zaman tüneli
anlık gelen otobanda gazlama isteği
ismail yk dinleme sıklığı azaltılırsa ve yeterince beklenirse gidecek olan istektir.
devamını gör...
türk erkeklerindeki rus ve ukraynalı kız merakı
demek ki belli bir pazar yani arz-talep ortamı oluşmuş.
devamını gör...
50 yaş üstü modern insan
valla artık kokmayan, dişini fırçalayan, doktora giden ve saldırmayan, ne bileyim sıraya girmeyi bilen insan modern.
yani karanlık çağdan çıkmış olsun razıyız.
hele şerit değiştirirken sinyal veriyorsa uzay çağında.
yani karanlık çağdan çıkmış olsun razıyız.
hele şerit değiştirirken sinyal veriyorsa uzay çağında.
devamını gör...
friedrich nietzsche
nietzsche hayatını farklı şehirlerde sürdürmüştür. pforta sonrası öğrencilik yıllarının bir kısmını geçirdiği bonn kentinde ilahiyat bölümüne kayıt yaptırdıktan sonra teolojik okumalara başlamış ve isa'nın hayatı eseri sayesinde david strauss'un fikirleriyle tanışmıştır. strauss, kitabın önsözünde "hristiyanlığın bir mucize olması son bulursa din adamları artık kendilerini, hizmetinde bulundukları mucizenin temsilcileri olarak sunamayacaklardır, bunu görmek gerek" diyerek kilisenin ve ruhban sınıfının otoritesinin mucize anlatılarına dayandığını savunmuştur. nietzsche, bu dönemde henüz dindar bir protestan aile yapısına ve kültürel bağlara sahip olsa da strauss'un bu radikal, rasyonel eleştirilerinden derinden etkilenmiştir.
aslında yardımsever ve hristiyan ailesinin kendisine sağladığı emniyet ve sıcaklığı içtenlikle kabul etmektedir. nitekim 1864 noel'inde kız kardeşi ve annesine yazdığı mektuplarda nietzsche'nin duygusal bakımdan henüz bir hristiyan gibi hissettiği görülmektedir. ancak bonn'da geçirdiği bir yıl boyunca evden gelen mektuplarda nietzsche'nin manevi yönelimine dair endişeler artmıştır. kardeşi elisabeth'in 1865 mayıs'ında nietzsche'ye yazdığı mektupta onun yeni görüşlerine atıfta bulunarak şöyle diyordu: "...ama şurası kesin: inanmamak çok daha kolay ve asıl güçlük doğru yolu bulmakta... her halükarda, uğursuz strauss'u tatilde getirmen, onun hakkında senden pek çok şey duymam gerçekten üzücüydü. çünkü en azametli şeylerden şüphe etmenin ve onları eleştirmenin mümkün olduğunu duymak yeni bir inanca ya da inançsızlığa doğru ilk adımı atmak demek. bu adımı attıktan sonra, bana göre adeta sağlam bir koruyucu duvar yıkıldı; artık engin, haritasız, kafa karıştırıcı, sisler içinde bir çölde duruluyor ve sağlam hiçbir şey yok, geriye sadece zavallı, çilekeş ve sıklıkla yanılan ruhumuzun rehberliği kaldı."
bu mektubun nietzsche üzerinde etkili olduğu açıktır; zira o, tanrısızlığın ıssızlığını tanımlamak için ilerleyen yıllarda eserlerinde sık sık 'çöl' imgesini kullanacaktır. nietzsche'nin kız kardeşi elisabeth'e cevabı ise entelektüel kopuşunun ilanı niteliğindedir:
"....temel prensibine, yani hakikatin daima daha zor olanın tarafında olduğu prensibine ise ancak kısmen katılabilirim. gelgelelim, iki çarpı ikinin dört etmediğine inanmak güçtür. bu durum onu daha doğru yapar mı?
