zaman tüneli
afd
eski doğu almanyalıların en çok oy verdiği, eski batı almanyalıların da en çok yöneldiği;
anlamayan için, yapılan anketlerde almanyalılar arasındaki birinci parti.
şimdiden türkleri yollamaktan, sayılarını azaltmaktan bahsediyorlar.
orada yaşayıp buraya sçmaya çalışanların ise derdi türk olmuş.
uyandırayım kardeş, afd bildiğin arschfick*n yapmaya geliyor ve belli ki önce senin gibi mankurt bez*menklerden başlayacaklar.
anlamayan için, yapılan anketlerde almanyalılar arasındaki birinci parti.
şimdiden türkleri yollamaktan, sayılarını azaltmaktan bahsediyorlar.
orada yaşayıp buraya sçmaya çalışanların ise derdi türk olmuş.
uyandırayım kardeş, afd bildiğin arschfick*n yapmaya geliyor ve belli ki önce senin gibi mankurt bez*menklerden başlayacaklar.
devamını gör...
yoldaş bakkala rakip bakkal açmak
mümkün değildir. çünkü yoldaş bakkal sosyalisttir, rekabetten hoşlanmaz. eğer rakibi olsa, o fiyatı şişirilmiş rozetleri kime dayatacaktır ? eğer ona bir rakip açmaya kalkarsanız sözlük yöneticilerine gidip sizin dükkanınızı yağmalatır ve seri bir şekilde kamulaştırır.
devamını gör...
gelişigüzel kitap okumanın hiçbir işe yaramaması
11 yaşından beri elime geçen her kitabı okudum tabi o zamanlar e-book akıllı telefon vs olmadığından okul kütüphanesini, mahalle kütüphanesini mesken tutmuştum.bana en büyük artıları ygs'ye çalışırken hiç paragraf sorusu çözmeden fullemem ve de hızlı ezber yeteneği kazandırması.
devamını gör...
tek başına tatile çıkmak
çokta tatil sayılmaz. kafa dinleyip kendine çekilir. iyimidir iyidir. boşalır rahatlar. insana şu dijital zamanda en lazım gelen şey aslında. yemeğini yap kafadaki tek düşünce ne yerim düşüncesi kulaga hoş geliyor. akşam odunu topla ateşi yak. cigaranı tüttür. yanında sürekli dırdır eden birisinin yerine duymayan ilgilenmeyen bir köpek o da sırf karın tokluğuna sabreder insana, bunu böyle bilin. uyku gelince uyursun acıkınca yersin. ilkel hayatlar gibi. çok fazla ilgilenmezsin hatta kendinle bile. saç sakal uzamış kim silkeler. ateşi yak, etleri kızart hatta türkü bile söylerim bağıra bağıra. fakat tabi çok uzatmamak lazım. ruhu dinlendir ama yaşama iştahını keşfetme arzusunu ve herşeye rağmen ayakta kalma iradesini kaybetmemek lazım. bu yüzden de insan aynaya her baktığında ne yaşarsa yaşasın hâlâ buradayım diyebilen o son kıvılcıma tutunmalıdır.
devamını gör...
satanizm
satanizm, türkçeye çevirmek gerekirse "şeytancılık", genellikle hristiyanlığın bir anti tezi olarak vuku bulmuş bir inançtır. ben de bugün satanizmi anlatıyorum.
satanistlerin şahsi görüşlerine ve inançlarına sonsuz saygı duymakla birlikte, bir tengrici olarak bu tanımda üzerime düşeni yapıp bu farklı dini inandığım ve bildiğim perspektiften eleştireceğim. lütfen bu tanımı bir hakaret ya da düşmanlık gibi anlamayınız.
satanizm, ister teistik (karanlık bir varlığa tapınan) ister ateistik (karanlığı bir sembol olarak gören) olsun, temelde büyük bir yanılgıdan beslenir. evrende tanrı’ya kafa tutan, o’nun "aksine" hareket eden müstakil bir güç veya ilke olduğunu sanmak, doğanın bütünlüğünü hiç anlamamaktır.
evrende yalnızca tek bir töz vardır. o da tanrı’dır, yani sonsuz sıfatları olan doğadır.
kötülük dediğimiz şey, mutlak bir varlık ya da şeytani bir güç değildir; kötülük sadece iyiliğin eksikliği ve çarpıtılmasıdır. bizim sınırlı zihnimizin olayları bütünsel olarak kavrayamamasından doğan bir eksikliktir. dolayısıyla, "şeytan" adında tanrı'nın karşısına dikilebilecek ikinci bir güç odağı hayal etmek, geometrik bir imkansızlıktır. olmayan bir güce tapmak veya onu yüceltmek, suya yazı yazmaktan farksızdır.
arzuların kölesi olmayı "özgürlük" sanmak da doğru değildir. satanizmin modern formları genellikle bireysel hazları, egoyu ve sınır tanımayan arzuları yüce birer değer gibi sunar. "canın ne istiyorsa onu yap" düsturu, benim felsefemde özgürlük değil, en sefil köleliktir.
