zaman tüneli
bozlak
bozlama veya bozlatma da derler
biz boz deriz daha çok
biz boz deriz daha çok
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
afiyet olsun kıvırcık.
devamını gör...
banyodan sonra yapılanlar
(bkz: sevişmek).
devamını gör...
banyodan sonra yapılanlar
terleyip bi daha banyo yapıyprım
devamını gör...
normal sözlük'ten başka gidecek bir yerimiz olmadığı gerçeği
bşra fotosu atacak başka kimsesi olmayanlar için geçerli olay
devamını gör...
gece atletle çöp atmaya çıkmışken rastlanan komşu kızı
o saatte orada ne işi varmış ya
devamını gör...
gece atletle çöp atmaya çıkmışken rastlanan komşu kızı
pek geleneğim değildir gece vakti çöp atmaya çıkmak. çöpü de çöpten saymazsın, orta büyüklükte bir poşetin yarısını anca geçkin dolulukta. atasım gelmiş, çıkıp hava alasım gelmiş. ama dürüst olayım, gece vakti 23.08'de apartmanda normalde pek seyrek rastladığım ve iletişimimin neredeyse hiç olmadığı genç ve güzel komşu kızını göresim hiç gelmemiş. hayatın cem yılmazvari bir şakası, sondan başa yazılmış bir alın yazısı, ne bileyim yaradanın anlık bir can sıkıntısı... sonucunda da siyah atletle evden çıkışım ve gayet net görünen kıllı göğüslerimle o anda seçenek sunsalar nihat doğan'ı görmeyi kendisini görmeye yeğleyeceğim kendi hâlinde evine giden, bana kibarca ''iyi akşamlar'' bile diyen o komşu kızı. komşu dediysem yan kapı komşusu dahi değil. hangi katta oturduklarını bile bilmem. komşuluk ölmüş azizim. robot çağı robottan robot yapmış bu kardeşinizi.
dedim ya, nihat doğan gelsin bizim apartmana da siyah atletimi o görsün, ne bileyim iki türkü okusun ''gırdınnn galbimiii, gel al gönlümüüü'' diye çığırıp apartmanı sallasın da özür dileyip gidip gönlünü alayım nazikçe, saygılıca, aynı zamanda yiğitçe. kabadayılığımla beyefendiliğimi eş zamanlı yürüteyim. razıydım. ama murphy kanunları'nı onca yıl internetten okuyup ezberleyip teorik bilgileri sular seller gibi ezberlemek yetmezmiş. pratikte kalakalırmış senin o atletik ruhun. hep ezberci eğitim hacıdayı. öğrenmek için öğrensen bunlar olmayacak.
ben de o kibar kıza ''size de iyi akşamlar'' der gibi bir kafa sallayışla karşılık verip çıktım apartmandan. havada yağmur kokusu var hafiften. en sevdiğim hava türüdür. yağıp da adamı ıslatmaz, çöl iklimi gibi içini de kurutmaz. toprağın o kokusu çalındıkça burnuma, hayata sıkıca sarılıp bağrıma basasım gelir. çöp tenekesine yol alırken yavaş yavaş, sağımda yıllardır neden var olduğunu anlamadığım zira hiçbir çocuğun gidip kaymadığı ve sallanmadığı küçücük park selâmlar beni. parktan utanmam atletliyken. mahcubiyet hissetmem ona asla. kenarındaki bankta oturmuş birkaç genç görürüm. onlar beni görmez. atletli hâlimin ayırdına varamazlar.
çöpü attığım yerde her zamanki gibi birkaç beyaz kedi karşılar beni tüm masumiyetiyle. gecenin o vaktinde ne ararlar bilinmez. merak da edilmez. zaman kavramları kuşkusuz bizden daha farklı. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu :) tam iki saniye sonraysa bir motor kuryesi geçer yanımdan ve muhtemelen sevgilisiyle tartışmayı aşıp kavgaya varan konuşmalar yapar. kediye hiç mi hiç benzemiyordur uzaktan. illa benzeteceksek kurt deriz ona. hır gürlü, hızlı, maksimalist ve mutsuz :) öyle ki yolun ortasında trafiksizce yavaş yavaş yürüyen adamı kaldırım kenarına geçirir öfkeli sesiyle.
