiyonlar ligini en elit düzey yıldız olarak kazanmak başka bir seviyedir herkese nasip olmaz. messi gitsin biraz daha ağlama duvarına dokunsun belki lobiler başka tırışka yan sayısal matematiklerle gerçeği gölgelemeye çalışırlar.
devamını gör...
kaslı erkek
götleri inanılmaz kalkık oluyor bunların. muhtemelen hip thrust'ı abartıyorlar.
devamını gör...
evlenince tüm sorunlar çözülür mü sorunsalı
tabi lan manyak mısın. kdjdjdjsjsjsj
devamını gör...
kadınların kendilerine söyledikleri yalanlar
aslında o öyle biri değil.
devamını gör...
evlenince tüm sorunlar çözülür mü sorunsalı
çözülmez. mesela sen gerizekalıysan evlenince birden zeki biri olmazsın. cahilsen, birden okumuş biri, şişmansan zayıf biri, olmazsın.
devamını gör...
lionel messi
900'den fazla gol atan tek oyun kurucu. rekor sayıda 400 asisti aşan tek golcü. altın ayakkabı kazanan tek oyun kurucu ödüllü isimdir ki 6 ve 5 her ikisi de rekordur. tarihin en komple futbolcusu.
futbolun vücut bulmuş hâli olan en büyük ikonu ve ebedi büyüğü messi, futbolu bir sanat formuna dönüştürdü. tarihte hiçbir futbolcu güzelliği, zarafeti ve estetiği sonuçlarla bu kadar mükemmel biçimde bir araya getiremedi bu anlamda spor tarihinde de eşsizdir. federer bunu yapamadı misal ha keza jordan desek gelişmiş istatistiklerde lebron açık ara önde. spor tarihinin de en iyisi messi. karakter olarak da onun gibisi yok, tarihin en mütevazi büyük sporcusu. 21.yy'ın en büyük efsanesi.
futbolun vücut bulmuş hâli olan en büyük ikonu ve ebedi büyüğü messi, futbolu bir sanat formuna dönüştürdü. tarihte hiçbir futbolcu güzelliği, zarafeti ve estetiği sonuçlarla bu kadar mükemmel biçimde bir araya getiremedi bu anlamda spor tarihinde de eşsizdir. federer bunu yapamadı misal ha keza jordan desek gelişmiş istatistiklerde lebron açık ara önde. spor tarihinin de en iyisi messi. karakter olarak da onun gibisi yok, tarihin en mütevazi büyük sporcusu. 21.yy'ın en büyük efsanesi.
devamını gör...
evlenince tüm sorunlar çözülür mü sorunsalı
sorun derken?
devamını gör...