diğer yandan, bize öğretilen, tedricen içimizde sağlam kökler salan, akrabalarımızın ve daha pek çok iyi insanın bize doğru olduğunu söylediği, üstelik gerçekten insanlara teselli ve yücelme duygusu veren her şeyi doğru kabul edivermek gerçekten çok mu zordur? adetlerle çatışan yeni yollara girmekten, bağımsızlığa eşlik eden emniyetsizlik hissinden, pek çok ruhsal gidiş geliş ve hatta vicdan azabı yaşamaktan, çoğunlukla teselli bulamamaktan ama daima doğruyu, güzeli ve iyiyi hedeflemekten daha mı zordur gerçekten?
bizi en çok avutan görüşe, yani tanrı, dünya ve bunları uzlaştırma görüşüne ulaşmak en önemli şey midir? gerçek bir araştırmacının araştırmalarının sonucunun ne olacağına tamamen kayıtsız olması gerekmez mi? bir şeyi araştırıp soruştururken huzur, barış ve mutluluk peşinde miyiz? öyle değil işte; en yüksek dereceden çirkinlik ve iğrençlik içerse bile sadece doğruyu ararız.
son bir soru daha: kendi gençliğimizden itibaren bütün kurtuluşun isa'da değil de mesela muhammed'de olduğuna inansaydık, aynı kutsallığı yaşayacağımız kesin değil midir? kutsallık hissini yaratan, imanın ardında yatan nesnel gerçeklik değil imanın kendisidir. sana bunları yazmamın sebebi, sevgili lizbeth, imanlarının sarsılmazlığını göstermek üzere içsel deneyimlerine başvuran dindar insanların genellikle benimsediği ispatlama çizgisini karşılamak sadece. her hakiki iman sarsılmazdır, insanın imanda bulmayı umduğu şeyi verir ama nesnel doğruluğuna kanıt olarak en ufak bir destek sunmaz.
insanların seçeceği yollar burada ayrılır: ruhsal huzur ve mutluluk peşindeysen inanırsın, doğrunun havarisi olmak istersen sorgularsın."
nietzsche'nin bu mektupta gerçeğin çölüyle yüzleşmesi kendisi için de tatsız bir durumdur. yine de straussçu bilimin yıkıcı etkisini bir kez kavradıktan sonra öğrendiği şeyi unutması mümkün değildir; cin şişeden bir kere çıkmıştır artık. bu bağlamda nietzsche'nin teolojiden filolojiye geçişi salt akademik bir seçimden ibaret değildir.
julian young, nietzsche-bir filozofun ve felsefenin biyografisi, türkiye iş bankası kültür yayınları, s.75-92
--
aslında yardımsever ve hristiyan ailesinin kendisine sağladığı emniyet ve sıcaklığı içtenlikle kabul etmektedir. nitekim 1864 noel'inde kız kardeşi ve annesine yazdığı mektuplarda nietzsche'nin duygusal bakımdan henüz bir hristiyan gibi hissettiği görülmektedir. ancak bonn'da geçirdiği bir yıl boyunca evden gelen mektuplarda nietzsche'nin manevi yönelimine dair endişeler artmıştır. kardeşi elisabeth'in 1865 mayıs'ında nietzsche'ye yazdığı mektupta onun yeni görüşlerine atıfta bulunarak şöyle diyordu: "...ama şurası kesin: inanmamak çok daha kolay ve asıl güçlük doğru yolu bulmakta... her halükarda, uğursuz strauss'u tatilde getirmen, onun hakkında senden pek çok şey duymam gerçekten üzücüydü. çünkü en azametli şeylerden şüphe etmenin ve onları eleştirmenin mümkün olduğunu duymak yeni bir inanca ya da inançsızlığa doğru ilk adımı atmak demek. bu adımı attıktan sonra, bana göre adeta sağlam bir koruyucu duvar yıkıldı; artık engin, haritasız, kafa karıştırıcı, sisler içinde bir çölde duruluyor ve sağlam hiçbir şey yok, geriye sadece zavallı, çilekeş ve sıklıkla yanılan ruhumuzun rehberliği kaldı."