birkaç adım yürünüp eve varılır. dış kapıyı dört basamaklı ve nispeten kolay bir şifreyle açtıktan sonra gelen o ''zzzzıtt'' sesi bütün desibeliyle alır adamın aklını. sonra kapı da seslice kapanır insan eliyle müdahale olmaksızın. bu denli ses hiç kediye göre değildir. onlar o çöp kutusu civarından kopmasın mümkünse. hayattan da. yaşasınlar gönüllerince. eve girilir, anne kişisine sesten şikâyet edilir, el yüz yıkanıp klavyeye geçilir. o andan sonraki yazım süreci tam bir kediye göredir. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu. ve sen o yanlış zamanda gördüğüm komşu kızı, azar coşar mı deli gönül bilinmez. bu gözler ah neler görürdeki nelerin siyah atlet dekoltesi arasındaki göğüs kılı olması benim bile hayal gücümü aşar biliyorum. ve kabul ederek soruyorum:
''yanlış zaman, yanlış insan. izledin mi dünya kupası'nda yamal'ı sevdalardan?''
dedim ya, nihat doğan gelsin bizim apartmana da siyah atletimi o görsün, ne bileyim iki türkü okusun ''gırdınnn galbimiii, gel al gönlümüüü'' diye çığırıp apartmanı sallasın da özür dileyip gidip gönlünü alayım nazikçe, saygılıca, aynı zamanda yiğitçe. kabadayılığımla beyefendiliğimi eş zamanlı yürüteyim. razıydım. ama murphy kanunları'nı onca yıl internetten okuyup ezberleyip teorik bilgileri sular seller gibi ezberlemek yetmezmiş. pratikte kalakalırmış senin o atletik ruhun. hep ezberci eğitim hacıdayı. öğrenmek için öğrensen bunlar olmayacak.
ben de o kibar kıza ''size de iyi akşamlar'' der gibi bir kafa sallayışla karşılık verip çıktım apartmandan. havada yağmur kokusu var hafiften. en sevdiğim hava türüdür. yağıp da adamı ıslatmaz, çöl iklimi gibi içini de kurutmaz. toprağın o kokusu çalındıkça burnuma, hayata sıkıca sarılıp bağrıma basasım gelir. çöp tenekesine yol alırken yavaş yavaş, sağımda yıllardır neden var olduğunu anlamadığım zira hiçbir çocuğun gidip kaymadığı ve sallanmadığı küçücük park selâmlar beni. parktan utanmam atletliyken. mahcubiyet hissetmem ona asla. kenarındaki bankta oturmuş birkaç genç görürüm. onlar beni görmez. atletli hâlimin ayırdına varamazlar.
çöpü attığım yerde her zamanki gibi birkaç beyaz kedi karşılar beni tüm masumiyetiyle. gecenin o vaktinde ne ararlar bilinmez. merak da edilmez. zaman kavramları kuşkusuz bizden daha farklı. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu :) tam iki saniye sonraysa bir motor kuryesi geçer yanımdan ve muhtemelen sevgilisiyle tartışmayı aşıp kavgaya varan konuşmalar yapar. kediye hiç mi hiç benzemiyordur uzaktan. illa benzeteceksek kurt deriz ona. hır gürlü, hızlı, maksimalist ve mutsuz :) öyle ki yolun ortasında trafiksizce yavaş yavaş yürüyen adamı kaldırım kenarına geçirir öfkeli sesiyle.
birkaç adım yürünüp eve varılır. dış kapıyı dört basamaklı ve nispeten kolay bir şifreyle açtıktan sonra gelen o ''zzzzıtt'' sesi bütün desibeliyle alır adamın aklını. sonra kapı da seslice kapanır insan eliyle müdahale olmaksızın. bu denli ses hiç kediye göre değildir. onlar o çöp kutusu civarından kopmasın mümkünse. hayattan da. yaşasınlar gönüllerince. eve girilir, anne kişisine sesten şikâyet edilir, el yüz yıkanıp klavyeye geçilir. o andan sonraki yazım süreci tam bir kediye göredir. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu. ve sen o yanlış zamanda gördüğüm komşu kızı, azar coşar mı deli gönül bilinmez. bu gözler ah neler görürdeki nelerin siyah atlet dekoltesi arasındaki göğüs kılı olması benim bile hayal gücümü aşar biliyorum. ve kabul ederek soruyorum:
''yanlış zaman, yanlış insan. izledin mi dünya kupası'nda yamal'ı sevdalardan?''
devamını gör...
türkiye'de rezil olamamak
türkiye o kadar yüzsüz bir ülke ki "nasıl rezil oldum" diye kitap basıp d&r'da satışa koyabilirler.
devamını gör...
hostile
senaryosu mathieu turi tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen film; 2017 yapımlı olduğu bilgisi verilmiş iken başrolde brittany ashworth, grégory fitoussi rol alır iken kadronun devamında ise javier botet, mohamed aroussi, stephanie slama, richard meiman, jay benedict gibi isimler yer almaktadır.

