zaman tüneli

rap dinleyenler
vatandaşlıktan çıkarılsın
devamını gör...

yazdan nefret ediyorum. deniz kenarında olup cızbız bronzlaşmadıktan sonra ne anlamı var! yani hissettiğim şey tatilcilere olan dayanılmaz kıskançlığım. yazık.
devamını gör...

pekübu bilgi gerçek hayatta ne işimize yarayacak o9lum
bindiğim uçağın modelinden geçmişinden bana ne
ben businessı alır yoluma bakarım
devamını gör...

fakirlerin en sevdiği yerlerin başında gelir
bedava park ywri görünce gözleri mutlulukla dolar
kapleri pırpır eder
aşırı seivinirler
devamını gör...

bu dahil bütün genellemeler aptalcadır.
devamını gör...

pazartesi'den cuma'ya 1 ayda geldik bu ne ulan. zamanda bile trafik var yeter artık istanbul'a gelmeyin.
devamını gör...

neden acaba?

üç beş yazar kız kardeşim şuraya envai çeşit taciz, zorbalık, ayrımcılık tecrübesini yazsa gündem bizimle ilgilenir beyler.

güncel gelişmelere karşı kahvehane emeklisinden hallice iki yorum yaptınız diye coşmayın.
devamını gör...

(bkz: hepimiz , hepiniz o' sunuz)
devamını gör...

rakıdır. öyle afili şeylere gerek yok.
devamını gör...

sabah çarkından hissemize düşen bugün bu..
jan matejko - 1862
varşova ulusal müzesi
tablonun adı stanczyk.. çevresindeki pek çok soyludan daha zeki ve bilge olmasıyla ünlü, gerçek bir polonyalı saray soytarısından alınmış..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hikayesi şöyleymiş..
smolensk'in düşüşü sırasında kraliçe bona'nın sarayındaki bir balo tasvir edilmiş. iık bakışta partide mola veren yorgun bir palyaço gibi görünüyor.. ama aslında bir saray soytarısı.. arka planda devam eden bir kraliyet balosunun ortasında karanlık bir odada yalnız oturuyor.. insanlar dans ediyor, gülüyor ve parlak ışıklar altında kutlama yapıyor..
ve masada duran mektupta polonya'nın smolensk şehrini kaybettiği bilgisinin saraya ulaştığı tasvir edilmiş.. habere rağmen saraydaki herkes kutlamaya devam ederken sadece stanczyk bu kaybın gerçekte ne anlama geldiğini anlayıp odada yalnız kalmış.. ironisi de şu tablonun: sarayı eğlendirmesi gereken kişi, gerçeği tek başına ciddiye alan kişi oluyor.. bu arada krallar, soylular ve misafirler - gerçek güce sahip olan insanlar - müzik ve lüksün içinde oyalanmaya devam ediyor.. boşuna tarih tekerrürden ibaret demiyorlar..
en önemli şeyleri görmezden gelen üst tabakaya zıtlık olarak stanczyk'in yüzünde görüyoruz gerçeği.. tabloya ne kadar uzun bakarsanız o kadar hüzünlü hale geliyor..
devamını gör...

bende bir arkadaş var... başlık ne ki...
ismini "bile" değiştirdi...
polat alemdar oldu aramızda yaşıyo...
devamını gör...

babam da çirkin sevmezdi
devamını gör...

bu platformda anlamsız felsefe yapılıyor sürekli.

hayata anlam kattıkça felsefe gibi önemli bir olgu bile zayıflıyor bana göre. hayatın absürt ve şaşırtıcı olduğunu bir yere kadar kabul edebiliriz ama sonuçta hepimizin bir hikayesi var. hikayenin sürekli yeni yazılan küçük bir kısmını okuyarak kendimize ders çıkaramayız. zaten basit primat türü canlılar olduğumuzu bilen birisi hayatın ne kadar anlamsız olduğunu görür. anlamsızlığın başındaki olayda muhtemelen basit bir doğa olayından farklı değil. farklı arayışlar içinde olmak da bu yüzden anlamsız.
devamını gör...

yogasız bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir
devamını gör...

bu bizdir. bence sevgi dili bu. bunda rahatsız olacak bir şey yok.
devamını gör...

güne bilimle başlayalım:
polat "alem dar"
adalet "ağa oğlu"
devamını gör...

good morning
devamını gör...

mor minik bir yastığım var. evlenince de yanımda götüreceğim ama anı olarak. evlenince kastamonu ayıma sarılıcam.
devamını gör...