bu mektubun nietzsche üzerinde etkili olduğu açıktır; zira o, tanrısızlığın ıssızlığını tanımlamak için ilerleyen yıllarda eserlerinde sık sık 'çöl' imgesini kullanacaktır. nietzsche'nin kız kardeşi elisabeth'e cevabı ise entelektüel kopuşunun ilanı niteliğindedir:
"....temel prensibine, yani hakikatin daima daha zor olanın tarafında olduğu prensibine ise ancak kısmen katılabilirim. gelgelelim, iki çarpı ikinin dört etmediğine inanmak güçtür. bu durum onu daha doğru yapar mı?
diğer yandan, bize öğretilen, tedricen içimizde sağlam kökler salan, akrabalarımızın ve daha pek çok iyi insanın bize doğru olduğunu söylediği, üstelik gerçekten insanlara teselli ve yücelme duygusu veren her şeyi doğru kabul edivermek gerçekten çok mu zordur? adetlerle çatışan yeni yollara girmekten, bağımsızlığa eşlik eden emniyetsizlik hissinden, pek çok ruhsal gidiş geliş ve hatta vicdan azabı yaşamaktan, çoğunlukla teselli bulamamaktan ama daima doğruyu, güzeli ve iyiyi hedeflemekten daha mı zordur gerçekten?
bizi en çok avutan görüşe, yani tanrı, dünya ve bunları uzlaştırma görüşüne ulaşmak en önemli şey midir? gerçek bir araştırmacının araştırmalarının sonucunun ne olacağına tamamen kayıtsız olması gerekmez mi? bir şeyi araştırıp soruştururken huzur, barış ve mutluluk peşinde miyiz? öyle değil işte; en yüksek dereceden çirkinlik ve iğrençlik içerse bile sadece doğruyu ararız.
son bir soru daha: kendi gençliğimizden itibaren bütün kurtuluşun isa'da değil de mesela muhammed'de olduğuna inansaydık, aynı kutsallığı yaşayacağımız kesin değil midir? kutsallık hissini yaratan, imanın ardında yatan nesnel gerçeklik değil imanın kendisidir. sana bunları yazmamın sebebi, sevgili lizbeth, imanlarının sarsılmazlığını göstermek üzere içsel deneyimlerine başvuran dindar insanların genellikle benimsediği ispatlama çizgisini karşılamak sadece. her hakiki iman sarsılmazdır, insanın imanda bulmayı umduğu şeyi verir ama nesnel doğruluğuna kanıt olarak en ufak bir destek sunmaz.
insanların seçeceği yollar burada ayrılır: ruhsal huzur ve mutluluk peşindeysen inanırsın, doğrunun havarisi olmak istersen sorgularsın."
nietzsche'nin bu mektupta gerçeğin çölüyle yüzleşmesi kendisi için de tatsız bir durumdur. yine de straussçu bilimin yıkıcı etkisini bir kez kavradıktan sonra öğrendiği şeyi unutması mümkün değildir; cin şişeden bir kere çıkmıştır artık. bu bağlamda nietzsche'nin teolojiden filolojiye geçişi salt akademik bir seçimden ibaret değildir.
julian young, nietzsche-bir filozofun ve felsefenin biyografisi, türkiye iş bankası kültür yayınları, s.75-92
--
devamını gör...
anlık gelen otobanda gazlama isteği
arabanızı ağaca dolanmış, gri beyin maddenizi asfalt üzerinde yatar şekilde hayal ederseniz geçer.
devamını gör...
üstteki yazara 1 ile 10 arası puan ver
8 veriyorum, bir puanı tanımadığım için, diğer bir puanı da cevap kağıdına gerçek ismini değil takma ismini yazdığı için kırdım.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
toplantıdayım acil osurmam lazım
devamını gör...
anlık gelen otobanda gazlama isteği
sadece şunu söylemek istiyorum masum insanlara zarar vermeyin de kendiniz zıbarsanız da bunu umursamam. adrenalin isteğiniz başkalarının hayatını da riske atıyor, sonra hakim karşısında bik bik ağlıyorsunuz.
devamını gör...
anlık gelen otobanda gazlama isteği
arabayla gazlanır mı la, çek altına bi motosiklet onla gazla, gazlamak dediğin motosikletle olur.
devamını gör...
türk erkeklerindeki rus ve ukraynalı kız merakı
sadece bizim onlara merakımız yok, onların da bize merakı var hanımlar. karşılıklı bir meraklaşma bu.