son zamanlarda izlediğim en farklı, en dokunaklı, en iz bırakan filmdi diyebilirim, bazı açılardan mantık hataları barındırdığı görülüyor ama şimdi filmimize geçelim;
film apokaliptik bir çağda hayatta kalmayı başaran genç bir kadın olan
juliette'in mücadelesine, jack ile aşklarına, erzak bulmak için çıktığı bu yolculukta yaratıkların esiri olma durumuna eğiliyor.
juliette, jack ile bir sanat galerisinde tanışıyor, o sanat galerisinin sahibi oymuş, jack herkesten farklı, juliette herkesten farklı, kısa süre içinde aşık oluyorlar ama ilişkileri inişli ve çıkışlı, juliette bir eroin bağımlısı çünkü, başkalarının fark bile etmeyeceği ama jack'in önemsediği, yargılamayacağı biri olduğunu biliyor.
genç kadın yaratıklarla mücadele ederken, hayatta kalmak için mücadele verirken geçmişi hatırlıyor, şimdiki durumunu ve geçmişi onun yaşadığı flashbackler yardımıyla iç içe yansıtıyor filmimiz.
ölümle burun buruna geldiği bu anlarda hep onda en çok iz bırakan anıları hatırladığını görüyoruz, ki bu detay benim için etkileyici nitelikteydi, ölüm geldiğinde ya da öleceğini sandığında hayatının aşkını hatırlamak, hayatının yalnızca ondan ibâret olması, etkileyen, düşündüren durumlardandı.
hatırladığı anılarda onların yeni ev aldıkları, çocuk sahibi olma hayalleri, bir anıda ise hamile olduğu ve doğum ânı gibi şeyler karşımıza çıkıyor.
belki trajik şeyler yaşanacaktır anne olduğu gün, sebebi ise bir zamanlar eroin bağımlısı olması olabilir...
juliette arkadaşlarına telsiz ve çeşitli cihazlar yardımıyla ulaşır, takip cihazını çalıştırması gerekir, aynı zamanda ise bacağı kırılmıştır, bacağına bir şey saplanmıştır ve çıkarmaya çalışırken ölümcül acılar çeker, hayatta kalmak zorundadır.
onun birkaç yaratıkla mücadelesi ile filmimizin sonlarına doğru yaklaşıyoruz.
işte filmin en can alıcı sahnelerinden biri geliyor ve filmimiz sona eriyor...
şimdi ise mantık hataları barındırıyor deme sebebime geçmem gerekirse;
durup dururken apokaliptik çağ ne zaman ve nasıl başladı, nasıl bu hale gelindi?
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konusu etkileyiciydi, oyunculuklar da bence etkileyici düzeydeydi, özellikle de başroldeki isimlerin o duyguyu vermeleri dikkate değer, iz bırakır nitelikteydi.
bende en çok iz bırakan kısım şuydu;
insan ölmek üzere olduğunda hep en sevdiği insanı hatırlıyor, belki de hayatımız en sevdiğimiz insanla olan güzel anılarımızdan ibârettir.
bir sahnede jack onun yüzüne ellerini koyuyor ve son sahnede de yaratık ona aynı hareketi yapıyor, bu da demek oluyor ki...
o yaratık jack'ti...

son zamanlarda izlediğim en farklı, en dokunaklı, en iz bırakan filmdi diyebilirim, bazı açılardan mantık hataları barındırdığı görülüyor ama şimdi filmimize geçelim;
film apokaliptik bir çağda hayatta kalmayı başaran genç bir kadın olan
juliette'in mücadelesine, jack ile aşklarına, erzak bulmak için çıktığı bu yolculukta yaratıkların esiri olma durumuna eğiliyor.
juliette, jack ile bir sanat galerisinde tanışıyor, o sanat galerisinin sahibi oymuş, jack herkesten farklı, juliette herkesten farklı, kısa süre içinde aşık oluyorlar ama ilişkileri inişli ve çıkışlı, juliette bir eroin bağımlısı çünkü, başkalarının fark bile etmeyeceği ama jack'in önemsediği, yargılamayacağı biri olduğunu biliyor.
genç kadın yaratıklarla mücadele ederken, hayatta kalmak için mücadele verirken geçmişi hatırlıyor, şimdiki durumunu ve geçmişi onun yaşadığı flashbackler yardımıyla iç içe yansıtıyor filmimiz.