yazacaklarıma bu başlığı seçmişsem... nihayet yasağım açıldığında... tahminim odur ki gönül borcumdandır...
gelelim yazacaklarıma:
uzun yazanları okumam ve okumadım... kendilerini çok önemserler

bilim insanı güzelleştirir.
aalh ı severi diye diye fiziksel çirkinliğinin acısını başkalarından çıkarmasını engeller.
dahası bu tarz insanların dediklerine inanan geri zekalılığı da engeller..
*
bak ne dicem…
bu yazıyı yazanda en ufak bir “düşünür” lük, en ufak bir “işgüzar olmayan çaba”, en ufak bir “avantacı olmayan çaba” olduğunu “bilsem”….
yine diyim ki “acaba”….
ama yok …. çirkindir ve çirkindir bu kişi… iç dış kombini: kapiş ?
*
sadece sataşarak ve dahası “çirkin uslupla sataşarak” bir yere varılmayacağını da gayet bilir bu asalak…
o da bunu kullanır kendince zaten: sen nereye vardın ?
ben şuraya vardım:
o şişkonun aslında saf çirkin olduğunu gördüm.
*
ben mallaşmadım…. ya sen ?
yoksa bilim sen misin ?
o da mı sensin !!!
babamın kızı da değilsin inşallah !!!!
*
birileri ölüyo zaten. şarkılar da çalınıyo….
barışın en güzel karısı kim sence ?
sadece mallaşsak iyi… bir de zamanımızdan olduk…
sen ne dersin ?
cevap sende mi saklı … ahahahaha
*
rielke ne demiş ? sabır her şeydir…
bak ben bekliyorum… sistem cezamı açacak da yazacam diye…
sen ne zaman neyi bekledin ?
boyunun uzamasını mı… hala mı lan ?
*
iki kişinin bildiği sırrı
yoksa sen kıskanç mısın ha ?
hakkın vardır kesin: ruhun bu adaletsizliği kabul etmiyodur….
hangisini ?
sözlükten uzak mı durıyım… yoksa ne olur ??????
sadede gel…
*
neyse işte… beklerken birilerini arıyım, denize falan giriyim ya da….
sisteme desem ki:
bak beni kaybedersin, bekletme böyle…. desem….
pek takmaz herhalde…
*
ilhan berk de şey demiş:
bir insan isterse sizi sesiyle de abazalığınızdan ayırabilir…
yok pardon…. bu demeyendi….
*
diyen mi yeniyodu demeyen mi…
şike neydi yaaaaa…. offffff
ben de böyle “klas”ım işte.
yaş aldıkça da düşünerek klaslaştım.
ama bir de baktım ”en klas” olmuşum… eh o zaman da eşin olmuyo tabii…
*
gelgelelim eşin olmayınca… bir defaya mahsus “kendimi öldürürüm” diyene veriyosun (yanlış anlamayın; dikkatinizi !)… o da onu alıp ne yapmış ortada zaten…
*
hep kendimden mi bahsediyorum ?
bahsedecek bir “kendim” olduğu içindir…
iki anlamda da….
ben olan kendim ve “arkadaşım” olan candy’m….
senden de bahsedelim::::
iyi tanıyoruz ya hani…
“bi seni düşünürüm…. “…. bilimcilere mal demeyi de düşünmüşün ama…
*
canım o şarkı sözü….
ben esas demeçlerimi yatak odasında veriyorum….

i see çakalım…
verilenin de haberi olaydı iyiydi…
verdiğin nedir ne değildir…

**
bir sonraki hamleyi sadece tanışıp kitap imzalattığım gülseren budayıcıoğlundan….
saedce isim kullanılmış şeklde mi bekliyim…
hayal dünyası neler yazacak görelim…
yoksa eli mi yazacak…
*
cemil meriç kızına yazdırırmış misal..
ebru gündeş de gözünü kapatıyor şarkı söylerken…
ama
ama
ama
eğilip bükülerek söyleyeni eleştriyo…
*
yoksa eleştirmiyor mu…

işte bunlar hep bilim…

*
bu bilimde bir de şu laf var mı var….
“ilgi manyağı olmak”
valla deniz gezmiş ne der bilemem ama…
ben sadece “vardım”…. derim.

*
yarın özgürlük önemli derler…
arkasından
“bi seni düşünürüm” derler…
*
ben de buralardan laf yetiştiririm..

iş ki hırsız demeyelim..
gönül hırsızlığı
ya da
psikolojide “aşırı gönül hırsızlığı”
ya da
manipülasyon….
*

ben kimim ??????????
mal ım ben mal…

“kendme hiç saygım yoooook”
ahahaha
devamını gör...

biyokimya, fizyoloji bir de şimdi iş sağlığı ve güvenliği çıktı başıma.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim