zaman tüneli
kimse beni anlamıyor şikayetindeki anlaşılamayan o şey
kendini anlatma arzusudur. kimse seni anlamıyor olabilir. kimse kimseyi anlamıyor zaten. sen kendini anlatma işini fazla kasıyorsun.
devamını gör...
haram yememek
kk'nin kendisini olağanüstü süper bir kişi yaptığını sandığı şey. gerçi ben bundan da şüpheliyim. bence gayet haram yemiş de olabilir.
velev ki yememiş olsun... eee? sözlükte bu konularda yazmıştım ama x'teki bir kullanıcı, ki bir radyocuymuş galiba esasen, sonunda patlamış. yani ben böyle bir yazı döşememiş olsam da—ki döşemiş de olabilirim—"benim babam da beni hiç dövmedi mesela ama bununla övündüğünü görmedim, zira bu olması gereken şey. senin haram yememen de aynı şekilde, olması gereken şey zaten. başkalarının haram yemesi seni otomatikman üstün, süper bir kişilik yapmıyor" gibi şeyler yazdığımı hatırlıyorum.
işte o bahsettiğim x'teki yazı:
bu arada alttaki yazının sahibi kişi gibi benim kk'ye hiçbir zaman inancım olmamıştı, hatta 2010'ların başlarından beri kendisinin en büyük "hater"larından biriyimdir de işte yazı güzel ve kk'ye senelerce umut bağlayan milyonların aklından geçenleri çok iyi özetlemiş.
"yeter yahu yeter!
söz milletin!
haram yemedim de haram yemedim deyip duruyorsun…
haram yememek tek meziyetin mi?
zaten olması gereken bu…
göz kırpmak gibi, nefes almak gibi, güneşin doğması, suyun yüz derecede kaynaması gibi…
niye bunu ayrıcalıklı bir durum gibi anlatıp duruyorsun?
halk sana bugün, zengin oldun mu diye sormuyor…
ısrarla konuyu çarpıtıyorsun…
halk sana; neden milyonların umutlarını tüketen bir siyasetin parçası oldun diye soruyor…
siyaset sadece haksız para kazanmamaksa rahmetli babam da bir kuruş haram yemedi…
ben de yemedim…
eeee farkımız ne?
övünüp durulacak bir durum mu bu?
olması gereken bu zaten!
alnımıza, tişörtümüze haram yemedik yazıp gezelim mi?
insan cebine haram koymaz, boğazından haram geçmez fakat yılları, ömürleri, enerjiyi, umudu, insanların hayallerini tüketir….
sen bunu yaptın…
bizi tükettin…
anlamıyor musun?
tüm iyi niyetlerimizi, sana olan inancımızı alıp yere çaldın…
bunca yıl susamışken kavurucu sıcakta, bir damla suya muhtaçken, tam suyu içecekken, zar zor biriktirdiğimiz bidondaki suyumuza tekme atıp döktün…
niye diyoruz, niye?
yapma bunu… niye döktün suyumuzu diyoruz…
çıkmış, sadece ben haram yemedim diyorsun…
suyumuzu dökmek de haram değil mi?
israf da haram, günah değil mi?
insanlar sana güvenini, yarınlarını emanet etti…
sen ne yaptın?
kocaman bir hiç…
mühürsüz oy pusulalarına sonuna kadar itiraz ettin mi?
koltuk için gösterdiğin hırsı mühürsüz oy pusulalarında gösterdin mi?
“anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz”, niye bunu dedin?
niye onca aday varken ekmeleddin diye bir adayı önümüze koydun?
niye son seçimde anketlerde senden daha güçlü adaylar varken, kendini aday yaptın?
niye 13 seçim kaybettin, artık bırakmıyorsun?
niye kaybettiğin, kaybettirdiğin onca seçimle yüzleşip, arınmıyorsun?
niye 80 yaşına merdiven dayamana rağmen gençlerin önünü açmıyorsun diyor…
niye bu hırs, yeter diyor…
sen ne diyorsun?
ben, haram yemedim…
tamam aferin ama tek mesele bu değil ki…
şimdi dönüp, bir de…
temiz kurultay, temiz vicdan, arınma diyorsun.
ama bu toplumun asıl sorduğu başka…
madem demokrasi esastı;
neden yıllarca parti içinde farklı sesler bu kadar zor duyuldu…
madem irade kutsaldı…
neden insanlar sadece seçim zamanı hatırlandı?
madem, kim çıkarsa başının tacıydı…
neden yıllarca eleştiren herkes hain, nankör, bölücü ilan edildi?
neden 13 seçim sen çıkmayınca, halk beni istemiyor, seçmiyor, bu karar başımın tacı deyip çekilmedin de her seferinde ısrar ettin…
13 defa küme düşmüş bir takımın teknik direktörü neden hala teknik direktör olarak kalmak için ısrar eder?
başarısızlığınla neden yüzleşmiyorsun deniliyor…
cevap ne?
ben haram yemedim…
evet, yemedin… ama yıllarca başarısız oldun…
bugün sorun bir kişinin dürüst olup olmaması değil artık…
bir politikacının, liderin kendisine inanan milyonların hayal kırıklığını gerçekten anlayıp anlamadığı…
anlıyor musun?
sanmıyorum…
halk artık romantik cümleler duymak istemiyor; samimi yüzleşmeye ihtiyaç duyuyor…
gerçek demokrasi, hesap vermeyi de kabul etmektir.
sen hesap vermiyor bir de bize hesap soruyorsun.
anlıyor musun?
sokağın sesini duyuyor musun?
anketlere bakıyor musun?
istenmediğini görüyor musun?"
x.com/zekikayahan/status/20...
velev ki yememiş olsun... eee? sözlükte bu konularda yazmıştım ama x'teki bir kullanıcı, ki bir radyocuymuş galiba esasen, sonunda patlamış. yani ben böyle bir yazı döşememiş olsam da—ki döşemiş de olabilirim—"benim babam da beni hiç dövmedi mesela ama bununla övündüğünü görmedim, zira bu olması gereken şey. senin haram yememen de aynı şekilde, olması gereken şey zaten. başkalarının haram yemesi seni otomatikman üstün, süper bir kişilik yapmıyor" gibi şeyler yazdığımı hatırlıyorum.
işte o bahsettiğim x'teki yazı:
bu arada alttaki yazının sahibi kişi gibi benim kk'ye hiçbir zaman inancım olmamıştı, hatta 2010'ların başlarından beri kendisinin en büyük "hater"larından biriyimdir de işte yazı güzel ve kk'ye senelerce umut bağlayan milyonların aklından geçenleri çok iyi özetlemiş.
"yeter yahu yeter!
söz milletin!
haram yemedim de haram yemedim deyip duruyorsun…
haram yememek tek meziyetin mi?
zaten olması gereken bu…
göz kırpmak gibi, nefes almak gibi, güneşin doğması, suyun yüz derecede kaynaması gibi…
niye bunu ayrıcalıklı bir durum gibi anlatıp duruyorsun?
halk sana bugün, zengin oldun mu diye sormuyor…
ısrarla konuyu çarpıtıyorsun…
halk sana; neden milyonların umutlarını tüketen bir siyasetin parçası oldun diye soruyor…
siyaset sadece haksız para kazanmamaksa rahmetli babam da bir kuruş haram yemedi…
ben de yemedim…
eeee farkımız ne?
övünüp durulacak bir durum mu bu?
olması gereken bu zaten!
alnımıza, tişörtümüze haram yemedik yazıp gezelim mi?
insan cebine haram koymaz, boğazından haram geçmez fakat yılları, ömürleri, enerjiyi, umudu, insanların hayallerini tüketir….
sen bunu yaptın…
bizi tükettin…
anlamıyor musun?
tüm iyi niyetlerimizi, sana olan inancımızı alıp yere çaldın…
bunca yıl susamışken kavurucu sıcakta, bir damla suya muhtaçken, tam suyu içecekken, zar zor biriktirdiğimiz bidondaki suyumuza tekme atıp döktün…
niye diyoruz, niye?
yapma bunu… niye döktün suyumuzu diyoruz…
çıkmış, sadece ben haram yemedim diyorsun…
suyumuzu dökmek de haram değil mi?
israf da haram, günah değil mi?
insanlar sana güvenini, yarınlarını emanet etti…
sen ne yaptın?
kocaman bir hiç…
mühürsüz oy pusulalarına sonuna kadar itiraz ettin mi?
koltuk için gösterdiğin hırsı mühürsüz oy pusulalarında gösterdin mi?
“anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz”, niye bunu dedin?
niye onca aday varken ekmeleddin diye bir adayı önümüze koydun?
niye son seçimde anketlerde senden daha güçlü adaylar varken, kendini aday yaptın?
niye 13 seçim kaybettin, artık bırakmıyorsun?
niye kaybettiğin, kaybettirdiğin onca seçimle yüzleşip, arınmıyorsun?
niye 80 yaşına merdiven dayamana rağmen gençlerin önünü açmıyorsun diyor…
niye bu hırs, yeter diyor…
sen ne diyorsun?
ben, haram yemedim…
tamam aferin ama tek mesele bu değil ki…
şimdi dönüp, bir de…
temiz kurultay, temiz vicdan, arınma diyorsun.
ama bu toplumun asıl sorduğu başka…
madem demokrasi esastı;
neden yıllarca parti içinde farklı sesler bu kadar zor duyuldu…
madem irade kutsaldı…
neden insanlar sadece seçim zamanı hatırlandı?
madem, kim çıkarsa başının tacıydı…
neden yıllarca eleştiren herkes hain, nankör, bölücü ilan edildi?
neden 13 seçim sen çıkmayınca, halk beni istemiyor, seçmiyor, bu karar başımın tacı deyip çekilmedin de her seferinde ısrar ettin…
13 defa küme düşmüş bir takımın teknik direktörü neden hala teknik direktör olarak kalmak için ısrar eder?
başarısızlığınla neden yüzleşmiyorsun deniliyor…
cevap ne?
ben haram yemedim…
evet, yemedin… ama yıllarca başarısız oldun…
bugün sorun bir kişinin dürüst olup olmaması değil artık…
bir politikacının, liderin kendisine inanan milyonların hayal kırıklığını gerçekten anlayıp anlamadığı…
anlıyor musun?
sanmıyorum…
halk artık romantik cümleler duymak istemiyor; samimi yüzleşmeye ihtiyaç duyuyor…
gerçek demokrasi, hesap vermeyi de kabul etmektir.
sen hesap vermiyor bir de bize hesap soruyorsun.
anlıyor musun?
sokağın sesini duyuyor musun?
anketlere bakıyor musun?
istenmediğini görüyor musun?"
x.com/zekikayahan/status/20...
devamını gör...
slim sigara içen erkek
öyle veya böyle akciğer kanseri olacak erkektir.
devamını gör...
elektrik kesintisi
internet aktif , klima çalışıyor, telefon şarj oluyor, televizyon da açık, buzdolabı sessizlik içinde işini yürütüyor. .
sonra bir anda "tak!"
ve birkaç saniye içinde insan, teknoloji çağından çıkıp 1967 yılına ışınlanıyor.
sonra bir anda "tak!"
ve birkaç saniye içinde insan, teknoloji çağından çıkıp 1967 yılına ışınlanıyor.
devamını gör...
bugün doğan çocuklara isimler
kız: bugün git
erkek: yarın gel
erkek: yarın gel
devamını gör...
haddini bilmeyen insan
terbiye sınırını aşar, olmadık sorular sorar, özel hayat falan bırakmaz. haddini bildirmek gerekir.
devamını gör...
online yazar sayısı
boşuna yer kaplayıyorlar ya
devamını gör...
bugün doğan çocuklara isimler
kız için aybüke, erkek için boğaçhan.
devamını gör...
online yazar sayısı
49 saydım az önce
devamını gör...
slim sigara içen erkek
gıcırdıyordur
devamını gör...
kimse beni anlamıyor şikayetindeki anlaşılamayan o şey
önce kğmsenin sizi anlama zorunluluğu olmadığı gerçeğini kabul etmek lazım
gerisi bana drama oyunculuğu geliyor
leş gibi bir arabesk söylem
gerisi bana drama oyunculuğu geliyor
leş gibi bir arabesk söylem
devamını gör...
tekel bayi
en büyük hayallerimden biriydi bir zamanlar, hatta zaman zaman girişsem mi acaba diye düşündüğüm bir sektör ama üstteki yazardan sonra tekrar o fikri rafa kaldırdım.
devamını gör...
kalın bağcık
bir çağrı sinci şarkısıdır. enerjisi yüksek ve güzeldir.
al bu tavrı n’apıyosan yap
harbi sokak tarzı
çağrı sinci
kalın bağcık
kızıl yıldız
al bu tavrı n’apıyosan yap
harbi sokak tarzı
çağrı sinci
kalın bağcık
kızıl yıldız
devamını gör...