ölümle burun buruna geldiği bu anlarda hep onda en çok iz bırakan anıları hatırladığını görüyoruz, ki bu detay benim için etkileyici nitelikteydi, ölüm geldiğinde ya da öleceğini sandığında hayatının aşkını hatırlamak, hayatının yalnızca ondan ibâret olması, etkileyen, düşündüren durumlardandı.
hatırladığı anılarda onların yeni ev aldıkları, çocuk sahibi olma hayalleri, bir anıda ise hamile olduğu ve doğum ânı gibi şeyler karşımıza çıkıyor.
belki trajik şeyler yaşanacaktır anne olduğu gün, sebebi ise bir zamanlar eroin bağımlısı olması olabilir...
juliette arkadaşlarına telsiz ve çeşitli cihazlar yardımıyla ulaşır, takip cihazını çalıştırması gerekir, aynı zamanda ise bacağı kırılmıştır, bacağına bir şey saplanmıştır ve çıkarmaya çalışırken ölümcül acılar çeker, hayatta kalmak zorundadır.
onun birkaç yaratıkla mücadelesi ile filmimizin sonlarına doğru yaklaşıyoruz.
işte filmin en can alıcı sahnelerinden biri geliyor ve filmimiz sona eriyor...
şimdi ise mantık hataları barındırıyor deme sebebime geçmem gerekirse;
durup dururken apokaliptik çağ ne zaman ve nasıl başladı, nasıl bu hale gelindi?
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konusu etkileyiciydi, oyunculuklar da bence etkileyici düzeydeydi, özellikle de başroldeki isimlerin o duyguyu vermeleri dikkate değer, iz bırakır nitelikteydi.
bende en çok iz bırakan kısım şuydu;
insan ölmek üzere olduğunda hep en sevdiği insanı hatırlıyor, belki de hayatımız en sevdiğimiz insanla olan güzel anılarımızdan ibârettir.
bir sahnede jack onun yüzüne ellerini koyuyor ve son sahnede de yaratık ona aynı hareketi yapıyor, bu da demek oluyor ki...
o yaratık jack'ti...
devamını gör...
ayı (yazar)
bu eleman da herhalde sözlüğün en çakma delikanlısıydı gerçi aram iyiydi hatta sözlükte ceza almasını bile eleştirmiştim zamanında ancak sürekli horizona değinmesi bundan ego kasması dikkatimi çekmişti başka işi gücü yok mu diye.. daha kendi yüzünü gösteremeyen bir adamın sözlükte bu kadar ego kasıp da daha bir fotoğraf bile paylaşamaması grup fotoğraflarında yüzünü sansürletmesini geçen gün yaşanan patlamayla da yapacağı en fazla şey başka sözlüğe gidip * puşt diye hesap açarak buraya laf yetiştirmesini, kendisi ile alakası olmayan bir konu üzerine soyuma sopuma değinmesine(anama avradıma küfredenlerle beraber) rağmen yakıştıramamıştım . hani yoldaşın gidip eşine laf etmesini kesinlikle onaylamıyorum (zaten yoldaşa o konuda kızgınım) malum benim yüzüme karşı bu soyuma sopuma değinme olayını yapabileceğini de hiç zannetmiyorum ondan eminim zaten böyle şeylere hiç değmez de kendisi yanında bayağı ayı kalıyorum bir de o da var.
devamını gör...
sarıyer'de evleri özel şirkete satılan insanlar
arabik kardeşlerimşze verebil3ceğimiz ywşillik alan lazım
siz de halden anlayın birwz
zaten boğaz öanzaralı gecekondu mu olur mnkym
bırak çaksınlar ilik gibi villaları
siz de halden anlayın birwz
zaten boğaz öanzaralı gecekondu mu olur mnkym
bırak çaksınlar ilik gibi villaları
devamını gör...
sarıyer'de evleri özel şirkete satılan insanlar
muğla, hatay.. buradaki çiftçilere de yerlisine de yaşatılan durum. diplomaya çökülmesi, ata topraklarının emek emek elde edilen arsaların üzerine çökülmesi. doğum belgem ve kitap kurdu belgelerim bende kalırsa sevinirim.
devamını gör...
sözlük meriçi
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
yattın mı
devamını gör...
kekolayzır
ultra dızo
devamını gör...
aşk bodrum'da yaşanıyor
ancak bir şartla bodrumda yaşanan bodrumda kalmalı.
devamını gör...
çaylak kavgası
lan bunkarın hepsini üst üste koyar waffle yapa3ım
devamını gör...
iyi geceler sözlük
şimdi gidip soğuk suyumu alıp balkonda o enerjik cıvıl cıvıl yaz dizimi izleyeceğim. başka bir şey de düşünmeyip biraz enerji depolamalıyım çünkü yarın abiye bakacağım. evet iyi geceler.
devamını gör...
türkiye'de rezil olamamak
o kadar operasyon çocuğu var ki memlwkwtte
operasyon çocuğu olmak sıradan oldu
rezil olmak imkansız
operasyon çocuğu olmak sıradan oldu
rezil olmak imkansız
devamını gör...