"arzularının ve tutkularının esiri olan insan, kendi hukukunun efendisi değildir; kaderin elinde o yana bu yana savrulan bir oyuncaktır."
insan, evrendeki diğer her şey gibi varlığını sürdürme çabasındadır (bkz: conatus). ancak bu çaba, sadece anlık bedensel hazların ve öfke, intikam, kibir gibi pasif duyguların peşinden koşarak körleşirse, insan kendi doğasının kölesi olur. özgürlük, canının her istediğini yapmak değil, aklın rehberliğinde doğanın zorunluluklarını kavramaktır. satanistlerin "isyan" ve "bireysel tatmin" olarak adlandırdığı şey, aslında evrensel zorunluluğu anlayamamış olmanın verdiği bir içsel huzursuzluk ve reaksiyondur.
satanizm, tarih boyunca kilisenin insanlığa dayattığı o dogmatik "cennet-cehennem", "günah-sevap" ikiliğinin panzehiri olduğunu iddia eder. oysa kilisenin yarattığı hayali canavara (şeytan'a) sarılarak, kilisenin kurduğu o sahte oyun alanını terk edememiş, aksine onu onaylamış olurlar.
dinlerin insanları yönetmek için kullandığı iki temel araç vardır: korku ve umut. geleneksel dindar tanrı korkusuyla yaşarken, teistik satanist de bu korkunun ters yüz edilmiş bir versiyonunu yaşar.
bilge bir insan ne şeytan'dan korkar ne de canavarlaştırılmış bir tanrı'dan ödül bekler. tanrı’ya duyulan entelektüel sevgi (bkz: amor intellectualis dei), herhangi bir dogma veya antiteze ihtiyaç duymaz. doğayı olduğu gibi, tüm geometrik zorunluluğuyla anlamak, bizi bu karanlık sembolizmlerin boğuculuğundan kurtarır.
gerçek erdem ve mutluluk, muhayyel karanlık figürleri kutsamakta değil; zihni bulanık duygulardan arındırıp, aklın berrak ışığıyla doğanın ebedi düzenini kavramaktadır.
vesselam.
satanistlerin şahsi görüşlerine ve inançlarına sonsuz saygı duymakla birlikte, bir tengrici olarak bu tanımda üzerime düşeni yapıp bu farklı dini inandığım ve bildiğim perspektiften eleştireceğim. lütfen bu tanımı bir hakaret ya da düşmanlık gibi anlamayınız.
satanizm, ister teistik (karanlık bir varlığa tapınan) ister ateistik (karanlığı bir sembol olarak gören) olsun, temelde büyük bir yanılgıdan beslenir. evrende tanrı’ya kafa tutan, o’nun "aksine" hareket eden müstakil bir güç veya ilke olduğunu sanmak, doğanın bütünlüğünü hiç anlamamaktır.
evrende yalnızca tek bir töz vardır. o da tanrı’dır, yani sonsuz sıfatları olan doğadır.
kötülük dediğimiz şey, mutlak bir varlık ya da şeytani bir güç değildir; kötülük sadece iyiliğin eksikliği ve çarpıtılmasıdır. bizim sınırlı zihnimizin olayları bütünsel olarak kavrayamamasından doğan bir eksikliktir. dolayısıyla, "şeytan" adında tanrı'nın karşısına dikilebilecek ikinci bir güç odağı hayal etmek, geometrik bir imkansızlıktır. olmayan bir güce tapmak veya onu yüceltmek, suya yazı yazmaktan farksızdır.
arzuların kölesi olmayı "özgürlük" sanmak da doğru değildir. satanizmin modern formları genellikle bireysel hazları, egoyu ve sınır tanımayan arzuları yüce birer değer gibi sunar. "canın ne istiyorsa onu yap" düsturu, benim felsefemde özgürlük değil, en sefil köleliktir.
"arzularının ve tutkularının esiri olan insan, kendi hukukunun efendisi değildir; kaderin elinde o yana bu yana savrulan bir oyuncaktır."
insan, evrendeki diğer her şey gibi varlığını sürdürme çabasındadır (bkz: conatus). ancak bu çaba, sadece anlık bedensel hazların ve öfke, intikam, kibir gibi pasif duyguların peşinden koşarak körleşirse, insan kendi doğasının kölesi olur. özgürlük, canının her istediğini yapmak değil, aklın rehberliğinde doğanın zorunluluklarını kavramaktır. satanistlerin "isyan" ve "bireysel tatmin" olarak adlandırdığı şey, aslında evrensel zorunluluğu anlayamamış olmanın verdiği bir içsel huzursuzluk ve reaksiyondur.
satanizm, tarih boyunca kilisenin insanlığa dayattığı o dogmatik "cennet-cehennem", "günah-sevap" ikiliğinin panzehiri olduğunu iddia eder. oysa kilisenin yarattığı hayali canavara (şeytan'a) sarılarak, kilisenin kurduğu o sahte oyun alanını terk edememiş, aksine onu onaylamış olurlar.
dinlerin insanları yönetmek için kullandığı iki temel araç vardır: korku ve umut. geleneksel dindar tanrı korkusuyla yaşarken, teistik satanist de bu korkunun ters yüz edilmiş bir versiyonunu yaşar.
bilge bir insan ne şeytan'dan korkar ne de canavarlaştırılmış bir tanrı'dan ödül bekler. tanrı’ya duyulan entelektüel sevgi (bkz: amor intellectualis dei), herhangi bir dogma veya antiteze ihtiyaç duymaz. doğayı olduğu gibi, tüm geometrik zorunluluğuyla anlamak, bizi bu karanlık sembolizmlerin boğuculuğundan kurtarır.
gerçek erdem ve mutluluk, muhayyel karanlık figürleri kutsamakta değil; zihni bulanık duygulardan arındırıp, aklın berrak ışığıyla doğanın ebedi düzenini kavramaktadır.
vesselam.
devamını gör...
munzur'un zirvesinde bir muzır
hikayeden bağımsız olarak :
munzur'un zirvesinde bir muzır
bundan çok güzel sözlük yazarı rumuzu olur.
hem kelime oyunu var, hem ironik,
aslında sıradan bir rumuz değil, hem dağın hem mizahın zirvesi.
munzur'un zirvesinde bir muzır
bundan çok güzel sözlük yazarı rumuzu olur.
hem kelime oyunu var, hem ironik,
aslında sıradan bir rumuz değil, hem dağın hem mizahın zirvesi.
devamını gör...
2026 abd kanada meksika dünya kupası
dünya kupası beni hep heyecanlandırır. biraz futbol arenasında ki dünya savaşına benzetiyorum. atmosferi, hikayeleri, sürprizleri inanılmazdır hep. kaldı ki bu sene kendi a milli takımımız var lan. her büyük turnuvada brezilya, portekiz falan gibi ecnebi tutmaktan gına gelmişti.
arda ve kenan büyük beklenti yaratıyor bende iki sansasyonel gol atsalar şöyle bir zıplasak hep beraber ayağa mükemmel olur.
arda ve kenan büyük beklenti yaratıyor bende iki sansasyonel gol atsalar şöyle bir zıplasak hep beraber ayağa mükemmel olur.
devamını gör...
gelişigüzel kitap okumanın hiçbir işe yaramaması
ta kaç yılında yazılmış bir roman bile günümüzü anlatabilir. en beklemediğin kitaptan beklemediğin bilgiyi alabilirsin. roman diyince illa aşk romanı okumak zorunda değilsiniz, kendi ilgi alanınıza göre kitaplar seçebilirsiniz. yıllar önce yazılmış bazı romanlar bile aaa ne kadar gerçekçi dedirtebiliyor. hayal gücü geniş insanın gerçeği bulması daha kolaydır.
sen okumuyorsan okuma, kolundan bacağından tutup okutmuyor kimse sana ama silk sok ahkam kesenler de komik oluyor.
sen okumuyorsan okuma, kolundan bacağından tutup okutmuyor kimse sana ama silk sok ahkam kesenler de komik oluyor.
devamını gör...
a markette çalışıp b marketten alışveriş yapan kasiyer
evet a market kaybeder.
devamını gör...
payitaht abdülhamid
ikinci abdülhamit, kalabalık fobisi olan, suikast korkusuyla fazla insan içinde görünmeyen bir padişah olarak anlatıldı bizlere. hatta bununla ilgili _kafes ardında hanımlar gibi gizleniyordu hamit_ diye mehmet akif'in dizesi vardı. ama dizide anlatılan abdülhamit, nasıl olduysa önüne gelene posta koyuyor.
devamını gör...
a markette çalışıp b marketten alışveriş yapan kasiyer
p marka cola taşıyanlar c marka kola içiyordu. kral bunun da başlığını açsana sana zahmet.
devamını gör...
normal sözlüğün canlanması gerektiği
haydi kopalım.
devamını gör...
gelişigüzel kitap okumanın hiçbir işe yaramaması
farklı ve güzel bir bakış açısı. bir plan, bir strateji üstüne kitap seçmeli hedef koymalı. hobi olsun diye gelişigüzel kitap okumanın kimseye faydası yok.
devamını gör...
normal sözlüğün canlanması gerektiği
yoldaş bey nüfuzunu kullanarak savunmak yerine eşit şartlarda savaşmaya karar verirse olabilir neden olmasın. x yazara ceza verip sonra tek taraflı kavga sadece kendi egosunu tatmin eder. mutlak butlan gibi admin anasını satayım.
devamını gör...
tek başına tatile çıkmak
almanlar çok yapar onu. bi de bisikletle yaparlar...bisikletin her tarafı çanta yüklerler, sonra almanya turu atarlar...bazısı tuna nehri bisiklet yolundan teee viyana ' ya kadar gidiyo, sonra trenle geri dönüyo...böyle eteklikli yağmurluklar var, onları giyince yağmurda falan da gidebiliyosun...aslında çok güzel macera...
devamını gör...
payitaht abdülhamid
osmanlı tarihini anlattığını iddia eden bu kurgu yapımda söz konusu padişahın döneminde gerçekleşen önemli olayların hiçbirine yer verilmemiş. dizide anlatılan ii. abdülhamit, gerçek hayattakinden tamamen alakasız güçlü bir lider imajı çiziyor. oysa sultan hamit kendi döneminin en nefret edilen idarecisi ve belki de türk imparatorluğu'nun çökmesine sebep olan yegane kişidir. muazzam bir tarih revizyonizmi örneği. gerçekten biraz bilgi birikimi olan birisinin iğrenme duygusu hissetmeden bu yapımı seyretmesi imkansız.
t: "ziyaaaa atma ziya" konulu trt yapımı.
t: "ziyaaaa atma ziya" konulu trt yapımı.
devamını gör...
normal sözlüğün canlanması gerektiği
normal sözlük, taşra kahvesinin köşe masasına dönmüş . her zaman birkaç kişi var, kimse ayrılmıyor ama yeni gelen de olmuyor.
ıssız bir parkta kendi kendimize satranç oynuyoruz, keyifli ama izleyen yok.
ıssız bir parkta kendi kendimize satranç oynuyoruz, keyifli ama izleyen yok.
devamını gör...
gelişigüzel kitap okumanın hiçbir işe yaramaması
ya tamam, sözlükte başlık açılmayınca ortam sıkıcılaşıyo ama başlık açarken zırvalayınca da daha iyi olmuyo...
bu temelsiz türk magandaları kaç kitap okumuşlar da görüş kakalıyolar ?!...
bu temelsiz türk magandaları kaç kitap okumuşlar da görüş kakalıyolar ?!...
devamını gör...
mehmed fetihler sultanı
dizide güzel bir osmanlı atmosferi var. ilgi çeken entrikalar var. çok iyi yan roller var. ama ne eksik biliyor musunuz ? mehmed, fetihler sultanı eksik. ben bu dizide bir fatih göremedim. görebilen varsa aydınlatsın. oyuncu rolün altından kalkamamış. ayrıca buradan yönetmene de hitabım; böğürerek konuşmak ve ota boka celallenmek bir karakteri karizmatik göstermez. sürekli nasihat dilinden konuşmak da dizinin realitesini bozar izleyiciyi bayar.
t: "çok kötü olmuş bir daha olmasın" kıvamındaki trt yapımı."
t: "çok kötü olmuş bir daha olmasın" kıvamındaki trt yapımı."
devamını gör...