şeboist
şahsımdan bahsedilen başlık
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının cinsel eğilimleri
valla en son cinsel aktivitem zigot esnasında mitoz bölünmem.
devamını gör...
tekel bayi
#3995924
30 senedir ankara'da tekel bayii işletiyoz. şunu en baştan söyleyeyim. bu iş dışardan göründüğü gibi değil. millet oh mis gibi iş, müşteri geliyor alıyor gidiyor sanıyor. keşke öyle olsa. bunun sabahı ayrı dert, gecesi ayrı dert. bayramı yok, tatili yok, saati yok. sen dükkanı açmadan müşteri kapıda bekler, kapattıktan sonra da telefon çalar.
müptezili, psikopatı, sarhoşu, kavgacısı, borçlusu derken her gün ayrı bir olay yaşarsın. bazı günler satış yapmaktan çok insan idare edersin. gerçi yıllar geçtikçe en müptezeli de en psikopatı da biraz biz olduk, orası ayrı konu.
bu sektörde ayakta kalmak için köklü olacaksın. mahalle seni tanıyacak, sen mahalleyi tanıyacaksın. öyle heves edip para varmış diye giren çok gördük. dükkan açtıktan birkaç ay sonra kepengi indirip giden de çok gördük. çünkü iş sadece mal koyup satmak değil. insan tanıyacaksın, risk bileceksin, hesabını kitabını iyi yapacaksın.
hele şu veresiye işi. son yıllarda tam baş belası oldu. millette para yok. herkesin bir yazdırma çabası var. kimi gelir iyarın verecem, kimi gelir maaşı bekliyom, kimi gelir abi beni tanımıyon mu? der. bu işin raconunu bilmezsen, herkese acıyıp veresiye yazarsan daha ikinci ayda batarsın. veresiyenin de bir hesabı, bir dengesi var. yılların tecrübesiyle kime güvenilir, kime güvenilmez az çok öğrendik.
kısacası bu iş dışardan kolay para kazanılan bir iş gibi görünür ama işin mutfağı çok ağırdır. sabır ister, tecrübe ister, emek ister. sermaye koymak kolaydır, asıl mesele o dükkanı yıllarca ayakta tutabilmektir. bu işe girmeyi düşünen varsa iki kere değil, üç kere düşünsün.
30 senedir ankara'da tekel bayii işletiyoz. şunu en baştan söyleyeyim. bu iş dışardan göründüğü gibi değil. millet oh mis gibi iş, müşteri geliyor alıyor gidiyor sanıyor. keşke öyle olsa. bunun sabahı ayrı dert, gecesi ayrı dert. bayramı yok, tatili yok, saati yok. sen dükkanı açmadan müşteri kapıda bekler, kapattıktan sonra da telefon çalar.
müptezili, psikopatı, sarhoşu, kavgacısı, borçlusu derken her gün ayrı bir olay yaşarsın. bazı günler satış yapmaktan çok insan idare edersin. gerçi yıllar geçtikçe en müptezeli de en psikopatı da biraz biz olduk, orası ayrı konu.
bu sektörde ayakta kalmak için köklü olacaksın. mahalle seni tanıyacak, sen mahalleyi tanıyacaksın. öyle heves edip para varmış diye giren çok gördük. dükkan açtıktan birkaç ay sonra kepengi indirip giden de çok gördük. çünkü iş sadece mal koyup satmak değil. insan tanıyacaksın, risk bileceksin, hesabını kitabını iyi yapacaksın.
hele şu veresiye işi. son yıllarda tam baş belası oldu. millette para yok. herkesin bir yazdırma çabası var. kimi gelir iyarın verecem, kimi gelir maaşı bekliyom, kimi gelir abi beni tanımıyon mu? der. bu işin raconunu bilmezsen, herkese acıyıp veresiye yazarsan daha ikinci ayda batarsın. veresiyenin de bir hesabı, bir dengesi var. yılların tecrübesiyle kime güvenilir, kime güvenilmez az çok öğrendik.
kısacası bu iş dışardan kolay para kazanılan bir iş gibi görünür ama işin mutfağı çok ağırdır. sabır ister, tecrübe ister, emek ister. sermaye koymak kolaydır, asıl mesele o dükkanı yıllarca ayakta tutabilmektir. bu işe girmeyi düşünen varsa iki kere değil, üç kere düşünsün.
devamını gör...
bugün doğan çocuklara isimler
neva
mavi
mavi
devamını gör...
en güçlü duygunun nefret olması
katılabileceğim bir önerme olabilir. çünkü nefret, sevgisizlik ve öfke zahmetli bir iştir. birine öfke duymak için ondan kötülük, ihanet gibi şeyler görmek gerekir. çoğu nefret intikam duygusunu güçlendirir.
devamını gör...
en güçlü duygunun nefret olması
bu üçlü çok güçlü.
devamını gör...