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
atmazsan atarlar. sen atma ben atarım çav bella.
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
atma kardeşim.
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
öf sizin bu incel tipli kararsızlığınızdan bezdim ben ya.
her boka da tereddüde düşmeyin artık, bir net fikriniz olsun.
her boka da tereddüde düşmeyin artık, bir net fikriniz olsun.
devamını gör...
seyahat etmek mi alışveriş yapmak mı
seyahatte alışveriş.
devamını gör...
iletişim özürlüsü insanlar
ben bunlardan biriyim ama aksilik, toksiklik ve benzeri olumsuz niteliklerden değil. 20'lerin başında hayattan kopup 4-5 yıl eve kapandım, sıfır sosyallikle kendi içime kapandım. şimdi devam eden bir iletişim problemine sahibim. kendimi ifade etmede ya da özgüvenimde sorun yok ama kaygı yaşıyorum toplum içinde ya da biriyle yüzyüze konuşurken. çok da önemli değil ama aklımdakileri dilime dökemiyorum gereken anlarda.
devamını gör...
sürekli kendisini öven insan
sadece yaptıklarını anlatıyorsa sıkıntı yoktur. diğerleri gibi; her konudaki ve tanıdığı tanımadığı herkes hakkındaki; boş yorumlarını, şikayetlerini, altı boş teorilerini, tespitlerini, vb. ortalığa çok bırakmadığı sürece, dinliyormuş gibi yapılıp: "-he he..." deyip geçilen tiplerdir. hayat, zaten altı boş egoluları tokatlayarak adam eder/edecektir.
devamını gör...
anlık gelen otobanda gazlama isteği
3 yıl öncesine kadar bu bendim sanırım.
he yine beyinsizler gibi makas falan işlerine girmedim ama zaten geceleri yolculuk yapmaya bayıldığım için arabaların hep sınırlarını zorladım.
ama artık yok, bomboş yolda bile en sağdan 120-130 keyifli keyifli gidiyorum.
he yine beyinsizler gibi makas falan işlerine girmedim ama zaten geceleri yolculuk yapmaya bayıldığım için arabaların hep sınırlarını zorladım.
ama artık yok, bomboş yolda bile en sağdan 120-130 keyifli keyifli gidiyorum.
devamını gör...
hand cannot erase
prog tanrisi steven wilson'in bana gore en iyi albumu, ayrica guthrie govan da album boyunca gitari adeta parcalamaktadir. bu albumdeki ancestral sarkisinin solosu kanimca dunyanin en iyi sololarindan biridir.
konsept bir album olan hand cannot erase, 2 sene boyunca ailesi dahil kimse tarafindan aranip sorulmadiktan sonra apartmaninda olu bulunan joyce carol vincent'in hikayesinden ilham alinarak yaratilmistir. albumdeki happy returns/ascendant here on gibi bazi sarkilarin sozleri joyce carol vincent'in perspektifinden yazilmistir.
konsept bir album olan hand cannot erase, 2 sene boyunca ailesi dahil kimse tarafindan aranip sorulmadiktan sonra apartmaninda olu bulunan joyce carol vincent'in hikayesinden ilham alinarak yaratilmistir. albumdeki happy returns/ascendant here on gibi bazi sarkilarin sozleri joyce carol vincent'in perspektifinden yazilmistir.
devamını gör...
iletişim özürlüsü insanlar
insanlar safe arealarını çok seviyorlar ve bu sebeple iletişime geçmemeyi tercih edebiliyorlar.
saygı duyuyor ama katılmıyorum.
onlardan birine denk gelirseniz böyle olmadığını bilin diye söyledim.
sizin için düşündük yine, öf.
saygı duyuyor ama katılmıyorum.
onlardan birine denk gelirseniz böyle olmadığını bilin diye söyledim.
sizin için düşündük yine, öf.
devamını gör...
